Anahtar kelimeler: Atm Yaz Eser İzmir Birleşen Yoluyla Nin Adliye Asil Ticaret

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
KARAR TARİHİ
: 01.03.2018
ASIL DAVA
: İtirazın İptali
ASIL DAVA TARİHİ
: █████/2013
BİRLEŞEN DOSYA
: İZMİR 5. ATM' NİN ████████ ESAS ████████ K. SAYILI
DOSYASI YÖNÜNDEN
:
BİRLEŞEN DAVA
: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ
: 29.09.2014
KARAR TARİHİ
: 20.11.2025
KARARIN YAZ. TARİHİ
: 20.11.2025
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.03.2018 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
ASIL DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ... ile davalı ...'in yetkili temsilcisi olduğu ... A.Ş adına kayıtlı .... Mah,... pafta ... ada .. parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde inşaat yapmak üzere kat karşılığı inşaat yapmak konusunda anlaştıklarını, bunun üzerine █████/2009 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmenin 5.2 maddesindeki hüküm gereğince arsa sahibi ....A.Ş'nin yetkilisi taşınmaz üzerinde kısıtlamalar olduğu ve maddi sıkıntıda olduğu gerekçesiyle müvekkilinden ödünç para istediğini, müvekkilinin de █████/2010 tarihinde 300.000,00 TL, █████/2010 tarihinde de 150.000,00 TL davalıya ödünç para verdiğini, davalının █████/2010 tarihinde aldığı ödünç paraya karşılık müvekkiline █████/2010 tarihli ... Bornova şubesinin Z5245250 nolu 300.000,00 TL bedelli çekini verdiğini, ancak çekin karşılıksız çıktığını ve bedelinin müvekkiline ödenmediğini, iyi niyetli olarak düşünen müvekkilinin çeke karşılıksız kaşesi vurdurmadığını, arsanın teslimini bekleyen müvekkilinin yaklaşık bir yıl sonunda arsada başka bir firma tarafından inşaata başlandığını gördüğünü bunun üzerine 450.000,00 TL nin iadesi için davalıya ihtarname gönderildiğini, bir ödeme yapılmaması üzerine İzmir 1 İcra Müdürlüğünün ██████████ sayılı dosyasıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL için takip başlatıklarını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, müvekkili şirketin davalıya yaptığı 450.000,00 TL ödemeye karşılık herhangi bir mal veya hizmet almadığını, itirazın iptali ile davalının dava konusu alacaklarını karşılar miktarda menkul ve gayri menkul malları, trafik sicilinde kayıtlı motorlu taşıtları kaydına ihtiyati haciz şerhi konularak ilgili sicillere müzekkereler yazılmasını ve davalı şirketin 3.şahıslardaki hak, alacak ve kıymetleri ile banka mevduatları varsa hisse senedi, devlet tahvili, hazine bonosu gibi menkul kıymet değerlerinin üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki davacı şirketin müvekkiline iki ayrı banka havalesi ile toplam 450.000,00-TL borç gönderdiği yönündeki beyanların tümü ile gerçeklikten uzak olduğunu, davacı tarafın temel ilişki olarak Karz (ödünç) akdine dayandığını, dava dilekçesinde beyan edilenin aksine banka havalelerinin █████/2010 ve █████/2010 tarihlerinde gerçekleştiğini, davacı şirket tarafından müvekkilinin hesabına herhangi bir açıklama olmaksızın para gönderildiğini, üzerinde şerh olmayan banka havalesinin bir borç ödeme belgesi olduğu gibi taraflar arasında var olduğu iddia edilen ödünç sözleşmesini ispata yeterli olmadığını, söz konusu bedellerin müvekkilinin davalı şirket yetkilisinden olan kendi alacağına istinaden davacı şirket hesabından gönderildiğini, davacı şirketin müvekkiline borç vermesi gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığını, ödünç sözleşmesi kurulduğu yönünde ispat yükünün davacı tarafta olduğunu ve ispat yükünün ancak yazılı delillerle yerine getirilebileceğini, davacı tarafın İzmir 1 İcra Müdürlüğünün ██████████ sayılı dosyasında alacağın nedeni olarak █████/2009 tarihli gayri menkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında inşaat ve hasılat paylaşımı sözleşmesi ve █████/2010 tarihli havale gereği şeklinde bir ibare düştüğünü, itiraz dilekçelerinde müvekkilinin söz konusu sözleşmenin taraflarından biri olmadığı, bu nedenle herhangi bir kayıt içermeyen █████/2010 tarihli banka havalesinin söz konusu sözleşmeye istinaden gönderildiği iddiasının kabulünün mümkün olmadığının belirtildiğini, davacı yanın bu kez iddiasını ödünç sözleşme gereğince gönderilen havale bedeline çevirdiğini ve alacağın bedelini değiştirdiğini, takip talebinde veya ödeme emrinde ödünç sözleşmesinden bahsedilmediği bir ortamda davacının bu kez itirazın iptali davasında alacak nedenini değiştirdiğini, bunun mümkün olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen çekin davacı tarafından iddia edildiği gibi davacı şirket tarafından borç olarak gönderilen bedellere mahsuben verilmediğini, keşide tarihi itibariyle davalıdan 450.000,00 TL alacağını iddia eden tacir sıfatına haiz şirketin çeki ibraz etmemesi ve çekten dolayı hukuki yollara başvurmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu bildirerek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA;
Birleşen dosyada davacı ... vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı .... A.Ş. arasında 01.12.2009 tarihli hasılat paylaşımlı inşaat sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeye göre ... Mh. ... ada ...parselde kayıtlı davalı .. . ... A.Ş'ye ait arsa üzerinden AVM ve bağımsız bölümleri inşaatını yapıp, bunları alıcılara satma işini üstlendiğini, bu satıştan elde edilecek gelirin %52' sinin müvekkilinin, %48'nin davalı arsa sahibine kalmak üzere anlaştıklarından müvekkili şirketin gerekli faaliyetlere başladığı ve projelerin hazırladığını, sözleşmeden sonra davalı .... A.Ş'ye avans olarak 450.000,00.-TL ödeme yapıldığını ve 300.000,00.-TL lik bir çek ödendiğini, ödemenin 50.000,00.-TL lik kısmının ödenmesi için şirket yetkilisi ...'e karşı İzmir 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açıldığını, ödemelerin .... A.Ş'nin imza yetkilisi ...'e yapıldığını, davalı arsa sahibi .... A.Ş'nin sözleşmeden doğan hiçbir hükmü yerine getirmediğini, bu dönemde dava dışı .... şirketiyle yeni bir sözleşme yaptığını ve bu şirketin inşaatı tamamladığını, davalının inşaat sözleşmesinin ifasını kusurlu olarak imkansızlaşmasından doğan zararının miktarının tespitinin bu aşamada tam olarak mümkün olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını bildirerek müvekkili şirketin uğradığı zararın tazminine yönelik şimdilik 10.000,00.-TL'nin █████/2011 tarihinden itibaren davalıdan avans faiziyle tahsiline, bu sözleşme kapsamında müvekkilinin davalı şirkete avans olarak verdiği 450.000,00 TL'nin ödeme tarihiden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Birleşen dosya Davalı .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket yetkilisi ... aleyhine İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyada dava açıldığını, 21.04.2010 tarihinde 300.000,00.-TL, 24.05.2014 tarihinde 150.000,00.-TL olmak üzere toplam 450.000,00.-TL 2 adet havale bedelinden şimdilik 50.000,00.-TL'nın ve fer'ilerinin iadesi için yapılan icra takibine itirazın iptali davası açıldığını, her iki davanın da davacısının .... Şti olduğunu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında davacının dilekçesinde bu bedelleri ödünç para olarak verdiğini, derdest dosyada ise sözleşme kapsamında avans olarak verdiğini beyan ettiğini, HMK m. 188 gereğince davacı vekilinin beyanlarında paranın ödünç verildiği iddiasına göre sözleşmeye istinaden avans niteliğinde verildiğinin kabul edilemeyeceğini, BK m.213/1 gereğince gayrimenkule ilişkin yapılan bu sözleşmelerin Noterlik Kanunu m.89 gereğince noterlerde yazılarak yapılması gerektiği eBK m. 22/2 gereğince şekil şartına bağlı olan bu tip sözleşmelerin yerine getirilmediği taktirde geçersiz olacağını, bu nedenle geçersiz sözleşmeye dayalı olarak hak talep edemeyeceğini, herkesin aldığını iade etmesi gerektiğini, gönderilen havalelerin şirket tüzel kişiliğine ait hesaba gönderilmediğini, üzerinde şerh olmayan banka havalesinin bir borç ödeme belgesi olduğu gibi davacının sözleşmeye istinaden avans niteliğinde ödeme yaptığını ispatlamadığını, havalenin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yönünde yasal bir karinenin bulunduğunu, bu nedenle bu bedellerin davalı şirket yetkilisinin davacı şirket yetkilisinden olan alacağına istinaden gönderildiğini, davacının bu bedelleri sözleşmeye istinaden gönderdiğini ispatlaması gerektiğini, bu konuda tanık dinletemeyeceğini ayrıca davacının kusurlu ihmal imkansızlığı nedeniyle uğradığı zararların şimdilik 10.000,00 TL'sini talep ettiğini, sözleşmeden dolayı niye zararlarını açıklamadığını, somutlaştırmadığını, sözleşme geçerli olmadığı halde geçerli olarak kabul edilse bile davacının bu sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin sona ermesine sebep olduğunu, sözleşmenin 5.1.10 maddesinde "yatırımcı arsa sahibine bu sözleşmenin imza tarihinde 3.500.000 TL net satış hasılatından arsa sahibinin payına düşen miktara mahsulen avans olarak nakit ödeme yapacaktır" hükmünün bulunduğunu, kendi edimini yerine getirmeyen davacının iş sahibinden edimini yerine getirmesini talep edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesinin 01.03.2018 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Dosyaya toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; Mahkememizdeki işbu davanın davacı tarafça davalı aleyhine █████/2009 tarihli gayri menkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında inşaat ve hasılat paylaşımı sözleşmesi ve █████/2010 tarihli 300.000,00 TL tutarlı havaleye dayalı olarak 50.000,00 TL asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 76.753,77 TL üzerinden ilamsız takip yapıldığı, davalı tarafın itirazı üzerine taraflar arasında █████/2009 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı ve sözleşmede arsa sahibi ... AŞ yetkilisinin davacıdan ödünç para istemesi nedeniyle █████/2010 tarihinde 300.000,00 TL, █████/2010 tarihinde 150.000,00 TL'nin davalı ...'e ödünç verildiği ve karşılığında 300.000,00 TL bedelli çek verildiği, çekin karşılıksız çıktığı ve ödünç verilen paraların da iade edilmediği bildirilerek davalının itirazın iptaline yönelik olarak açıldığı, aşamada mahkememiz dosyası ile birleştirilen İzmir 5 ATM'nin ████████ E sayılı dosyasında ise; davanın davacı şirket ile davalı şirket arasında yapılan █████/2009 tarihli sözleşmenin ifasının davalının kusuru nedeniyle imkansızlaştırıldığından dolayı meydana gelen zararın tazminine yönelik 10.000,00 TL ile sözleşme gereği davalı şirket yetkilisi ...'e avans olarak ödenen 450.000,00 TL'nin tahsiline yönelik olarak açıldığı, davacı tarafça ....Bankası hesabından ...'in ... Hesabına gönderilen █████/2010 tarihli 300.000,00 TL ve █████/2010 tarihli 150.000,00 TL toplamı 450.000,00 TL'ye ilişkin dekontlarda gönderilerin hangi amaçla yapıldığına ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı, havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterdiği, bu karinenin aksinin havaleyi gönderen tarafça ispatlanması gerektiği, davalı taraf savunmalarında gönderilen paraların ödünç ya da avans olarak gönderildiğini kabul etmediği ve ödemelere ilişkin belgelerde bu yönde herhangi bir açıklamanın mevcut olmadığı, davacı yanca buna ilişkin başkaca bir yazılı belge ibraz edilmemiş olduğu, ayrıca davalı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini bildirdiği bu nedenle davanın ve birleşen davadaki ödemeye ilişkin taleplerin, ayrıca davaya dayanak gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında inşaat ve hasılat paylaşımı sözleşmesinin iki tarafa da borç yükleyen sözleşme kapsamında bulunduğu ve resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmadığı, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak talep edilen tazminat talebinin bu nedenle subut bulmadığı sonucuna ulaşılarak asıl dava dosyası yönünden davanın reddine, Mahkememiz Dosyası İle Birleşen İzmir 5 Atm'nin ████████ Esas, ████████ Karar Sayılı Dosyası Yönünden davanın reddine, " dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili .... tarafından verilen 28.12.2022 havale tarihli birleşen dava yönünden verilen kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
Sözleşmenin ifası amacıyla verilen avansın iadesi talepleri yönünden itirazları; Sözleşmenin akdedilmesinden sonra müvekkili şirketin davalı şirkete avans olarak 21.04.2010 tarihinde 300.000-TL ile 25.05.2010 tarihinde ise 150.000-TL olmak üzere 450.000-TL ödeme yapıldığını, elden toplam 300.000-TL ödendiğini, davalı şirket temsilcisinin bu ödemeye karşılık hamiline yazılı 22.07.2010 tarihli 300.000-TL bedelli çek verildiğini, avans gönderiminin sebebinin yazılı delil ile ispat edildiğini, mahkemece ödeme dekontlarında açıklama olmadığı gerekçesine dayanılsa da taraflar arasındaki sözleşmenin açık hükmü karşısında ödemelerin sözleşme gereği yapıldığını, Müvekkilin eft gönderiminin akabinde 27.04.2010 tarihinde davalı ... A.Ş.'nin ....'a olan 705.000,00 TL'lik kredi borcu erken kapatıldığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek terkin edildiğini, avans ödemelerinin sebeplerinden birinin inşaat yapılacak taşınmaz üzerindeki rehinlerin terkininin sağlanması olduğunu,
Avans ödemeleri, davalı şirket hesabına hareket eden şirket yetkilisine yapıldığını, müvekkili şirketçe eft için hesap bilgileri istendiğinde davalı şirket yetkilisinin banka hesap bilgilerinin verildiğini, ödemeninde buna göre gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin, hesap sahibi ...'in şahsı ile hiçbir hukuki ticari ilişkisi bulunmadığını, davalı taraf aksi yöndeki savunmalarını ispat edemediğini, taraflar arasındaki tek ilişki 01.12.2009 tarihli dava konusu sözleşme olduğunu, 21.04.2010 ve 25.05.2010 tarihli olmak üzere ödemeler de işbu sözleşmenin akabinde gerçekleştiğini, davalı ....A.Ş. İle yetkilisi ...'in hesap hareketleri ve tapu kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin gönderiminden sonra 26.04.2010 tarihinde ...'in ... hesabından 576.506,00 TL davalı ... A.Ş.'ne havale yapıldığını, şirket adına gelen paranın ortaklar arasında bir tür paylaşımı söz konusu olduğunu, müvekkilinin eft gönderiminin akabinde 27.04.2010 tarihinde davalı ... A.Ş.'nin ....'a olan 705.000,00 TL'lik kredi borcunun erken kapatıldığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek inşa ve pazarlama faaliyetinin başlayabilmesi için terkin edildiğini,
02.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı....A.Ş. Mizanında ortaklara olan borçlar kısmında ... ile alakalı 1.925.648,54 TL, ... için 5.269.600,00 TL matlup bakiyesinin dikkat çekici olduğunu, davacı .... Şti.'nin defter kayıtlarında, yapılan havalelerin davalı ....A.Ş. hesabına avans olarak kaydedildiğini, hesabına ödeme yapılan ...'in davalı ... A.Ş.'nin büyük ortağı ve yetkilisi olduğu, taraflar arasında 01.12.2009 Tarihli İnşaat ve Hasılat Paylaşımı Sözleşmesi dışında bir kayıt olmadığının tespit edildiğini,
Tüzel kişilik kavramının kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunmayacağından kişilikler aynıymış gibi bir sonuca ulaşılması gerektiğini, hayatın olağan akışı ve müvekkili şirketle davalı şirketin yetkilisi arasında somut bir hukuki ilişkinin kanıtlanamamış olması karşısında bir inşaat sözleşmesini arsa sahibi şirketin tek imza yetkilisi olarak imzalayan yöneticinin bu sözleşme gereğince yükleniciden alınması gereken avansı kişisel banka hesabına aktarılmasını sağlaması karşısında bu paranın yönetici kişiye, tüzel kişi adına verildiği perdenin kaldırılması teorisi çerçevesinde bu ödemenin şirkete yapıldığının kabulünün gerektiğini, bu nedenle ispat olunan davanın kabulü gerekirken aksi yönde verilen kararın kaldırılmasını talep ettiklerini,
Asıl dava ve birleşen dava yönünden maddi olay özelinde çelişki söz konusu olmadığını, davalı tarafın asıl dava dosyasında karz akdine dayanıldığını, bununla bağlı olunduğunu ve birleşen davada sözleşmeye dayanarak ayrıca talepte bulunulamayacağını savunduğunu, açılan ilk dava ile bu dava arasındaki tek farkın hukuki dayanak olmadığını, sadece taraf olduğunu, ilk davada paranın iş bu sözleşme kapsamında verildiğini, dava şirkete değil onun yöneticisine açıldığını, ödeme miktar ve tarihlerine dair somut olayın açıklamasının her iki dava yönünden aynı olduğunu, hukuki nitelendirme mahkemenin takdirinde olduğunu,
Sözleşme hasılat paylaşımı ve inşaat sözleşmesi niteliğiyle resmi şekil şartına tabi olmadığını, yerel mahkemece sözleşmenin asıl olarak gayrimenkul satış vaadi niteliğinde olduğunu ve resmi şekle tabi olduğunu, bu nedenle de adi yazılı şekilde tanzim edilen sözleşmenin geçersiz olduğunun değerlendirildiğini, 01.12.2009 tarihli sözleşmeye göre müvekkili şirketin, arsa sahibi davalı ... A.Ş’ne ait,... İli ... İlçesi ... Mah. .. pafta, ... ada ...parsel üzerine projesine uygun olarak AVM ve bağımsız bölümlerin inşasını tamamlayıp, bunları alıcılara satma faaliyetini üstlendiğini, tarafların, satıştan gelen paranın %52’sinin davacıya, %48’inin ise davalı arsa sahibine kalmak üzere paylaşması konusunda anlaşıldığını,
Müvekkilin inşa işini tamamlayıp pazarlamaya başladığı sırada da taraflar arasında ihtilaf çıkabileceğini, böyle bir aşamada sözleşmenin geçersizliği iddiasıyla tarafların yek diğerinden sözleşmesel yükümlülük ve zararlarının tazminini talep edemeyeceğinden bahsedilemeyeceği gibi işbu davada da davalının kusuruyla ifa imkansızlığı neticesi müvekkilin zararlarının tazminini talep edemeyeceğinden söz edilemeyeceğini, sözleşmenin ifasına başlanmış olup taraflar sözleşmeye geçerlilik tanıdıklarını, bu sözleşmede taraflar, müvekkilinin yapacağı bağımsız bölümleri aynen paylaşmayı değil, üçüncü kişilere satışı yapılarak elde edilecek olan hasılatı aralarında paylaşmayı kararlaştırdığına göre, bu sözleşmeyi kat karşılığı inşaat Sözleşmesi hükümlerine tabi tutulmasının mümkün olmadığını,
Davalı sözleşmesel yükümlülüklerini ihlal etmesi sebebiyle doğan zararın tazmininden sorumlu olduğunu, taşınmazın takyidatlardan ari şekilde teslim edilmediğini, sözleşmeye aykırı şekilde üçüncü kişi ile KKİS yapılarak tapuya şerh verildiğini, davalı kusuruyla ifayı imkansızlaştırdığını, 01.12.2009 tarihli sözleşmenin ifasının davalının kusuruyla imkansızlaştığını, davanın kabulü gerekirken reddine dair kararın kaldırılmasını talep ettiklerini,
Davalıya ait arsa üzerine, davalıyla akdedilen sözleşmeye uygun bina yapılsaydı (buna ilişkin projeler daha önce dosyaya sunulmuştu) ve sözleşme gereğince bütün bağımsız bölümler taraflarca üçüncü kişilere satılsaydı elde edilebilecek olan gelirden, müvekkilinin sözleşmedeki net hasılat paylaşım oranı olan %52’ye isabet eden tutar ile müvekkilinin bu inşaatı yapmak için harcaması gerekli masrafın düşülmesiyle bulunacak olan tutarın zararlarını ifade ettiğini, davanın açıldığı aşamada tespitinin tam olarak mümkün olamadığından bu kısma ilişkin taleplerinin belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bilirkişi incelemesiyle zararın miktarı belirlendiğinde harç ikmali yapılarak taleplerinin yeniden tespit edileceğini,
İzah olunan nedenlerle; istinaf incelemesinin duruşmalı yapılmasını, istinaf itirazlarının kabulünü, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderilmesini, davanın kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı tarafa yüklenmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
Davacı vekili ....... tarafından verilen 27.12.2022 tarihli asıl dava yönünden verilen kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Müvekkil şirket ile davalının yetkilisi olduğu ....A.Ş arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesine güvenerek, müvekkili tarafından davalıya maddi sıkışıklığını giderebilmesi ve taşınmazdaki prüzleri kaldırması amacıyla ödünç olarak 450.000-TL ödeme yapıldığını, davalı tarafın yapılan bu ödemeye karşılık müvekkiline çek keşide ettiğini, ancak çek bedelinin de ödenmediğini, başka bir firma ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak, dava dışı diğer firma tarafından davalının maliki olduğu taşınmaz üzerine inşaat yapıldığını, müvekkili adına davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itirazı üzerine de iş bu davanın açıldığını, banka havalesi ile gönderilen paraların ticari defterlerde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise ne şekilde kayıt altına alındığının belirlenmesine yönelik dosya ve davacı ile davalı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırıldığını, dosyaya verilen █████/2017 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketin 2010 yılı ticari defterlerinde dönem sonu kapanış onayının bulunmadığını, sahibi lehine delil olma kabiliyeti taşımadığını, davalı şirketin 2010 yılı yevmiye defterinde dönem sonu noter kapanış onayının 2010 ve 2011 yılı yevmiye defterinde dönem sonu noter kapanış onayının bulunmadığını, buna karşılık 2012-2013-2014 yılı yasal ticari defterlerinde noter açılış onayı ile dönem sonu noter kapanış onaylarının yerine getirildiğini bu nedenle delil olma kabiliyetinin bulunduğunun kabul edildiğini, ancak yapılan değerlendirme hatalı olup, dava konusu ödemeler 2010 yılına aittir ve davalı şirketin de 2010 yılı dönem sonu noter kapanış onayı bulunmayıp, bu sebeple davalı defterlerinin de sahibi lehine delil niteliği bulunmayacağını, mahkemece bu hususta hatalı değerlendirme yapılarak davalı defter kayıtları delil olarak değerlendirildiğini,
Yapılan bilirkişi incelemesi ile davacı şirketin ... Bankası Alsancak Şubesindeki hesabından davalı ...'in ... Merkez Şubesindeki hesabına EFT olarak █████/2010 tarihinde 300.000,00-TL, █████/2010 tarihinde 150.000,00-TL olmak üzere toplam 450.000,00-TL gönderdiğini, her iki banka dekontunda bu meblağların Davalı ...'e hangi amaç için gönderildiğinin herhangi bir not/şerh bulunmadığını, davacı yanın 450.000,00 TL'nin karz aksi bağlamında davalıya verildiğinin işbu dosyada bildirdiğini, İzmir 5 ATM'nin ████████ E sayılı birleşen davasında ise █████/2009 tarihli sözleşme kapsamında avans olarak ödendiğini ileri sürdüğünü, davacı şirketin kendi yasal ticari defterlerinde davalı şirket ile ilgili ticari ve mali işlemlerinin 259.01.001-Verilen Avanslar Hesabında izlendiğini, █████/2010 tarihinde yapılan 300.000,00 TL'lik EFT'nin █████/2010 tarih 28 no ile █████/2010 tarihinde yapılan 150.000,00 TL'lik EFT'nin █████/2010 tarih 46 nolu yevmiye ile verilen avanslar hesabında zimmet kayıt edildiğini, davacının ticari defterlerinde davalı ...'e gönderilen banka havalelerinin adı geçen ...'in yetkilisi olduğu, birleşen dosya davalısı şirkete sözleşme kapsamında verilmiş avanslar olarak telakki edildiğini, EFT ile yapılan ceman 450.000,00 TL'lik ödeme her ne kadar davalı ...'in şahsi banka hesabına yatırılmış ise de adı geçen davalının birleşen davada davalı şirketin müşterek temsil ve ilzama yetkili hakim ortaklarından olduğunun anlaşıldığını, davalılardan ... AŞ'nin yasal ticari defterlerinde ...'in şahsi hesabına gönderilen dava konusu 450.000,00 TL banka havalesi ile alakalı herhangi bir kayda rastlanmadığını, davacı şirket ile davalı ... arasında telakki edilen 300.000,00 TL'lik çekle ilgili olarak çekin arka yüzünde davacı şirket ile dava dışı ....'ün sıralı ciroları ile .... Bankası Karabağlar Şubesinin ibraz kaşesi bulunduğunu, ancak bu kaşenin aynı banka şubesince yine kaşe basılarak sonradan iptal edildiğinin görüldüğünü, davalı ...'in ....Bornova Şubesindeki hesabından hamiline olarak düzenlenmiş olan söz konusu çekin davacı şirketin 2010 yılı yasal ticari defterlerinde verilen avanslar (.... AŞ) alt hesabına önce zimmet kayıt edilip sonra matlup kaydı ile bu hesaptan ihraç olunduğunu, her ne kadar davacı yanca sunulan muavin defter kayıtları ve cari hesap ekstrelerinde çekin kaydı gözükmemekte ise de bu çekin davacı şirketin portföyüne girip çıktığı, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğunun bildirildiğini,
Müvekkili şirket ile ne davalı ... ne de .... A.Ş arasında dosyaya sunulan kat karşılığı inşaat sözleşmesi dışında bir ticari ilişki müvekkilinin davalı tarafa yaptığı ödemelerin sebebi tamamen taraflar arasında aktedilen bu sözleşmeye dayanarak kurulan güven ilişkisinden kaynaklandığını, sözleşme her ne kadar taraflar arasında resmi şekilde düzenlenmemişse de davalı tarafın imza itirazı bulunmadığını, sözleşmeyi imzaladığını kabul ettiğini,
Tarafımızca davaya konu edilen banka kayıtları, davalı tarafça verilen çek, ticari defterler ve taraflar arasında aktedilen sözleşme tarafların aralarındaki hukuki ilişkiyi ve müvekkilin de alacağını ortaya koyduğunu, davalı tarafça da bunun aksini ispat edecek ya da müvekkilinin yaptığı ödemelerin karşılığını ortaya koyacak herhangi bir hizmet ya da ödenen bedel delil olarak sunulmadığını, müvekkili tarafça yapılan ödemelerin sebebini gösterir bir çok yazılı delil ve delil başlangıcı bulunurken, yerel mahkemece; "...davalı taraf savunmalarında gönderilen paraların ödünç ya da avans olarak gönderildiğini kabul etmediği ve ödemelere ilişkin belgelerde bu yönde herhangi bir açıklamanın mevcut olmadığı, davacı yanca buna ilişkin başkaca bir yazılı belge ibraz edilmemiş olduğu, ayrıca davalı tarafa yemin teklif etmeyeceklerini bildirdiği bu nedenle davanın ve birleşen davadaki ödemeye ilişkin taleplerin, ayrıca davaya dayanak gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında inşaat ve hasılat paylaşımı sözleşmesinin iki tarafa da borç yükleyen sözleşme kapsamında bulunduğu ve resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmadığı, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak talep edilen tazminat talebinin bu nedenle subut bulmadığı sonucuna ulaşılarak davanın reddine" dair verilen karar eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile tesis edilmiş olup kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Asıl dava, alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Birleşen dava ise, sözleşmenin ifasının imkansızlaşması nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve avans olarak verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verildiği, verilen kararın asıl davada ve birleşen davada davacı vekilleri tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Asıl davada davacı şirket, davalı aleyhine İzmir 1.İcra Müdürlüğünün ██████████ sayılı dosyasında "300.000,00 TL tutarındaki (█████/2009 tarihli gayri menkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında inşaat ve hasılat paylaşımı sözleşmesi ve █████/2010 tarihli havale gereği)" dayalı olarak 50.000,00 TL asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 76.753,77 TL'nin tahsili istemiyle başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali davasını açtığı ve yargılama esnasında davacı şirketin davalıya 30.04.2010 tarihinde 300.000,00TL ve 31.05.2010 tarihinde 150.000,00TL davacıya ödünç para verdiğini, davalının da ödünç paraya karşılık davacıya 22.07.2010 tarihli ... Bornova şubesinin Z5245250 nolu 300.000 TL bedelli çeki verdiğini ancak çekin karşılıksız çıktığını iddia etmiştir.
Birleşen davada davacı şirket, davalı şirketle yapılan 01.12.2009 tarihli sözleşme kapsamında faaliyetlere başlanıldığını ve projelerin hazırlandığını, sözleşmeden sonra davalı şirketin yetkilisi ...'in hesabına avans olarak 450.000,00.-TL ödeme yapıldığını ve 300.000,00.-TL lik bir çekin verildiğini, davalı şirketin sözleşmeden doğan hiçbir hükmü yerine getirmediğini ve dava dışı ... şirketiyle yeni bir sözleşme yaptığını ve dava dışı bu şirketin inşaatı tamamladığını, davalı şirketin sözleşmesinin ifasının kusurlu olarak imkansızlaşmasına sebep olduğunu belirterek uğranılan zararın tazmini ile avans olarak verilen 450.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı şirket ile birleşen davada davalı şirket arasında 01.12.2009 tarihli "Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığında İnşaat ve Hasılat Paylaşımı Sözleşmesi" isimli adi yazılı sözleşmenin yapıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeye göre arsa sahibi olan birleşen davadaki davalının ... İli ...İlçesi ... Mah. ... ada ... parselde yer alan arsasının İ.K. 16 maddesi gereğince yapılacak uygulamadan sonra kalan 7.114,87 m2'sini yatırımcı olarak anılan davacı şirkete satmayı vaad ettiği, davacı şirketin de arsa üzerinde sözleşmede yer alan prensipler çerçevesinde ve projeye uygun olarak bağımsız bölümler, sosyal ve ticari tesisler inşa etmeyi ve inşa edilecek bağımsız bölümler, sosyal ve ticari tesisleri nihai alıcılara pazarlanması, satışının vaad edilmesi ve satmayı üstlendiği; nihai alıcılara satılan bağımsız bölümlerin ve sosyal ve ticari tesislerin net satış hasılatının ise yatırımcı olan davacı şirketin %52 ve arsa sahibi olan birleşen davada davalı şirketin %48 oranında paylaşacağının hüküm altına alındığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki "Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığında İnşaat ve Hasılat Paylaşımı Sözleşmesi"nin geçerliliği noter tarafından düzenleme biçimde yapılması koşuluna bağlıdır. Zira bu sözleşme "taşınmaz satış vaadini" içerdiğinden BK 213 (TBK'nın 237/II) maddesi uyarınca resmi şekle bağlı olup, Noterlik Kanunun 60/3 ile 89 ve Tapu Kanunun 26. Maddeleri uyarınca düzenleme şeklinde yapılması gerektiği halde adi yazılı şekilde yapıldığından geçersiz olduğu, davacı şirkete dava ve sözleşme konusu taşınmazda pay devri de yapılmadığı anlaşıldığından tarafların geçersiz sözleşmenin ifasını isteyemeyeceği ve birbirlerini ifaya zorlayamayacakları, geçersiz sözleşmeye dayanarak birbirlerinden olumlu(müspet) zararlarını ve olumlu zarar kapsamındaki gecikme tazminatı (kira kaybı gibi) ile gecikme cezası veya olumsuz (menfi) zararlarını talep edemeyecekleri; sadece birbirlerine verdikleri para, malzeme gibi ekonomik değerlerin iadesini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre talep edebilecekleri anlaşılmıştır. Somut olayda, asıl davada davacı şirket tarafından davalı şirketin yetkilisi olan davalı ... hesabına 30.04.2010 tarihinde 300.000,00TL ve 31.05.2010 tarihinde 150.000,00TL havale edildiği, sözkonusu havale dekontlarında ödemenin yapılma sebebine ilişkin açıklama bulunmadığı; havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterdiği, bu karinenin aksinin havaleyi gönderen davacı şirket tarafından ispatlanması gerektiği, davacı tarafça dosya kapsamında ispata yarar kesin delil sunulmadığı ve davalı tarafa yemin teklif edilmeyeceğinin bildirildiği; gönderilen havalelerin davalı şirket tüzel kişiliğine ait hesaba gönderilmediği, davacı şirketin taraflar arasında yapılan geçersiz sözleşmeye istinaden avans niteliğinde ödeme yaptığını ispatlamayadığı ve davacı şirketin geçersiz sözleşmeye dayanarak olumlu/ olumsuz zararlarını talep edemeyeceği karşısında Mahkemece asıl davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından asıl davada ve birleşen davada davacı vekillerinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, asıl davada ve birleşen davada davacı vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.03.2018 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, asıl davada ve birleşen davada davacı vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, asıl dava yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin asıl davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Asıl davada davacı tarafından asıl davaya ilişkin olarak yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Birleşen davada davacı tarafından birleşen davaya ilişkin olarak yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 20.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!