Anahtar kelimeler: Metinin Bilgin Boğaziçi Bilimler Profesör Dalı Rektörlüğünün Anabilim Sekizinci Yüksekokulu
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR)
: 1- ...
2- ...
3- ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Üniversitesi
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: █████/2020 tarih ve 31350 sayılı resmi gazetede ilan edilen Boğaziçi Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu ... Bölümü ... Anabilim Dalı profesör kadrosu için başvurusu kabul edilen Bilgin Metin'in atanmasına dair Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğünün █████/2021 tarihli işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı ...'in 2011 yılında emekli olduğu, ...'ın ise Yönetim Kurulu üyesi olmadığı gibi İktisat Bölümü'nde öğretim üyesi olduğu dolayısıyla profesörlük kadrosuna Doç. Dr. Bilgin Metin'in atanması nedeniyle menfaatlerinin bulunmaması nedeniyle 2577 sayılı Kanunun 14/3 maddesi ve 15/1-b maddesi uyarınca anılan davacılar yönünden davacının ehliyet yönünden reddine; davacı ...'un ise işlem tarihinde Yönetim Kurulu üyesi olduğundan dava açma ehliyetinin bulunduğu belirtilerek; üniversite bünyesinde bütün öğretim elemanlarının atamasının rektör tarafından yapıldığı, bu nedenle rektörün bütün atamalar konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca profesör kadrosuna yapılan atamanın da rektör tarafından yapıldığı, rektörün atamaları yapmadan önce yönetim kurulun görüş ve önerilerini alması gerektiği, öğretim üyesi Doç. Dr. ...'in profesörlüğe yükseltilmesi konusunda Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun ... tarih ve ... sayılı toplantısında görüşünün alınarak atamanın yapıldığı, ilana tek aday olarak müdahilin başvurduğu, görevlendirilen jürilerin değerlendirme raporlarında 4 jüri üyesinin Doç. Dr. ...’in ilan edilen kadroya atanma şartlarını taşıdığı yönünde olumlu görüş bildirdiği, Yönetim Kurulu görüşünün olumsuz olduğu görülmekte ise de idarede devamlılığın esas olduğu ve Yönetim Kurulu kararında müdahilin atanmasına engel bir belge ve bilginin de ortaya konulmadığı, rektör tarafından yönetim kurulunun olumsuz görüşüne rağmen Bilgin Metin'in profesör kadrosuna atamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacılar tarafından; davacı ... ile ...'ın görülmekte olana davayı açmakta ehliyetli olduğu, 2547 Sayılı Kanun'a göre profesörlüğe yükseltme yetkisinin yönetim kuruluna ait olduğu, kadroya atama yetkisinin rektöre ait olduğu, dolayısıyla rektörün fonksiyon gaspına yol açacak şekilde işlem tesis ettiği, kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunun Profesörlüğe yükselme ve atama başlıklı 26. maddesinin (b) bendinde, profesör kadrolarına yapılacak atamalarda, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun, aday ve/veya adaylar hakkında düzenlenen jüri raporlarını göz önünde tutarak aldığı karar üzerine rektör tarafından atama yapılacağı kurala bağlanmış olup; Kanun'da yer alan; " ...alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." ibaresinden profesör kadrosuna yapılacak atama yetkisinin Üniversite Yönetim Kurullarında olduğu, profesör kadrolarına yapılacak atamalar açısından Rektörün, Üniversite Yönetim kurulunca alınacak kararın uygulayıcısı konumunda olduğu anlaşıldığından, temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, üye ...'nın davacı ...'un dava açma ehliyetinin bulunmadığı yolundaki ayrışık oyuna karşılık davacı ...'un dava açma ehliyetinin bulunduğu kabul edilerek işin esası yönünden gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
: (X) 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Profesörlüğe yükselme ve atama başlıklı 26.maddesinin (b) bendinde; "Profesörlüğe yükseltilerek atama yapılabilmesi için:
1) Üniversitelerde veya yüksek teknoloji enstitülerinde atama yapılacak olan profesörlük kadroları, rektörlük tarafından ilan edilir.
2) Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca en az üçü başka üniversitelerden veya yüksek teknoloji enstitülerinden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. " hükmü yer almaktadır.
█████/2018 tarih 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyeliğine Yükseltilme Ve Atanma Yönetmeliği'nin 15.maddesinde " (1) Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel veya sanatsal niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca, en az üçü başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim veya sanat alanı ile ilgili en az beş profesör, ilana son başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde seçilir. Bu profesörler belgelerin kendilerine verildiği tarihi izleyen iki ay içinde her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor hazırlar ve kadroya atanmak üzere müracaat eden birden fazla aday varsa tercihlerini bildirir. Bu raporlarda adayların bilimsel veya sanatsal nitelikleri ve çalışmaları değerlendirilir, yöneticilik, yapıcılık ve geliştiricilik özellikleri ile bilim ve sanat adamı yetiştirme konusundaki çabaları ayrıntılı olarak belirtilir.
(2) Dosya inceleme raporlarının iki ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesörlere dosyalar incelenmesi için gönderilir.
(3) Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun dosya inceleme raporlarını göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör tarafından atama yapılır.
(...)" kuralına yer verilmiştir.
Hukuk devleti ilkesi ile idarelerin ve kişilerin belli kurallar çerçevesinde hareket etmelerini amaçlanmıştır. Sosyal hukuk devletlerinde bu mekanizmanın işleyişini sağlamaya yönelik olarak; asli unsurların başında Anayasa yer almaktadır.
Anayasal ve yasal ilkelerle bağlı kanuni idarenin varlığı ise; idarelerin yargısal faaliyet ile yasal sınırlar içerisinde hareket etmesinin sağlanması ve idarelerin hareket alanlarının hukuksal sınırlarının çizilmesiyle mümkündür. O halde idarelerin işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olması da hukuk devleti ilkesinin tabi sonucudur.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır.
Bir başka deyişle; idarelerin işlem tesis ederken Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açık ise de, bu takdir hakkı mutlak olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmelidir.
Yukarıda yer alan hükümlerden de anlaşıldığı üzere; idarenin takdir yetkisi kapsamında ilan edilen profesör kadrosuna başvuran ve jüri değerlendirmesi sonucunda ataması olumlu görülen adaylar arasından söz konusu kadro için en uygun adayın tercihi konusunda yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde tercihte bulunabileceği tartışmasız olup; uyuşmazlıkta, bu takdir yetkisinin öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Üniversitenin birimleri ve her düzeydeki personeli üzerinde genel gözetim ve denetim görevini yapmak konusunda ve üniversite ile bağlı birimlerinin öğretim kapasitesinin rasyonel bir şekilde kullanılmasında ve geliştirilmesinde, eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerinin devlet kalkınma plan, ilke ve hedefleri doğrultusunda planlanıp yürütülmesinde, bilimsel ve idari gözetim ve denetimin yapılmasında ve bu görevlerin alt birimlere aktarılmasında, takip ve kontrol edilmesinde ve sonuçlarının alınmasında birinci derecede yetkili ve sorumlu olan rektördür.
Uyuşmazlıkta; Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Kurulu’nun ... tarih ve ... sayılı toplantısında, öğretim üyesi Doç. Dr. ...'in profesörlük dosyası görüşülerek profesörlüğe yükseltilmesinin uygun bulunmadığı, Rektör tarafından yapılan atama ile adayın profesör kadrosuna yükseltildiği görülmekte olup; davalı idarece, her düzeydeki personel üzerinde genel gözetim ve denetim yetkisi bulunan Rektörün, Yönetim Kurulunun olumsuz görüşüne rağmen yaptığı atamanın gerekçelerinin ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; Rektörün takdir yetkisini, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak hukuka uygun kullandığından bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun reddine ilişkin kararın bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!