Anahtar kelimeler: Kazakistan Kirası Elden Usd Projesinde Bankadan Bankaya Merkezi Ödendiğini Kesintisiz
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 32. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin Kazakistan ... Merkezi, daha sonra ... projesinde 22.08.2015-31.07.2017 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, ücretinin 5.000,00 USD olduğunu, bir kısmının bankadan bir kısmının elden ödendiğini, 800,00 USD ev kirası ödendiğini, ancak bu miktarın ilk 6 ay elden ödendiğini daha sonra bankaya "fazla mesai" adı altında yatırıldığını ileri sürerek ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, 22.08.2015-31.07.2017 tarihleri arasında dizayn ofis şefi olarak çalıştığını, davacının ücretine ek olarak 800,00 USD kira yardımı yapıldığına dair iddiaların doğru olmadığını, davacının ödenmeyen alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki delil durumu dikkate alındığında davacı tanıklarının davalıya karşı davaları olmasının başlı başına sonuca etkili olmadığı, haftalık 18 saatlik fazla çalışmanın ve kabul edilen ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmalarının dosya kapsamına uygun olduğu, davacının dava konusu taleplerinin değerlendirilmesinin yurda giriş çıkış kayıtları dikkate alınarak yapıldığı, hüküm altına alınan alacakların zamanaşamına uğramadığı, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihindeki kura göre yapılan değerlendirmede davalı lehine vekâlet ücretinin doğru belirlendiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya toplamda net 6.243,10 USD (brüt karşılığı 8.732,71 USD ) fazla çalışma tahakkuk ettirilerek ödendiğinin görüldüğü, davacıya kira yardımı yapılacağına ilişkin sözleşmede yazılı bir hüküm bulunmadığı, davalıya karşı dava açan tanık anlatımlarını destekler yan delil de olmadığı, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden fazla çalışma ödemesi mahsup edildiğinde neticeten net 10.676,90 USD fazla çalışma alacağına hükmedilmesi gerektiğinin anlaşıldığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili Şirket tarafından bankadan yapılan bordro ile uyumlu ödemelerin dikkate alınmadığını,
2. Davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanına itibar edilemeyeceğini,
3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesabının hatalı olduğunu,
4. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını,
5. İndirim oranının düşük olduğunu,
6. Harç ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması, zamanaşımı, harç ve yargılama giderlerine ilişkindir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dâhi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatında salt işverene karşı davası olan veya davacı ile menfaat birliği içerisinde bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Ayrıca tanıklar ancak kendi çalışma dönemlerindeki çalışma şekli ile ilgili bilgi sahibi olabilirler ve tanıklıklarına ancak kendi çalışma dönemleri ile sınırlı olarak itibar edilebilir.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesinde davacının, haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını son 3. yıl saat 23.00-24.00 saatlerine kadar çalıştığını, yaptığı fazla çalışmaların karşılığının ödenmediğini iddia ederek fazla çalışma ücreti talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı işçi, talep ettiği alacaklarına dair iddiasını ispat amacıyla tanık deliline dayanmıştır. Dinlenen davacı tanığı H.D'nin davacı ile birlikte çalışmadığı, davacı tanığı S.K'nın ise davalıya karşı devam eden davasının olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının fazla çalışma ücreti alacağının davacı tanığı K.T'nin davacıyla birlikte çalıştığı süre ile sınırlı olarak hesaplanması gerekir. Yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!