Anahtar kelimeler: Oyalayan Anılı Ekte Alımına Satımdan Zamana Tevzi Ödeyeceklerine Emrinde Borçluya

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:███████
DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davalı ve davacı şirket arasında ticari ilişki sonucu mal ve hizmet alımına ilişkin .... İcra Müdürlüğü’nün,2024/.... sayılı takip dosyası ile takibe dayanak teşkil eden ve ekte sunulan fatura düzenlendiğini, bahsedilen takip borçluya tebliğ edilmiş olup anılı icra takibine, borçlu tarafından 13.11.2024 tarihinde itiraz edilmiş ve takip durdurulduğunu, davalı, davacı şirkete ödeme emrinde belirtilen bir borcu olmadığını iddia ettiğini, davalının beyanları tamamen gerçek dışı olduğunu, bu zamana kadar borcu ödeyeceklerine dair beyanlarla davacıyı oyalayan borçlu, işbu fatura borcuna ilişkin davacıya herhangi bir ödeme yapmadığını, arz ve izah edilen nedenlerle re’sen araştırılacak sair sebeplerle, icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamını, takibe haksız itiraz eden borçlu aleyhine % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı/borçlu tarafından alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; davalının, davacı taraf ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri alımı hususunda anlaşmaya vardıklarını, bu sözleşme uyarınca yüklenici karşı tarafça çelik işlerinin yapılması husunda anlaşma sağlandığını, bu anlamda davalı, davacı tarafa gerekli ödemeleri yaptığını, davacı borcun tamamını davalı tarafa ödemiş olup davalı şirketin davacı tarafa hali hazırda hiçbir borcu bulunmadığını, usul yasa ve hakkaniyete aykırı açılan iş bu davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar
verilmesini talep etmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine toplam 16.200,00-TL asıl alacak borcun ödenmesi amacıyla icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2024 tarihinde icra takibine itiraz ettiği görülmüştür.
SMMM bilirkişinin 30.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; huzurdaki davanın somut olayında; davacı, davalıyla aralarındaki ticari ilişki kapsamında mal ve hizmet alımına dayalı olarak
düzenlenen faturaya istinaden icra takibi başlattıklarını, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiğini ancak davalının borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı, malların ayıplı
olduğunu ve fahiş faiz uygulandığını iddia etmişse de bu iddiaların gerçek dışı olduğunu, teslim edilen malların kullanıldığı halde ödeme yapılmadığını, iade veya değişim talebinde bulunulmadığını,
davalının kötü niyetli itirazda bulunduğunu, faturaların e-fatura sistemiyle tebliğ edildiğini ve süresinde itiraz edilmediği için kabul edilmiş sayıldığını, bu nedenle %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, arabuluculuk sürecinin de sonuçsuz kaldığı belirtilmiş; itirazın iptali, takibin devamı, tazminat ve yargılama giderlerinin tahsili talep edilmiştir.
Tarafların 2024 yılı ticari defter ve dayanak belgeleri incelenmiş olup, ibraz edilen yasal defterlerin HMK m.222/1-4 ve 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesinin üçüncü fıkra hükümlerine göre
açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmış olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, defterlerin usulüne göre tutulmuş olduğu, sahipleri lehine delil niteliklerinin bulunduğu,
davalının iş sağlığı güvenliği şirketi olmayıp, yapısal çelik bileşenlerin kuruşması işleri yapan bir şirket olduğu, davacı ile aralarında bir iş sağlığı güvenliği sözleşmesi bulunmadığı, davacı ve davalının 01.01.2024-31.12.2024 tarihleri arasındaki yevmiye kayıtlarını incelediğimizde; taraflar arasında davalının ve davacıdan çelik ürünleri satın almış olduğunu gösterir bir cari hesap ilişkisi olduğu,
davacının ticari mal satımı yapmış olduğu ve bu satışlar için 2 adet fatura düzenlemiş olduğu, bu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu,
davacının ilk düzenlemiş olduğu fatura tutarı olan 1200,00 TL’yi davalıdan tahsil etmiş olduğu, bu ödemenin de her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, delil olarak kabulu sayın mahkemenin takdirinde olup, davacının dava konusu alacağa ilişkin ürünü imzalı bir irsaliye ile davalıya teslim etmiş olduğu, her iki tarafın ticari defterlerinde de davacının davalıdan 16.200,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.
DELİLLER
:
-.... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyası.
-... Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazı cevabında gönderilen davacı şirkete ait BA/BS formları.
-... Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazı cevabında gönderilen davalı şirkete ait BA/BS formları.
-Bilirkişi raporu.
-Tarafların beyan ve dilekçeleri
-Tüm dosya kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki açık cari hesaptan takip edilen fatura alacağına ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması ve mahkememize açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Cari hesap TTK 89 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin yazılılık şartı geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir. Taraflar arasında yasal şekilde aranan bir cari hesap ilişkisi bulunmamaktadır. Ancak zamana yayılı olacak şekilde ticari ilişki bulunmaktadır. Bu durumda incelenen ticari defterlerden de anlaşıldığı üzere aralarında ticari ilişki bulunduğu ve alacak ile borçları açık cari hesap ile takip ettikleri anlaşılmıştır. Davacının doğrudan TTK 89 ve devamında düzenlenen cari hesap sözleşmesinden yazılı geçerlilik şartına aykırılıktan yaralanamayacağı açık ise de ticari defter kayıtlarından alacağını ispat etmesi mümkün olacaktır.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. Md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır.
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur.
Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği,bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir.
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki açık cari hesaptan takip edilen fatura alacağına ilişkin yapılan icra takibine davalının itirazı sonucu takibin durması ve mahkememize açılan itirazın iptali davası ile inkar tazminatına hükmedilmesi talebinden kaynaklandığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının alacağın tahsili istemiyle .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce ön inceleme duruşmasında taraf defterlerinin incelenmesine karar verilerek dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, taraflara usulüne uygun ihtaratların yapıldığı, incelemenin taraf ticari defter ve kayıtları üzerinde yapıldığı, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile, taraflarca incelemeye ibraz edilen yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehlerine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı yasal defterlerinde davalıdan 16.200,00-TL tutarında alacaklı olarak görünmekteyken davalı yasal defterlerinde davacıya 16.200,00-TL borçlu olarak göründüğü, davacının kestiği faturaların e-fatura olarak kesildiği ve dijital olarak davalıya tebliğ edildiği ve davalı ticari defterlerine kayıt edildiği işbu faturalara veya muhteviyatı hizmetlere davalı tarafından itiraz edildiğine ilişkin dosyada mevcut herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, ticari defterlerin ve BA-BS formlarının karşılaştırılması neticesinde tarafların bildirimlerin birbirini doğruladığı, davacının icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunmadığı, davacının davalıdan 16.200,00-TL tutarında alacaklı olduğu tespitlerinin yapıldığı, bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu görülmüş ve hükme esas alınmıştır.
Faturaya dayalı alacak iddiası kapsamında salt fatura malın teslimi için yeterli değilse de iki tarafın da ihtilafsız şekilde vergi dairelerine ba/bs formlarını bildirmesi, faturaların itiraza uğramaması, ticari ilişkinin aynı şekilde defterlere yansıması akdin ve faturadaki miktarın kabul edildiğine karinedir.
Davalının, davacının dayandığı faturaların tümünü ba formu ile bildirdiği ve faturalara itirazının bulunmadığı, tarafların Ba/Bs formlarının ticari defter ve kayıtları ile uyumlu olup, taraf bildirimlerinin birbirini doğruladığı, taraflar arasında çelik ürünleri alım satımına dair cari hesap ilişkisi bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafça düzenlen ilk faturanın davalı tarafından ödendiği, bu ödemenin her iki tarafın ticari defter kayıtlarında yer aldığı, davacının dava konusu alacağa ilişkin ürünleri imzalı irsaliye kayıtları ile davalıya teslim etmiş olduğu, tüm bunların davacının haklılığını gösterdiği, bunun yanında ticari defterlere dayalı yazılı delilin aksini iddia eden davalının fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle kanıtlayamadığı, davacı yasal defterlerinde davacı taraf davalıdan 16.200,00-TL tutarında alacaklı olarak görünmekteyken davalı yasal defterlerinde davalı tarafın davacıya 16.200,00-TL borçlu olarak göründüğü, taleple bağlılık ilkesi ve takipteki miktar kapsamında davacının davalıdan 16.200,00-TL alacaklı olduğu anlaşıldığından asıl alacak niteliğindeki bu miktarı içeren ilamsız takipte davalı itirazının iptali ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu edilen ve davalı defterlerinden de açıkça anlaşılabilen asıl alacağın önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının İPTALİNE, takibin 16.200,00-TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan 3.240,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Alınması gereken 1.106,62-TL harcın peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 679,02-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcının ve 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.120,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 16.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!