Anahtar kelimeler: Çatışmasını Sahipliği İcrasının Önlemek İstemli Yazildiği Kayyım Kuralı Atanmasına Edenin

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: 2020/7 Esas
KARAR NO
: 2026/5
DAVA
: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2020
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE
: davalı şirketin █████/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan kararların itirazlarının kapsamında icrasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına ve pay sahipliği ihtilaflı olan davalı şirkete menfaat çatışmasını önlemek için kayyım atanmasına karar verilmesi gerektiğini, hukuki uyuşmazlıklarda asıl talep hakkının talep edenin davada ileri sürdüğü ve korunmasının istediği hak olduğunu, bu hakkın HMK 390/3. Maddede düzenlendiğini, bu hükme göre tedbir talep edenin yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde davanın esası yönünden haklılığını ortaya koyması gerektiğini, hakimin değerlendirmesi neticesinde talep edenin haklı çıkma ihtimalinin davanın reddedilme ihtimalinden yüksek görülmekte ise davanın esas yönünden haklılığın yaklaşık olarak ispat edildiğinin kabul edileceğini, tedbir sebeplerinin üç başlıkta toplandığını, bunların mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, imkansızlaşması ya da gecikme sebebiyle ciddi bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi olduğunu, gerek HMK gerekse de doktrin kapsamında hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya imkansızlaşması halinde tedbir kararı verilmesinin zaruri olduğunu, nitekim iyi niyetli üçüncü kişiler aracılığıyla davacının hak sahibi olduğu hisselerin bir nevi kaçırılarak mahkememizin ... Esas sayılı dosyasında vereceği karar neticesinde davaının sahip olacağı hakların yok edilmeye ve söz konusu davanın sonuçsuz bırakılmaya çalışıldığını, bu şekilde davacıya ait olan hisse senetlerine ilişkin hakların elde edilmesinin imkansız hale gelecek olup huzurdaki dosya kapsamında █████/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan (3) nolu kararın yürütmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği, aksi takdirde davacı için telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkacağını belirterek █████/2019 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan kararların itirazlarının kapsamında icrasının ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda Anonim Şirketlere kayyım atanmasına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle, Anonim Şirketlere kayyım atanması kurumunun işletilmesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nu maddelerinin devreye girdiğini, anonim şirketlerin yasal organlarının; genel kurul, yönetim kurulu ve denetçiler olduğunu, gerçek kişilerin organların nasıl kişinin parçaları ise tüzel kişilerde de organların birer parça olduğunu, Anonim şirketlerin, organları aracılığıyla haklarını kullandığını, borçların yükümlendiğini, böylece organların yaptıkları eylemler ile giriştikleri işlemlerin tüzel kişinin eylemi ve işlemi kabul edildiğini, Anonim şirket organlarının birer temsilci olmadığını zira organ, temsilci gibi üçüncü bir kişinin iradesini değil, bir parçası olduğu anonim şirketin iradesini açıkladığını, TMK 427/4. Maddesinde düzenlenen organlardan yoksunluk az önce değinilen anonim şirketin organlarından yoksun kalmasını vurguladığını, yine aynı madde kapsamında, yalnızca tüzel kişilerin organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yolla sağlanamaması halinde tüzel kişiye kayyım atanacağı açık şekilde vurgulandığını, bu imkanın, anonim şirketler bakımından TTK 530. Maddesi özel olarak düzenlenmekte ve zorunlu organ bulunmamasına ek olarak, "uzun bir sürenin" geçmiş olması şartı öngörüldüğünü, kaldı ki, davalı şirkette organsızlık hali bulunmayıp, her iki şartın da yerine getirildiğinın asla söylenemeyeceğini, nihayetinde, söz konusu açık yasa hükmünün varlığı karşısında davalı şirkete kayyım atanamayacağı yasanın bir gereği olduğunu, davacının, sahibi olduğu şirket hisselerini ...'ya yasa ve usule uygun şekilde devrettiği günden bu yana haksız ve hukuka aykırı ithamları ve gerek davalı şirket gerekse ...'ya açtığı davalarla yıldırmaya çalıştığını ancak, davalı şirketin organsız kalmadığını bir kenara bırakıp bunu dile getirmediği gibi bu konuda mahkemeden talep ettiği konularda yeni bir delil de sunmadığını, işbu sebeplerle, davalı şirkete kayyım atanması talebinin mesnetsiz olup, mahkememizce talebin reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacının dilekçesinde, talep ettiği tüm hususları mahkememizin ... E. Sayılı dosyasından kendileri lehine çıkacak karara dayandırdığını, ihtiyati tedbir talebinde de aynı gerekçeye dayanan davacının söz konusu davadan aleyhe karar çıkması halinde ise davalı şirkete yöneltmiş olduğu tüm davaların dayanaksız kalacağını, davalı şirketin, "Anonim Şirket" olarak kurulduğunu ve bu yönde ticari hayatına devam ettiğini, TTK'da bir çok türde şirket tanımlaması yapıldığını, Anonim Şirketlere anonim adının verilmesinin sebebi; pay sahiplerinin kim olduğunun bilinmemesi, kimi zaman ortağın kendini gizlemesi veya şirket sermaye ve paylarının ölçüsünün büyük olması halinde de şirket hissedarlarının kolaylıkla tespit edilememesinden geldiğini, bu nedenle, şirketin kişiliğinin şahıslarla ilgilenmediğini, ticari hayatına her zaman kar elde etme amacıyla devam etmekteyken hissedarlardan birinin payını başkasına devretmesi durumunda şirketin amacından saptırılmasının mümkün olmadığını, kaldı ki, ...'ün maliki olduğu hisseleri hukuka ve usule tamamen uygun şekilde devrettiğini, hal böyle olunca, davacı tarafın tedbir talebinin gerekçesinde söz konusu hisse devrine ilişkin davanın ve davacının maliki olduğunu iddia ettiği hisselere kavuşamayacağı, mahkemece verilecek kararın sonuçsuz bırakılmaya çalışılması iddiası da gerçeği yansıtmadığını, davacının şirketten menfaat elde etmeye çalışma çabasından öteye gidemediğini, açıklanan nedenlerle, davacının haksız iddiaları ve henüz neticelenmemiş bir davadan çıkacak muhtemel sonuca dayandırarak talep ettiği tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesi ile; davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını talep etmiştir.
Davalı vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesi ile; feragati kabul ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını talep etmiştir.
HMK nun 307. maddesi "(1)feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." hükmünü amirdir. hmk nun 309. maddesi "(1)feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2)feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3)kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4)feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." hükmünü amirdir. hmk nun 310. maddesi "(1)feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." hükmünü amirdir. hmk nun 311. maddesi "(1)feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. irade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." hükmünü amirdir.
Açıklanan nedenlerle davadan feragat, kesin hükmün yasal sonuçlarını doğuran ve davayı sonuçlandıran taraf işlemi olup, davalının kabulüne dâhi bağlı değildir. Bu durumlar karşısında davacının davasından feragat etmesi nedeniyle davanın reddine ilişkin aşağıdaki hükmün kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-FERAGAT NEDENİ İLE DAVANIN REDDİNE,
2-Harçlar kanununun 22. maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 25.01.1984 tarih ve 1981/4-57 esas ve ███████ karar sayılı kararı gereğince alınması gereken harç miktarı, maktu karar ve ilam harcı üzerinden hesaplanması ve alınması gerektiğinden, işbu davadan feragat dilekçeler aşamasından sonra olduğundan maktu karar ve ilam harcının 2/3 oranına isabet eden 488TL'nin davacı taraftan yatırılan 54,40TL'den mahsubu ile bakiye 433,60TL'nin davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgili tarafa iadesine,
4-Kullanılmayan gider avansının davacı tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda verilen karar, kararın taraflara tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içeresinde İstinaf yoluna başvuru hakları hatırlatılarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar verildi. █████/2026
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!