Anahtar kelimeler: Silivri Gününün İstekli Geldiler Davetiye Bittiği Salı Olunduğu Başlandı Gelmedi
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.09.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz edenler davalı ... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı ... gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; kayden maliki olduğu 48 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının satışı için Bakırköy ... Noterliğinin 24.12.2015 tarihli ve 4637 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı ...’yı vekil tayin ettiğini, ...’nın anılan vekaletname ile dava konusu payı 11.03.2015 tarihinde 50.000,00 TL bedelle davalı ...’e temlik ettiğini, ...’in de payı 26.01.2017 tarihinde 700.000,00 TL bedelle davalı ...’ye devrettiği, taşınmazın 1/2 payının maliki ...’in önalım davası açtığını, davalı ...’nın bedeli kendisine ödemediğini, taşınmazın çok düşük bedelle temlik edildiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, davalı ...’in vekille el ve iş birliği içerisinde olduğunu, önalım davası devam ederken taşınmazın davalı ...’ye devredildiğini, bedeli davalı ...’dan istemesine rağmen ödemediğini, ön alım davası açıldıktan sonra taşınmazın gerçek değerini öğrendiğini, davalılar tarafından mağdur edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin davalı ... ve ...’dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, davacının taşınmazı emlakçı aracılığıyla satışa çıkardığını ve 2015 yılında davalı ...’in taşınmazı satın aldığını, iki sene sonra da taşınmazı kendisinin aldığını, taşınmaz üzerinde herhangi bir takyidat olmadığını, taşınmazı gerçek değeri olan 700.000,00 TL üzerinden satın aldığını, vekil ..’yı ve davalı ...’i tanımadığını, ...’in eşi ile mal alış-verişi yapması esnasında maddi sıkışıklık nedeniyle taşınmazı satacağını öğrenince araştırıp taşınmazı aldığını, şufa davasının da haksız olarak açıldığını, temlikten 5 yıl geçtikten sonra eldeki davanın açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davanın kendisi yönünden husumet nedeniyle reddi gerektiğini, iyiniyetli olarak taşınmazı satın aldığını, bedelini davalı vekil ..’ya ödediğini, şufa davasında tanıklarının taşınmazı nasıl aldığını anlattığını, soruşturma dosyasında da anlatımın taşınmaz bedeli ve alınış şekli hakkında olduğunu, davacının diğer paydaş ile birlikte hareket ederek üçüncü kişileri dolandırarak sebepsiz zenginleşme yoluna gittiğini, kendisinin diğer paydaş hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, taşınmazı 740.000,00 TL bedelle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tanığı ...’in davacı hesabına ödendiğini iddia ettiği bedele ilişkin dekont sunulamadığı, taşınmazı 740.000,00 TL bedelle aldığını iddia eden ...’in iki sene sonra taşınmazı 700.000,00 TL bedelle satmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, tespit edilen bedelin daha yüksek olduğu, tanıklardan ...’ın davalı ... ile davalılardan ...'ın eşi ...... ... aynı iş kolunda çalışmaları dolayısıyla birbirlerini tanıma ihtimallerinin olduğu yönünde beyanda bulunduğu, gerçek bedel ve satış senedi arasındaki fark, ödemelerin ispatının davalılar tarafından yapılamaması ve tanıkların birbirleri ile çelişen beyanları doğrultusunda davalıların danışıklı olarak hareket ettiği ve davacıyı zararlandırdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu hissenin davalı ...'e 11.03.2015 tarihinde satışından sonra dava dışı hissedar ... tarafından önalım davası açıldığı, tapudaki satış bedeli üzerinden önalım hakkı kullanıldıktan sonra önalım davası henüz sonuçlanmadan davalı ... tarafından taşınmazın iki yıl sonra hisseyi satın aldığını iddia ettiği bedelin altında bir bedelle davalı ...'ye sattığı, davalı ...'in eşi ile davalı ...'nin aynı iş kolunda çalıştıkları, gerçek satış bedeli ile resmi senetteki satış bedelleri arasında fark bulunduğu, netice itibari ile davalı ...'nin vekalet görevini kötüye kullandığı, diğer davalıların da vekil ile birlikte danışıklı olarak hareket ettikleri gerekçesiyle başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazı 740.000,00 TL bedelle satın aldığını, önalım davasının halen devam ettiğini, önalım davası açan kişinin bu tarz davalar açtığını, davacının eldeki payı alacak ekonomik gücü olmadığını, önalım davası açan hissedarla birlikte sebepsiz zenginleşme çabası içerisinde olduklarını, müvekkilinin eşinin işlerinde sorun olması nedeniyle taşınmazın değerinin altında diğer davalı ...’ye satıldığını, davacının iradesi ile verilen vekaletname ile işlem yapıldığını, temlikten 4.5 yıl sonra eldeki davanın açıldığını, dava tarihinde müvekkilinin kayıt maliki olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, davalı vekil ...’nın isticvap edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı vekille hiçbir tanışıklığı olmadığını, davacının iddialarının ispat edilemediğini, müvekkilinin iktisabının korunması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinin satışları karıştırdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hatalı ve tapuya güven ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin vekille işlem yapan kişi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin █████████ Esas sayılı kararına aykırı karar verildiğini, gerekçenin sadece müvekkili ile davalı ...’in eşinin aynı iş kolunda çalışmasına dayandırıldığını, bu durumun iyiniyeti kaldırmaya yetmediğini, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığının ispat edilemediğini, müvekkilinin vekil ile en ufak bir ilişkisi olmadığını, müvekkilinin bedeli banka aracılığıyla ödediğini ve dekontunun olduğunu, müvekkilinin üzerinde takyidat olmayan bir taşınmazı aldığını, aradan 5 yıl geçtikten sonra dava açıldığını, davacının önalım davasının davacısı ile birlikte hareket ettiğini, vekilin davaya hiç cevap vermediğini, önalım davası lehlerine sonuçlanınca eldeki davanın açıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; davacının, Bakırköy ... Noterliğinin 24.02.2015 tarihli ve 4637 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava konusu 48 (yeni 30 93... ) parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payının satışını da içerir şekilde davalı ...’yı vekil tayin ettiği, ...’nın anılan vekaletname ile 11.03.2015 tarihinde dava konusu taşınmazın 1/2 payını 50.000,00 TL bedelle davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği, ..’in de payı 26.01.2017 tarihinde vekili ... aracılığıyla davalı ...’ye 700.000,00 TL bedelle devrettiği görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
:
Davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalılar ... ve ...'tan alınmasına,
Aşağıda yazılı 91.118,51 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'tan, 90.848,66 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!