Anahtar kelimeler: Kazasından Şartı Eksiklikleri Birleşen Sayisi Esastan Adliye Hazırlanan Derece Bölge

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; asıl dava davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalının ocağında karo sahasında bulunan konveyör lastiğini krikoya istiflemek için davacının ve arkadaşlarının terpit edildiğini, lastiğin sarılı olduğu tamburun milinden çıkması ile devrildiğini, davacının tamburun altında kalarak yaralandığını, kazanın oluşumunda davalı şirketin kusurlu olduğunu, gerekli önlemlerin alınmadığından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen dava davacı iddiasında özetle; müvekkilinin davalı yanında iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin malul kaldığını, kaza ile ilgili ... İş Mahkemesinin ████████ Esasında davanın görüldüğünü, karar verildiğini kararın kaldırılması ve maluliyet oranının değişmesi ile 3.982.789,97 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini ve işbu davanın Soma İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; asıl dava davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davacının deneyimli bir işçi olduğunu, güvenlik, tedbir vb. hususlarda davacıya tüm eğitimlerin verildiğini, kazanın davacının kusurundan kaynaklandığını, maluliyet oranını kabul etmediklerini, beyanla davanın reddini savunmuştur.Birleşen dava davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; derdestlik nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın hukuki yarar yokluğundan reddini talep ettiklerini, husumet itirazlarının bulunduğunu, eğitimlerin usulüne uygun olarak verildiği beyanla davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu kazanın 21.04.2010 tarihinde yaşandığını, davanın belirsiz alacak davası olmadığını, gerek asıl gerek ek davanın süresinde açılmadığını, davacının ilk karardan önce 05.11.2017 tarihli raporda %62 maluliyet oranına göre yapılan hesap doğrultusunda davayı ıslah ettiğini, rapora itiraz etmediğini, 05.11.2017 tarihinden sonra asgari ücrete yapılan zamların rapora yansıtılmaması gerektiğini, davacının kendisine bağlanan peşin sermaye değerlerine dayanak maluliyet oranına hiç bir şekilde itiraz etmediği gibi, dava da açmadığını, maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, manevi tazminatın yüksek olduğunu, kurumların belirlediği maluliyet oranları arasında çelişki bulunduğunu beyanla, kararın kaldırılması ile davanın reddi gerektiğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekili tarafından yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve ... Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi3. DeğerlendirmeA) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine İlk Derece Mahkemesince davacı lehine 65.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi'nin 12.11.2018 tarihli kaldırma ilamı öncesi yapılan yargılamada davacının sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair Kurum Sağlık Kurulunun 13.03.2013 tarihli kararında oranın %45 olarak belirlendiği ve 07.03.2015 tarihli kontrol kaydı konulduğu, Mahkemece 03.02.2015 tarihli celsede davalı vekilinin cevap dilekçesinde sürekli iş göremezlik oranına itirazı bulunduğu gerekçesiyle dosyanın ATK'ya gönderildiği, ATK 3.İhtisas Kurulunun 11.09.2015 tarihli kararında davacının sürekli iş göremezlik oranının %59 oranı olarak belirlendiği, anılan karara davalı vekilince itiraz edildiği, davacı vekilince 03.12.2015 tarihli celsede davalı itirazlarının kabul edilmediği ve dosyanın hesap bilirkişisine tevdinin talep edildiği, Mahkemece kurumca belirlenen oran ile ATK'ca belirlenen oran arasında çelişki bulunması ve davalı itirazı nedeni ile dosyanın ATK'ya yeniden gönderildiği, ATK 2.Üst Kurulunun 10.03.2016 tarihli kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının bu kez %62 olarak belirlendiği, Mahkemece dosyanın hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 05.11.2017 tarihli hesap raporunda davacının sürekli iş göremezlik oranının %45 ile %62 oranı olarak kabulü ile seçenekli olarak hesaplama yapıldığı, 1. seçenekte davacının maddi zararının 429.092,27 TL, 2. seçenekte ise 590.484,45 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince rapora itiraz edilmeksizin 24.01.2018 tarihli dilekçesi ile rapordaki 2. seçenek üzerinden maddi tazminat talebini arttırdığı, Mahkemece kaldırma ilamı öncesi tesis edilen 22.03.2018 tarihli kararında 05.11.2017 tarihli raporun 1. seçeneğine itibar etmek suretiyle davacı lehine 429.092,27 TL maddi tazminata karar verildiği, anılan karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulduğu, davacı vekilince istinaf talebinde 2017 tarihli hesap raporunun %62 oranındaki sürekli iş göremezlik kabulüne göre hesaplama yapan seçeneğe itibar edilmesinin beyan edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince 12.11.2018 tarihli kaldırma ilamı ile Kurumun kontrol muayenesi öngördüğü kontrol muayene sonucunun sorulmadığı, davacının Kurumca kontrol kaydı öngörülen orana itiraz etmemesinin davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, davacıya kesin süre verilerek sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair dava açtırılması gerektiği gerekçeleriyle kaldırma kararı verildiği, Mahkemece kaldırma ilamı sonrası davacıya kesin önel verildiği, davacı vekilince sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair dava sonucunda oranın %62 oranı olarak belirlendiği ve hükmün kesinleştiği, Mahkemece devamla hesap raporları aldırıldığı , 23.06.2023 tarihli hesap raporunda bilinen dönemin ileriye çekilmesi ve bakiye ömür tablosunda TRH -2010 tablosunun esas alınması suretiyle davacının maddi zararının 4.575.006,03 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince birleşen dava dilekçesi ile bakiye maddi tazminatın talep edildiği, devamla itiraz üzerine aldırılan 13.11.2024 tarihli hesap raporuna göre karşılanmamış zararın 4.435.591,88 TL olduğunun belirtildiği, Mahkemece 13.11.2024 tarihli raporun hükme esas alınması suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır .Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, ████████ K, 03.12.2008 T., ███████-730 E., ████████ K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)Somut olayda Mahkemece 05.11.2017 tarihli hesap raporuna ve ATK 3. İhtisas Kurulunca belirlenen %59 oranındaki sürekli iş göremezliğe davacı vekilince itiraz edilmediğinin gözden kaçırılması suretiyle davalı itirazları ile devamla sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine yönelik prosedürün işletilmesi sonucu aldırılan ve maddi tazminatın daha fazla hesaplandığı 13.11.2024 tarihli rapora itibarla tesis edilen karar davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali neticesine yol açmakla hatalı olmuştur.O halde Mahkemece yapılacak iş; yeniden hesap raporu aldırmak, alınacak raporda 05.11.2017 tarihli raporda esas alınan veriler değiştirilmeksizin (bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini değiştirmemek de dahil olmak suretiyle) yalnızca davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranının %59 oranı olarak esas alınması suretiyle suretiyle davacı kazalının maddi zararını belirlemek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları gözetmek suretiyle bir karar vermekten ibarettir.KARAR
:Açıklanan sebeplerle,Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden; temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.