Anahtar kelimeler: Asılbirleşen Nizip Tescilsiz Ölenin Motosiklet Çift Taraflı Desteğinden Destek Kalma
4. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
MAHKEMESİ
: Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E. ████████ K.
Mahkeme kararı asıl/birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; 08.09.2009 tarihinde sürücü destek ... idaresindeki tescilsiz ve trafik sigortasız motosiklet ile dava dışı aracın karıştığı çift taraflı kaza sonucunda ...'ın vefat ettiğini, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldığını belirterek belirsiz alacak olarak 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava dilekçelerinin tebliğinden 8 gün sonrasından itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 02.05.2014 tarihli dilekçesi ile talebini ... için 77.572,17 TL'ye, .. için 3.896,62 TL'ye ... için 17.104,12 TL'ye, ... için 13.129,08 TL'ye, ... için 14.935,92 TL'ye artırmıştır.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; aynı kaza nedeni ile açtıkları asıl davada çıkan kararın bozulduğunu, dosyasının halen derdest olduğunu, yargılamanın devam ettiğini, söz konusu dosyada güncel verilere göre hesaplama yapıldığını ve müvekkillerinin alacaklarının daha fazla hesaplandığını, dosyanın Yargıtay incelemesinden geçmiş olup bir kez ıslah yapıldığından aradaki farkı istemek için iş bu ek davayı açmaları gerektiğini belirterek ... için 17.885,62 TL, ... için 1.121,64 TL, ... için 69,41 TL’nin kaza tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 04.11.2014 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacı ... için 77.572,17 TL, davacı ... için 3.896,62 TL, davacı ... için 17.104,12 TL, davacı ... için 13.129,08 TL, davacı ... için 14.935,92 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava dilekçesinin davalıya tebliğinden 8 gün sonra olan 26.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 04.11.2014 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.01.2019 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile davacı ...’ın kendisine, davacılar ..., ... ve ...’ın ise vekâletleri devam ediyorsa vekilleri Avukat ... ile Avukat ...’e, etmiyorsa bu davacıların da kendilerine usulüne uygun muhtıra çıkartılarak Avukat ... tarafından yapılan işlemleri kabul edip etmedikleri sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeyle karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacı ... için 95.457,79 TL, davacı ... için 3.925,06 TL, davacı ... için 10.351,53 TL, davacı ... için 13.198,49 TL, davacı ... için 16.057,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl/birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; tescilsiz plakasız araç nedeniyle davalı kurumun sorumlu tutulamayacağını, husumet belirlenmesinde eksik araştırma yapıldığını, davacıların güncel nüfus kaydına göre hesap yapılmadığını, alacaklı borçlu sıfatlarının birleşmesi hususunun dikkate alınmadığını, tescilsiz motosiklet sürücüsü müteveffanın kusuru sebebiyle açılan davanın reddi gerektiğini, ilk karara karşı davacılar tarafından kanun yoluna başvurulmamış olduğundan müvekkili lehine usuli müktesep hak oluştuğunu, yeniden güncel hesaplama yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl/birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilir. Bu nedenle mahkeme kararının, Yargıtay ilgili hukuk dairesi tarafından bozulmasından ve yerel mahkemece bozmaya uyulmasından sonra, mahkemece, hükmün Yargıtay bozma kararı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımları hakkında yeni bir karar verilemez.
Somut olayda; Daire bozma ilamından önceki karara esas alınan 14.03.2014 tarihli hesap raporunda PMF-1931 Yaşam Tablosunun esas alındığı, davacı tarafından ilk kararın temyiz edilmediği, Dairece de kullanılan hesap tablosu ile ilgili bir bozma yapılmadığı, usule ilişkin sebeplerle mahkeme kararının bozulduğu, Daire bozması sonrası alınan ve karara esas teşkil eden 04.07.2021 tarihli hesap raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant kullanılarak ilk karara esas aktüer rapor tarihi olan 2014 tarihinde işlemiş dönemin kesildiği, mahkemece de anılan bu rapor esas alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Karara esas alınan 04.07.2021 tarihli hesap raporunda davalı tarafın usuli müktesep hakkına riayet edilecek şekilde işlemiş dönemin ilk karara esas aktüer rapor tarihi olan 2014 tarihinde kesilmesi isabetli ve yerindedir. Ne var ki, ilk karara esas alınan raporda PMF-1931 Yaşam Tablosunun kıllanıldığı, davacı tarafın ilk kararı temyiz etmediği göz önüne alındığında karara esas teşkil eden 04.07.2021 tarihli hesap raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant kullanılması davalı tarafın usuli müktesep hakkına aykırılık teşkil etmektedir. Bozmaya uyan mahkemece bu yön gözetilmeksizin TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanıldığı hesaplama üzerinden karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, mahkemece davacı tarafından açılan davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiş ve buna göre hüküm kurulmuş ise de 6100 sayılı HMK'nın 166 ncı maddesi uyarınca, birleştirilen dava dosyaları bağımsızlıklarını koruyacağından her davada talepler ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin her dava için ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Mahkemece, birleşen davada da yukarıda söz edildiği şekilde davalı tarafın usuli müktesep hakkına riayet edilerek asıl ve birleştirilen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken tek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
3- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliği'nin 15 inci maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte ...'nın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davalı ...'nın sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü, gerekli belgelerle birlikte ...'na başvuru yapıldığı tarihte, başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda; davacı tarafın asıl dava dilekçesinde; dava dilekçesinin davalıya tebliğinden 8 gün sonra yasal faiz işletilmesini talep ettiği, asıl davadaki ıslah dilekçesi ve birleşen ek dava dilekçesi ile faiz başlangıç tarihi talebini olay tarihi olarak değiştirdiği, Daire bozması öncesi ilk kararda; “dava dilekçesinin davalıya tebliğinden 8 gün sonra olan 26.07.2012 tarihinden itibaren” faize hükmedildiği, davacı tarafın bu hususu temyize getirmediği, ilk hükmün sadece davalı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, faiz başlangıcının yukarıdaki yasal düzenlemeler uyarınca gerekli belgelerle birlikte ...'na başvuru yapıldığı tarihte olması gerekir ise de asıl dava yönünden ilk hükmün sadece davalı tarafından temyiz edildiği, davacı tarafın temyiz kanun yoluna başvurmadığı gözetildiğinde asıl davada ilk hükümde belirlenen dava dilekçesinin davalıya tebliğinden 8 gün sonra olan 26.07.2012 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken olay tarihinden faiz işletilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl/birleşen davada davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle asıl/birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde asıl-birleşen davada davalı ...'na iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!