Anahtar kelimeler: Çizilecek Sitenin Projeye Başkan Yazim Katip Eser Bursa Parselini Üye

T.C. BURSA ... .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: .../...
KARAR NO
: .../...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... (...).
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: ....
NUMARASI
: .../... Esas, .../.... Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...-.
DAVALI
: ... - ...
VEKİLİ
: Av. ...-.
DAVA
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: ....
KARAR YAZIM TARİHİ
: ....
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ile davalı arasında; ........... parselini teşkil eden taşınmazın imar durumuna göre davalının isteği doğrultusunda çizilecek projeye göre 64 adet daire ve 16 adet işyerinden oluşan bir sitenin davacı müvekkilince inşası konulu, 13.03.2018 tarihinde akdedilen ".........Sözleşmesi" isimli 22 maddelik bir inşaat sözleşmesinin mevcut olduğunu, söz konusu sözleşmenin işin teslimi isimli 14. maddesinde özetle müteahhit müvekkilinin en geç 36 ay içerisinde yapı kullanma izin belgesini almaya hazır olacak biçimde işi bitirmeye ve mal sahibine teslime mecbur olduğunu ve mücbir sebep olmadığı takdirde inşaat ruhsatını 6 ay içinde alacağının belirlendiğini, tüm bu anlatılanlara rağmen davalı tarafın, 09.12.2021 tarihli .... ....Noterliği kanalı ile göndermiş olduğu ihtarnamede sözleşmenin resmiyet kazanamadığını ve davacı müvekkilinin ruhsat almamasına bağlı olarak inşaata başlanamadığı gerekçesi ile sözleşmenin hükümsüz olduğunu, tarafları bağlamadığını ihtar ettiğini ancak söz konusu ihtarın haksız olduğunu, zira sözleşmenin 20. maddesi uyarınca bir kusurun veya aksaklığın öncelikle davacı müvekkiline ihtarname kanalıyla bildirilmesi gerektiğini, davalı taraf sözleşmeyi haksız şekilde fesih ettiğinden dolayı, müvekkilinin ödemiş olduğu mimari proje bedeli, belediye ve diğer resmi kurumlara yapılan ödemelerin davalı tarafça ödenmesi gerekirken bu bedellerin hiç birinin ödenmediğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 100-TL'nin faizi ile birlikte belirsiz alacağın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; Davanın taraflar arasında akdedilen düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı alacak istemli dava olup, davalı arsa maliki olduğu, tacir olmadığı, dolayısıyla her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı.." kanaatiyle davaya konu olayla ilgili yargılama yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olduğuna, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan belirsiz alacak istemli açılan davada, mahkemenin görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya uygun olmadığını belirterek, yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını ve istinafa ilişkin taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf sebepleri ile sınırlı dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda;
Dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaya göre, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi davacı ........ şti. ile davalı gerçek kişi (arsa sahibi) arasında imzalanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde kanuni düzenleme olmalıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlık için özel bir düzenleme bulunmadığından davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. İşin ticari iş olması davanın doğrudan ticaret mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Çünkü ticari iş ve ticari dava kavramları tümüyle örtüşen kapsamlar içermemektedir. Davacı, ticari şirket ise de davalı arsa sahibi tacir olmadığından her iki tarafın tacir olma koşulu gerçekleşmediği ve işinde münhasıran sayılan ticari işlerden de olmadığı anlaşıldığından davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesi görevli olduğu kabul edildiğinden mahkemenin bu yöndeki görevsizlik kararı yasal ve yerinde olup davalı vekilinin istinaf taleplerinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin ... ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarihli, .../... esas, .../... karar sayılı kararında yasaya aykırı bir durum bulunmadığından Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 179,90 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL’nin mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf başvurusu sırasında yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Karar tebliği işlemlerinin 7035 sayılı yasa ile değişik 6100 HMK 359/3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.nun 353/1-b.1 ve 362/1-a maddeleri gereğince KESİN olmak üzere █████/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!