Anahtar kelimeler: Astana Şehrinde Kazakistan Bitimi Bütçe Şantiyesinde İbranameyle Maaş Maliyet Usd
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 14. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin Kazakistan Astana şehrinde bulunan ... Şantiyesinde 10.07.2015-30.09.2018 tarihleri arasında 4.250,00 USD net maaş ile bütçe ve maliyet kontrol mühendisi olarak çalıştığını, davacının 30.09.2018 tarihinde davalı Şirket tarafından iş bitimi gerekçesiyle işten çıkarıldığını, davalı Şirket tarafından önceden hazırlanan 28.09.2018 tarihli ibranameyle davacının tüm haklarının hesabına yatırılacağı belirtilmesine rağmen davacının haklarının ödenmediğini ileri sürerek ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak, davacıya yapılan tüm ödemelerin bordrosuna yansıtılarak bankaya ödendiğini, davacının ücretine ek olarak aylık 650,00 USD kira yardımı yapıldığına ilişkin iddiasının doğru olmadığını, davacının yapacağı işlerin tamamlanmış olması nedeni ile 06.08.2018 tarihinde tebliğ edilen fesih bildirimi ile iş sözleşmesinin 30.09.2018 tarihinde geçerli nedenle feshedildiğini, davacının hak etmiş olduğu her türlü işçilik hak ve alacakların davacıya eksiksiz ödendiğini, davacının görevi ve yaptığı iş dikkate alındığında fazla çalışma yapmasını gerektirecek bir işte çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekili davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu, davacı tanık beyanlarıyla hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de dosyadaki delil durumu dikkate alındığında davacı tanıklarının işverene karşı davaları olmasının başlı başına sonuca etkili olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda fazla çalışma hesaplamasının delil durumuna ve Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, ödemenin delil durumuna uygun şekilde mahsubunun yapıldığı, bu yöndeki istinaf sebep ve gerekçesinin de yerinde olmadığı, alacaklardan yapılan indirimin %30 olarak uygulanmasının Yargıtay içtihatlarına uygun olduğu, hesaplamaların davacının yurt dışına giriş-çıkış kayıtları da gözetilerek yapıldığının anlaşıldığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde yabancı hukuk uygulanması yönünde itirazının bulunulmadığı, delil durumu dikkate alındığında Türk hukukuna göre hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik olmadığı, davalı tanığının dinlenildiği, hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanmadığı, gerekçeli kararda ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınarak denetime açık bir şekilde hesaplama yapıldığı, bu yöndeki istinaf sebebininde haklı olmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili Şirket tarafından bankadan yapılan bordro ile uyumlu ödemelerin dikkate alınmadığını,
2. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanıkların beyanına itibar edilemeyeceğini,
3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesabının hatalı olduğunu,
4. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,
5. Alacaklardan yapılan indirim oranının düşük olduğunu,
6. Harç ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, zamanaşımı, harç ve yargılama giderleri hususlarındadır.
1. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında davacı ile menfaat birliği içinde olan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatında davacı ile menfaat birliği içerisinde bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir.
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde, davacının çalışma saatlerinin haftanın 7 günü sabah 08.00 ile akşam 22.00 saatleri arasında olduğunu, davacının her gün 5,5 saat fazla çalışma yaptığını, karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının ayın iki haftasında haftanın 7 günü, diğer iki haftasında ise haftanın 6 günü olmak üzere 08.00-22.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Dinlenen davacı tanıklarının davalı işverene karşı işçilik alacakları ile ilgili dava açtıkları görülmektedir. Başkaca delil ya da olgularla desteklenmedikçe bu tanık beyanlarına itibar edilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, iddia ve cevap, yapılan işin niteliği, aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin Dairemiz incelemesinden de geçen ve davacı tarafça dayanılan kesinleşmiş mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde; davacının hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış olup fazla çalışma ücreti alacağı bakımından ise davacının saat 20.00'den sonra çalıştığını yöntemince ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle davacının 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma alacağının hesaplanması yerine yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4. Dosya kapsamından, davalı işverence davacının banka hesabına "fazla çalışma" açıklaması ile bir kısım ödemelerin yapıldığı, davacı tarafça söz konusu ödemelerin kira yardımı olduğunun iddia edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bahsi geçen ödemelerin fazla çalışma hesabında dikkate alınmadığı görülmektedir. Davacının kabul edilen aylık ücreti, davacıya "fazla çalışma" açıklaması ile yapılan aylık ödeme miktarı ve Dairemiz incelemesinden geçen emsal dava dosyaları gözetildiğinde; ödemelerin kira yardımı olmadığı açıktır. Bu nedenle bilirkişi tarafından hesaplanan fazla çalışma alacağından uygun bir indirim yapıldıktan sonra belirlenecek tutardan, davalı tarafından "fazla çalışma" açıklaması ile yapılan ödemeler mahsup edilerek sonuca gidilmelidir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!