Anahtar kelimeler: Antalya Alanında İli İlçesi Mahallesi İlamına Kesinlik Şartı Eksiklikleri Uyularak
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun (2924 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda 18 05... parsel sayılı taşınmazlar beyanlar hanesine 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve 02.03.1993 tarihinde tapuya tescil edilmişlerdir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bir kısmının kendi kullanımında olduğunu ileri sürerek; taşınmazın beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir.
Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile dava konusu 17 83... parsel sayılı taşınmazın dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 189,70 m²lik kısmının 30.12.2011 tarihi öncesinden beri davacının kullanımında olduğunun tespiti ile dava konusu taşınmazın kullanıma ilişkin şerhin iptaliyle, davacının kullanıcı olduğuna ilişkin şerhin yazılmasına karar verilmiş; verilen karar, davalı ... tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davalı ...'in istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün kaldırılmak suretiyle yeniden hüküm kurulmuş; hüküm, davalılar ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 29.06.2022 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; "... imar uygulaması sonucu oluşturulduğu anlaşılan 17 83... parsel sayılı taşınmazın oluşumuna esas imar planının dava tarihinden evvel iptal edildiği, bilahare taşınmazın bulunduğu bölgede yeniden imar uygulaması yapıldığı ve 04.03.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılan bu imar planı sonucunda dava konusu yerin 149 48... parsel numarası ile tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Şu halde, imar uygulaması sonucunda oluşturulduğu anlaşılan çekişmeli 17 83... parsel sayılı taşınmazın oluşumuna esas imar planı iptal edildiğine ve bu taşınmazın tapudan terkin edilip, 149 48... parsel sayılı taşınmaz oluşturulduğuna göre bu hususun dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Mahkemece bu husus göz ardı edilerek hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, davacının kullanımında bulunan kısmın (fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm), 2924 sayılı Kanun uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında davacı lehine beyanlar hanesine kullanım şerhi verilen 3722 parsel sayılı kadastral parsele isabet ettiğinin anlaşılması karşısında, imar uygulaması sırasında sözü edilen taşınmazda ne gibi bir işlem yapıldığı, bir diğer ifade ile davacı lehine şerh bulunan bu taşınmazın imar uygulaması ile başka taşınmaza tedavül edip etmediği araştırılmadan ve hüküm yerinde pay - payda eşitliği sağlanmadan infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmiş olmasının da isabetsiz olduğu...." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "....bilirkişi raporuna göre davacının zeminde iddia ettiği yerin (B:189,70 m²) son yapılan imar uygulamasından sonra zeminde fiilen 149 48... parselde değil, 150 23... parsel sayılı imar parseli içinde kaldığı, yapılan her imar uygulamasında parsellerin hem hukuken hem fiilen yerlerinin/geometrik şekillerinin ve konumlarının değiştirildiği, eldeki dosyada olduğu şekilde bu durumun bölgede çokça uyuşmazlığa sebep olduğu, oluşan son imar uygulamasına göre davacının talep ettiği yer 150 23... parsel içinde kalmakla artık bu parsel yönünden değerlendirme yapılmasının gerektiği, getirtilen tapu kaydına göre bu parselin ise paylı olarak davacı ... ve paydaşları adına kayıtlı olduğu, tapu kaydında Hazine'ye ait pay bulunmadığı, oluşan duruma göre her ne kadar davacı tapudaki payına karşılık daha fazla yeri kullandığını iddia etmekteyse de son duruma göre özel mülke konu yerde davacı adına kullanıcı şerhi verilmesine olanak bulunmadığı, hal böyle olunca davacının en başta 3722 parselden gelen hakkı karşılığı kendisine imar uygulamaları ile gitti paylarından 3722 parselden gitmesi gereken payından daha az pay verildiği iddiasını idareye karşı ileri sürmesi gerektiği, her ne kadar mevcut durumda imar uygulamasına göre davanın 17 83... ve gittisi 149 48... parselle bir ilgisi kalmamışsa da davanın başındaki duruma göre burada davacıya atfedilecek bir kusur bulunmadığından, bu husus sürekli yeniden yapılan imar uygulamasından kaynaklandığından gerçek kişi davalılar lehine ayrıca husumetten ret kararı verilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı anlaşılmakla Hazine mülkiyetinden çıkan taşınmazda davacı adına kullanıcı şerhi verilmesinin mümkün bulunmadığı...." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!