Anahtar kelimeler: Cezayirde Alüminyum Doğrama Cephe Ustası Tatilleri Günlerinde Dış Anadolu Ulusal
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.04.2015-10.09.2016 tarihleri arasında davalının Cezayir'de bulunan işyerinde alüminyum dış cephe alüminyum doğrama ustası olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmalar yaptığını ancak ücret ödemelerinin yapılmadığını; ayrıca 2016 yılı Mayıs ayından itibaren ücret ödemelerinin de yapılmadığını ileri sürerek ihbar tazminatı ile ücret, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu alacaklardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, hafta tatili yapılmaksızın fazla çalışma yapılması iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, haksız faiz taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili Şirket çalışanı olmayan davacının müvekkili ... Şirketi nezdinde herhangi bir özlük evrakının mevcut olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 18.07.2016-06.09.2016 tarihleri arasında çalıştığı, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenle tazminat gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin ispatlanamadığı, ödenmeyen alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı ve tanık beyanlarından davacının haftada 14,25 saat fazla çalışma yaptığının kabulü ile hesaplama yapılarak sonuca gidilmesi gerektiğinden davacının bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, dosyada bulunan belgeler ve davalı beyanlarından davalı ile dava dışı şirket arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalı ... Şirketinin asıl işveren konumunda olduğu, davacının fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalıştığını ispat ettiği, ödenmeyen ücret alacağının bulunduğu gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Proje yapımının anahtar teslimi iş olacak şekilde ... Şirketine devredilmesi sebebiyle müvekkili Şirketin davacının alacaklarından sorumlu olmadığını,
2. Hükme esas alınan hesaplamalarda davacının ücretinin hatalı hesaplandığını,
3. Davacı tanıklarının müvekkili Şirkete karşı davalarının olduğunu, ihtilaflı tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamalara itibar edilmemesi gerektiğini, davacının hafta tatili yapmaksızın ve dinlenmeksizin fazla çalışma yaptığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
4. Verilen kararda talep aşımı yapıldığını,
5. Yapılan indirim oranının az olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanması ile bu alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!