Anahtar kelimeler: Şdeki Devirlerinin Olmazsa Ölümünden Düşecek Başkaları Adlarına Murisi Devrettiğini Murisin

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)DAVA TARİHİ
: █████/2018KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, davacılar ve davalı gerçek kişilerin murisi olan ve 20.6.2013 tarihinde vefat eden ...'in davalı -------Ş.'deki hisselerini muvazaalı olarak davalılara satış göstererek devrettiğini, murisin sahte imzalarının kullanılmış olabileceğini, bu nedenle muris ...'in -------.Ş.'deki gerçek hisselerinin tespiti ile davalıların gerek murisin sağlığında, gerekse murisin ölümünden sonra kendi adlarına veya başkaları adına devir ettiği hisse devirlerinin iptali ile davacıların paylarına düşecek hisselerin davacılar adına tesciline, bu mümkün olmazsa hisse bedelleri için şimdilik 10.000 TL'nin devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle, davalılar aleyhine -------- esas sayılı dosyasında aynı hisselerin bedelinin tahsili talepli dava açıldığını, bu davanın derdest olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, bu davanın konusu itibariyle muris muvazaası nedeniyle ölüme bağlı tasarrufun iptali davası olduğunu, bu nedenle murisin ölümünden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, ayrıca hak düşürücü sürenin de geçtiğini, bu nedenlerle davanın usulden reddine karar verilmesini, esasa ilişkin olarak da hisselerin hamiline yazılı hisse senetleri ile paylara bölünmüş olduğunu, hisse senetlerinin hamiline olması nedeniyle ancak zilyetlik hükümlerine göre mülkiyet tespiti yapılabileceğini, murisin hisse senet miktarlarının her yıl değiştiğini, yine toplantı nisabının tamamlanması için toplantıya gelemeyecek hissedarların şirket müdürü olan ...'e emaneten bırakılan hamiline yazılı hisse senetleri nedeniyle hisse senedi miktarlarının değiştiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DERDEST DAVA İTİRAZININ İNCELENMESİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ: Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olduğunu ileri sürdüğü anlaşımıştır. Derdest dava itirazına konu -------- esas sayılı dosyasının UYAP'tan gönderilen örneğinin incelenmesinde; davacılar ... ve ... tarafından davalı ...'e karşı muris ...'ten intikal eden malların murisin iradesi sakatlanarak elinden alındığından davacıların payı oranında davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ettikleri, buna göre davalı yönünden işbu dava ile derdest dava itirazına konu olabileceği, ancak davacı vekilininin az önce --------- esas sayılı dosyasında hisselerin devrini veya bedelini istemediği, hisselerden doğan kazançları istediğini beyan ettiği, buna göre işbu dava murisin hisselerinin davacıya düşen payı kadarının davalılar adına olan kısmının davacıya verilmesi, olmadığı taktirde bedelinin tahsiline ilişkin olduğu, bu nedenle ------ esas sayılı dosyasının işbu dava için derdest dava olmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin derdest dava şartı olduğu itirazının reddine karar verilmiş ve ön inceleme duruşmasında açıklanmıştır.DAVANIN VE UYUŞMAZLIK KONULARININ TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ:1-Davanın ve uyuşmazlık konularının tespiti: Dava, muvazaa ve sahtecilik hukuksal nedenine dayalı şirket hisselerinin devrinin iptali, olmadığı taktirde bedelinin tespiti ve tahsili istemine ilişkindir. Her ne kadar, dava; muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak davalıların davalı şirketteki hisselerinin davacıların miras payı oranında iptali ile davacılar adına tescili, olmadığı takdirde bedelinin tespiti ve tahsili istemli olarak açılmış ise de, bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nin 33.(1086 sayılı HUMK 76.) maddesi hükmü uyarınca olayları bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve ona uygun yasal düzenlemeyi tayin ve tespit ederek uygulamak mahkemeye aittir. Buna göre, -------- sayılı emsal nitelikli ilâmında isabetle belirtildiği üzere, tapulu taşınmazlar dışında muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı dava açılamayacağından ve Yargıtay emsal kararlarına göre davayı TBK'nin 19. Maddesi kapsamında görmek gerektiğinden, ön inceleme duruşmasında; davanın, muvazaa ve sahtecilik hukuksal nedenine dayalı şirket hisselerinin devrinin iptali, olmadığı taktirde bedelinin tespiti ve tahsili istemine ilişkin olduğu, davanın dayanağının TBK'nin 19.maddesi olduğu, taraflar arasında "davacılar ile davalı gerçek kişilerin muris --------- mirasçıları oldukları, murisin davalı -------Ş.'nin 2008 yılı Kasım ayından sonraki dönemde yönetim kurulu başkanı olduğu" hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı,Taraflar arasındaki uyuşmazlığın,a-Dava zamanaşımı süresinin veya hak düşürücü sürenin geçip geçmediği,b-Murisin ölümünden önce davalı ---------Ş.'deki hisselerini davacılardan mal kaçırmak maksadıyla muvazaalı olarak bedelsiz veya değerinin çok altındaki bedelle devredip devretmediği,c-Murisin yerine sahte imza atılmak suretiyle hisselerin devredilip devredilmediği,ç-Murisin hisselerinin devri yapılırken usul kurallarına uyulup uyulmadığı, uyulmamışsa sonuca etkili olup olmadığı noktalarında toplandığı tespit olunmuştur.2-Zamanaşımı defi ve hak düşürücü süre itirazıyla ilgili inceleme ve gerekçe: Her ne kadar davalı vekili tarafından zamanaşımı defi ile hak düşürücü süre itirazında bulunulmuşsa da, muvazaalı işlem veya sahteciliğe konu işlem kesin hükümsüz olduğu için, bir işlemin kesin hükümsüz olduğunu ileri sürmek harhangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresine tabi olmadığından davalılar vekilinin hak düşürücü süre itirazının reddine karar verilmiş, verilen karar duruşmada açıklanmıştır.3-Deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler ve sonuç: Yüksek -------- sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere, kişisel hakkın temliki niteliği taşıyan şirket paylarının devri işleminde 1.4.1974 tarih ve -------- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanması olanaklı değildir. Bu nedenle davayı TBK'nin 19. Maddesi kapsamında görmek gerektiğinden ve bu durumda davalı şirketin pay defterinin de incelenmesi gerektiğinden, dosya konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişiler tarafından yukarıda belirlenen uyuşmazlık konuları üzerinde inceleme yapılarak kök rapor, eksikliklerle ilgili mahkememiz ara kararı uyarınca ek rapor hazırlanmak suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir. 3-a)Davalı şirketle ve hisselerle ilgili genel bilgiler: Dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davalı Şirketin, █████/1962 tarihinde -------- Ticaret Odası’na -------- sicil numarası kayıt edildiği, ana sözleşmesinin █████/1962 tarihinde tescil olduğu, sermayesinin 1.200.000 TL değerinde olduğu tespit edilmiştir.Davalı şirketin 1.200.000 TL ‘lik sermayesine tekabül eden 48.000 paylık 240 adet hisseden teşekkül ettiği anlaşılmaktadır.Bilirkişiler tarafından muris ...'le ilgili pay defteri üzerinde bilirkişilerce yapılan incelemede; 1 nolu safasında, beher hisse değerinin 5.000 TL ve tutarının 5.000 TL olduğu, yatırıldığı tarihin 01.01.1962 olduğu ve 20.06.2013 tarihinin de vefat olarak pay defterine işlendiği bunun dışında pay defterinde müteveffa ... ile ilgili sayfada yazılı başka husus bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı ...’e ait payın yazılı olduğu sayfada ise 5.000 adet hissenin 20.06.2013 tarihinde -------- aktarıldığı tespit edilmiştir.3-b)Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler ve sonuç: Somut olayda dosyaya sunulan davalı şirketin defterleri incelendiğinde, pay defterinde murisin 20.06.2013 tarihinde vefat ettiği ve bu tarih itibariyle 1 adet paya sahip olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirketin paylarının çıkarılan hamiline yazılı hisse senetleri ile paylaştırıldığı anlaşılmaktadır.Senedin metninden veya şeklinden hamili kim ise o kişinin hak sahibi olacağı anlaşılan pay senedi hamiline yazılı pay senedidir. TTK'nin pay senetleri ayrımını incelediğimizde; 484. maddenin 2. fıkrasında, hamiline yazılı pay senetlerinin, nama yazılı pay senetlerinin aksine bedelleri tamamen ödenmeden çıkarılamayacağı, buna aykırı olarak çıkartılan pay senetlerinin geçersiz olduğu ve iyiniyet sahiplerinin şartları oluştuğunda tazminat hakkına haiz olduğu düzenlemesi olduğu görülmektedir.TTK'nin 487. maddesinin 1. fıkrasında ise, genel olarak pay senetlerinin, maddenin 2. Fıkrasında ise, salt nama yazılı pay senetlerinin taşıması zorunlu olan şekli unsurlar sayılmıştır. Bu fıkralar incelendiğinde, maddenin mefhumu muhalifinden hamiline yazılı pay senetlerinin nama yazılı pay senetleri gibi sahibinin adını, soyadını veya unvanını ihtiva etmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. 6102 sayılıTTK'nin 484/2.(6762 s. eski TTK'nin 409/2.) maddesine göre; bedelleri tamamen ödenmemiş olan hamiline yazılı paylar için hamiline yazılı hisse senetleri çıkarılamaz. Buna göre; her iki Kanun bakımından da hamiline yazılı pay senedi çıkarılabilmesi için, pay bedellerinin tamamen ödenmiş olması koşulunun gerçekleşmesi gerekmektedir. TTK'nin 486/2. maddesine göre; paylar hamiline yazılı ise yönetim kurulu, pay bedelinin tamamının ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içinde pay senetlerini bastırıp pay sahiplerine dağıtır. Yönetim kurulunun hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin kararı tescil ve ilân edilir, ayrıca anonim ortaklık internet sitesi açma yükümlülüğü bulunan bir şirket ise şirketin internet sitesine konulur. Hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin şirket ve üçüncü kişiler hakkında hüküm ifade edebilmesi TTK'nin 489. maddesine göre ancak zilyetliğin geçirilmesi ile mümkündür.TTK’nin 647/1. maddesine göre, kıymetli evrakın devri için zilyetliğin mülkiyet kurulması amacıyla devredilmiş olması şarttır. Buna göre, devreden ve devralan arasında yapılan bütün devirlerde kural olarak mülkiyeti geçirmek amacının var olduğu kabul edilir. Bu hususun aksinin iddia eden tarafça ispat edilmesi gerekmektedir.TTK m.489 hükmü uyarınca hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle hüküm ifade eder.Hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinin, yukarıda ortaya konan tespitler doğrultusunda, herhangi bir hukuki işleme gerek olmaksızın sadece zilyetliğin devri ile mümkün olması sebebiyle devri gösteren bir belge dosya kapsamında davalı şirket kayıtlarında bulunmamakta olup, davacı tarafça da bu şekilde bir belgenin varlığı ispat edilememiştir.Murisin, genel kurul hazirun cetvelinde daha yüksek oranda paya sahip görünmesi, tek başına bu oranda paya sahip olduğu anlamına gelmemektedir. Şirket paylarının hamiline yazılı senetler ile temsil edilmesi bu düşüncenin oluşmasındaki en önemli unsurdur. Payların zilyetliğin geçirilmesi ile el değiştirdiği düşünüldüğünde, farklı sebeplerden dolayı pay oranlarında değişiklikler olabilecektir. Bu sebeple, davacı tarafından geçerli olabilecek başka delil sunulmadığından, dava konusu olayda murisin davalı şirketteki pay oranının tespitinin bu aşamada ancak pay defteri ile yapılabileceği anlaşılmış, bilirkişi heyetince davalı şirketin pay defteri üzerinde inceleme yapılması istenmiş, bilirkişi heyetince yapılan inceleme de hukuka aykırı bir devrin bulunmadığı saptanmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere, pay devri imzalı senetle yapılmadığından ve davacı tarafça da geçerli olabilecek herhangi bir delil sunulmadığından, murisin paylarının sahte imza ile devredildiği kanıtlanamamıştır. Tüm bu nedenlerle, davacı taraf iddiasını kanıtlayamadığından ve pay devrinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine ilişkin mahkememizce verilen █████/2020 tarih ve ------- Esas - -------- Karar sayılı karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine -------- sayılı ilamıyla "GEREKÇE :Dava, tarafların ortak murisinin davalı anonim şirkette bulunan hisselerinin devrinin şekil şartlarına aykırılık, sahtelik ve muvazaa nedenlerine dayalı olarak iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescili, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Anonim şirketlerde hamiline yazılı hisse senetleri sadece teslim ile devredilebilir. TTK'nın 415. maddesi hükmüne göre, devrin şirkete bildirilmesine veya kaydedilmesine gerek yoktur. Elbette devrin, mülkiyetin geçirilmesi amacı ile yapılması gerekmektedir. Yargıtay kararları doğrultusunda devirde teslim taahhüdü geçerli değildir. Devir, hamiline yazılı hisse senedinin teslimi ile hem şirkete hem de üçüncü kişilere karşı hüküm ifade eder. Genel hukuk hükümleri çerçevesinde hamiline yazılı hisse senedini elinde tutan, onun malikidir. Ancak belirtmek gerekir ki, zilyetliğin geçirilmesi devir için yeterli olsa da, taraflar isterlerse ciro veya temlik beyanı ile birlikte teslim ile de devir işlemi gerçekleştirilebilir. Somut olayda; davalı şirketin 1.200.000-TL'lik sermayesinin hamiline yazılı 48.000 paylık her biri 5.000-TL değerinde 240 adet hisseden teşekkül ettiği, tarafların murisi tarafından sağlığında davalılara pay devrine ilişkin olarak imzalanan bir hisse devri sözleşmesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Şirketin pay defterinin incelenmesinde; davalılar ------- ve ... adına da ayrı ayrı sekizer pay kayıtlı olup, payların edinme tarihi ve edinme şekli kayıtlı değildir. Diğer davalı ...'in ise toplam 50 adet hissesi bulunmakta olup, bu paylardan 21 adedinin edinme tarihi ve şeklinin kayıtlı olmadığı görülmektedir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar karar verilmiş ise de, davalıların davalı şirket paylarını ne suretle iktisap ettikleri araştırılmadan sadece şirketin pay defterindeki kayıtlar esas alınarak eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Bu nedenle davalı şirketin tüm genel kurul toplantı tutanakları ve hazirun cetvelleri ile birlikte tüm ticaret sicil kayıtlarının getirtilmesi suretiyle, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalıların şirketteki mevcut paylarını ne surette iktisap ettikleri belirlenmelidir.Davalı şirketin pay defterinde muris adına bir adet pay kayıtlı iken, pay defterinin davalı ...'e ait sayfasında, murise ait bu bir adet payın bu davalı adına kaydedildiği, düşünceler kısmına da "---------" şeklinde bir açıklama yazıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda murise ait bu bir pay bakımından şirket pay defterindeki bu kaydın davalıya bu hisse bakımından bir hak kazandırıp kazandırmayacağı üzerinde durulmalıdır. Diğer yandan dosyaya taraflarca 02.07.2013 ve 06.08.2014 tarihli iki ayrı veraset ilamı sunulmuş olup, 02.07.2013 tarihli veraset ilamında mirasçı olarak yer alan -------- diğer veraset ilamında yer almadığı gibi, mirasçıların veraset ilamlarındaki hisse oranları da farklıdır. Veraset ilamları arasındaki çelişkinin de giderilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" gerekçesiyle kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiştir.Davacılar vekili tarafından veraset ilamları arasında ki çelişkinin giderildiğine dair------- sayılı kararı sunulmuş ve muris ...'in, ------- Hastanesinden 2013 yılına ilişkin kayıtları getirtilmiştir.Dosyanın konusunda uzman mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişilere tevdi ile dava konusu şirket kayıtları üzerinde inceleme yapmak suretiyle istinaf kaldırma kararında belirtilen hususların yerine getirilmesi istenilmiştir.Bilirkişiler Mali Müşavir ------- ve Nitelikli Hesaplamalar--------- tarafından sunulan 29.12.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "SONUÇ VE KANAAT : Takdir ve nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davalı şirketin 23.03.1962 tarihinde ----------Ş. unvanıyla 34 maddeden oluşan mukavele ile düzenlendiği, 22.05.1962 tarihinde tescil edildiği, kuruluş ilanının 14.06.1962 tarihli, ---------sayılı ---------- ------- ve --------- no'lu sayfalarınla yayımlandığı, müteveffa ...'in kuruluş esnasında değeri 480.000 TL olan 96 adet paya sahip olduğu, 26.06.1965 tarihli -------- sayılı -------- --------- Sayfasında şirket sermayesinin 700.000 TL'den 1.200.000 TL'na çıkarıldığı, her bir senet değerinin 5.000 TL olmak üzere 240 adet hisseden oluşacağı, kuruluş tarihindeki 140 adet hisse senedinin A serisi, sermaye arttırımı ile eklenen 100 adet hisse senedinin ise B serisi olacağının ilan edildiği görülmüş olup, hissedarların pay oranlarından bahsedilmediği görülmüş olup, A ve B serisi hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, Hazirun cetvelleri incelemesinde muris ve davalıların genel kurul toplantılarında hisse senedi miktarlarında değişlikler olduğu ancak; bu değişikliklerin toplantı nisabının sağlanması için toplantıya gelemeyecek hissedarların hamiline yazılı hisse senetlerini emaneten bırakmalarından kaynaklanmış olabileceğinden mütevellit, salt hazirun cetveli kayıtlarının hisse pay miktarlarını gösterme imkanının olamayacağı, * Dosya da mübrez evrak incelemesinde 2013 yılı ve sonraki yıllara ait kayıtların yer aldığı, pay defterinin ilk sayfasında müteveffa ... adına Al no'lu pay olduğu, hisse senedi değerinin 5.000 TL olduğu, Müteveffa ...'in 20.06.2013 tarihinde vefat ettiği, vefat tarihi olan 20.06.2013 tarihinde ... adına kayıtlı olan A1 no'lu hisse senedinin ... hisse senetleri kayıtlarına alındığı, * Anonim şirketlerde hamiline yazılı olan senetlerin devri esnasında hukuki işleme gerek olmamakta olup, zilyetliğin devri ile hisse senetleri el değiştirebilmektedir. Ancak hisse senetlerinde meydana gelen değişikliklerin pay defterlerine kaydedilmesi gerekmektedir. Dosyada 2013 yılı ve sonraki dönemleri kapsar pay defterinin yer alması nedeniyle müteveffa ... vefat etmeden önceki senet hareketleri tespit edilemediği, * Şirketin hisselerinin hamiline yazılı pay senetlerinin de Merkezi Kayıt kuruluna bildirimde bulunulduğuna dair bir bilgi ve belge sunulmadığı/bulunmadığı, * Şirketin hisselerinin hamiline yazılı hisse payları ile temsil edildiğinden hazirun cetvelinin tek başına işbu uyuşmazlığın tespitinde yeterli olmayacağı, * Tarafların murisi tarafından sağlığında davalılara pay devrine ilişkin bir hisse devri sözleşmesinin bulunmadığı, * Davalı ---------Ş'ne ait 2010-2011-2012 yıllarına ait pay defterlerinin dosyaya sunulması gerektiği, ilgili defterler dosyaya ibraz edilmesinin akabinde dosyanın tarafımıza tekrar tevdi edilmesiyle gerekli incelemelerin gerçekleştirilebileceği görüş ve kanaatine varılmıştır. İşbu raporu HMK 282. Maddesi “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe hükmüne istinaden Sayın Mahkeme Hakim' inin yüksek takdirlerine arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.Davalılar vekili █████/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle; "Esas olarak, --------Ş. hisseleri hamiline yazılı hisse senetleri ile paylara bölünmüş olup hisse senetlerinin hamiline olması nedeniyle ancak zilyetlik hükümlerine göre mülkiyet tespiti yapılabilir. Bu bakımdan istinaf mahkemesinin incelenmesini tensip buyurduğu meselenin hukuki dayanağı yoktur. Davacı taraf, müvekkillerinin kötüniyetli zilyet olduğunu ispatlamadıkça zilyetlikte bir problem yoktur. Mahkeme ara kararında istenen ve esasen bilirkişinin talep ettiği pay defterine dair kayıtlarla ilgili olarak Türk mevzuatına göre, anonim şirketlerde pay defteri tutma zorunluluğu, payların nama (isime yazılı) veya hamiline (taşıyana) yazılı olmasına göre değişiklik gösterdiğini, Hamiline yazılı paylara bölünmüş şirketlerde pay defteri tutulmasının zorunlu olmadığını, çünkü bu paylar elden ele devredilebilir ve pay sahipliği pay senedinin fizikel taşınmasıyla belirleneceğini ve ayrıca bir kayıt zorunluluğu olmadığını belirtiriz. Buna rağmen 01.01.2012 tarihinden itibaren Ticaret Kanununda yapılan değişiklikle pay defteri tutma zorunluluğu olmamasına rağmen defter tutulmuş olup öncesi için herhangi bir kayıt yoktur kanunen de gerek bulunmamaktadır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ...; "Dava konusu olayın belli kısmına vakıfım, annemle dayım --------, -------- dayıma verdikleri vekaletin kötüye kullanıldığını aralarında konuşurlarken duydum, vekaleti şirketin vergilerinin ödenmesi için verdiklerini duydum, hisse devriyle alakalı başka bildiğim bir şey yoktur, vekaletten sonra hisselerin verildiğini biliyorum, başka bir diyeceğim yoktur, dedi. Davacı vekili söz alarak; muris ... hisseleri devredecek bir ihtiyaç içerisinde miydi, diye sorulsun, dedi. Tanık Cevaben: Hayır değildi, dedi. Davacı vekili söz alarak; davalılardan -------- ve ...'in hisseleri satın alacak ekonomik güçleri var mıydı, çalışıyorlar mıydı, öğrenciler miydi, diye sorulsun, dedi. Tanık Cevaben: Hayır, öğrencilik dönemleri diye biliyorum, dedi. Davacı vekili söz alarak; ... sağlığındayken mal dağıtımına ilişkin herhangi bir şahitliğin var mı vb. Hususlar sorulsun, dedi. Tanık Cevaben: ... ölmeden önce hisseleri davalı tarafa vereceğim yönünde bir şey demedi, aklimelekeleri son gördüğümüzde yerindeydi, bilinçli mi yaptı bilmiyorum, ...'in herhangi bir vasiyet olayı olmadığını söylediğine şahidim, dedi. Davacı vekili söz alarak; vekalet verilirken davalı ... devirden sonra hisseleri devredeceğim dedi mi, dedi. Tanık Cevaben: Ben --------- hisseleri devredeceğine ilişkin bir şey duymadım, tanıklığımla ilgili ücret talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı ...; "------ benim dayım olur, dayımın davalılara hisse vermesiyle ilgili hiç bilgim yoktur, dayım öldükten sonra miras paylaşımını------- konuştum, bana geldi, dayımın varlığını ikiye böl dedim, yarısını sen al dedim, diğer yarısını da eşit olarak dağıt dedim, --------- da bunu yaptığına inanıyorum, --------- dürüstlüğüne inanıyorum, dedi. Davacı vekili söz alarak, 2013 yılında davalı şirketin sahibi olarak kimi biliyordunuz diye sorulsun, dedi. Tanık Cevaben: ... şirketin hissedarıydı, hisselerinin olduğunu biliyorum, 90 yılları gibi 28-30 hissesi olduğunu biliyorum, ...'in ölümüne yakın hisseleri satmak için maddi zorluk içerisinde olup olmadığını bilmiyorum, davalı ... davalı şirkette çok eskiden beri çalışıyordu, -------- alıp çocuklarına vermiş olabilir, çocuklarının maddi durumu var mıydı bilemem, --------- öldükten sonra ---------- beni aradı, noterde imza var dedi, ben de öyle -------- vekalet verdim, sonrasını bilmiyorum, sonrasında da bir konuşmamız olmadı, --------- vekalet verdikten sonra işlemler konusunda beni bilgilendirme yapmadı, sadece miras konusunda konuştuk, vekaletten sonra miras konusunda konuştuk, ancak bir bilgilendirme yapmadı, ben -------- en son evde ziyaret ettim, öldüğü gün yanında değildim, nerede öldüğünü hatırlamıyorum, dedi. Davalı vekili söz alarak, --------- verdiği vekaletname neyle ilgiliydi, dedi. Tanık Cevaben: Vekaletnamenin içeriği neydi bilmiyorum, tanıklığımla ilgili ücret talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.Davacı tanığı ...; "Tarafları uzaktan akrabam olmaları sebebiyle tanırım, ... i ben tanırım, ancak hisse devrinden felan benim bir bilgim yok, --------- hasta olduğunu biliyodum ama gidip görmedim, bilgim yok, paraya ihtiyacı var mıydı, bilmiyorum, benim bildiğim -------- amcası, -------- ve --------- dayısı, --------- de ikamet ettiklerini biliyorum, şirketle ilgili hiçbir bilgim yoktur, tanıklığımla ilgili ücret talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı şirketin 2010-11-12 yıllarına ait pay defterlerinin bulunmadığı göz önüne alınarak bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler Mali Müşavir -------- ve Nitelikli Hesaplamalar --------- tarafından sunulan 09.10.2025 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda özetle; "SONUÇ VE KANAAT : Takdir ve nihai karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda, yukarıda taraf itiraz ve beyanlarına verilen cevaplarda da ayrıntılı olarak görüleceği üzere; kök rapordaki görüşlerimizden aynen; * Davalı şirketin 23.03.1962 tarihinde ----------Ş. unvanıyla 34 maddeden oluşan mukavele ile düzenlendiği, 22.05.1962 tarihinde tescil edildiği, kuruluş ilanının 14.06.1962 tarihli,-------- sayılı -------- ------- ve -------- no'lu sayfalarınla yayımlandığı, müteveffa ...'in kuruluş esnasında değeri 480.000TL olan 96 adet paya sahip olduğu, * 26.06.1965 tarihli -------- sayılı ------- -------- Sayfasında şirket sermayesinin 700.000TL'den 1.200.000TL'na çıkarıldığı, her bir senet değerinin 5.000TL olmak üzere 240 adet hisseden oluşacağı, kuruluş tarihindeki 140 adet hisse senedinin A serisi, sermaye arttırımı ile eklenen 100 adet hisse senedini serisi olacağının ilan edildiği görülmüş olup, hissedarların pay oranlarından bahsedilmediği görülmüş olup, A ve B serisi hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, * Hazirun cetvelleri incelemesinde muris ve davalıların genel kurul toplantılarında hisse senedi miktarlarında değişlikler olduğu ancak; bu değişikliklerin toplantı nisabının sağlanması için toplantıya gelemeyecek hissedarların hamiline yazılı hisse senetlerini emaneten bırakmalarından kaynaklanmış olabileceğinden mütevellit, salt hazirun cetveli kayıtlarının hisse pay miktarlarını gösterme imkanının olamayacağı, * Dosya da mübrez evrak incelemesinde 2013 yılı ve sonraki yıllara ait kayıtların yer aldığı, pay defterinin ilk sayfasında müteveffa ... adına Al no'lu pay olduğu, hisse senedi değerinin 5.000TL olduğu, Müteveffa ...'in 20.06.2013 tarihinde vefat ettiği, vefat tarihi olan 20.06.2013 tarihinde ... adına kayıtlı olan Al no'lu hisse senedinin ... hisse senetleri kayıtlarına alındığı, * Anonim şirketlerde hamiline yazılı olan senetlerin devri esnasında hukuki işleme gerek olmamakta olup, zilyetliğin devri ile hisse senetleri el değiştirebilmektedir. Ancak hisse senetlerinde meydana gelen değişikliklerin pay defterlerine kaydedilmesi gerekmektedir. Dosyada 2013 yılı ve sonraki dönemleri kapsar pay defterinin yer alması nedeniyle müteveffa ... vefat etmeden önceki senet hareketleri tespit edilemediği, 28.12.2024 tarihli kök raporumuzda; Davalı ----------Ş.'ne ait 2010-2011-2012 yıllarına ait pay defterlerinin dosyaya sunulması gerektiği, ilgili defterler dosaya ibraz edilmesinin akabinde, görüş bildirmemizin sağlıklı olacağı tarafımızdan beyan edilmiş olup, Davalılar tarafından pay defterleri sunulmamış olması gerekçesiyle dosya da mübrez evrak ışığında değerlendirme yapıldığında, * Anonim şirketlerde hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinde, herhangi bir yazılı sözleşmeye gerek bulunmayıp, senedin fiilen teslimi (zilyetliğin devri) yeterlidir. Dolayısıyla, müteveffanın sağlığında A1 numaralı hisse senedinin ...'e fiilen teslim edildiği ispatlanabiliyorsa, devrin geçerli olduğu kabul edilebilir. Ancak, müteveffa ...'in 20.06.2013 tarihinde vefat ettiği, aynı tarih itibarıyla hisse senedinin pay defterine ... adına kaydedildiği görülmektedir. Hisse senedinin zilyetliğinin ölümden önce devredildiğine dair somut belge veya delil bulunmaması halinde, söz konusu kayıt muvazaalı işlem şüphesi doğurmaktadır. Bu durumda, hamiline yazılı hisse senedi müteveffanın vefatıyla birlikte mirasçılara intikal edeceğinden, defterdeki devrin geçerliliğinin tartışmalı hale gelmekte olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. İşbu raporu HMK 282. Maddesi “Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir” hükmüne istinaden Sayın Mahkeme Hakim'inin yüksek takdirlerine arz ederiz." şeklinde görüş bildirilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
: Dava, tarafların ortak murisinin davalı anonim şirkette bulunan hisselerinin devrinin şekil şartlarına aykırılık, sahtelik ve muvazaa nedenlerine dayalı olarak iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescili, mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Muris ...'in katıldığı son genel kurul toplantısının █████/2012 tarihinde yapılan 2011 yılına ait olağan genel kurul toplantısı olduğu, hazirun cetveline göre muris ...'in hisse adedinin 34, davalı ...'in hisse adedinin 17 ve davalı ...'in hisse adedinin 6 olduğu görülmüştür. █████/2013 tarihinde yapılan 2012 yılına ait olağan genel kurul toplantısına muris ...'in katılmadığı, hazirun cetveline göre davalı ...'in hisse adedinin 32, davalı ...'in hisse adedinin 4 ve davalı ...'in hisse adedinin 2 olduğu görülmüştür. Muris ...'in █████/2013 tarihinde GİS kanama şikayetiyle hastaneye başvurduğu, █████/2013 tarihinde ameliyat olduğu ve █████/2013 tarihinde şifa ile taburcu edildiği anlaşılmaktadır. Muris ...'in █████/2013 yılında 85 yaşında öldüğü anlaşılmaktadır. Mevcut pay defterine göre murisin ölüm tarihi olan 20.06.2013 tarihinden önce davalı ...'in hisse adedinin 22 olmasına rağmen, █████/2013 tarihinde yapılan 2012 yılına ait olağan genel kurul toplantısında 32 adet hisse gözüktüğü, davalı ...'in 20.06.2013 tarihinden önce sahip olduğu 22 adet hissenin 21 adetinin edinme tarihi ve şeklinin belli olmadığı, 1 adet hissenin edinme tarihinin murisin ölüm tarihi olup muristen edinildiğinin yazdığı ancak nasıl elde edildiğinin belli olmadığı, davalı ...'in bu hususa ilişkin bir savunma getirmediği ve mahkememize bir delil sunmadığı, diğer zilyetlik devirlerinin edinilme tarihi ve sebebi yazılmış iken bu hususunun davalı ... tarafından pay defterine işlenmemesinin muvazaa iddiasını güçlendirdiği, davalılar ... ve ...'in 8'er adet hisselerinin edinme tarihi ve şeklinin belli olmadığı, davalılar ... ve ...'in de bu hususa ilişkin bir savunma getirmedikleri ve mahkememize bir delil sunmadıkları, bu durumunda muvazaa iddiasını güçlendirdiği, her ne kadar anonim şirketlerde hamiline yazılı hisse senetlerinin sadece teslim ile devredilebileceği düzenlenmiş ise de davalıların davalı şirket paylarını ne suretle iktisap ettiklerini ispatlayamadıkları gibi davalı ... tarafından tutulan pay defterindeki çelişki ve eksiklikler ile muris ...'in 34 olan hisse adedinin ölüm tarihinde 0 olmasının muvazaalı işlemler sonucu olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile,Davalı ...'ndeki davalılar ..., ... ve ... adına kayıtlı olan 34 adet hissenin davacılar ... ve ...'in ---------- sayılı muris ...'e ait mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında İPTALİ ile davacılar ... ve ... adlarına TESCİLİNE,2-Harçlar Kanuna göre alınması gereken 683,10 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 170,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 512,32 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç, posta masrafı ve bilirkişi ücreti toplamı 18.799,75 TL olmak üzere toplam 19.006,43 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,4-Davalılar tarafından yapılan masrafın üzerilerinde bırakılmasına,5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,Dair, davacılar vekili ve davalılar vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025