Anahtar kelimeler: Salı Dairece Kazasından Kesinlik Şartı Eksiklikleri Uyularak Bozmaya Taleplerinin Sayisi
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de taraf vekillerince duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma taleplerinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 16.09.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü murafaalı temyiz eden davacı adına Av. ... ile davalı adına Av. ... geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; meydana gelen iş kazasından dolayı müvekkililinin iş göremezliğe uğrayacak şekilde yaralandığı, kazanın oluşumunda davalıların kusurlu olduklarından bahisle dava dilekçesinde hangi kalemleri kapsadığını belirtmeden 210.282,45 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Dairemizin bozma kararından sonra davacı vekili 18.01.2025 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat istemlerini 2.337.725,63TL’ye arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde davalı şirketin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, kusurun davacıda olduğunu, davacının asansör montajında kullanılacak malzemeleri taşımak için asansör boşluğuna kurulmuş bulunan ve kati suretle kendilerinin binmemesi ve kullanmaması gereken karkas asansörün üzerinde bindiğini ve kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... San. ve Tur. Tic. Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir. Dairemizin bozma kararından sonra adı geçen bu davalı yönünden tefrik kararı verilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ilk kararında özetle iş kazasının meydana gelişinde davalı ... şirketinin %30, davalı ... Şirketinin %45, davacı sigortalının ise %25 oranında kusuru olduğu, kazadan dolayı davacı sigortalının %30,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı kabulünden hareketle 210.282,45 TL iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminat ile 35.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, yol gideri ve tedavi masrafına ilişkin açılan davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 26.03.2024 tarihli kararı ile temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin somut olayda, davalılardan (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde .. Şti.'nin iflasının dava açılmadan önce Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.06.20 11... /38 Esas sayılı kararı ile açıldığı, keyfiyetin Ticaret Sicil Gazetesi’nin 27.09.2011 tarih ve ... sayılı nühasında yayınlandığı, adı geçen davalının iflasının dava tarihinden önce açılmasına karar verildiği gözetilerek bu şirket yönünden kayıt kabul davası olarak yargılama yapılmak üzere görevli ve yetkili Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilebilmesi için davanın tefrik edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 08.04.2025 tarihli kararla iş kazası nedeniyle davacının %32,20 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda davacının %25, davalı ... Şirketinin %45, hakkındaki dava tefrik edilen ... Şirketinin %30 oranında kusurlu oldukları kabulünden hareketle davacı lehine 2.337.725,63 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin geçirdiği iş kazasına dayalı maluliyet oranının %30,20’nin çok üzerinde bulunduğunu, maddi tazminat yönünden hesaba esas alınan ücret seviyelerinin hatalı olduğunu, müvekkilinin henüz 17 yaşındayken geçirdiği kaza sonrasında ağır maluliyetine rağmen lise ve yüksekokulu bitirerek meslek sahibi olduğunu, yüksekokulu bitirene kadar geçen dönem için yapılan gerçek zarar hesabında esas alınan verilerin yerinde olmakla birlikte meslek sahibi olduktan sonraki gelir ve kazanç durumunun geleceğe etkili şekilde hesaplamalara esas alınmasının zorunlu olduğunu, 07.06.2006 tarihli iş kazasının meydana gelmesinde müvekkilinin yaşı, iş deneyimi, işçi sağlığı ve iş güvenliği hükümlerine uygun iş ve işlemlerin işverenlerce yapılmamış olması, yük taşıma konusunda eğitilmemesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği koruyucu malzeme ile ekipmanlarının verilmemiş olması ve 18 yaşında hayat ve çalışma deneyimi bulunmayan bir birey olması gibi nedenler birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığının açık olduğunu, buna rağmen dosya kapsamında alınan kusur raporlarında müvekkiline önce %10, sonrasında ise %25 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, %25 kusur oranının müvekkilinin tarafı olmadığı ve savunma ile delillerini sunamadığı bir rücu davasında belirlenen oran olduğunu, bu nedenle kabul edilemez ve fahiş nitelikte bulunduğunu, bu kusur oranına göre yapılan maddi tazminat hesaplamalarının müvekkilini ağır hak kaybına uğrattığını, müvekkilinin yol ve tedavi giderleri taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, ayrıca dosya kapsamında yapılan yargılama giderlerinin eksik hesaplandığını ve bazı bilirkişi masrafları ile harç ve giderlerin yargılama giderlerine dâhil edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun hatalı tespit edildiğini, sürekli iş göremezlik oranının hatalı belirlendiğini, belirsiz alacak davasında baştan itibaren faiz işletilmesi nedeniyle davacının hem faiz almasına hem de güncel asgari ücret üzerinden alacağa hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı bir durum oluşturduğunu, davacı yan tarafından sunulan 18.01.2025 tarihli ıslah dilekçesinin dosya kapsamındaki ikinci ıslah dilekçesi niteliğinde bulunduğunu ve dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olsa dahi iki kez talep belirler dilekçe verilmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımı itirazlarının göz önüne alınmadığını, oysa dava belirsiz alacak davası olarak açıldıktan sonra ilk talep belirler dilekçenin verilmesiyle birlikte zamanaşımını kesen miktarın bu dilekçede belirtilen miktarla sınırlı olduğunu ve bundan fazlasına hükmedilen alacağın zamanaşımına uğradığını, tazminatın bir cezalandırma aracı olmayıp bir giderim aracı olduğunu, bu nedenle hem faiz hem de güncel asgari ücret esas alınarak tazminat hesaplanmasının cezalandırmaya dönüşen bir uygulama teşkil ettiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, bozma ilamı dışında kalan hususların kesinleştiğini ve bu hususlarda artırım yapılmasının mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dosya kapsamından, Kurum Sağlık Kurulu tarafından davacının sürekli iş göremezlik oranının %32,20 olarak tespit edildiği, Mahkemece alınan 19.03.2021 tarihli hesap raporunda bu oran üzerinden hesaplama yapıldığı, davalı vekili tarafından bu hesap raporunu dayanak alan ilk mahkeme kararına karşı istinaf itirazları ileri sürülürken sürekli iş göremezlik oranına itiraz edilmediği, buna karşılık davacı vekili tarafından aşamalarda ibraz edilen istinaf ve temyiz dilekçelerinde sürekli iş göremezlik oranına itiraz edildiği anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtayın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde iş kazasının 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usûlüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usûlüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, açıklanan prosedür işletilmeksizin davacının sürekli iş göremezlik oranını %30,20 olarak tespit eden Kurum Sağlık Kurulu kararı hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde sonuca gidilmesi yerinde görülmemiştir.
Yapılacak iş, davacının, geçirdiği iş kazasına ilişkin tüm tıbbi evraklar temin edildikten sonra sırasıyla SGK Yüksek Sağlık Kurulundan ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor alınması; mevcut raporlar arasında çelişki oluşması halinde ise raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından, iş göremezlik oranının %30,20 veya daha az belirlenmesi halinde yeniden hesap raporu alınmasına gerek olmadığını, hali hazırda hükmedilen kadar maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğini gözetmek, %30,20 oranının üzerinde bir oran belirlenmesi halinde ise yeniden hesap raporu almak ve çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre temyiz eden tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Davacı vekili yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, davalı vekili yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!