Anahtar kelimeler: Berber Girdi Çıktı Salonu Aralıklı Başlattığını Feri Defa Bildirdiğini Konya

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Konya 3. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 18.09.2000 tarihinden 15.07.2013 tarihine kadar berber salonu işyerinde kesintisiz çalıştığını, ancak davalının müvekkilinin sigortasını ilk defa 2008 yılında başlattığını ve o tarihten itibaren müvekkilinin işyerine girdi çıktı yapmış gibi göstererek aralıklı olarak hizmetini kuruma bildirdiğini ancak müvekkilinin bu işyerinde askerlik hizmeti haricinde kesintisiz çalıştığını ve asgari ücretin 2 katı olarak ücret aldığını beyanla, müvekkilinin 18.09.2000- 15.07.2013 tarihleri arasında hizmet akdiyle kuruma eksik bildirilen hizmet çalışmasının tespitine ve işveren yanında prime esas kazancının asgari ücretin 2 katı olarak tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görüldü.II. CEVAPDavalı işverenin cevap dilekçesinde; 5 yıllık hak düşürücü sürede davanın açılmadığını, davacının 2000 yılından 2013 yılına kadar çalışma iddiasının ve ücretinin asgari ücretin 2 katı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının çalıştığı süre boyunca sigorta primlerinin düzenli olarak kuruma yatırıldığını ve hizmetinin bildirildiğini, iş akdinin 2010 yılında haklı sebeple feshedildiğini beyanla davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Feri müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının kurumda mevcut kayıtları incelendiğinde diğer davalının yanında çalşıtığına dair herhangi bir bilgi belgeye rastlanmadığını, iddia ettiğinin aksine dava edilen dönemlerde davacının sigortalı hizmetinin bulunmadığını, davacı tarafından Kuruma herhangi bir bildirimde bulunulmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini ve feri müdahil olarak dava ve duruşmalara kabulüne karar verilmesini talep ettiği görüldü.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının Kurum kayıtlarına intikal eden hizmetleri de gözetilerek davalı işyeri nezdinde 25.06.2011-15.07.2013 tarihleri arası dönemde hizmet akdine istinaden asgari ücretle kesintisiz şekilde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili davacının talebinin tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde 25.06.2011-15.07.2013 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle kesintisiz olarak çalıştığı yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.1-Hak düşürücü süre hak sahibinin hakkını kanunda belirtilen sürede kullanmaması halinde hakkın sona ermesine neden olur. Hak düşürücü süre dava şartı olup 6100 sayılı Kanun'un 115. maddesi uyarınca hâkim tarafından re’sen gözetilir. Bir başka deyişle Mahkeme davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı gibi taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.2-506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesi uyarınca Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun'un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.3-Bir başka anlatımla sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi veya çalışmaların Kurum tarafından tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.4-Eldeki dosyada; davacının, davalıya ait iş yerinde 18.09.2000-15.07.2013 tarihleri arasında sigortasız çalıştırıldığını iddia ettiği, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun denetim elemanlarınca iş yerinde 12.11.2008 tarihinde yapılan denetim sonrasında davacı adına ilk işe giriş bildirgesinin 12.11.2008 tarihinde verildiği ve anılan tarih öncesi için davalı işverene ait işyerinden herhangi bir sigortalı hizmet bildirimi yapılmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun denetim elemanlarınca iş yerinde 16.07.2010 tarihinde yapılan denetim sırasında ise davacının denetim tarihi (16.07.2010) itibariyle işe başladığını beyan etmesi karşısında çalışmalarının kesintili olduğu dolayısıyla 12.11.2008 tarihinden başlayan hak düşürücü sürenin dava tarihi olan 05.01.2018 tarihi itibariyle fazlasıyla geçtiği belirgindir. Açıklanan bu nedenlerle 05.01.2018 tarihi öncesi hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu yönündeki Mahkeme kabulü yerinde ise de talep konusu olan 05.01.2018 tarihinden sonraki dönem için verilen karar eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının hizmet cetveli irdelendiğinde 17.02.2011-24.06.2011 tarihleri arası dönem 1479 sayılı yasa kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğu, davacının vergi mükellefiyet kaydı irdelendiğinde 17.02.2011-24.06.2011 tarihleri arası dönem berber işletmeciliği faaliyetinden kaynaklı vergi mükellefiyet kaydının bulunduğu anlaşılması karşısında fiili bir çalışmaya dayanıp dayanmadığı titizlikle incelenmelidir. Ayrıca; çalışılan işyerine komşu iş yerleri saptanmalı, bu yerlerde çalıştığı resmi kayıtlarla (hizmet cetveli vb.) sabit olan tarafsız komşu tanıkların beyanları alınmalı, çalışmanın neden kayıt dışı bırakıldığı somut verilerle saptanmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilirse de çalışmanın konusu, süreklililiği, başlangıç ve bitiş tarihleri konularında tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre beyanı alınmalı, iş yerinin kapsam kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, mümkün oldukça iş yerinin müdür ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o iş yerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlarla tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Öte yandan; davacının üçüncü şahıslar nezdindeki çakışan bildirimleri nedeniyle davalı yanındaki çalışmasının kesintiye uğradığının saptanması halinde, bu kesintilerin süresi ve niteliği dikkate alınarak, dava tarihi itibarıyla hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin yapılacak yargılamada Mahkemece nazara alınması gerekir.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VI.KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.