Anahtar kelimeler: Sig Şden Süreçler Şnin Satımdan Evvel Vadesinde Risk Doğmuş Ederken

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA, SAVUNMA, DOSYA KAPSAMI
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili --------Ş'nin davalı şirket --------Ş'den █████/2016 tarihinden evvel doğmuş ticari alacaklarının, kredi risk sigortası kapsamında davacı ... Sig. A.Ş tarafından sigortalandığını, taraflar arasında akdedilen █████/2016 tarihli protokolde müvekkili -------- de sigortacı sıfatı ile yer aldığını, ------- firmasının protokol dahilinde müvekkillerine teslim edilen çek ödemelerini süresinde ve vadesinde yapmadığını, bu süreçler devam ederken davacı ... tarafından davacı ------- █████/2017 tarihinde 3.824.943,60-USD hasar ödemesi yapıldığını, yapılan bu ödeme ile, davacı ...'in davacı -------- davalı -------- █████/2016'dan önce doğan alacağının %90'una TTK.1472/1 maddesi gereği yasal halef olduğunu, 2019 yılına girildiğinde davalı firma --------- tarafından yapılan ödeme miktarlarının gittikçe düştüğünü, 17.11.2016 tarihinden evvel doğmuş alacaklar karşılığı ödeme amacı ile teslim alınan çeklere dayanılarak --------- İcra Müd. --------- esasında 781.420-TL -------- İcra Müd. -------- esas, takip çıkışı 779.928-TL, -------- İcra Dairesinin ---------- esas, takip çıkışı 784.776-TL, --------- İcra Müd. ----------E., takip çıkışı 778.810-TL olduğunu, yine İst. --------- İcra Müd. ---------E. İle 750.000-TL ilamsız ipotek takip çıkışı yapıldığını, bu dosyadan 600.000-TL tahsilat yapıldığını, takipler ile ilgili olarak-------- tarafından müvekkilleri aleyhine------- Esas, ---------- Esas sayılı dosyalarında menfi tespit davaları açıldığını, yine -------- esas, -------- esas,-------- esas, ---------- esas sayılı dosyaları ile açılan “imzaya ve borca itiraz” davalarının reddedildiğini, --------- E sayılı, --------E sayılı dosyalarında "Davalı borçlu ---------Ş 'nin sonraki yöneticisi ve diğer davalı ---------Ş'nin kurucusu ve uzun süre yöneticisinin aynı zamanda takip borçlusu olan -------- adlı kişi olması, borçlu şirkete ilişkin şubelerin kapanması ile davalı üçüncü şahıs şubelerinin açılışına ait ilanların bazılarının aynı gün veya birbirinden birkaç gün arayla sicil gazetesinde ilan edildiği, davalı üçüncü şahısın şubelerinin tamamına yakınının davalı borçlu şirketin kapatılan adreslerinde açıldığını -------- her iki şirket adına verilen işyeri tescil belgelerinde davalı borçlu şirket ve diğer davalı üçüncü şahıs şirketinin uzun süre yöneticiliğini yapmış olan takip borçlusu --------- yönetici ve şirket ortağı olarak adının yer almakta olduğunu, her iki şirketin faaliyet konularının birbirine benzer olması gibi belgelerin davalı borçlu şirket ile diğer davalı üçüncü şahıs şirket arasında organik bağ bulunduğunun gösterdiğinin" tespit edildiğini ve istihkak davalarının red edildiğini, işbu dava ile; -------- ve --------- tüzel kişilikleri arasındaki perdenin çapraz aralanması --------- 30.04.2019 tarihinde YK üyeliğinden istifa ettiğini, Yönetim Kurulu tek kişi olarak ------- oluştuğunu,------- yetkilisi ------- -------- firmasının hisselerini ve YK üyeliğini -------- uyruklu ---------- ikamet etmeyen bir şahsa devrettiğini, kısaca ------ ------- şirketinin --------- uyruklu bir şahsa devir ederek -------- şirketini kurduğunu belirterek davalı -------- menkul ve gayrimenkul mallarına, banka hesaplarına dava değeri mukabilinde ihtiyati haciz uygulanmasını, 1.000.000,00 TL'nin (tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile), dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilerek davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı -------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile borçlu arasında hiçbir bağlantı olmadığını, bu nedenle müvekkilinin davacılara hiçbir isim adı altında borcunun bulunmadığını, müvekkili şirket ile -------- ve -------- Şirketinin hiçbir ilgi ve alakasının olmadığını, bu sebeple davacının aksi yöndeki iddialarının tamamının asılsız olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen haciz işleminde; borçluya ait hiçbir bilgi ve belgeye rastlanılmadığının açık ve net şekilde ifade edildiğini, davacı tarafından bahsedilen haciz işleminin borçlu şirket adresinde gerçekleşmediği gibi, hacizler esnasında borçlu şirket yetkilisinin de hazır olmadığını, adreslerin borçluya ait adresler olmadığını, aynı iş hanı ya da plazada farklı bağımsız bölümlere ait adreslerin, organik bağı ispata yeterli olmadığını, aksi halde salt aynı işhanı ya da binada yer alan farklı tüzel kişiliklere ait adreslerde birinin borcu için diğerinin adresinde haciz yapılabilir olmasını ve her durumda aralarında organik bağ olduğu anlamına gelecek olduğunu, bu hususun hayatın olağan akışına ve hakkineyete aykırı olduğunu, dava dilekçesinde bahsedilen haciz, üçüncü kişi konumundaki müvekkilinin iş yeri adreslerinde ve borçlunun yokluğunda yapıldığını, haciz esnasında haksız ve hukuka aykırı şekilde detaylı araştırmalar yapılmasına rağmen, borçluya ait vergi levhası yahut organik bağı ispat eder herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığını, bilakis müvekkili şirketin vergi levhası, kira sözleşmesi ve demirbaş listesinin dosyaya sunulduğunu, tüm bu izahatlardan anlaşılacağı üzere, borçlu ile müvekkilinin hiçbir alakasının olmadığını, ticaret sicil kayıtları ile sabit olduğu üzere müvekkili firmanın "------- Mh.------- Cd. ------- -------blok No:------- --------" adresinde kurulmuş olup borçlu mernis adresi ile herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, somut olaya ilişkin olarak emsal Yargıtay kararlarının bulunduğunu, dolayısı ile davacı yanın davasını ve iddia ettiği hususları ispatlayamadığını beyan ederek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı --------Ş. vekili, 01.04.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacıların, iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının taraf sıfatının olmadığını, bu sebeple davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacıların hali hazırda --------- şirketine ait olan mallar üzerinde haciz sahibi olduğunu, tüm bu kanuna aykırı işlemlerine ek olarak, iş bu davayı da ikame ettiklerini, özetle davacıların hukuki yararı olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ve Sayın Mahkeme üzerinde adeta algı yaratmaya çalıştığı iddia olan, her iki şirketin arasında organik bağ bulunup bulunmadığı hususunun muvazaa iddiasını ispat etmeye yetmeyeceğini, kaldı ki müvekkili -------- şirketi ile diğer davalı --------- şirketi arasında da her ne suretle olursa olsun bir ilişki de bulunmadığını, davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğu iddiasında ise de, iş bu organik bağ hususunun ispatının dahi tüzel kişilik perdesinin aralanması hususunda yeterli olmadığını, Yargıtay” in güncel tarihli kararında bu hususun açıkça belirtildiğini, bu düzenlemelerden hareketle tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını talep eden davacı iddialarını somut vâkıalarla, delillerle ortaya koyması gerektiğini, Yargıtay kararları ile de sabit olmak üzere, belirtilen şartların somut olayda bulunmadığını, Sayın Mahkeme tarafından yaptırılacak incelemelerde dahi bu hususun açıkça ortaya çıktığını, ayrıca davacı tarafın müvekkili -------- şirketi aleyhine açmış olduğu icra takiplerinden kaynaklanan protokoller ile alacağını fazlasıyla tahsil ettiğini, kaldı ki davacı tarafın kendi lehine 1. sırada ipotekleri dahi bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde sadece algı yaratma çabası içerisine girdiğini, fakat bahsetmiş olduğu ilgili dosyalardan kaynaklı yapmış olduğu tahsilatları ve henüz yapmamış olduğu garanti ipotek tahsilatlarından dilekçesinde bahsetmediğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu tüm iddiaların abesle iştigal olduğunu, sayın Mahkeme tarafından davalıların ticari defterleri üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile de davalılar arasındaki herhangi bir hareketin bulunmadığının açıkça ortaya konulacağını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu tüm hususlarının kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, işbu sebeplerle öncelikle davacı tarafından kanuna aykırı olarak açılan ve ispatlanamayan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir
İNCELEME ve GEREKÇE
:Dava, davacının davalı --------- olan kambiyo takiplerine dayalı alacaklarından, aralarında organik bağ bulunan davalı şirketin de tüzel kişilik perdesi aralanarak sorumlu olduğunun tespiti ile bu alacakların davalı-------- tahsili talebine ilişkindir.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilerek deliller toplanmış, bilirkişiden rapor aldırılarak sonuca gidilmiştir.İlgili icra dosyaları, ceza dosyası ve hukuk dava dosyaları celp edilmiş olup, UYAP üzerinden mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
--------- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş olup, yapılan incelemede; Müdahil -------- ünvanlı yabancı şirkete karşı dava dışı --------- ve bir kısım sanıklar hakkında hileli iflas suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda dosyadaki sanıklar yönünden beraat kararı verildiği, işbu ceza dosyasının dosyamızla bağlantılı olmadığı anlaşılmıştır.--------- Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş olup; yapılan incelemede; Davacı ...Ş. ile ---------Ş. tarafından davalılar ---------Ş. aleyhinde sözleşmenin iptali istemli dava açıldığı, uyuşmazlık konusunun davacılardan-------Ş.'den olan alacağının davacı ... tarafından sigortalanıp alacağın ödenmediğinden sigorta şirketi tarafından diğer davacıya ödemede bulunduğu, --------Ş'nin --------- firması tarafından devralındığını, -------- ile --------- arasında ticari işletme rehninin muvazaya dayalı olarak yapıldığını, muvazaa sebebiyle yapılan işlemin iptalinin talep edildiği, davalılardan ------- şirketinin cevap dilekçesinde rehin sözleşmesinin geçerli olduğu, --------- olan alacağın garanti altına alınması için yapıldığını belirterek davanın reddi talep edildiği, dosyanın halen derdest olduğu, uyuşmalık konuları hakkında bilirkişi raporu aldırıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık konusu hakkında mali müşavir ve ticaret alanında uzman bilirkişiden alınan █████/2024 tarihli raporda özetle; Davacı ...Ş.'nin---------Ş.’ye kredi risk sigortası kapsamında ödenen 3.824.943,60 USD tutarındaki alacağın TTK m.1472 uyarınca halefiyet hakkına dayanılarak, davalı --------Ş.’den olan alacakların tahsili ile -------- ile ---------Ş. arasındaki tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması ve organik bağ nedeniyle --------- de sorumlu tutulması talebiyle açılan davada; tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenerek sonuca gidildiği, dosyadaki ticaret sicil kayıtları, --------- belgeleri, şube kapanış ve açılış tarihleri, şirket yöneticisi ve ortaklık yapıları ile --------- her iki şirketle bağlantısı, faaliyet konularının benzerliği ve bazı mali veriler birlikte değerlendirildiğinde -------- ile -------- arasında organik bağ bulunduğu yönünde kanaate varıldığı, tüzel kişilik perdesinin aralanıp aralanmayacağı hususundaki nihai kararın mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş ve rapor tanzim edilmiştir.
---------- ATM dosyasında alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporunda özetle; 15.05.2019 tarihli 1.000.000 TL bedelli ticari işletme rehni sözleşmesinin --------- Noterliği nezdinde düzenlenerek Rehinli Taşınır Siciline tescil edildiği, -------- defter ve kayıtlarında rehin konusu taşınırların yer aldığı, -------- ile -------- arasında cari hesap ve faturalarla sabit düzenli bir ticari ilişkinin bulunduğu, buna karşılık -------- kayıtlarında -------- ait herhangi bir alacak/borç hesabına rastlanmadığı, ticaret sicil kayıtlarına göre belirli dönemlerde -------- hem ------- hem --------- yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle bu iki şirket arasında “ilişkili firma” niteliğinde bir bağ bulunduğu, ancak organik bağın tek başına muvazaanın varlığını göstermeyeceği, ticari işletme rehni sözleşmesinin muvazaalı olduğunun ayrıca ispatı gerektiği, -------- --------- demirbaş veya stok aktarımına ilişkin defter kayıtları üzerinden somut bir mal kaçırma yahut --------- aleyhine --------- lehine mal aktarımı tespit edilemediği, 2019 yılı -------- demirbaş kayıtlarının farklı illerdeki teknik servis demirbaşlarından oluştuğu ve kaydi değerlerinin defterlerde yer aldığı, sonuç olarak ------- ile --------- arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, ancak ticari defter ve kayıtlar üzerinden --------- aleyhine --------- lehine mal aktarımının ve dava konusu ticari işletme rehninin muvazaalı olduğunun somut şekilde tespit edilemediği yönünde rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır.
Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik dikkate alınmadan, mezkur kişiliğin arkasına saklanan kimsenin borçtan sorumlu tutulması veya çiğnediği yasağın sonuçlarına katlanmasıdır.
Bir tüzel kişi olan anonim şirket, kendi pay sahiplerinin her birinden; eğer tek pay sahibi varsa anonim şirket, tek pay sahibinden ayrı, farklı ve bağımsız bir hukuki varlıktır; ilke gereği bu kişilerin mal varlıkları da ayrıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ile ilgili Yüksek Yargıtay'ın ilkesel nitelikteki kararı şu yöndedir;
"Tüzel kişiliklerde mal ayrılığı ilkesi geçerli olup, tüzel kişinin malvarlığı onun ortaklarının ve onun yönetiminde bulunan organları oluşturan kişilerin ve kardeş ortaklıkların malvarlığından bağımsız ve ayrıdır. Eğer kişilik ve mal varlığı ayrılığı ilkesi uygulanmıyorsa yani malvarlıkları birbirine karışmışsa ve bu durumdan 3. kişiler zarar görüyorsa, art niyetle ve hesabi davranışlarla sırf sorumluluktan kurtulmak amacıyla tüzel kişilik perdesi ardına sığınılmış ise bu durumda TMK'nin 2. maddesi gereği şahıs ve mal ayrılığı ilkesi istisnaen uygulanmamaktadır".
Yüksek Yargıtay'ın konuya ilişkin emsal nitelikte diğer bir kararı ise şu yöndedir; "Dava, çeke dayalı alacak istemine ilişkin olup, davacı tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak tüm davalıların çek bedelinden sorumlu tutulmasını istemiş, mahkemece, gerçek kişi davalı -------- dışındaki davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere TTK'daki sermaye şirketlerine ilişkin hükümler gözetildiğinde kural olarak sermaye şirketi ortaklarının şirket borçlarından dolayı şirket alacaklılarına karşı bir sorumluluğu bulunmamakta ise de, pay sahibinin şirket tüzel kişiliği ile özdeşmesi, şirket ortağının mal varlığı ile şirket tüzel kişiliğinin malvarlığının birbirlerine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanarak alacaklılara karşı tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyeti taşıması, borçların ödenmesi sırasında şirket ortağı tarafından ayrılık prensibinin ileri sürülmesinin TMK'nın 2. ve 3. maddelerine aykırı olması gibi hallerin söz konusu olduğu durumlarda şirket ortağı aleyhine de tüzel kişilik perdesi aralanarak şirket borcundan dolayı sorumluluğuna gidilebilecektir. Başka bir anlatımla perdeyi aralama teorisiyle birlikte tüzel kişinin borcundan üyelerin, üyelerin borcundan tüzel kişinin özdeş kılınarak sorumlu tutulması mümkün olabilecektir. Bu durumda, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı --------- durumu değerlendirilerek hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına dayandırıldığı, davalı -------- ise bir gerçek kişi olduğu gerekçesiyle davalı --------- hakkındaki davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir".
İlkesel nitelikteki Yargıtay kararları gözetildiğinde tüzel kişilik perdesinin aralanması ve şirket borçlarından dolayı şirket alacaklarına karşı pay sahibinin ve pay sahibinin ortağı yahut yöneticisi olduğu başka bir şirket tüzel kişiliğinin sorumlu kılınması için mal varlığının özdeşmesi (birleşmesi), mal varlıklarının birbirine karışması, art niyetli ve hesaplı davranışlarla sırf sorumluluktan kurtulmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanılması, ortağın şirketteki hakimiyetini kötüye kullanması, borçların ödenmesi sırasında ayrılık prensibinin ileri sürülmesini objektif iyiniyet kurallarına (TMK m.2) aykırılık oluşturması gerektirmektedir. Somut olay bakımından da bu şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin titizlikle araştırılıp ortaya konulması, somut dayanaklarının gösterilmesi zorunludur.
Perdenin kaldırılabilmesinin şartları öğretide şu şekilde belirtilmiştir:
1-Perdenin kaldırılabilmesi için en az iki kişinin mevcudiyeti şarttır.
2-Kişiler arasında hakimiyet (kontrol) ilişkisi bulunmalıdır.
3-Böylece kişiler arasında birlik (özdeşlik) doğmalıdır.
4-Bu birlik (özdeşlik) bağlamında da somut olayda anonim şirketin tüzel kişiliği kötüye kullanılmış olmalıdır.
Toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; Tüzel kişilik perdesinin aralanarak davalı --------Ş.'nin diğer davalı --------Ş.'nin kambiyo takiplerine dayalı borçlarından sorumlu tutulabilmesi için tüzel kişiliği bulunan her iki davalı arasında özdeşlik bulunması gerektiği, davalı --------Ş.'nin hileli ve usulsüz işlemlerle mal varlığını kısmen veya tamamen diğer davalı şirkete aktarmış olduğu, şirketin içinin boşaltılmış olduğu ve haksız kazanç elde edilmiş olduğunun mevcut deliller kapsamında kanıtlanamadığı, incelenen ticari defter ve kayıtlara göre davalı ---------Ş.'nin ayrı ve bağımsız bir mal varlığının bulunduğu, ayrı bir ortaklık yapısı ve yönetiminin bulunduğu, fiili veya organik olarak diğer davalı ---------Ş. ile irtibatı bulunmadığı sonucuna varılarak ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE
2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 17.077,50- TL peşin harcın mahsubu ile kalan 16.345,50-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5- Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
6- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalılar vekili için takdir olunan 156.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
Dair, davacı ve davalı --------- vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddesi uyarınca 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer eş değer Mahkemesine verilecek usulüne uygun istinaf dilekçesi ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Yasa Yoluna başvurabileceği belirtilerek verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!