Anahtar kelimeler: Davatalepdavacı Ktknın Çarpışması Cismani Plaka Tarafsız Seyir Sürücü Vefat Ölüm

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ---- tarihinde sürücü --- sevk ve idaresindeki --- plaka sayılı araç seyir halinde iken sürücü ----plaka sayılı araç ile çarpışması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza nedeniyle davacı ----- vefat ettiğini, taraflarca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ---- sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı araç sürücüsü 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, ---- plaka sayılı araç ------- sorumluluğunda olduğunu, davacılar tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacıların söz konusu trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kaldığını, arz ve izah edilen nedenlerle davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; 50 TL Destekten yoksun kalma, 50 TL Cenaze Gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yapılacak yargılama nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karışan ---- plakalı aracın ------- vadeli zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına alındığı, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıkları iddiasıyla maddi tazminat talepli dava açtıklarını, öncelikle Karayolları Trafik Kanunu 97 ve 99 maddeleri uyarınca dava açmadan önce sigorta şirketine genel şartlarda öngörülen belgelerle eksiksiz başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafın bu başvuru şartını eksiksiz yerine getirmeden dava açtığını, talep edilen eksik belgelerin müvekkili şirkete iletilmediği, bu nedenle davanın usulen reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak davacı ---- ihtiyari arabuluculuk anlaşması yapıldığı ve ------ ödeme gerçekleştirildiği, ödeme dekontunun sunulduğu ve talep halinde anlaşma tutanağının da ibraz edileceğini, arabuluculuk anlaşmasının kural olarak uyuşmazlığı sona erdirdiği, bu nedenle başka bir incelemeye gerek kalmadan davanın reddinin gerektiğini, diğer davacılar ------bakımından ise evli oldukları ve destek yaşlarını aştıkları, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre erkek çocukların 18 yaşını, kız çocuklarının 22 yaşını doldurmaları ve ayrıca evlenmeleri halinde destek kapsamından çıktıkları, reşit çocukların destekten yararlanabilmesi için özel koşulların bulunması gerektiği, davacıların müteveffanın desteğine muhtaç olduklarını Yargıtay’ın kabul ettiği kriterler çerçevesinde ispatlamaları gerektiğini, aksi halde taleplerin reddinin gerektiğini, -------- tarihli iptal kararlarının bu uyuşmazlıkta uygulama alanı bulmadığı, trafik sigortası genel şartlarının tazminat hesaplamasına ilişkin hükümlerinin yürürlükte olduğu ve ------ tarihinden itibaren düzenlenen poliçeler bakımından kanundaki atıf hükümlerinden bağımsız olarak uygulanmasının gerektiğini, genel şartların Hazine Müsteşarlığı tarafından kanundan alınan yetkiyle belirlendiği, bu nedenle genel işlem koşulu sayılmasının mümkün olmadığı, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği ve geçmişte akdedilen poliçelerde kazanılmış hak ve hukuki güvenlik ilkeleri gereği etkili olamayacağı, ayrıca işletenin haksız fiil sorumluluğu ile sigorta şirketinin sözleşmeden doğan sorumluluğunun farklı olduğu, bu nedenle tazminat hesabında özel düzenleme niteliğindeki genel şartların esas alınmasının gerektiği, iptal kararı geçerli kabul edilse dahi Borçlar Kanununda hesaplama usul ve esaslarının düzenlenmediği, bu nedenle-----tarihli güncel genel şartlar ile KTK 90 maddesinin güncel düzenlemesi çerçevesinde ------yaşam tablosu ve belirlenen iskonto oranları kullanılarak aktüeryal hesap yapılmasının gerektiğini, teknik faizin uygulanmamasının gerçek zarar ilkesine aykırı olacağı ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı yönünde ayrıntılı açıklamalar yapıldığını, kusur yönünden dosyada çelişki bulunduğu ve net kusur oranlarının belirlenmesi gerektiği, müvekkili şirketin ancak sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağı, bu nedenle dosyanın ----- Dairesi'ne gönderilerek kusur incelemesi yaptırılmasının gerektiğini, ayrıca müteveffanın dava dışı desteklerinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, ölüm ile kaza arasında illiyet bağının kurulamadığı ve bu hususta ----- rapor alınmasının gerektiği, cenaze ve defin masrafları bakımından somut belge ve delil sunulmadığı, birçok giderin belediyelerce karşılandığı, zorunlu olmayan mevlit ve benzeri kalemlerin talep edilemeyeceği, bu nedenle bu taleplerin reddinin gerektiğini, müteveffanın gelirinin resmi belgelerle ispatlanması gerektiği, ispatlanamazsa genel şartlar ve Yargıtay içtihatları uyarınca asgari ücretin esas alınmasının gerektiğini, ayrıca kazanın iş kazası olup olmadığı ile ------ tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığı ve peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, varsa bu ödemelerin tazminattan indirilmesi gerektiğini, müterafik kusur bakımından müteveffanın yolcu konumunda emniyet kemeri takmaması gibi hallerin tazminattan indirim sebebi olacağı, TBK 52 kapsamında indirim yapılmasının gerektiği ve ceza dosyasında uzlaşma bulunması halinde yerleşik uygulama gereği davanın ayrıca reddinin gerektiğini, faiz yönünden sigortacı bakımından temerrüdün ancak gerekli belgelerle başvuru yapıldıktan sonra doğacağı, başvuru yoksa temerrüdün dava tarihinde başlayacağı, bu nedenle faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiğini, davanın haksız fiile dayanması sebebiyle faiz türünün de yasal faiz olması gerektiğini belirtmiş olup, öncelikle davanın usulden reddi, bu kabul edilmezse yapılacak yargılama sonucunda davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Nüfus Kayıt Örneği, ----Araç Tescil Kayıtları, Hasar Dosyası ve ----- Soruşturma dosyası, ----- esas sayılı Mirasçılık Belgesi, Sosyal ve Ekonomik Durum Araştırmaları, ---- Kayıtları, Bilirkişi Kusur Raporu, Bilirkişi Hesap Raporu, Dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava/davalar, trafik kazası sonucunda vefat eden kişinin eşi ve kızları tarafından 6098 Sayılı TBK'nin 53/3 maddesi gereğince destekten yoksun kaldıkları ve tedavi, cenaze ve defin giderleri yapıldığı iddiasıyla 6100 Sayılı HMK'nin 57,58 maddelerine (ihtiyari dava arkadaşlığı) göre birlikte; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 Sayılı KTK'nin 85/1-son, 91/1, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince ölümlü kazaya karışan sigortalı araç sürücüsünün kusur durum ve oranına göre davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesine ilişkin olarak HMK'nin 107.maddesi kapsamında açılmış belirsiz alacak davasıdır. (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak; resen incelemeye tabi KTK'nin 97.madesi gereğince sigorta şirketine başvuru olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddelerine göre genel ve özel dava şartları ile taraf sıfatı ve harç gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın karşın duruşmaya katılan davacılar vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluna gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve karar duruşmasına katılan davacılar vekilinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. ----- ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1 maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasındabir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ------------ 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.Destekten yoksun kalma tazminatı ise; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3 maddesinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. --------sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve/veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için -------- gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir. İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, ölenin destek gücünün, eş ve çocuğun destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; ---- sularında ---- Karayolu üzerinde davacılardan ----- plaka sayılı hususi otomobil ile dava dışı sürücü ------ plakalı kamyonetin karıştığı ölümlü/yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği ve kaza neticesinde davacının kullandığı araçta yolcu olarak bulunan eşi -------- vefat ettiği ettiği iddia ve savunma ile dosya kapsamınca sabittir. Dosyada bulunan nüfus kaydı ve sair bilgilere göre davacılar ölen kadının eşi ve kızları olup davacılar destekten yoksun kaldıklarını ileri sürmüşlerdir. Davacı eş ile destek ilişkisinin varlığı kabul edilmekle birlikte somut olayda yaşları da gözetildiğinde kızları yönünden bunun açıkça ispat edilmesi gerekmektedir. Dosyada bulunan ---- plaka sayılı motorlu aracın ------ başlangıç ve bitiş tarihli olarak kaz gününü kapsar şekilde kişi başına sakatlanma ve ölüm halinde --- limitli olarak davalı sigorta şirketince düzenlenmiş ------ poliçesi bulunduğu tespit edilmiştir. Buna göre davalı sigorta şirketinin 2918 sayılı KTK'nin 91/1, 85/1, 85/son, 86/1, 88/1 ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesine göre sigortalı aracın sürücüsünün ve eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulması mümkün olduğundan doğan zarardan poliçe limitine kadar müteselsil sorumluluğu bulunduğu açıktır. Mahkememizce bu veriler ışığında taraf vekillerince gösteril tüm deliller toplanmış ve ilgili yerlerden getirtilmesi gereken tüm bilgi ve belgeler toplanmıştır. Buna göre dava konusu uyuşmazlığın temelinin ve çözümünün kusura dayalı olması nedeniyle kazanın ve kusurun değerlendirilmesi bakımından özel bilgi gerektirdiğinden HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak delil niteliğinde bulunan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı, ceza soruşturması/ kovuşturması dosyası ve olayın gerçekleşme biçimi ile dosya kapsamına nazarında kusur raporu düzenlenmesi istenmiştir.----- tarafından düzenlenen----- tarihli raporda özete ; davacı sünücü ---% 70 oranında davalıya sigortalı araç sürücüsü ------- % 30 oranında kusurlu olduğu ,kazanın oluş şekline göre yolcu konumunda bulunan müteveffanın hiçbir halde müterafik kusuru bulunmadığı yönünde tespit, oran ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Davalı vekili tarafından itiraz edilmiş ise de davalı şirketin öncesinde yapmış olduğu kısmı ödeme ve ceza soruşturması dosyası ve önceki rapor da gözetildiğinde sunulan raporun ayrıntılı, gerekçeli, olaya ve oluşa da uygun olduğu, kural ihlallerinin doğru şekilde tartışılıp gösterildiği kabul ve takdir edilerek işbu rapor ve kusur dağılımı hükme esas alınmıştır. ------- Mahkememizce eylem, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağı hususları yukarı açıklandığı üzere belirlendikten sonra zararın da belirlenmesi gerekeceğinden ve dava konusu olayda tazminat hesabının teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle dosya birden fazla olarak ----- Listesinden resen seçilen bir nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye verilmiş ve raporlar düzenlemesi istenmiştir. Bilirkişi Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ----tarafından düzenlenen ----- tarihli raporda özetle ; davalının %30 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre ---- vefatı nedeniyle; A)ödeme Tarihindeki Verilere Göre; Ödeme tarihindeki verilere davacı Eş ----olarak belirlenmiş olup, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ----- ödemenin davacının ödeme tarihindeki verilere göre destek zararını karşılamadığı, b)günümüze kadar bilinen verilere göre; sayın Mahkemece ödeme ile borcun sona ermediği ve ödemenin kısmi ifayı içeren makbuz olarak kabul edilmesi halinde ise; günümüze kadar bilinen verilere göre belirlenen maddi zarar tutarından ödemelerin güncel tutarının tenzili sonucu; a)Davacı Eş ------destekten yoksun kalma nedeniyle bakiye maddi zararının = 331.335,98 TL. olduğu, b)-------- tarafından cenaze ve defin hizmetlerinin ücretsiz yerine getirildiğinin belirtilmesi karşısında zorunlu cenaze ve defin gideri zararının söz konusu olmayacağı, c)Davacı çocuklar ---- yaşında ve evli olması, ----------yaşında ve evli olması nedeniyle destekten yoksun kalma tazminat talep koşullarının bulunmadığı, d)Davacının bakiye destek zararının ----- limitler içinde kaldığı, e)Başvuru tarihine göre sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinin ------- olarak belirlendiği yönünde hesap ve görüş bildirilmiştir. Davacılar vekili tarafından rapora karşı herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş; davalı vekili tarafından ise bir kısım itirazlar öne sürüldüğü görülmüştür. Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede raporun -------- uygulamasına uygun şekilde ----- esas alınarak iskonto yöntemine göre hesaplandığı, önceki ödemenin güncellenip düşüldüğü, davacı eşin bakiye maddi zararının tam ve doğru olarak belirlendiği, raporun olaya özgü tüm hususları kapsadığı sonuç itibarıyla gerekçeli denetime açık hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşıldığından hükme esas alınabileceği değerlendirilmiştir. Davacılar vekili tarafından dava HMK'nin 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığından dava dilekçesinde istenen ve bilahare her bir davacı yönünden ayrıştırmak suretiyle açıklanan talepler artırılmıştır. Mahkememizce yukarıda açıklanan yasal sebep ve ilkelere eşler yönünden destek ilişkisinin varlığı na göre eşin destekten yoksun kaldığı sabit görülmüş ve davacı eş yönünden davanın artırılmış hali üzerinden kabulü ile Davacı (eş) ----- maddi tazminat ---- davasının kabulü ile toplam --- maddi tazminatın, 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen ---- tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan (davalı sigorta şirketinin, ---- poliçesi limiti bakiyesi olan ---- sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ----- verilmesine karar verilmiştir. Davacılar vekili tarafından diğer davacılar yönünden destek zararları ve defin ve cenaze giderleri yönünden bir artırık yapılmamıştır. Davacılar ------ ölenin kızları olduğu ancak yaş ve sosyal durumları itibarıyla aralarında bir destek ilişkisi bulunduğu ispat edilemediğinden bunlara ilişkin maddi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Ayrıca davacıların ------- müzekkere cevabı da gözetilerek ispat edilemeyen cenaze ve defin giderlerine yönelik maddi tazminat davalarının da ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. --------6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise 326 ve 327. maddeleri kapsamında birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda bütün giderlerin esasen ortak yapılması gibi hususlar nazarında reddedilen kısımlar yönünden hesaplanan karşı vekalet ücreti dışındaki yargılama giderlerinin tamamından davalı sorumlu tutulmuştur. Ancak Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretine gelince; işbu dava ------- yönünden 2918 sayılı KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve sürücü yönünden 6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasındaki düzenleme gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulması mümkün görülmemiştir. ----- Bu kapsamda somut olayda taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk giderinden ise arabuluculuğa başvuran davacı ----- sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KISMEN KABUL;KISMEN REDDİNE,
2-)Davacı (eş)---- maddi tazminat ------davasının kabulü ile toplam ----- maddi tazminatın, 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen ---- tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan (davalı sigorta şirketinin, ----- bakiyesi olan 1.110,000,00 TL ile sınırlı ve sorumlu olması kaydıyla) alınarak davacı ---- verilmesine,
3-)Davacılar (kızları) ----- maddi tazminat ------- davalarının ayrı ayrı esastan reddine ,
4-)Davacıların cenaze ve defin giderlerine yönelik maddi tazminat davalarının ayrı ayrı esastan reddine,
5-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktarlar (331.335,98 TL) üzerinden alınması gereken 22.633,56 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 427,60 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 1.135,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 21.070,96 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---- ödenen 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı -----lınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacılar tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 427,60 TL peşin harç, 1.135,00 TL tamamlama harcı, 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 2.051,00 TL harcın davalıdan alınarak davacı ------ verilmesine,
8-)Davacılar tarafından yapılan 931,00 TL posta ücreti, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.931,00 TL giderin davalıdan alınarak davacı ----- verilmesine,
9-)Davacı (eş) ------ maddi tazminat ------- davasında kendisine vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre anılan davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 53.013,76 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ----- verilmesine,
10-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davalı vekili için; davacılar (kızları) ------maddi tazminat ------- davalarında reddedilen miktarlar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1, 13,2 maddeleri uyarınca ayrı ayrı hesaplanan 15,00 TL----ve 20 TL----paranın davacılar (ölenin kızları) -----ayrı ayrı ayrı sırada alınarak davalıya verilmesine,
11-)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davalı vekili için; davacıların cenaze ve defin giderlerine yönelik maddi tazminat davalarında reddedilen miktar yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 3/2,13/1,13/2 maddeleri uyarınca hesaplanan 35,00 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
12-)Davalı tarafından yapılan sair tüm yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
13-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda;6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!