Anahtar kelimeler: Süregelen Vadesinde Haczin Yedinci Katma Anonim Süreci Ödenmeyen İdarenin Temsilci

T.C.
D A N I Ş T A YYEDİNCİ DAİREEsas No
: ████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Bakanlığı adına... Gümrük MüdürlüğüVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: ... Ticaret Anonim Şirketine ait vadesinde ödenmeyen katma değer vergisi ve para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesabına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
:... Vergi Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; haczin süregelen işlem olması nedeniyle davalı idarenin usul itirazının yerinde görülmediği, dosyanın incelenmesinden, haczin dayanağı ödeme emirlerinin davacının Mernis adresine █████/2021 tarihinde tebliğe çıkarıldığı, "gösterilen adresin kapalı olduğu, tebliğ evrakını almaya yetkili kimsenin bulunmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 101 ve 102. maddeleri gereğince tebliğ evrakının gönderildiği mercie iade edilmesine" şerhiyle tebligatın iade olduğu, █████/2021 tarihinde aynı adrese ikinci defa tebligata çıkıldığı ve tebliğ yapılamaması sebebiyle evrakın kapıya yapıştırılması suretiyle bu tarihte tebligatın tamamlandığı, 15 günlük yasal süresi içinde ödeme yapılmaması ve dava açılmaması üzerine █████/2021 tarihinde haciz varakası düzenlenerek davacının banka hesabına e-haciz tatbik edildiği görülmüşse de, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinin 5. fıkrasında, Mernis adresine ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı tebliğ edilemezse, evrakın gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağının hükme bağlandığı, bu durumda, tebliğ evrakının davacı tarafından 15 günlük süre içinde alınmaması nedeniyle █████/2021 tarihinden itibaren 15 günlük sürenin sonunda tebliğ edilmiş sayılacağı ve bu tarihten itibaren başlayan 15 günlük dava açma süresinin sona ermesinden sonra haciz varakası tanzim edilmek suretiyle haciz işlemlerine başlanabileceği göz önüne alındığında, anılan sürelere riayet edilmeksizin haciz yoluyla takip şartları oluşmadan █████/2021 tarihli haciz varakası tanzim edilmek suretiyle davacının banka hesabına haciz tatbik edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Usule ilişkin aykırılıkların olması durumunda re'sen incelenerek karar verilmesi gerektiği, asıl borçlu şirket hakkında malvarlığı araştırması yapıldığı, şirketten tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla davacı hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ödeme yapılmaması nedeniyle banka hesabına uygulanan haciz işleminin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Olayda, davacının asıl borçlu ... Ticaret Anonim Şirketinin ortağı olan ... Holding Anonim Şirketini temsilen yönetim kurulunda görev yaptığının anlaşılması karşısında, asıl borçlu şirketin ödenmeyen borçları nedeniyle ... Holding Anonim Şirketinin takibi gerekirken, anılan şirketi temsilen görevlendirilen ve asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacının banka hesabına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, temyiz isteminin belirtilen gerekçeyle reddi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:... Ticaret Anonim Şirketine ait vadesinde ödenmeyen katma değer vergisi ve para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesabına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT
:6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği kurala bağlanmıştır.6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesinde anonim şirketlerin idare meclisi tarafından idare ve temsil olunacağı belirtilmiş olup, 312. maddesinde anonim şirketlerin esas mukavelesiyle tayin veya umumi heyetçe intihap edilmiş en az üç kişiden ibaret bir idare meclisi bulunacağı, idare meclisi pay sahibi aza ortaklardan teşekkül edeceği, ancak pay sahibi olmayan kimseler aza seçildikleri takdirde bunların pay sahibi sıfatını kazandıktan sonra işe başlayabilecekleri, pay sahibi olan hükmi bir şahsın idare meclisi azası olamayacağı, fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahısların idare meclisine aza seçilebilecekleri öngörülmüştür.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 359. maddesinde, anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulunun bulunacağı; bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişinin de tescil ve ilan olunacağı; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğunun, şirketin internet sitesinde hemen açıklanacağı, tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişinin toplantılara katılıp oy kullanabileceği; 365. maddesinde, anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetilip temsil olunacağı belirtilmiştir.Anılan Kanun'un 359. maddesinin gerekçesinde, "İkinci fıkrada, tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabilmelerine olanak tanınarak, bir taraftan, 623. maddesinin 2. fıkrası ile uyum sağlanmış, diğer taraftan tüzel kişinin yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu tutulmasının yolu açılarak şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara güvence verilmiştir. Düzenleme sorumluluk hukukunun ana gelişme ekseni ile çakışmaktadır. Dev yapılı, çok uluslu şirketlerin; temsilcilerinin arkasına gizlenmelerine hukukun seyirci kalması sadece adaletsizliği artırmakla kalmamakta aynı zamanda hukuka güveni de sarsmakta, hukukî gerçeğe göz kapama anlamına gelmekte ve kanun koyucuyu da hukuk kuralının nesnelliği yönünden müşkül durumda bırakmaktadır. Bu fıkra ile çağdaş, hakça bir sorumluluk sistemi kabul edilerek, tüzel kişinin temsilcisinin üye seçilmesi ile üyenin (temsilcinin) tüzel kişi ile arasındaki bağın kesildiği ve tüzel kişinin, temsilcisinin eylem ve kararlarından sorumlu tutulamayacağı şeklindeki yapay teori reddedilmiştir. Artık, tüzel kişilerin temsilcilerinden oluşan zayıf malvarlıklı üyelerin sorumluluğu ile hukukî gerçeklere göz yumulmayacaktır." şeklinde açıklamaya yer verilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Tüzel kişiliğe sahip şirketlerin ödenmeyen ve bu şirketlerden tahsili olanaksız hale gelen amme alacaklarının tüzel kişiliği temsil edenlerin mal varlığından alınacağı kural olmakla birlikte, anonim şirketlerin yönetim kurulunda bulunan temsil yetkisinin açıklığa kavuşturulması uyuşmazlığın çözümü bakımından önem arz etmektedir.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu'nda pay sahibi olan tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olamayacakları, buna karşın tüzel kişinin temsilcisi olan gerçek kişilerin yönetim kuruluna üye olarak seçilebilecekleri, dolayısıyla temsil yetkisinin sadece gerçek kişilere ait olabileceği öngörülmüş iken, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olabilmelerine olanak tanınarak sorumlu tutulmalarının yolu açılmıştır. Böylece, anılan Kanun'un 359. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi, şirketlerin, kendilerine nazaran zayıf malvarlıklı gerçek kişilerden oluşan temsilcilerinin sorumluluk anlamında arkasına sığınmalarının önüne geçilmesi amaçlanarak adil ve ekonomik gerçeklerle uyumlu bir düzenleme benimsendiği anlaşılmaktadır.Dosyanın incelenmesinden, ... Ticaret Anonim Şirketi adına tanzimli ... ve ... sayılı dahilde işleme izin belgelerinin müeyyideli olarak kapatılması nedeniyle anılan şirket tarafından vadesinde ödenmeyen katma değer vergisi ve para cezasının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emirleri düzenlendiği, borçların ödenmemesi üzerine düzenlenen haciz varakalarına istinaden davacının banka hesabına haciz uygulandığı anlaşılmıştır.█████/2009 tarih ve 7322 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde, davacının, asıl borçlu şirketin tüzel kişi ortaklarından olan ... Holding Anonim Şirketini temsilen yönetim kurulu üyeliğine seçildiğinin ilan edildiği görülmüştür.Olayda, davacının asıl borçlu ... Ticaret Anonim Şirketinin ortağı olan ... Holding Anonim Şirketini temsilen yönetim kurulunda görev yaptığının anlaşılması karşısında, asıl borçlu şirketin ödenmeyen borçları nedeniyle ... Holding Anonim Şirketinin takibi gerekirken, anılan şirketi temsilen görevlendirilen ve asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacının banka hesabına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, temyize konu kararda sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:Kısaca, gerekçesi ve getiriliş amacı; AŞ pay sahipleri ile alacaklılarına güvence oluşturmak şeklinde açıklanan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun, ikinci bölümünde yer alan Yönetim Kurulu başlıklı 359/2.maddesinde; bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişinin de tescil ve ilan olunacağı, ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğu hususunun şirketin internet sitesinde hemen açıklanacağı ve tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişinin toplantılara katılıp oy kullanabileceği, aynı maddenin 3.fıkrasında; yönetim kurulu üyelerinin ve tüzel kişi adına tescil edilecek gerçek kişinin tam ehliyetli olmalarının şart olduğu, belirtilmiştir.Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, hükme bağlanmıştır.TTK'nun sözü edilen madde hükmüyle, AŞ şeklinde kurulan sermaye şirketlerinin, temsilcilerinin arkasına gizlenmeleri bertaraf edilip, hakça bir sorumluluk sistemi oluşturularak, bir taraftan tüzel kişinin yönetim kuruluna üye seçilmesine imkan tanınmış diğer yandan ise, onun adına hareket edecek gerçek kişinin de kanunlarda ve esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aranan şartları taşıması gerekeceği belirtildikten sonra, tüzel kişiyle birlikte onun adına, ilgili AŞ yönetim kurulu üyesi tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece ehliyetli bir gerçek kişinin de tescil ve ilan olunacağı açıklanarak; tüzel kişi adına sadece bu tescil edilmiş olan kişinin toplantılara katılıp oy kullanabileceği dolayısıyla, o tüzel kişi tarafından yönetim kurulu üyesi olduğu AŞ'e ataması yapılan kişinin, hali hazırdaki temsile yetkili kişi olmasının şart olmadığı, buna göre, seçilen gerçek kişinin vekalet ilişkisi içindeki bir kişinin de olabileceği, hal böyle olunca, tescil edilen gerçek kişinin anonim şirket karşısındakistatüsünün, yönetim kuruluna katılarak alınan kararlara imza attığı AŞ'nin temsilcisi konumunda olduğu kabul edilerek, yönetim kurulu üyesi tüzel kişi adına hareket eden gerçek kişinin, bu sıfatla yerine getirdiği eylem ve işlemlerden dolayı, şirkete, pay sahiplerine ve şirketin alacaklılarına karşı TTK'nun 553.maddesi ile devamı maddelerinde açıklanan hükümlerine göre sorumlu tutulmalarının amaçlandığı, görülmektedir.213 sayılı Yasa'nın sözü edilen hükmüyle de; vergi alacakları ile vergi cezalarını kapsayan kanuni temsilcinin sorumluluğunun; temsilcilik sıfatının kazanıldığı tarih ile sona erdiği tarih arasında kalan vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak vergisel ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden, daha açık bir ifadeyle, temsilcinin yöneticiliği döneminde defter ve belge ibraz edilmemesi, beyanname verilmemesi, beyan edilen bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti halinde, öncelikle vergi borcunun, asıl amme borçlusu mükellef/sorumlu şirket adına, usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ safhalarından geçerek borcun kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut biçimde ortaya konulması ve akabinde, 6183 sayılı yasa ile belirlenen takip ve cebren takip yollarının tüketilmesiyle mümkün olacağı, açıklanmıştır.Tüm bu açıklamalardan sonra, genel bir Kanun olan sadece şirket pay sahipleri ile alacaklı üçüncü kişilere karşı sorumluluğun tespitinde özel bir belirleme yapan 6102 sayılı Yasa açısından; AŞ yönetim kurulu üyesi tüzel kişi tarafından, yönetim kurulu üyesi olduğu AŞ'nin temsilcisi olarak görevlendirilen/atanan ve görevlendirildiği/atandığı AŞ'de toplantılara katılarak alınan kararlarda imzası bulunan gerçek kişinin, kendisini görevlendiren tüzel kişiye karşı sorumluluğu olsa da, pay sahiplerine ve alacaklı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğun tüzel kişide olacağı, ancak vergilendirme usul ve esaslarının yanında mükellefiyet ve sorumluluk alanında özel bir Kanun olan dolayısıyla, amme borcu açısından sorumluluk doğuran konularda yegane başvurulacak mevzuat durumunda bulunan VUK'nun ilgili maddesi sorumluluğu doğrudan, kanuni temsilci gerçek kişinin vergisel ödevleri yerine getirmemesinden dolayı onun kusuruna bağlandığından ve tüzel kişi adına AŞ'de temsilci olarak tescil edilen gerçek kişi, Yasal anlamda kanuni temsilci sayılacağından, temsilcisi olduğu sermaye şirketince vadesinde ödenmeyen ve tüm yasal takip yolları takip edilerek ödenemeyeceği de ortaya konulan amme alacağının AŞ temsilcisi sıfatıyla o gerçek kişiden aranmasında yasal bir engel bulunmaktadır.Kaldı ki, VUK 10'da düzenlenen sorumluluğun kusura dayalı olması ve bir tüzel kişiye kusur atfedilmesinin hem hukuksal ve hemde teknik anlamda mümkün bulunmaması nedeniyle, amme alacağının Ticaret Sicil Gazetesinde temsilci olarak tescil olunan gerçek kişinin temsilcilik görevinin başladığı tarih ile sona erdiği dönem arasındaki kusurlu davranışına bağlı amme alacağından da şartların oluşması halinde sorumlu tutulması yasal olup, hakkaniyet ve nesafet ilkelerine de aykırı olmayacaktır.Olayda, asıl borçlu AŞ hakkında, usulüne uygun şekilde tarh ve tebliğ ettirilerek kesinleştikten sonra ödenmeyen ve ödenemeyeceği hususunda da tartışma olmayan, davacının temsilci olarak görev ifa ettiği dönemi kapsayan amme alacağının, kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan takibine ilişkin tanzim ve tebliğ olunan ödeme emri üzerine banka hesabına uygulanan haczin iptaline yönelik temyize konu Kararın, usul ve Yasalara uygun bulunmadığından yukarıda belirtilen değerlendirmeler uyarınca bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararına katılmıyorum.