Anahtar kelimeler: Abonman Ttkda Halef Nakli Emtia Nakliyat Eylemden Rücuen Tacir Zamanda

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Dava, Emtia Nakli (Abonman Sözleşmesine Bağlı) Sigortasından dolayı sigorta şirketinin Ticaret Kanunu'na göre halef olmasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olduğunu, Taraflar arasındaki ilişki her iki tarafın da tacir olması ve taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle, aynı zamanda Sigorta Hukuku TTK'da düzenlendiğinden ve TTK'da düzenlenen hususlar ticari iş niteliğinde olduğundan işbu davada Asliye Ticaret Mahkemeleri görevli olduğunu, müvekkili ile dava dışı sigortalı ---------Ş. arasında nakliyat emtia abonman sözleşmesinin akdedildiğini, müvekkili ile dava dışı sigortalı --------Ş. arasında söz konusu nakliyat emtia abonman sözleşmesine bağlı olarak, dava konusu taşımaya ilişkin 20.05.2022 tanzim tarihli ve ---------- numaralı EMTİA NAKLİ (ABONMAN SÖZLEŞMESİNE BAĞLI) SİGORTA POLİÇESİ akdedilmdiğini, ---------Ş.’ ye Sigortalı ----------Ş. tarafından 1 kap, 11 kg --------- emtiası -------- yerleşik --------- adlı firmadan 3.551,95 EURO karşılığında satın alındığını, Satışa konu emtianın nakliyesi,--------- numaralı konişmento ile davalı şirket sorumluluğunda gerçekleştirildiğini, Sigortalı --------Ş. 1 koli/11 brüt kg yedek parça emtiasının davalı tarafından kendisine teslim edilmediğini bildirdiğini, davalı tarafından kargonun kaybolduğu ve yapılan araştırmalar sonucu bulunamadığı yazılı olarak beyan etmiş olduğunu, işbu hasar doğrultusunda --------Ş. zarar gören sigortalısına 65.205,70 TL hasar tazminatının ödendiğini, diğer taraftan davalı malın kendi sorumluluğunda kaybolduğu kabul edilmiş olduğunu, buna ilişkin kısmi ödemenin yapıldığını, yük manifestosunda yer aldığı üzere taşınan malın değeri davalı tarafından bilinmekte olduğunu, bu sebeple kayıp nedeniyle davalı, hasarın tamamından sorumlu olacağını, dava konusu hasar sebebiyle --------ş. tarafından 65.205,70 TL tazminat ödendiğini, müvekkili şirketin, Türk Ticaret Kanunu 1472. maddesi gereğince davalıya rücu hakkı bulunduğunu, dava konusu hasara ilişkin olarak, ---------- sayılı hasar dosyasının açıldığını, müvekkili sigorta şirketinin dava dışı sigortalısı ile imzalamış olduğu nakliye emtia sigorta poliçesi uyarınca meydana gelen hasara ilişkin eksper raporuyla belirlenen toplam 65.205,70 TL tutarında hasar tazminatı ödemesinin yapıldığını, borçlunun Dava konusu icra dosyasına 7.889,21 TL tutarında kısmi ödeme yapmış olduğunu, bakiye kalan 57.316,49 TL'nin davalıya rücu edilmesi gereği ortaya çıktığını, ------- İcra Dairesi ------- E. sayılı dosyasına vaki İTİRAZLARIN 57.316,49 TL alacak açısından iptali ile takibin 19.09.2022 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte devamını, Davalıların en az %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, Yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı yanlara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; uluslararası taşımacılıkta taşıyıcının salt fatura bedelleri üzerinden sorumlu tutulmasının önüne geçmeyi amaçlamakta olduğunu, Aksi halde, “sorumluluk” kapsamında değerlendirme yapılmaksızın sadece fatura bedeline hükmedilen sistemde taşıyıcının kötü niyetli fatura bedeli beyanlarından da kaçınılması mümkün olmayacağını, Böylece işbu kayıp gönderiye ilişkin Müvekkili Şirket’in sorumluluğunun ortadan kalktığını, işbu davanın müvekkili şirket yönünden reddinin gerekmekte olduğunu, davacının, müvekkili şirketten doğrudan ve dolaylı zararlara ilişkin herhangi bir tazminat talebinde bulunması mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde gönderinin kayıp sebebi ile zarara uğradığını, taşıyıcı olarak bu zarardan müvekkili şirketin sorumlu olduğunu iddia ettiğini, müvekkili şirketin Taşıma Kural ve Koşulları (Ek-2: Taşıma Kural ve Koşulları) uyarınca müşteriler gönderilerini teslim ettiklerinde, konşimentoda ve internet sitesinde yer alan işbu koşulları kabul etmiş sayılacaklarını, Ne var ki, Davacı tarafından kabul edilen Taşıma Kural ve Koşulları’na ve mevzuata aykırı olarak kayıp gönderisine ilişkin doğrudan/dolaylı zararı hakkında talepte bulunması tamamen haksız olduğunu, Taşıma Kural ve Koşulları’nın “Üstlenilmeyen Yükümlülükler.” başlıklı 21. maddesi uyarınca da “21.1 TNT aşağıdakiler için hiçbir yükümlülük üstlenmemektedir: b. Alternatif ulaşım yöntemlerinin maliyetleri, gelir, hasılat, kullanım veya kâr, beklenen tasarruf, itibar kayıpları veya fırsat kaybı da dahil olmak üzere, özel, arızi, dolaylı veya nihai zarar ve hasarlar;” şeklinde düzenleme yapıldığından Müvekkili Şirket ile Davacı arasında kararlaştırılan hükümler uyarınca Davacı’nın Müvekkili Şirket’ten doğrudan ve dolaylı zararlara ilişkin talepte bulunması kesinlikle kabul edilmeyeceğini, Basiretli tacir olan Davacının sigortalısı da tüm bu kural ve koşulları kabul etmiş olduğunu, herhangi bir itirazda bulunmadığını, Bu nedenle, işbu doğrudan ve dolaylı zararlar tamamen Davacının kendi sorumluğunda olduğunu, Sayın Mahkemece söz konusu iddia ve taleplerin reddinin gerekmekte olduğunu, -------- Esas,--------- Karar ve 11.07.2018 tarihli kararı; “Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı sigorta şirketine sigortalı şirket tarafından dava dışı şirkete gönderilen emtianın davalı şirket tarafından hava yolu taşımacılığı ile taşındığı, söz konusu emtianın eksiksiz olarak teslim edildiği hususunun davalı tarafından kanıtlanamadığı, taşımanın hava yolu ile yapılmış olması nedeniyle sorumluluk açısından Montreal Konvansiyonunun uygulanması gerektiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtildiği üzere davalı tarafın sorumlu olduğu miktarın 2.489-SDR karşılığı TL olduğu, Montreal Konvansiyonuna göre taşımanın niteliğine göre dolaylı zararların istenmesinin hukuken mümkün olmadığı, davalı taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olduğu kabul edilip 2.489-SDR'nin karar tarihi itibariyle karşılığı olan 16.532-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise taşınmanın niteliği ve sınırlı sorumluluk ilkeleri gereğince reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.”-------- konşimento numaralı gönderinin kaybolmasında Müvekkili Şirketin yalnızca sınırlı sorumluluğundan söz edilebileceğini, bu kapsamda Davacıya ödeme yapılmış olduğunu ve sözleşmesel ilişki kapsamında doğrudan ve dolaylı zararlar talep edilemeyeceğinden tamamen kötü niyetli, haksız, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tüm talepleri ile birlikte reddine karar verilmesini, haksız ve hukuka aykırı davanın tüm ferileri ile birlikte esastan reddini, Davacı’nın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama masraf ve vekalet ücretinin Davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, --------İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyasının Uyap çıktıları, tecrüme evrakları, bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, Emtia Nakli (Abonman Sözleşmesine Bağlı) Sigortasından dolayı sigorta şirketinin Ticaret Kanunu'na göre halef olmasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; Uyuşmazlığın, uluslararası havayolu taşıması sırasında kaybolduğu belirtilen emtia nedeniyle, emtia nakliyat sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacının, bu bedeli rücuen tahsil talebiyle akdi ve fiili taşıyıcı davalıdan talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı, davanın davalı aleyhine başlatılan takibe kısmi itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Tarafların delilleri toplanarak, dosya üzerinden bilirkişi havayolu alanında uzman bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup; bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez bilirkişi raporu tanzim ettirilmiştir.
Dosyada mübrez bilirkişi raporunda özetle; Detayı rapor içerisinde izah edilen nedenlerle, dosyaya mübrez belge ve bilgi ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Dava dışı --------- isimli işletme tarafından, toplam 3.531,95 EUR bedelli olarak kesilen ---------- numaralı ve 13.05.2022 tarihli fatura içeriği uyarınca dava dışı sigortalı --------S. işletmesi ile ---------- işletmesi arasında satış sözleşmesi kurulduğu, Sigortalının bu satış sözleşmesinin İTHALATÇI-ALICI tarafı olduğunun anlaşıldığı, fatura üzerindeki kayıt ile tarafların mutabık kaldığı teslim şeklinin --------- olduğu, Bu noktada ---------- tarafından geliştirilen --------- terimlerinden biri olan ---------- genel hüküm ve işleyiş kurallarına uygun olarak, alıcının taşıma süreci için davalı yan ile anlaştığının tespit edildiği, Davalı yanca kesilen ----------- numaralı, 27-07-2022 tarihli ve toplam 1.886,32 TL navlun bedelli faturanın davacı-sigortalısına kesildiği, Ayrıca davalı yanın organize ettiği ---------- Barkodlu Manifesto içeriği ile taşınmak için satış sözleşmesinde detayları belirtilen 1 kap 11 kg. (brüt) ağırlıktaki emtiayı taşımak için davalı --------- 20.05.2022 tarihinde teslim aldığının gözlendiği, Bu iki veri doğrultusunda Sigortalı ile davalı yan arasında havayolu ile kargo taşımasına dayanan bir taşıma sözleşmesi kurulduğu, ---------- arasında gerçekleştirilecek taşıma işi için anlaşıldığı, davalı yanın bu sürecin AKDİ TAŞIYICI'sı olduğunun sabit olduğu, bu konuda ihtilaf olmadığı, Söz konusu taşıma işinin Montreal Konvansiyonu (MK) hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Dosyaya sunulan ve ----------- Yetkililerince davalıya atılan mail içeriklerinden | kap emtianın taşıma süreci içerisinde kayıp edildiğinin ve araştırma sonucunda herhangi bir bulguya erişilememiş olduğunun kabul edildiğinin gözlendiği, MK Md.4/1-2, Md.7, Md.11 içerikleri doğrultusunda dosyadaki manifesto üzerinden irdeleme yapıldığında senet niteliği taşıdığı, taşıma sözleşmesinin karinesi olduğu, Ortaya çıkan kargo kaybı zararına ilişkin MK Md.18/1 uyarınca taşıyıcının sorumlu olacağı, Uluslararası Taşıma Konvansiyonları açısından (tüm taşıma türleri için), taşıyıcının beyan üzerine taşıma işini organize etmesinden doğan riskini öngörerek taşıyıcıya sınırlı sorumluluk hakkının tanındığı, Yine konvansiyonlar açısından bakıldığında sınırlı sorumluluk hakkından taşıyıcının faydalanamayacağı temelde iki durumun öngörüldüğü, bunların “taşıyıcının pervasızlığı, özensizliğine denk fiilleri sebebiyle sınırlı sorumluluk hakkının kaybı” veya “taşıyıcının tazminat yükünü sorumluluk sınırı üstüne çıkarmak için yapılacak özel fayda beyanı” olarak kategorize edilebileceği, “Mevcut dosyadaki olayda, taşıyıcının kendisine temel edimi doğrultusunda teslim edilen yükü/kargoyu kaybettiği, bu doğrultuda genel içtihatler, lojistik sektöründeki operasyonel işleyiş ve organizasyon sorumluluk gözetildiğinde taşıyıcının temel ve en önemli ifa süreci olan taşıma işi için aldığı yükü kayıp ettiği, bu kaybın kaynağı veya yükün akıbeti ile ilgili izahat sunamadığı durumda görüşümüzce kusurunun ağır özensizlik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, elbette bunun hukuki ölçüsünün ve geçerliliğinin takdirinin mahkemede olacağı, “Buna karşın karayolu, denizyolu, demiryolu ve ulusal taşıma mevzuatında ağır kusur sebebiyle sınırlı sorumluluk hakkının kaybına ilişkin hükümlerin yer aldığı, bakıldığında MK içerisinde de Md.22/5 uyarınca bu hükmün var olduğu, ancak hüküm içerisinde atıf yapılan hususların MK Md.22/1-2 ile yalnızca yolcu taşımacılığı ve bagaj taşımacılığına ilişkin olduğu, dolayısıyla kargo taşımasını kapsamadığı, bu noktada MK kapsamındaki kargo taşımalarında kargo taşıyıcısının ağır kusuruna gidilemeyeceği sonucuna ulaşıldığı, ” Dolayısıyla tarafımızca da ağır kusur gerektiren bir husus söz konusu ise de; hukuk işleyişi açısından davalı taşıyıcının sınırlı sorumluluk hakkının bu yönden devam Ettiği, ” Manifestoda yer alan fatura bedeli kaydının ise özel fayda beyanı niteliği taşıdığı iddialarına irdelendiğinde; özel fayda beyanının usulen taşıyıcıya açık ve net şekilde yazılı olarak yapılması gerektiği; temel mantığının taşıyıcının zarar söz konusu olduğunda karşı karşıya kalacağı tazminat tutarını arttıran bir hamle olması sebebiyle artan riskine karşılık bir ek ödeme ve/veya sigorta gibi maliyetlere katlanıp katlanmayacağını araştırmasına dayandığı,” Taşıyıcının ek ödeme talep etmesinin zorunlu olmadığı, ancak artan riski karşısında ek ödeme talep ediyorsa da, bu ödemenin yapılmasının özel fayda beyanının işleyiş koşullarından biri haline geleceği, “Mevcut olayda yalnızca fatura bedelinin manifestoda yer almasının, taşıyıcıya tazminat tutarını yükseltmek maksadıyla yazılı olarak yapılan bir özel fayda talebi doğrultusunda kaleme alınan bir bilgi olduğunun ispata muhtaç kaldığı, bu şekilde bir bildirim yapıldıysa dahi taşıyıcının ek ücret talep edip etmediğinin de ortaya koyulması gerekebileceği, ” Dolayısıyla mevcut halde, görüşümüzce aksi ispat edilene kadar fatura bedelinin manifestoda yazmasının yalnızca taşıyıcıya standart ve olağan lojistik süreçlerinin işleyişinde yük ile ilgili yapılan genel bir bilgilendirme ve/veya gümrük süreçleri için gerekli olup iletilen bir bilgi niteliği taşıyacağı, “Tüm budeğerlendirmeler neticesinde, davalı taşıyıcının mevcut olaydaki zarar karşısında sınırlı sorumluluk hakkının olduğu, bu noktada 242 SDR sınırlı sorumluluk üst limiti hesaplandığı, bu limitin üzerindeki zararlarda taşıyıcının tazminat sorumluluğunun 242 SDR karşılığı kadar olacağı, Örnek hesaplamanın da rapor içerisinde yapıldığı, sonuç ve kanaatini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile dava dışı sigortalı ---------ş. arasında nakliyat emtia abonman sözleşmesinin akdedildiği, söz konusu nakliyat emtia abonman sözleşmesine bağlı olarak, dava konusu taşımaya ilişkin 20.05.2022 tanzim tarihli ve ---------- numaralı Emtia Nakli (abonman Sözleşmesine Bağlı) Sigorta Poliçesi akdedildiği, --------Ş.’ye sigortalı --------ş. tarafından 1 kap, 11 kg ------ emtiası ---------- yerleşik ---------- adlı firmadan 3.551,95 EURO karşılığında satın alındığı, davadışı sigortalı tarafından dava konusu malın kendisine teslim edilmediğinin bildirildiği, bu bildirim üzerine davacının kendi sigortalısına poliçe kapsamında yaptığı ödemeyi davalıdan rücuen talep ettiği, davalının davacı iddialarını inkarla davanın reddini talep ettiği görülmüştür.Davacı tarafça kendi sigortalısına ödenen 65.205,70 TL'nin davalıdan tahsili için davalı aleyhine --------İcra Müdürlüğünün ------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının icra dairesine 7.889,21 TL tutarında kısmi ödeme yaptığı, kalan kısım için borca, faize ve takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin o miktar için durduğu ve eldeki davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Davacı tarafça kendi sigortalısına ödenen bedelin yasal düzenleme ve sözleşmeler uyarınca kadri maruf olup olmadığı hususunun tespiti için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Dosyadaki deliller, beyanlar ve bilirkişi raporundan; Dosya konusu taşıma sürecinin -------- ile ------- arasındaki uluslararası havayolu ile eşya taşımacılığı örneği olduğu, bu nedenle söz konusu taşıma süreci Montreal Konvansiyonu kapsamında ele alınması gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir. Bu noktada davalı yanın uğranan zarardan sorumlu olacağı sabit olup nitekim bu hususta da bir ihtilaf söz konusu değildir. İhtilaf esasen söz konusu zarar tutarı, sınırlı sorumluluk hakkının uygulama alanı bulup bulmayacağı ile ilişkindir. Belirtmek gerekir ki, taşıyıcı, kendisine özel fayda beyanı ile yazılı ürün bedeli bildirilmesi durumunda; ürünün sigortalatılması veya kendi risk seviyesindeki artış dolayısıyla oluşabilecek yüksek maliyetlere karşı ekstra bir ödeme talep edebilme hakkına sahiptir. Ancak ek ücretin taşıyıcı tarafından talep edilmesi durumunda; taşıyıcının sorumlu olacağı tazminat miktarının arttırılması açısından tek başına yeterli olmayacak, talep edilen ücretin taşıyıcıya ödenmiş olması tazminat miktarının artışı için bir koşul haline gelecektir. Mevcut olayda, taşıyıcının kendisine iletilen doğrudan yazılı bir özel fayda beyanı sonucunda manifestoya mal bedeli kısmının yazıldığı görülmemiş, taşıyıcının da kendisine iletilen bir fayda beyanı olduğuna yönelik ek ücret talebinde bulunduğuna dair dosyaya bir delil sunulmamıştır. Ayrıca, fatura bedelinin manifestoda yer alması, genel olarak gümrük süreçleri veya taşıyıcıya yapılan yüke ilişkin genel bilgilendirme niteliği taşıyacağı, taşıyıcının mevcut olaydaki zarar karşısında sorumluluğu MK Md.22/3 uyarınca sınırlı olduğu, bu doğrultuda sınırlı sorumluluk üst limiti bilirkişi marifeti ile hesaplandığında, davalının sorumlu olacağı bedelin, icra dosyasına ödediği bedelin altında kaldığı görüldüğünden davacının reddine karar verilmiş, dosya kapsamından davacının icra takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın reddine,
2- Davalının kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcından başlangıçta alınan 635,36 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 96,64 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davadan önce gidilen ara buluculukta devletçe karşılanacak olan 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333 ve gider avansı tarifesinin 5. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra ilgili tarafa iadesine,
Dair karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde -------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!