Anahtar kelimeler: İitemyiz Süreç Edenin Görüşü Hukukî Ret Hakaret Suçlar Esastan İstemi
4. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
HÜKÜMLER
: İstinaf başvurusunun esastan reddi ve düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onama
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında;
Tehdit suçundan verilen hükmün kesin nitelikte olduğu,
Hakaret suçundan kurulan hükmün ise temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı,
Tespit edilmekle, gereği düşünüldü
:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II.TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle; ceza sorumluluğunu tespit eden Adli raporun hatalı ve eksik olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, bozma sebebi dışındaki temyiz sebepleri ile başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanık tarafından temyiz dilekçesi ekinde sunulan ve ... Hastanesi tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli sağlık kurulu raporunda, sanık hakkında "TCK 32/2'den faydalanır." görüşüne yer verilmesi, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen █████/2020 tarihli raporda ise; ''sanığın ceza sorumluluğunun tam olduğu'' şeklinde kanaat bildirilmesi karşısında, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2- Kabule göre de, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun ███████-293 Esas, ████████ Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır." hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın adı geçen Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hareketin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın telefonda önce katılan ...'a, daha sonra katılan ...'ya hakarette bulunması ve sanığın söz konusu eylemlerinin, aynı olaylar silsilesi içerisinde birbiri ardına gerçekleşmiş olması nedeniyle, sanığın hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uygulanarak bir kez cezalandırılması gerekirken ayrı ayrı cezalandırılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286/2-d. maddesi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı anlaşıldığından yer verilen "İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya sanığın temyiz isteminin, anılan Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Bilecik 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.10.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!