Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Sanve Ltdşti Yakınlarının Vadeli Yazim Vefat Antalya Poliçesi Görüşü

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ
:█████/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
:█████/2022DAVANIN KONUSU
:İtirazın İptaliGEREKÇELİ KARARYAZIM TARİHİ
:█████/2025İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketinde ... nolu 31.12.2009-31.12.2010 vadeli İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi bulunan ... San.ve Tic. Ltd.Şti. 08.02.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden ...'ın yakınlarının açtığı tazminat davası yargılaması sonucunda zararlandırıcı olayda % 50 oranında kusurunun bulunduğu gerekçesiyle tazminata mahkum edildiğini, Antalya 5. İş Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile söz konusu iş kazasında ... AŞ %20, ... Mimarlık Ltd.Şti. % 50 ve kazazedenin ise % 30 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Mahkemece tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesi üzerine müvekkilinin sigortalısına ait % 50 oranındaki tazminat miktarının yanında müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları davalı ..., AŞ'nin % 20 oranındaki tazminat miktarını da Ankara 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına ödemek durumunda kaldığını, neticede davalı aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile davalıya tekabül eden tazminatın tahsili için icra takibi yaptıklarını, takibe yetkisizlik nedeniyle itiraz edilmesi neticesinde Antalya 16. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe devam edildiğini, borçlu şirketin itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bunun üzerine eldeki davanın ikame edildiğini, Antalya 5. İş Mahkemesinin ... E ve ... K. Sayılı dosyasının müvekkili yönünden kesinleştiğini ancak, davalı şirketin kararı temyiz etmesi üzerine kararın bozulduğunu ve bozma kararına uyan Antalya 5. İş Mahkemesinin ... Esas ve ... sayılı kararı ile tazminat miktarının yeniden belirlendiğini ve miktarın değişmiş olsa da ödeme yükümlülüğünün ortadan kalkmadığını ve bu güne kadarda yerine getirilmediğini, davalının itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle davalı şirket tarafından Antalya 16. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, kötü niyetli itiraz nedeniyle asıl alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davalı vekili, davacı tarafın bahsettiği Antalya 5. İş Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı kararında davacıva % 50, kazazedeye % 30 ve müvekkiline % 20 kusur addedildiğini ve davada 255.000,00 TL manevi tazminatın 08.02.2010 olay tarihinde işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine hükmedildiğini, anılan kararın davacı taraf açısında kesinleştiğini, ancak müvekkilinin temyiz etmesi neticesinde Yargıtay 21. HD. tarafından hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğu olduğundan bahisle bozulduğunu ve Antalya 5. İş Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında manevi tazminatın bu kez 127.500,00 TL bedele düşürüldüğünü ve kararın 20.10.2014 tarihinde kesinleştiğini, Antalya 5. İş Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı kararı davacı açısından kesinleştiğinden dosyasının davacıları tarafından davacı şirket aleyhine Ankara 28. İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı ile icra takibine girişildiğini ve davacı şirket tarafından 2013 yılında takip konusu borcun ödendiğinin anlaşıldığını, bunun üzerine davacı şirket tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı doyası ile icra takibine girişildiğini, yetki itirazı nedeniyle takibin durduğunu, bunun üzerine davacı tarafça müvekkili aleyhine Antalya 16. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası le icra takibine girişildiğini, takibe yaptıkları itiraz neticesinde takibin durduğunu, bunun üzerine davacı tarafça aleyhlerine eldeki davanın ikame edildiğini, söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile dava dışı ... Mimarlık Şirketi arasında akdedilen ... Elektrik Dağıtım Şebekelerinde Arıza Onarım ve Bakım İşleri için Teklif Birim Fiyatlı Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 23.3. Maddesinde " Yüklenici İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği, Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü ve diğer mevzuat hükümlerini yerine getirmekle yükümlüdür. İşbu yapım sırasında çıkabilecek iş kazalarından ve bu kazaların sebep olacağı zararlardan doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Eğer İdare bu sebeplerle bir ödeme yapmak zorunda kalırsa tüm zararını ferileriyle birlikte öncelikle yüklenicinin idaredeki (TEDAŞ Genel Müdürlüğü ve sermayesi TEDAŞ'a ait Bağlı Şirketler) tük hak ve alacaklarıyla teminatlarından, bunların yeterli olmaması halinde de yasal yollardan tahsil eder." denildiğini, bu hükme göre iş kazsı nedeniyle idare bir ödeme yapmak zorunda kalırsa tüm zarardan ferileriyle birlikte yükleniciyi sorumlu tuttuğunu, yine sözleşmenin İş ve İşyerlerinin korunması ve sigortalanması başlıklı 22. Maddesinde de yüklenici işin devamı sırasında işyerinde yapılacak çalışmalar nedeniyle işçilerle çevre halkının kazaya uğramalarını, zarar görmelerini ve işlerde zarar ve hasar meydana gelmesini önleyici tedbirlerin alınmasından da yüklenici sorumludur denilmekle iç ilişkide tük sorumluluğun yüklenicide olduğunu, anılan sözleşme nedeniyle müvekkilinin tazminat sorumluluğu altına girmesinin mümkün olmadığını, dava dışı ... Mimarlık Şirketi nasıl ki sözleşme nedeniyle müvekkili şirkete rücü hakkına sahip değilse, yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına halef olan davacı sigorta şirketinin de rücu hakkına sahip olmadığını, sigorta şirketinin alacaklılara yaptığı yersiz ödemeden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının ilk kararı temyiz etmeyerek sigortacının yersiz bir ödeme yapmasına ve davacıların sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiğini, nitekim taraflarında temyiz edilen kararın tazminat miktarının % 50 oranında azaldığını, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...;rücu hesaplamasında esas alınması gereken bedelin davacının kesinleşmemiş mahkeme kararına yönelik ödemesinin değil kesinleşen Antalya 5. İş Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı kararına göre 127.500,00 TL olduğu, davalının kusur oranına(2/7) göre ödemekle sorumlu olduğu miktarların 127.500,00 TL. / 70 x 20 = 36.428,57 TL. asıl alacak, 12.600,00 TL. / 70 x 20 = 3.600,00 TL. vekalet ücreti 2.593,00 TL. / 70 x 20 = 740,85 TL. yargılama giderleri olduğu, bu miktarlara yerleşik Yargıtay kararları gereğince davacı sigorta şirketinin zararı ödediği tarih olan █████/2013 tarihinden Antalya 16. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının takip açılış tarihi olan █████/2017 tarihine kadar itibaren avans faiz oranı uygulanması gerektiği anlaşıldığından bilirkişi heyetinin hesaplaması doğrultusunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davalının Antalya 16. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile, takibin 40.769,42 TL asıl alacak ve 15.943,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 56.712,78 TL alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına ve alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi" şeklinde karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporda hesaplama yapılırken mahkeme ilamında yazan miktarların esas alındığını, oysa söz konusu mahkeme ilamının takibe konu edildiğini, takipteki miktarların esas alınması gerektiğini, ilamda belirtilen tutarlara ek olarak icra vekalet ücreti, tahsil harcı, takip masrafı gibi kalemlerin de hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın rücu davası olduğunu, iki yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, icra takibine konu bedelin 2013 yılında davacı tarafından ödendiğini, yetkisiz icra dairesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinde takip başlatılsa da itiraz üzerine takibin durduğunu, zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başladığını ve 2015 yılında dolduğunu, davacının ise söz konusu takibi 2017 yılında yetkili icra dairesi olan Antalya İline gönderdiğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını,verilen ilk kararın ... Mimarlık tarafından Yargıtay'a götürülmediği için kesinleştiğini, ancak müvekkili şirketin yapmış olduğu temyiz nedeniyle manevi tazminatın değiştiğini, Yargıtay'ın kararı kaldırdığını, ... şirketi ile aralarında olan sözleşme nedeniyle sorumluluğun yüklenici olan ... şirketine ait olduğunu, ... Şirketinin kendilerine sözleşme nedeniyle rücu edemeyeceğini, bilirkişi raporundaki faiz türünün ve başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı Antalya 5. İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında, sigortalısı ... Şirketinin çalışanı ...'ın yakınlarının açtığı dava sonucunda, Ankara 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takipte, mahkemece hüküm altına alınan tutarın müvekkili tarafından ödendiğini, davalının meydana gelen kazada % 20 kusurlu olduğunu, davalının %20 kusuruna denk gelen tutarın tahsili için takip başlattıklarını belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.Davalı zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.TBK. m. 154 maddesine göre alacaklının icra takibine geçmesi ile zamanaşımı kesilir. 818 sayılı BK.'nun 135. maddesine göre zamanaşımının kesilmesi tarihinden itibaren, yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. İcra takibi ile kesilen zamanaşımı takibe ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. Somut olayda, alacaklı bankanın takibe başladığı 15.11.2013 tarihi itibariyle zamanaşımı kesilmiş olup, bu tarihten itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlamıştır. Ödeme emri tebliği, icra takip işlemi olması nedeni ile ödeme emrinin tebliğ tarihinde zamanaşımı tekrar kesilmiş olup, yeni bir süre işlemeye başlamıştır. Borçlu şirket , ödeme emrine 02.12.2013 havale tarihli dilekçe ile itiraz ederek takibi durdurmuştur. Takibin itirazla durmasından sonra, alacaklı yeni bir takip işlemi yapma yetkisini kazandığı anda süre yeniden işlemeye başlayacaktır. Borçlunun takibe itirazı giderilmeden alacaklının icra takip işlemi yapması mümkün değildir. Bu nedenle borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmediği sürece hakdüşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri işlemez. Zamanaşımı süresinin işlemeye başlayabilmesi için alacaklının icra takip işlemi yapabilecek durumda olması gerekir. İtiraz giderilmediği sürece alacaklı, icra takip işlemi yapamayacağı için bu dönemde zamanaşımı süresi işlemez. İİK'nun 62. maddesine göre itiraz eden borçlu itirazla birlikte itirazın tebliği için gerekli masrafı vermek zorundadır. Borçlunun masraf vermemesi nedeniyle itiraz dilekçesi tebliğ edilmediği dönemde zamanaşımı süresinin işlediğini kabul alacaklının maddi hukuka göre takipte haklı olduğu bir alacağı borçlunun insiyatifine bırakmış olur. Ayrıca itirazın iptali davası açma süresi 1 yıl olup, ödeme emrinin tebliğ tarihinden zamanaşımının işleyeceğinin ve itirazla sürenin durmayacağının kabulü, itirazın iptali davasının açılma süresini kısaltır. Kanun koyucunun yapmadığı bir sınırlama yorum yoluyla getirilmez.Bu noktada yapılan incelemede ise; davacının söz konusu rücuya konu bedeli 29.07.2013 tarihinde ödediği, ardından davacının İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 15.11.2013 tarihinde takip başlattığı, 03.12.2013 tarihinde yetkiye itiraz üzerine, 17.02.2017 tarihinde dosyanın Antalya İline gönderilmesinin talep edildiği, Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı (eski Antalya 16. İcra Müdürlüğünün ... esas) sayılı dosyasının incelenmesinde; ise 06.03.2017 tarihinde takip başlatıldığı, 10.03.2017 tarihinde borca itiraz edildiği, eldeki davanın 15.10.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında takibe itiraz üzerine süre duracağından, davacı takibin ilerlemesine ilişkin yeni bir işlem yapınca ise süre kesileceğinden somut olayda zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.Yine itirazın iptali davalarındaki 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı itiraz dilekçesinin davacıya tebliğinden başlayacağından ve eldeki dosyada itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği anlaşıldığından davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davalı tarafın hak düşürücü süreye ve zamanaşımı süresine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Tarafların kusur oranı ve takibe konu edilen miktarlar yönünden ise; takibin ilama dayalı olması, davacının başlattığı takibin Antalya 5. İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından verilen ilamın Ankara 28. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına 418.647,31 TL ödenmesi nedeni ile davacının davalının %20 kusuruna denk gelen 76.577,23 TL asıl alacak, 43.036,28 TL asıl alacak 3028 TL faiz 324 TL faiz olmak üzere toplam 122.965,51 TL 'nin davalıdan rücuen tahsili talep ettiği anlaşılmıştır.Ancak Antalya 5. İş Mahkemesi kararının Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin ilamı ile kaldırıldığı, Netice itibari ile Antalya 5. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından yeni bir hüküm tesis edildiği ve bu hükmün kesinleştiği anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacının davalıya rücu edebileceği bedel bu tutar ( 127.500TL) baz alınarak hesaplanmıştır. Söz konusu tutarın baz alınarak hesaplama yapılması yerinde ise de, davacının Ankara 28. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yaptığı ödemede, icra vekalet ücreti, icra masrafı gibi tutarlarında davalının kusuru oranında hesaba dahil edilmesi gerekirken bu hususun hesaplamaya dahil edilmemesi hatalıdır.Bununla birlikte, aslında iş bu dava, davalının akidi sigorta ettiren tarafından açılması gereken, ancak tazminat ödemesi nedeniyle halefiyet ilkesi uyarınca sigortacı davacı tarafından açılmış bir tazminat davası niteliğindedir. Dolayısıyla, davalının, akidi dava dışı ... şirketine karşı ileri süreceği def’i ve itirazları onun halefi olan davacı sigortacıya karşı ileri sürmesine engel bir durum bulunmamaktadır (bknz Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 05.07.2010 tarihli █████████ Esas █████████ Karar sayılı emsal ilamı). Davalı, dava dışı davacının sigortalısı ile aralarında bulunan sözleşme uyarınca davacının kendisine rücu edemeyeceğini beyan etmesine ve Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında SGK'ya ödeme yapmak zorunda kaldıklarını bu tutardan dava dışı ... şirketinin sorumlu olduğunu belirterek takas talep etmesine rağmen, bu hususun irdelenmeden karar verilmesi de hatalı olmuştur.Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle dava dışı ... şirketi ile davalı arasında bulunan sözleşmenin irdelenmesi, buna göre davalının dava dışı şirkete karşı ödenen bedelden sorumluluğu bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, sorumluluğu var ise; davacının Ankara 28. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında kesinleşen hükme göre ödemesi gereken tutar ve bu tutardan davalının kusuruna denk gelen kısmın yukarıda belirtilen şekilde ne miktarda olduğu tespit edilerek, yine Serik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında hükmedilen bedel davalı tarafından ödendi ise, takasının talep edilip edilemeyeceği, edilebilecekse ne miktarda takas talep edilebileceği belirlenerek sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.Sonuç olarak, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE;2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE,5- Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi....