Anahtar kelimeler: Riyal Kalıpçı Arabistancidde Dilde Ustası Bitimi Şantiyelerinde Usd Evrakların Yabancı

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 29. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait Arabistan/Cidde şantiyelerinde kalıpçı ustası olarak 15.12.2016-18.04.2017 tarihleri arasında net 1.800,00 USD ücret ile çalıştığını, ücretinin USD karşılığı riyal olarak ödendiğini, davacının iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, ayrıca davacıya iş bitimi nedeniyle yabancı dilde toplu evrakların imzalatıldığını ileri sürerek ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde, görev, yetki, derdestlik itirazında bulunulduğunu, belirsiz alacak davası açılamayacağını, davalı bünyesinde ... Konut Projesinin yürütüldüğü şantiyede 21.12.2016 tarihinde kalıpçı olarak çalışmaya başlayan davacının iş sözleşmesinin 05.03.2018 tarihli fesih bildirimi ile 06.03.2018 tarihi itibarıyla sona erdirildiğini, 4.103,45 SAR ihbar tazminatı ile 5.312,50 SAR kıdem tazminatının ödendiğini, aylık ücretinin net 4.396,55 SAR olduğunu, fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğunu, fazla çalışma ve hafta tatili ücretlerinin bordroya yansıtılarak ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; imzalı kayıtlara göre davacının davalı işyerinde 21.12.2016-06.03.2018 tarihleri arasında çalıştığı tespiti gerektiğinin gözetilmemesinin yerinde olmadığı, dava dilekçesinde hileli bordro/sembolik tahakkuk içeren bordro iddiasında bulunulmaması, ücretin SAR karşılığı olarak ödendiğinin açık olması, kayıtlarda ücretin miktarı bakımından tutarsızlık bulunmaması nazara alındığında ücret miktarının bordroya göre belirlenmesinde hata görülmediği, taraflarca işe giriş çıkış gün ve saatlerini gösterir puantaj kaydı veya eş değer belge sunulmamış ise de fazla çalışma tahakkuku içerir ücret pusula dönemleri incelenerek, hesaba esas aylık ücretin 225 saat karşılığı şeklinde esas alınması gerekirken 240 saate bölümünden kaynaklı olarak fark hesaplama yapılmasının yerinde olduğu, her ne kadar iş sözleşmesinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna dair hüküm yer almakta ise de tahakkuka esas saatler esas alındığından bu yönde ayrıca indirim yapılmamasının isabetli olduğu, tutarlı tanık anlatımları kapsamında davacının dinî bayramların bir günü ve arefe günü hariç diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının kabulü ile yapılan ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesabının hükme esas alınmasının ve Suudi Arabistan tatil günlerinde davacının dinlendirildiği işverence ispat edilemediğinden bu günlerin hesaplamadan mahsup edilmemesinin isabetli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesindeki şartları taşımayan Final Settlement And Release başlıklı belgeye ibraname olarak değer verilmemesi yerinde ise de davalı tarafça sunulan imzalı ihbar tazminatı bordrosunun bulunduğu, davacı tarafın imza inkârı bulunmamasına göre hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında tam ve eksiksiz ödendiği sonucuna varılmakla ihbar tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu, ücret hesap pusulalarının imzalı olması, davacı taraf dava dilekçesinde ücret pusulalarında gösterilen tutarların ödenmediğine ilişkin iddiasının bulunmaması karşısında reddi gerekirken, birtakım (imzalı) hak ediş tutarının banka kaydında karşılığı olmadığından bahisle hesaplanan eksik ücret alacağının hüküm altına alınmasının diğer hatalı yön olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafından sunulan bordrolarda yer alan imzaların davacıya ait olmadığını, ücret tespitinin hatalı olduğunu, Final Settlement And Release adlı belgeye ve Arap bankasındaki "Balance Load Request" açıklamalı ödemelere itibar edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının ücretinin tespiti ve dava konusu alacakların hesabı ile karşılığının ödenip ödenmediğine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.