Anahtar kelimeler: Redbozma Süreç Geçtikten Beş Edenin Görüşü Günlük İzmir Neticesinde Edilebilir

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Mala zarar vermeHÜKÜM
: MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Red-BozmaSanık, 15.04.2024 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminde bulunulmuş ise de, temyiz dilekçesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 291. maddesinde belirlenen on beş günlük süre geçtikten sonra verildiği anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.Yapılan ön inceleme neticesinde, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemine ilişkin olarak, hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk dereceİzmir 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.10.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.B. İstinafİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 28.03.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, beraat kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanık hakkında, mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 151/1, 62, 50... . maddeleri uyarınca 3.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriBölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemiSanık ile katılan arasında süregelen anlaşmazlığın dosya kapsamı itibariyle haksız tahrik hükmününuygulanmasını gerektirecek seviyeye ulaştığı, tahrikte etki-tepki dengesi gözetildiğinde sanık lehine olarak mala zarar verme suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 29/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm tesis edilerek, sanık hakkında fazla ceza tayinedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya kapsamına göre, katılanın, sanığın olay tarihinden önce suça konu telefona zarar vereceğine ilişkin mesaj attığını iddia ettiği ve mesaj kayıtlarını sunduğu, sanığın mesajları kendisinin atmadığını belirttiği, mahkemece mesajların kim tarafından ve ne zaman atıldığına ilişkin araştırma yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanık tarafından atıldığı iddia edilen mesaj kayıtlarına ilişkin araştırma yapılarak, mesajların sanık tarafından atıldığının tespit edilmesi durumunda, sanığın eyleminin tehdit suçunu oluşturacağı, bu suç yönünden sanık hakkında zamanaşımı süresi içerisinde açılabileceği değerlendirilmiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak somut olay değerlendirildiğinde, katılanın, sanığın telefonunu elinden alarak, yere vurmak suretiyle kırdığını ve araziye fırlattığını iddia ettiği, sanığın katılanın eski erkek arkadaşı olduğu, sanığın katılandan alacağı bulunduğunu iddia ettiği, tarafların arasında yapılan yazışmalar dikkate alındığında, tarafların arasında husumet bulunduğu anlaşıldığından, katılanın iddiasını destekleyen tarafsız tanık beyanı bulunmadığı gibi, sanığın mahkumiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanık hakkında beraat hükmü yerine yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARA.Sanığın Temyiz İstemi Yönünden,Sanık, 15.04.2024 tarihli dilekçesi ile temyiz isteminde bulunulmuş ise de, temyiz dilekçesinin 5271 sayılı Kanun'un 291. maddesinde belirlenen on beş günlük süre geçtikten sonra verildiği anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince REDDİNE,B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden,Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği farklı gerekçe ile Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,26.11.2025 tarihinde karar verildi.