Anahtar kelimeler: Davaalacak Şasi Makinasının Satımdan Satımı Edimleri Getirmiş Bedelli Düşen Varılmış

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:███████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket temsilcisi konumunda bulunan ... ile 27.07.2023 Tarihinde yapılan sözleşme uyarınca ; ... Ve ... Şasi numaralı 2 adet iş makinasının alım satımı konusunda anlaşmaya varılmış olup, davacı kendisine düşen edimleri yerine getirmiş olup öncelikle davalı şirketin banka hesabına 27.07.2023 tarihinde 1.600.000.TL, 14.07.2023 tarihinde 200,000-TL ödeme yaptığını, ayrıca;
-20.11,2023 Tarihli 2.000.000.TL Bedelli ... Numaralı Çek
-30.11.2023 Tarihli 500.000.TL Bedelli ... Numaralı Çek
-15.12.2023 Tarihli 1.250.000.TL Bedelli ... Numaralı Çek
-15.10.2023 Tarihli 500.000.TL Bedelli ... Numaralı Çek
-25.10.2023 Tarihli 500.000.TL Bedelli ... Numaralı Çek
-20.10.2023 Tarihli S00.000.TL Bedelli ... Numaralı Çekleri sözleşme ile birlikte davalılardan ...'a teslim etmiş akabinde; Davalı ...'ın talebi doğrultusunda ... plaka sayılı araç davalı ...'ın abisinin oğlu aynı zamanda sigortalı çalışanı olan ..'ye ...Noterliğinin 27.07.2023 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı araç satış sözleşmesi ile devri verildiğini, davacı edimlerini yerine getirmesine rağmen iş makinesinin teslim edilmediğini, sözleşme konusu iş makinesinin zamanında teslim edilmemesi nedeni ile uğranan zarara istinaden iş makinasının geç teslimi nedeni ile uğranan zarar ve dava konusu iş makinesi bedeline istinaden şimdilik 30.000-TL'nin tazmini ile temerrüt tarihinden işleyecek en yüksek faiz oranı ile birlikte yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin bu dava yönünden görevsiz olduğunu, Davacı tarafın dava dilekçesinde iş makinelerinin teslimi hakkında çelişkili ifadeler yer aldığını, iş makinesinin devri davacı...'in talebi doğrultusunda kendisinin yakın çevresinde olan kişiye vekaleten yapıldığını, Davacı tarafın müvekkile teslim ettiğini iddia ettiği çekler müvekkile teslim edilmediğini, davacının göndermiş olduğu ihtarnamede muhatap tarafından eksiklik olduğunu, huzurdaki dava ticari dava olarak adledilemeyeceğini, bu sebeple bu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini,
esasa ilişkin Müvekilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirmiş, Davacı taraf kötü niyetli hareket etmiş, ticari faaliyette kendisini bulundurmuş ancak devralan kişi olmaktan kaçınmıştır, 3. şahısları devreye sokarak devirleri kendi istediği kişilere sağladığını, devirleri kendisinin almadığını iddia ederek haksız ve fazladan talepte bulunduğunu, davanın reddini talep etmiştir.
Sözleşmenin incelenmesinde; 27.07.2023 tarihli sözleşmede... ile ... arasında ... şasi numaralı makine için 2 aylık 1.500.000-TL bedelli çek yazılacağı, 2 makine için 260.000 Euro fiyat belirlendiği, karşılığında ... araç devralındığı ve 1.800.000-TL alındığı, 5.800.000-TL toplam mal bedeli olarak anlaşıldığı, belirlenen kurun 30,00-TL olarak anlaşıldığı, kurun üstüne çıkması durumunda ur farkı tahsil edileceği hususunda ... imzalı 27.07.2023 tarihli sözleşme bulunduğu görülmüştür.
Araç Satış Sözleşmesi
: .... Noterliği'nin 27.07.2023 tarih ... yevmiye sayılı Araç Satış Sözleşmesi ile... plakalı ... marka aracın ... tarafından ...'ye 910.000,00-TL bedelle satışına ilişkin olduğu görülmüştür.
İhtarname
: ... 21. Noterliği 19.12.2023 tarihi ... yevmiye sayılı ihtarname ile... tarafından ...'a 27.07.2023 tarihli anlaşma kapsamında belirtilen şartlar nedeni ile çekilen ihtarname olduğu, 27.07.2026 tarihli anlaşma şartlarını içeriği görülmüştür.
... Bankası 31.05.2024 tarihli müzekkere cevabında; ... nolu çekin 15.12.2023 tarihinde ... tarafından, ... nolu çekin 18.10.2023 tarihinde ... tarafından, ... nolu çekin 20.10.2023 tarihinde ... ... tarafından, ... nolu çekin 5.10.2023 tarihinde ... tarafından, ... nolu çekin 01.12.2023 tarihinde ... tarafından, ... nolu çekin 20.11.2023 tarihinde ... tarafından ibraz edilerek tahsilat işlemleri gördükleri bildirilmiştir.
Bilirkişi heyetinin 01.06.2025 tarihli 9 sayfadan ibaret raporunda özetle; taraflar dava dosyası haricinde kanuni defterlerine ait belge paylaşımında bulunmadıklarından, tüm değerlendirme dava dosyası üzerinden yapıldığını, makinelerin teslim edilmemesi nedeniyle davacının 1.501.500 TL net kar kaybının mevcut olduğunu belirtmişlerdir.
Bilirkişi heyetinin 09.10.2025 tarihli 13 sayfadan ibaret ek raporunda özetle;
- TEKNİK DEĞERLENDİRME;
1) 85 iş günü için net kazanç kaybı 1.275.000 — 1.800.000 TL aralığında olduğunu, Ortalama 12.500,00-TL. Kabul edilen günlük kiralama bedeli üzerinden, 85 gün için 1.487.500 TL olduğunu,
2) Kur hükmünün yalnızca 2.500.000 TL'lik kısma uygulanacağının kabulü halinde, Euro kurunun 30,00-TL. Olarak belirlenmiş olduğu da dikkate alınarak kur farkı 1.250.000 TL olarak hesaplandığını,
- MALİ DEĞERLENDİRME;
3) Dava döneminde Davacı tarafın Kanuni Defter Kayıtlarının Açılış kayıtlarının Kanun öngördüğü süreler içinde yaptığı, Noter Kapanış kaydının yaptırılmadığı, Davacı lehine delil olma kuvvetine sahip olup olmadığı konusunda nihai kararın Sayın Mahkemeye ait olacağı,
4) Davacı tarafından paylaşılan, Dava dosyasında yer alan ve paylaşılan Kanuni defterlerine göre Davacı tarafın 7.050.000 TL'a Davalı ... Malzemeleri ve İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nden Alacaklı olduğu,
5) Davacı tarafından paylaşılan mali bilgilere göre Davalı ... Malzemeleri ve İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nden 7.050.000.- TL Cari hesaptan kaynaklı Alacaklı iken ilave olarak Devredilen ... marka araç bedeli olan 1.550.000.- TL daha Davacı Alacağına sözleşme kapsamında ilave edilince Davacının Toplam Alacağının (Cari hesap/7.050.000 TL ... Araç devri/ 1.550.000 TL—) 8.600.000.-TL Davacı tarafın Alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
- GENEL DEĞERLENDİRME;
Taraflar arasında 27.02.2023 tarihinde imzalanan sözleşme hükümleri, yapılan ödemeler, sözleşmenin ifa edilmemesi ve oluşan zarar miktarına ilişkin deliller birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı tarafın sözleşme kapsamında ifa yükümlülüklerini yerine getirdiği belirtilmiştir.
Islah; davacı vekili 28.10.2025 tarihli dilekçesi ile 1.487.500.TL net kar kaybı ve Cari hesap nedeniyle 7.050.000.TL ile ... Araç devri için 1.550.000.TL olmak üzere 10.087.500.TL olarak değerlendirilmesini, dava dilekçesinde belirtilen şekilde ıslah ettiğini;10.087.500.TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dilekçesi davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Dava, taraflar arasında kurulan iş makineleri taşınır sözleşmesi gereğince davalı satıcının satılan iş makinesinin davalı alıcıya süresinde teslim edilmemesi ve geç teslimden kaynaklı olarak davacı tarafın bedel iadesi ve kar kaybı istemine ilişkindir.
Somut olaya gelindiğinde;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili... ile davalılar arasında 27.07.2023 tarihinde ... ve ... şasi numaralı 2 adet ... marka iş makinesinin satımına ilişkin yazılı sözleşme akdedildiğini, sözleşme bedelinin 260.000 Euro olarak kararlaştırıldığını, Euro kurunun 30,00 TL olarak sabitlendiğini ve kur farkı hükümlerinin sözleşmede ayrıca düzenlendiğini belirtmiştir. Davacı vekili devamla, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki ödeme yükümlülüklerinin tamamını yerine getirdiğini, bu çerçevede 14.07.2023 tarihinde 200.000 TL ve 27.07.2023 tarihinde 1.600.000 TL olmak üzere toplam 1.800.000 TL banka havalesi yaptığını, toplam 5.250.000 TL tutarında 6 adet çeki davalı ...'a elden teslim ettiğini ve 1.550.000 TL değerinde ... marka aracı 27.07.2023 tarihli noter satış sözleşmesiyle davalılara devrettiğini ileri sürmüştür. Tüm bu edimlerin ifasına karşın davalıların sözleşme konusu iş makinelerini müvekkiline teslim etmediklerini, 19.12.2023 tarihli ... 21. Noterliği ihtarnamesi ile davalı ...'a sözleşme konusu edimlerin 3 iş günü içerisinde yerine getirilmesinin ihtar edildiğini, buna rağmen teslimin gerçekleşmediğini, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını bildirerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren en yüksek faiz oranıyla birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili bilirkişi raporunun sunulmasından sonra verdiği 28.10.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 10.087.500 TL olarak ıslah etmiş, bu tutarın 8.600.000 TL'sini ödenen bedelin iadesi, 1.487.500 TL'sini yoksun kalınan kâr tazminatı olarak belirlemiş ve dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faizle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle mahkemenin görevsiz olduğunu, TTK m.4/1 gereği ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın da tacir olması gerektiğini, davacının tacir sıfatını taşımadığını ve ... Ticaret Odası'nın 13.02.2024 tarihli yazısında davacının tacir kaydının bulunmadığının bildirildiğini, bu nedenle davanın görev yönünden usulden reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Esasa ilişkin olarak davalılar vekili, sözleşme konusu iş makinelerinin davacı...'in kendi talebi doğrultusunda davacının yakın çevresinden ... isimli şahsa vekaleten teslim edildiğini, davacının makineleri kendi üzerine almak istemediğini ve ...'e vekalet çıkartılmasını talep ettiğini, müvekkili ...'ın ...'i arayarak makine devrinin yapılıp yapılmadığını sorduğunu ve olumlu cevap aldığını, bu görüşmenin ...'in rızasıyla ses kaydına alındığını belirtmiş ve ...'in tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. Çeklere ilişkin olarak davalılar vekili, çeklerin müvekkiline hiç teslim edilmediğini, söz konusu çeklerin sözleşme dışı farklı bir iş makinesi ticaretine ilişkin olarak teklif edildiğini ve davacının sonra vazgeçtiğini savunmuştur.
Davalılar vekili ayrıca, davacı vekilinin dava dilekçesinde "iş makinasının zamanında teslim edilmemesi" ve "geç teslimi nedeniyle uğranılan zarar" ifadelerini kullandığını, bu ifadelerin makinelerin teslim edildiğini açıkça kabul ettiğini, davacının kötüniyetli hareket ettiğini ve hiçbir zararın doğmadığını ileri sürerek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi ek raporuna karşı ise davalılar vekili beş ayrı başlık altında itiraz etmiş; ... araç devri sürecinin görmezden gelindiğini, davacının ticari defterlerinin kapanış tasdikinin yapılmamış olmasının makineleri teslim aldığını gizleme amacı taşıdığını, zarar hesabında gerçek teslim tarihi yerine hukuka aykırı ihtar tarihinin esas alındığını, WhatsApp mesajlarının bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini ve davacının makineleri satmaya razı olduğunu gösteren yazışmanın dikkate alınmadığını bildirmiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, müvekkilinin Kahramanmaraş Ticaret Odası'nda tacir kaydının bulunduğunu ve davalının yanlış ticaret odasına sorgu yaptırdığını, sözleşme konusu makinelerin hiç teslim edilmediğini, dava dilekçesindeki ifade karışıklığına açıklık getirerek "esasen meramımız makinaların hiç teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazminini talep etmekteyiz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosya kapsamı, dilekçe teatileri ve duruşma tutanakları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında 27.07.2023 tarihinde makine satım sözleşmesi akdedildiği, sözleşme konusunun ... ve ... şasi numaralı 2 adet iş makinesi olduğu ve sözleşme bedelinin 260.000 Euro olarak kararlaştırıldığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine davacının 14.07.2023 ve 27.07.2023 tarihlerinde toplam 1.800.000 TL banka havalesi yaptığı davalılarca inkâr edilmemiş olup dekontlarla sabittir. ... Noterliği aracılığıyla araç devrinin gerçekleştirildiği ve 19.12.2023 tarihinde ... 21. Noterliği kanalıyla ihtarname gönderildiği konularında da çekişme yoktur.
Buna karşılık, çeklerin davalıya teslim edilip edilmediği, iş makinelerinin davacıya teslim edilip edilmediği, davalının ileri sürdüğü vekaleten teslim iddiasının ispatı, zarar miktarı ve davalıların sorumluluk statüsü çekişmeli vakıalar olarak belirlenmiştir. Bu vakıalar aşağıda sırasıyla tartışılmıştır.
Davalılar vekili, davacının tacir sıfatını taşımadığını ileri sürerek mahkememizin görevsiz olduğunu savunmuş ve ... Ticaret Odası'nın 13.02.2024 tarihli yazısını delil olarak sunmuştur. Bu savunma üzerine ... Ticaret Odası'na müzekkere yazılmış ve gelen cevapta davacı...'in bu odada tacir kaydının mevcut olduğu bildirilmiştir. TTK m.4/1 gereği her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın ticari işletmeyi ilgilendirmesi şartları karşılanmış olup mahkememiz görevlidir. Görevsizlik itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı, sözleşme kapsamında toplam 5.250.000 TL tutarında 6 adet çeki davalı ...'a elden teslim ettiğini iddia etmiş; davalı ise çeklerin hiç teslim alınmadığını, farklı bir ticari işleme ilişkin olduğunu savunmuştur. Bilirkişi heyetince yapılan incelemede, ..., ..., ..., ..., ... ve ... numaralı çeklerin fotokopileri üzerinde "elden teslim aldım" ibaresinin, ...'ın T.C. kimlik numarasının ve imzasının yer aldığı tespit edilmiştir. Bu tespit kök raporda ortaya konmuş ve ek raporda da korunmuştur. Çek belgeleri üzerindeki fiziki imza ve kimlik numarası tespiti, el yazısı ile atılmış "elden teslim aldım" beyanıyla birlikte değerlendirildiğinde, davalının soyut inkârı ve çeklerin farklı bir işleme ait olduğu yönündeki savunması inandırıcı bulunmamıştır. Çeklerin sözleşme kapsamında davalı ...'a teslim edildiği sabit görülmüştür.
Davanın çekirdeğini oluşturan uyuşmazlık, sözleşme konusu 2 adet ... iş makinesinin davacıya teslim edilip edilmediğidir. Davacı makinelerin hiç teslim edilmediğini iddia etmiş, davalılar ise makinelerin davacının talebi doğrultusunda ... isimli üçüncü kişiye vekaleten teslim edildiğini savunmuştur. Bilirkişi heyeti hem kök raporda hem de ek raporda davalı tarafın sözleşme konusu makineleri teslim etmediğini tespit etmiştir. Her iki rapor da teslim yapılmadığı sonucuna varmış, ancak davalının vekaleten teslim savunması aşağıda değerlendirilecektir.
Sözleşme gereği teslim yükümlülüğü davalıda olup, borcun ifa edildiğini savunan tarafın bunu ispatlaması gerekmektedir. Davalılar vekaleten teslim iddiasını ispatlamak amacıyla ...'in tanık olarak dinlenmesini, ses kaydının delil olarak kabulünü ve WhatsApp mesajlarının değerlendirilmesini talep etmiştir. Bu deliller aşağıda ayrı ayrı incelenmiştir.
Davalının vekaleten teslim savunması, sözleşmede öngörülen ifa şeklinin değiştirilmesine ilişkin bir hukuki işlem iddiası niteliğindedir. Sözleşmede davacıya teslim kararlaştırılmışken, makinelerin üçüncü kişiye vekaleten teslim edilmesi, edimin ifa şeklinin ve muhatabının değiştirilmesi anlamına gelmekte olup bu değişiklik yeni bir hukuki düzenleme oluşturur. Sözleşme bedeli 260.000 Euro olup ifa şeklinin değiştirilmesine ilişkin hukuki işlem de bu bedelle orantılı tutarda olduğundan, HMK m.200 uyarınca- senetle ispat zorunluluğu bulunmaktadır.
HMK m.201 gereği senede karşı ancak senetle ispat yapılabilir; yazılı sözleşmeyle kararlaştırılmış ifa şeklinin tanık beyanıyla değiştirildiğinin ileri sürülmesi bu kurala aykırıdır. HMK m.202 kapsamında ise delil başlangıcının varlığı araştırılmıştır. HMK m.202/2 uyarınca delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Vekaleten teslim iddiası davacıya karşı ileri sürüldüğünden, delil başlangıcının davacıdan neşet etmesi gerekmektedir.
Davalının bu kapsamda dayandığı deliller ayrı ayrı incelenmiştir:
Davalı, ... aracının devrine ilişkin WhatsApp mesajını delil olarak sunmuştur. Bu araç, zaten 27.07.2023 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya 1.550.000 TL bedel karşılığında devredilen araçtır. Davalının iddiasına göre bu araç daha sonra davacının talebi üzerine geri verilmiş, akabinde davacı bu aracın satışı için ...'ya vekalet verilmesini istemiştir. Davalı bu durumu, davacının vekaleten işlem yaptırmayı tercih ettiğinin ve dolayısıyla makinelerin de vekaleten teslim edilmesini istediğinin delili olarak göstermeye çalışmıştır. Ancak bu mesaj davacıdan neşet etmekle birlikte, içeriği sözleşme konusu aracın devri sonrası sözleşme kapsamından çıkan aracın daha sonra - ancak hangi ilişkiden ve neden olduğu anlaşılamayan- araç devri işlemine ilişkin olup makine teslimi hukuki işlemiyle doğrudan ilgisi bulunmamaktadır; farklı bir hukuki işleme ait belge, vekaleten makine teslimi iddiası için delil başlangıcı oluşturmaz.
Davalı, 22.09.2023 tarihli satış vekaletnamesi ile sözleşme konusu ... makinelerin ...'e vekalet verilerek davacının istediği kişiye teslim edildiğini, böylece makine teslim yükümlülüğünün tam olarak yerine getirildiğini ispat etmeye çalışmıştır. Bu vekaletname ile davalı, makine tesliminin gerçekleştiğini ve davacının bu durumu bilerek kabul ettiğini kanıtlamak istemiştir. Ancak davalının dayandığı 22.09.2023 tarihli satış vekaletnamesi, davalı tarafından ... Limited Şirketi üzerinden düzenlenmiş olup davacıdan neşet etmemiştir; HMK m.202'nin "karşı taraftan kaynaklanan belge" koşulunu karşılamamaktadır.
Davalı, davacının müvekkil yeğenine 09.09.2023 tarihinde gönderdiği "bak siz vermediğiniz diye başka yerden aldı" mesajını delil olarak sunmuştur. Bu mesaja dayanarak davalı, davacının bir yandan dava konusu makinelerin teslim edilmediğini iddia ettiğini, ancak diğer yandan davalıyla başka bir makine ticareti için irtibat kurmaya devam ettiğini ileri sürmüştür. Davalı bu durumu "olağan hayat akışına aykırılık" olarak nitelendirmiş ve davacının 19.12.2023 tarihli ihtarının kötü niyetli olduğu sonucuna varmıştır.
Davalı aynı mantık zincirini, 31.10.2023 tarihli bir başka WhatsApp mesajıyla da desteklemeye çalışmıştır. Bu mesajda müvekkil yeğeni davacıya "Abi senin makineyi satmayı düşünüyor musun amcam (...) soruyor geçenler öyle bir konu geçmiş" yazmış, davacı "olur" şeklinde karşılık vermiştir. Davalı bu yazışmayı, tarafların uyuşmazlığa rağmen ticari ilişkiyi sürdürdüğünün ve davacının ihtarının samimi olmadığının kanıtı olarak sunmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, söz konusu mesajlar bağlamı anlaşılamayan kısa ifadeler olup birden fazla anlama gelebilecek niteliktedir:
- "Bak siz vermediğiniz diye başka yerden aldı" ifadesinde "aldı" diyen kişinin kim olduğu, "başka yer"in neresi olduğu, kastedilenin dava konusu makineler mi yoksa farklı bir ticari işlem mi olduğu mesajın kendisinden kesin olarak anlaşılamamaktadır.
- 31.10.2023 tarihli mesajda "senin makineyi satmayı düşünüyor musun" ifadesinin dava konusu makinelere mi yoksa başka bir makineye mi atıfta bulunduğu da tek başına bu mesaj metninden net değildir.
- Her iki mesaj da doğrudan davacı ile davalı arasında değil, müvekkil yeğeni aracılığıyla gerçekleşen dolaylı yazışmalardır.
Bu belirsizlikler bir yana bırakılsa dahi, davalının bu mesajlardan çıkardığı "kötü niyet" sonucu, dosyanın bütünü ile birlikte değerlendirildiğinde tutarlılık taşımamaktadır.
Davalı, davacının uyuşmazlık yaşadığı bir kişiyle yeniden ticari irtibat kurmasını olağan hayatın akışına aykırı bulmakta ve buradan kötü niyet sonucu çıkarmaktadır. Ancak ticari hayatta tarafların bir konuda uyuşmazlık yaşarken başka konularda iş ilişkisini sürdürmeleri sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Nitekim bu dosyanın kendisi, ticari ilişkilerin ne denli karmaşık ve çok katmanlı olabildiğinin somut örneğidir:
- Sözleşmede yalnızca davalı ...'ın imzası bulunmasına rağmen, bedelin bir kısmı ...'a şahsen, bir kısmı ise davalı ... Malzemeleri ve İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'ne ödenmiştir. Ticari hayatın olağan akışına aykırılık arayan davalının, öncelikle kendi tarafındaki bu durumu izah etmesi beklenir.
- Davalı, cevap dilekçesinde davacının teslim ettiğini iddia ettiği çeklerin müvekkile teslim edilmediğini, davacının ticaretten vazgeçtiğini ve çeklerin farklı bir iş makinesi ticaretiyle ilgili olduğunu beyan etmiştir. Ancak yargılama sürecinde yapılan incelemede çeklerin davalı tarafça alındığı anlaşılmıştır. Bu durum, davalının dosya kapsamındaki beyanlarının güvenilirliğini ciddi şekilde sarsmaktadır.
-Makinelerin devri, sözleşmenin tarafı olmayan ... LİMİTED şirketi üzerinden gerçekleştirilmiştir. Yine aracın devri, davacı...'ten değil ...'ten alınmış, iade ise davacının yönlendirdiği üçüncü kişiye yapılmıştır.
Görüldüğü üzere bu dosyada her iki taraf da üçüncü kişiler, farklı şirketler ve dolaylı işlemler aracılığıyla ticari ilişkilerini yürütmüştür. Böyle bir ortamda, davacının uyuşmazlık sürerken davalıyla dolaylı bir ticari irtibat kurmuş olmasını "olağan hayata aykırı" ve "kötü niyetin kanıtı" olarak nitelendirmek, dosyanın kendi gerçekliğiyle bağdaşmamaktadır. Davalının bu argümanı, ticari ilişkilerin doğasını ve bizzat kendi tarafının işlem yapış biçimini görmezden gelen, seçici bir değerlendirmedir.
Davalı, 31.10.2023 tarihli bu mesajda davalının yeğeninin davacıya "makineyi satmayı düşünüyor musun" sorusuna davacının "olur" cevabını, davacının o tarihte sözleşme konusu makinelere sahip olduğunun ve bu makineleri satmayı düşündüğünün kanıtı olarak da sunmuş, böylece makinelerin daha önce kendileri tarafından teslim edilmiş olduğunu ispat etmeye çalışmıştır. Ancak bu mesaj, varsayımsal olarak bir maddi vakıayı gösterebilir nitelikte ise de ispat edilmek istenen hukuki işlemi, yani tarafların vekaleten teslim konusunda anlaştıklarını muhtemel göstermemektedir; ne makinesi ve hangi makineden bahsedildiği belirsiz olup sözleşme konusu ... makineler olduğu kanıtlanamamıştır.
Tüm bu hususlarda en teme sorun zaten dosyamızda davalının delil olarak sunduğu WhatsApp mesajları incelendiğinde: 09.09.2023 tarihli "bak siz vermediğiniz diye başka yerden aldı" mesajı, davacı... tarafından davalının yeğenine gönderilmiştir; davalı ...'a veya ... A.Ş.'ye değil. 31.10.2023 tarihli "Abi senin makineyi satmayı düşünüyor musun" mesajı ise davalının yeğeni tarafından davacıya gönderilmiş, davacı "olur" şeklinde karşılık vermiştir. Her iki yazışmada da muhatap ve gönderen taraflardan biri davalının yeğeni olup, bu kişi ne sözleşmenin tarafıdır ne de tarafların hukuki temsilcisidir. Davalının yeğeni, HMK m. 202/2 anlamında davacının "temsilcisi" sıfatını taşımamaktadır. Dolayısıyla davacı tarafından davalının yeğenine gönderilen mesajlar, "kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge" niteliğini taşımamaktadır. Bu nedenlerle yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.
Davalının sunduğu ses kaydı, HMK m.199 kapsamında belge niteliğinde olmakla birlikte, davalı ... ile ... arasında gerçekleştirilmiş bir telefon görüşmesidir. Davacı... bu görüşmede taraf olmayıp, ses kaydı davacıdan neşet etmemiştir. HMK m.202 uyarınca delil başlangıcı, 'kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge' olmalıdır. Davalı ile üçüncü kişi arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesi, davacının katılımı veya onayı olmaksızın yapıldığından davacıdan kaynaklanan bir belge niteliği taşımaz. Bu nedenle ses kaydı, vekaleten teslim hukuki işlemi için HMK m.202 anlamında delil başlangıcı oluşturmaz. Senetle ispat zorunluluğu bulunan bu halde, delil başlangıcı olmaksızın tanık dinlenmesi de mümkün olmadığından, ses kaydının tek başına ispat değeri bulunmamaktadır.
Defter kapanışı eksikliğinin makinelerin gizlenmesi amacı taşıdığına ilişkin ikinci itirazda davalı, davacının ticari defterlerinin kapanış tasdikini yaptırmamasının, makineleri teslim aldığını bilerek defter kayıtlarına yansıtmadığının göstergesi olduğunu savunmuştur. Bilirkişi ek raporuyla davacının ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal sürede yapıldığı, ancak kapanış tasdikinin yaptırılmadığı tespit edilmiştir. Davacının defter kapanış tasdikinin bulunmamasının yarattığı hukuki sonuç, TTK m.222 ve Yargıtay'ın yerleşik içtihadı gereğince, bu defterlerin yalnızca sahibi lehine delil olarak kullanılamamasıdır. Başka bir ifadeyle, kapanış tasdiki eksik defterler davacının kendi iddialarını ispatlamak bakımından zayıf niteliktedir; ancak bu eksiklik tek başına davacı aleyhine bir karinenin doğmasına yol açmaz.
Davalının, davacının eksik kapanış tasdikli defterlerinden kendi lehine sonuç çıkarabilmesi, yani bu defterleri davacı aleyhine delil olarak kullanabilmesi ise, TTK m.222 kapsamında davalı ... Malzemeleri ve İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş.'nin kendi ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının eksiksiz yaptırılmış olmasına bağlıdır. Ticari defterlerin delil değeri karşılıklı olup, kendi defterlerini usulüne uygun tutmayan tarafın karşı tarafın defter eksikliklerinden lehine argüman üretmesi hukuken korunan bir durum değildir. Dosya kapsamında davalı şirketin ticari defterlerini ibraz etmediği bilirkişi raporuyla sabittir; bilirkişi heyeti "tarafların dava dosyası haricinde kanuni defterlerine ait belge paylaşımında bulunmadıklarını" açıkça tespit etmiştir. Bu durumda davalının, davacının defter kapanış eksikliğinden hareketle "makineler teslim alındı ama kayıtlara yansıtılmadı" sonucuna varılmasını istemesi, hem defterle ispat kurallarının karşılıklılık ilkesiyle hem de ispat yükü dağılımıyla bağdaşmamaktadır.
Vekaleten teslim iddiası HMK m.200 gereği senetle ispat edilmesi gereken bir hukuki işlem olup, davacıdan neşet eden yazılı delil başlangıcı da mevcut değildir. Tanık dinlenmesine yasal olanak bulunmamakta, ses kaydı ve WhatsApp mesajları da yukarıda açıklanan nedenlerle ispata yeterli görülmemektedir.
Davacının makinelerin hiç teslim edilmediği iddiası bilirkişi raporlarıyla desteklenmekte olup davalıların vekaleten teslim savunması ise senetle ispat edilememiş, yazılı delil başlangıcı bulunamamış, tanık dinlenmesi talebi reddedilmiş, ses kaydı ve WhatsApp mesajları ispata yeterli görülmemiştir. Sözleşme konusu 2 adet ... iş makinesinin davacıya teslim edilmediği sabit görülmüştür.
Davalılar vekili, davacı vekilinin dava dilekçesinde "iş makinasının zamanında teslim edilmemesi" ve "geç teslimi nedeniyle uğranılan zarar" ifadelerini kullandığını, bu ifadelerin makinelerin teslim edildiğinin kabulü niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde bu hususa açıklık getirerek "esasen meramımız makinaların hiç teslim edilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazminini talep etmekteyiz" şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava dilekçesindeki ifade karışıklığı, davacının gerçek iradesinin "hiç teslim edilmediği" yönünde olduğunu ortaya koyan cevaba cevap dilekçesiyle açıklığa kavuşmuştur. Kaldı ki davacının netice-i talebinde makine bedelinin iadesini istemesi, teslim almadığına dair iradesini açıkça teyit etmektedir. Bu savunma yerinde görülmemiştir.
Bilirkişi kök raporunda davacının toplam ödemesi 6.000.000 TL olarak hesaplanmıştır. Taraf itirazları üzerine alınan ek raporda bu hesaplama yeniden yapılmış ve davacının toplam alacağının 8.600.000 TL olduğu tespit edilmiştir. Ek raporda bu tutar "7.050.000 TL cari hesap alacağı + 1.550.000 TL araç devri bedeli" olarak ifade edilmiştir. "Cari hesap alacağı" terimi bilirkişi heyetinin kullandığı muhasebe terminolojisi olup, hukuki nitelendirme HMK m.33 gereği mahkemeye aittir. Mahkememizce bu 7.050.000 TL tutarının bileşenleri incelenmiş ve tutarın 1.800.000 TL banka havalesi ile 5.250.000 TL çek tesliminden ibaret olduğu, yani sözleşme bedelinin ödenmesine yönelik nakdi edimler toplamı olduğu tespit edilmiştir. 1.550.000 TL ise sözleşmede kararlaştırılan araç devri ediminin bedelidir. Davacının toplam ödemesinin 8.600.000 TL olduğu banka dekontları, bilirkişi çek teslim tespiti ve noter araç satış sözleşmesi ile sabit görülmüştür.
Bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal sürede yapıldığı, ancak kapanış tasdikinin yaptırılmadığı tespit edilmiştir. TTK m.84 uyarınca kapanış tasdiki eksikliği defterin tek başına kesin delil olma niteliğini ortadan kaldırmakla birlikte, defterler banka dekontları, çek belgeleri ve noter sözleşmesi ile desteklendiği ölçüde delil niteliğini korumaktadır.
Davalılar vekili bilirkişi ek raporuna beş ayrı başlık altında itiraz etmiştir.
... araç devri sürecinin eksik incelendiğine ilişkin birinci itirazda davalı, ... aracının devredildikten sonra davacının talebiyle geri istendiğini, WhatsApp mesajıyla satış vekaleti çıkartılmasının talep edildiğini ve aracın 01.08.2023 tarihinde üçüncü kişiye satıldığını ileri sürmüştür. Bu itirazda belirtilen savunmalar yukarıda zaten irdelenmiştir.
Defter kapanışı eksikliğinin makinelerin gizlenmesi amacı taşıdığına ilişkin ikinci itirazda davalı, davacının ticari defterlerini kapatmamasının makinelerin alındığını gizlemek amacı taşıdığını savunmuştur. Bu itirazda belirtilen savunmalar yukarıda zaten irdelenmiştir.
Davalının üçüncü itirazında, bilirkişinin zarar hesabında 19.12.2023 tarihli ihtarnameyi esas almasının hatalı olduğu ileri sürülmüştür. Davalıya göre "makineler, 22.09.2023 tarihli satış vekaletnamesinin düzenlenmesiyle davacı tarafa teslim edilmiş olup, bu tarihten sonra davacının makineden mahrum kaldığından söz edilemez. Dolayısıyla bilirkişinin gecikme süresini ve kâr kaybını ihtar tarihinden itibaren hesaplaması yerinde değildir."
Bu itirazın kabul edilebilmesi için, öncelikle davalının vekaleten teslim iddiasını ispat etmiş olması gerekmektedir. Oysa yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, vekaleten teslim iddiası HMK m. 200 ve m. 202 kapsamında yeterli delille desteklenememiştir. Teslimin gerçekleştiği ispat edilemediğine göre, hukuki açıdan makineler davalının uhdesinde kalmaya devam etmiştir. Bu durumda davacının makinelerden mahrum kaldığı sürenin başlangıç noktası olarak TBK m. 117 uyarınca temerrüdü başlatan ihtar tarihinin esas alınması hukuken doğrudur. İspat edilemeyen bir vakıaya dayalı olarak zarar hesabının yeniden düzenlenmesi talep edilemeyeceğinden, bilirkişinin ihtar tarihini baz alarak yaptığı gecikme süresi ve kâr kaybı hesaplamasında isabetsizlik görülmemiştir.
WhatsApp mesajlarının dikkate alınmadığına ilişkin dördüncü itirazda davalı, HMK m.199 kapsamında WhatsApp mesajlarının belge niteliğinde olduğunu ve bilirkişinin bunları görmezden geldiğini bildirmiştir. Bu itirazda belirtilen savunmalar yukarıda zaten irdelenmiştir.
Makine satma konuşmasının görmezden gelindiğine ilişkin beşinci itirazda davalı, 31.10.2023 tarihli mesajda davacının makine satmaya razı olduğunu ve bu tarihte makinelerin elinde bulunduğunun kanıtlandığını ileri sürmüştür. Bu itirazda belirtilen savunmalar yukarıda zaten irdelenmiştir.
Tüm bu itirazlar yukarıdaki gerekçelerle yerinde görülmemiştir.
Davacının sözleşme kapsamındaki edimlerini ifa ettiği ve davalıların karşı edimlerini ifa etmediği yukarıda tespit edilmiştir. TBK m.117 uyarınca borçlu, muaccel bir borcunu ifa etmezse alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Davacı 19.12.2023 tarihli ... 21. Noterliği ihtarnamesi ile davalı ...'a sözleşme konusu edimlerin 3 iş günü içerisinde yerine getirilmesini ihtar etmiş, mehil süresinde ifa gerçekleşmemiştir. Bilirkişi heyeti hem kök raporda hem de ek raporda TBK m.117 kapsamında temerrüdün oluştuğunu değerlendirmiştir. Davalıların temerrüde düştüğü sabittir.
İhtarnamenin yalnızca davalı ...'a gönderilmiş olup ... A.Ş.'ye ayrıca ihtar edilmemiş olması hususu değerlendirilmiştir. Sözleşmede ... hem aslen hem de şirketi temsil eden yönetici konumundadır. ... A.Ş. sözleşmenin fiili tarafı olarak banka hesabına ödeme almak suretiyle sözleşmeyi kabul etmiş olup, aşağıda açıklanacağı üzere birlikte borçlu konumundadır. Bu nedenle ihtarnamenin her iki davalı bakımından da geçerli olduğu sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasında akdedilen 27.07.2023 tarihli sözleşme, 6098 sayılı TBK m.207 ve devamı maddeleri kapsamında taşınır mal satımı niteliğindedir. Sözleşme bedelinin bir kısmı araç devri, bir kısmı nakdi ödeme şeklinde kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin geçerliliği taraflar arasında çekişmesizdir.
Borçlunun temerrüdü halinde TBK m.125 alacaklıya üç seçimlik hak tanımaktadır: aynen ifa ve gecikme tazminatı isteme (m.125/I), aynen ifadan vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteme (m.125/II) ve sözleşmeden dönerek menfi zararın tazminini isteme (m.125/III). Bu üç seçimlik hak birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurur. İkinci seçimlik hak kullanıldığında sözleşme ayakta kalır ve müspet zarar talep edilir; üçüncü seçimlik hak kullanıldığında ise sözleşme geriye etkili olarak ortadan kalkar ve yalnızca menfi zarar istenebilir, yoksun kalınan kâr talep edilemez.
Davacı vekilinin dilekçelerinde bu seçimlik haklardan hangisini kullandığı açıkça belirtilmemiştir. Ancak HMK m.33 gereği hâkim Türk hukukunu resen uygular ve hukuki nitelendirmeyi yapmak mahkemenin görevidir. Tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalara ve talep sonucuna bağlı kalınmak kaydıyla, taleplerin hukuki nitelendirmesi mahkememize aittir.
Davacının talep kalemleri birlikte incelendiğinde hem ödenen bedelin iadesinin hem de yoksun kalınan kâr tazminatının talep edildiği görülmektedir. Sözleşmeden dönme halinde alacaklı yalnızca menfi zararını, yani sözleşme hiç yapılmasaydı uğramayacağı zararı talep edebilir; bu kapsamda yoksun kalınan kâr istenemez. Oysa davacının talepleri arasında 1.487.500 TL yoksun kalınan kâr da yer almaktadır. Bu durum, davacının sözleşmeden dönme iradesinin bulunmadığına ve TBK m.125/II kapsamında ifa yerine tazminat talep ettiğine işaret etmektedir. Taleplerin tamamı müspet zarar çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Sözleşmede 2 adet ... marka iş makinesinin bedeli 260.000 Euro olarak yani döviz olarak kararlaştırılmıştır. Sözleşmedeki kur artışı hükmü, ödemenin TL ödeme miktarı ile sabitlenmesi nedeniyle kur artışı durumunda sigorta olarak davalı lehine getirilmiş bir düzenleme olup, davacı açısından sözleşme bedelinin Euro olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Sözleşme tarihinde (27.07.2023) Euro kuru 30,00 TL olup TL karşılığı 7.800.000 TL'dir. Temerrüt tarihinde (19.12.2023) ise TCMB Euro kuru 31,85 TL olup sözleşme bedelinin TL karşılığı 8.281.000 TL'ye yükselmiştir. İş makineleri gibi ağır sanayi emtiasının Euro bazlı piyasa değerinin, enflasyonist ortamda sözleşme bedelinin altına düşmesi olağan hayat tecrübesine ve ticari teamüllere uygun düşmemektedir. Bu itibarla, ifa edilmeyen edimin temerrüt tarihindeki değerinin en az 8.281.000 TL olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacının toplam ödeme ve edim ifası tutarı olan 8.600.000 TL, bu bedeli aşmakta ise de aradaki fark kur farkı alacağıyla açıklanabilir niteliktedir. Sonuç olarak, davacının talep ettiği 8.600.000 TL'lik bedel iadesi ile 1.487.500 TL kâr kaybı, birlikte müspet zarar kapsamında değerlendirilmiş olup, alacaklının müspet zararının tamamını değil bir kısmını talep etmesinde HMK m. 26 gereği hukuki engel bulunmamaktadır.
Sözleşmede 2 adet ... marka iş makinesinin bedeli 260.000 Euro olarak yani döviz olarak kararlaştırılmıştır. Sözleşmedeki kur artışı hükmü, ödemenin TL ödeme miktarı ile sabitlenmesi nedeniyle kur artışı durumunda sigorta olarak davalı lehine getirilmiş bir düzenleme olup, davacı açısından sözleşme bedelinin Euro olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Davacının ödediği ve bilirkişi ek raporuyla tespit edilen 8.600.000 TL (7.050.000 TL cari hesap alacağı + 1.550.000 TL araç devri), sözleşme kapsamında ifa edilen edimlerin toplamını oluşturmaktadır. Davacı, ifa yerine tazminat kapsamında, ifa edilmeyen edimin değeri yerine ödediği bedelin iadesini talep etmiştir.
Müspet zarar hesabında "ifa edilmeyen edimin değeri" kavramı, sözleşme konusu malın piyasa (rayiç) değerini ifade eder. Somut olayımızda -belirli vade tarihi bulunmamakla- temerrüt tarihindeki piyasa değerinin esas alınması gerekmektedir. TL olarak talep edilen miktarın piyasa değerinin altında kalacağı da bedelin Euro olmasına göre rayiç değerinde Euro olacağı ve eflasyon nedeniyle bilinmektedir.
Alacaklının müspet zararının tamamını değil bir kısmını talep etmesinde hukuki engel bulunmadığından (HMK m.26), zararı "bedel" olarak nitelendirmesi Mahkememizin müspet zarar nitelendirmesini ortadan kaldırmamaktadır. HMK m.26 gereği mahkeme taleple bağlıdır; alacaklının zararının tamamını değil bir kısmını talep etmesinde hukuki engel bulunmadığından, bu tercih müspet zarar nitelendirmesini ortadan kaldırmamaktadır.
Müspet zarar ile menfi zarar birlikte talep edilemez; alacaklı ya sözleşmeyi ayakta tutarak müspet zararını ya da sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilir. Davacının tüm talepleri müspet zarar olarak nitelendirildiğinden, bu ilkeye aykırılık bulunmamaktadır.
Ödenen bedelin iadesi bakımından; bilirkişi ek raporuyla davacının toplam 8.600.000 TL ödeme ve edim ifası gerçekleştirdiği tespit edilmiş olup bu tespit banka dekontları, çek teslim belgeleri ve noter satış sözleşmesiyle desteklenmektedir. Bu tutar müspet zarar kapsamında ifa edilmeyen edimin değerinin altında kalan kısmi talep olarak kabul edilmiştir.
Yoksun kalınan kâr bakımından; bilirkişi ek raporunda sözleşme tarihi olan 27.07.2023 ile ihtarname tarihi olan 19.12.2023 arasındaki dönemde 85 iş günü tespit edilmiştir. Bilirkişi heyeti emsal piyasa verileri ve makinelerin günlük kiralama bedellerini araştırarak 1.275.000 TL ile 1.800.000 TL arasında bir aralık belirlemiş, günlük ortalama 12.500 TL kiralama bedeli kabul ederek 85 iş günü için toplam 1.487.500 TL net kâr kaybı hesaplamıştır. TBK m.50 hükmü uyarınca zarar miktarının tam olarak ispat edilemediği hallerde hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun olarak belirleyebilir. Bilirkişi hesabının emsal piyasa verilerine dayandığı, makinelerin günlük kiralama bedellerinin makul bir ortalama üzerinden belirlendiği ve hesaplama döneminin sözleşme ile ihtarname arasındaki süreyle sınırlı tutulduğu gözetildiğinde, 1.487.500 TL kâr kaybı tazminatı hakkaniyete uygun ve sözleşme ihlaliyle doğrudan ilişkili bulunmuştur.
Sözleşmede yer alan kur farkı düzenlemesine göre Euro kurunun 30,00 TL'nin üzerine çıkması halinde yalnızca 2.500.000 TL tutarındaki kısma TCMB günlük kuru üzerinden kur farkı uygulanacaktır. Bu hüküm davalı lehine bir koruma mekanizması olup, ancak sözleşmenin ifa edilmesi, yani makinelerin teslim edilmesi halinde işlerlik kazanabilir niteliktedir. Sözleşme konusu makineler teslim edilmediğinden, kur farkı hükmünün uygulama şartı olan ifa gerçekleşmemiştir. Bu nedenle kur farkı meselesi davaya etkili görülmemiş ve ayrıca inceleme yapılmasına gerek duyulmamıştır.
Sözleşmede davalı ... kendi ismi altına attığı imza bulunmakta olup, yetkilisi olduğu şirket adına da attığı bir imza bulunmamakta ise de sözleşmenin fiili icrası farklı bir tablo ortaya koymaktadır.
Davacının banka havaleleri olan toplam 1.800.000 TL, "... ön ödeme" ve "... Telhender iş makinası peşinatı" açıklamalarıyla doğrudan ... Malzemeleri ve İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. hesabına yatırılmıştır. Davalı ...'ın aynı zamanda ... A.Ş.'nin yetkilisi olması, sözleşmenin şahsi olarak imzalanmasına rağmen şirket hesabı üzerinden ifanın kabul edilmesini açıklamakta ve iki davalı arasındaki organik bağı ortaya koymaktadır. Her iki davalı yargılama boyunca aynı vekil ile ortak savunma yapmış ve birlikte hareket etmiştir. Bunun da ötesinde, hiçbir davalı pasif husumet itirazında bulunmamıştır.
TBK m. 19 gereği bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Bu hüküm uyarınca sözleşme metninde yalnızca ...'ın isminin yer alması tek başına belirleyici olmayıp, sözleşmenin icrası sırasındaki fiili durum da göz önünde bulundurulmalıdır. Davalı ..., sözleşmeyi bizzat imzalayarak asli borçlu sıfatını kazanmıştır. ... A.Ş. ise sözleşme bedelinin bir kısmını doğrudan kendi banka hesabına tahsil ederek sözleşmenin ifasına fiilen katılmış ve sözleşme ilişkisinin asli tarafı haline gelmiştir. ...'ın hem sözleşmeyi şahsen imzalayan taraf hem de bedelin yatırıldığı şirketin yetkilisi olması, iki davalının sözleşme ilişkisinde birbirinden bağımsız değil, aksine iç içe geçmiş bir şekilde hareket ettiğini göstermektedir.
Her iki davalının da sözleşmenin asli borçlusu olarak kabul edilmesi karşısında, sözleşmeden doğan teslim borcunun ifasından müteselsilen sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır. Sözleşmenin akdi sürecinde ...'ın şahsi olarak sözleşmeyi imzalaması, aynı kişinin yetkilisi olduğu ... A.Ş.'nin sözleşme bedelini tahsil etmesi, her iki davalının yargılama boyunca ortak savunma yapması ve pasif husumet itirazında bulunmayarak borç ilişkisinin tarafı olduklarını zımnen kabul etmeleri bu sonucu desteklemektedir.
TBK m.26 gereği sözleşmelerin yorumunda tarafların gerçek ve ortak iradesi aranır. Sözleşme metnindeki isim tek başına belirleyici olmayıp, sözleşmenin icrası sırasındaki fiili durum da göz önünde bulundurulmalıdır. Davalı ... sözleşmenin doğrudan tarafı olarak asıl borçludur. ... A.Ş. ise sözleşmenin fiili tarafı sıfatıyla banka hesabına sözleşme bedelinin bir kısmını alarak sözleşme ilişkisini kabul etmiştir. TBK m.61 uyarınca birden fazla kişi aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olduğunda, hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde müteselsilen sorumlu tutulabilir. Sözleşmenin akdi ve icrası sürecinde ...'ın şahsi olarak ve ... A.Ş.'nin kurumsal olarak birlikte hareket ettiği, pasif husumet itirazında bulunmayarak borç ilişkisinin tarafı olduklarını zımnen kabul ettikleri gözetildiğinde, her iki davalının sözleşmeden doğan borcun müteselsilen sorumlusu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde -ihtarda belirtilen sürenin sonundan itibaren değil de daha az olacak şekilde- dava tarihinden itibaren en yüksek ticari faiz talep etmiştir. Davanın ticari nitelikte olduğu sabit olup, 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince ticari işlerde temerrüt faizi olarak avans faiz oranı uygulanacaktır. HMK m.26 uyarınca taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde faiz başlangıcı dava tarihi olan 05.02.2024 olarak belirlenmiştir.
Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan maddi vakıalar, toplanan deliller, delil tartışması ve hukuki gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 27.07.2023 tarihli geçerli bir makine satım sözleşmesi akdedildiği, davacının sözleşme kapsamındaki edimlerinin tamamını ifa ettiği, davalıların ise sözleşme konusu 2 adet ... iş makinesini teslim etmediği, davalıların vekaleten teslim savunmasını HMK m.200, m.201 ve m.202 hükümleri çerçevesinde ispat edemediği, TBK m.117 uyarınca davalıların temerrüde düştüğü, davacının TBK m.125/II kapsamında ifa yerine tazminat hakkının doğduğu, bilirkişi ek raporuyla tespit edilen 8.600.000 TL ödeme iadesi ve 1.487.500 TL yoksun kalınan kâr tazminatının dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu, her iki davalının birlikte borçlu sıfatıyla müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu sabit görülerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜYLE 8.600.000 TL ifa edilmeyen edimin değeri (bedel iadesi) ve 1.487.500 TL kar kaybı olmak üzere toplam 10.087.500,00-TL'nin 30.000,00-TL sinin dava tarihinden fazlasının ise 28.10.2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 689.077,12-TL ilam harcından peşin alınan 173.000,00-TL ıslah harcı ve 512,33-TL peşin harç toplamı olan 173.512,33-TL'nin mahsubu ile bakiye 515.564,79-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 173.000,00-TL ıslah harcı, 512,33-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 173.939,93-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 1.014.375,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 1.738.882,50-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ....
e-imzalıdır
Üye ..
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!