Anahtar kelimeler: Derneği Anonim Süreci Limited Müdahil Dördüncü Edenler Yaninda Kısmının Daire

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR)
:1- ...2- ... Derneği3 ...Derneği4- .. Derneği5- ...6- ...7- ... Limited Şirketi8- ...9- ...10- ...11- ...12- ...13- ...14- ...15- ...16- ...17- ...18- ...19- ...20- ...21- ...22- ...23- ...24- ...25- ...26- ...27- ...28- ...29- ...30- ...31- ...32-...33- ...34- ...VEKİLİ
: Av. ...DİĞER DAVACILAR
: 1- ...2- ...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... BakanlığıVEKİLİ
: Av. ...MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
: ... Ticaret Anonim ŞirketiVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Çanakkale İli, Lapseki İlçesi, ... Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... Ruhsat Numaralı Sahada Altın Gümüş Madeni Ocağı Kapasite Artışı'' projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen █████/2022 tarih ve 6931 sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; davacılardan ... ve ... yönünden; dosyanın ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacılardan ... ve ...'nun dava açılmasından sonra vefat ettikleri görülmüş olup, davanın yalnız kendilerini ilgilendirmesi nedeniyle 2577 sayılı Kanun'un 26/2. maddesi uyarınca bu davacılar yönünden dilekçenin iptaline karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.Diğer davacılar yönünden; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, iki maden mühendisi, iki jeoloji mühendisi, meteoroloji mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi, harita mühendisi, kimyacı, biyolog, arkeolog ve şehir plancısından oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporunun ve dosyadaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu projenin cevher zenginleştirmesini içermediği, dava konusu Şahinli projesi kapsamında çıkarılacak cevherin müdahil şirkete ait Lapseki projesinde bulunan zenginleştirme tesisine gönderileceği, müdahil şirket tarafından yapılan başvuruya istinaden Lapseki Altın-Gümüş Madeni ve Zenginleştirme Tesisi Projesi (Lapseki Projesi) için 2015 yılında ÇED Olumlu kararının verildiği ve ÇED Olumlu kararının yargısal denetimden geçip hukuka uygun bulunarak kesinleştiği, dava konusu projede tarım ve hayvancılık, ormanlar ve ormancılık, bitki örtüsü, canlı yaşamı, arazi bozulumu, jeoloji, arkeoloji, şehir ve bölge planlama, iklim, hava, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına olası etkilerin tüm yönleriyle bilimsel olarak ele alındığı, dava konusu projenin gerek Lapseki Projesiyle gerekse civardaki projelerle birlikte kümülatif etkisinin değerlendirildiği, projenin madencilik açısından kabulünün ve devam etmesinin bilimsel açıdan sakıncasının bulunmadığı, çevreye etkilerinin minimum düzeyde tutulması için gerekli tedbirlerin nihai ÇED raporunda izah edildiği ve kurum görüşleri ile de uygun bulunduğu, ÇED raporunda ve eklerinde yapılan çalışmaların, incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin projeye ve proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetlere ve bilimsel esaslara uygun olduğu, yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırıldığı, projenin çevreye olası etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelendiği ve önlemlerin öngörüldüğü, söz konusu faaliyet için alınacak tedbirlerin ve kullanılacak tekniklerin belirlenmesinin yanında gerekli taahhütlerde bulunulduğu ve süreç boyunca yetkili kurumlar tarafından izleme ve denetlemelerin yapılacağı anlaşıldığından, dava konusu ÇED Olumlu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan, Mahkemenin E
:..., E:..., E:... sayılı dava dosyaları kapsamındaki itirazlara ilişkin bütüncül şekilde yapılan incelemede, davacıların ''dava konusu Şahinli projesinin müdahil şirkete ait Lapseki projesine (Lapseki Altın-Gümüş Madeni ve Zenginleştirme Tesisi) entegre nitelikte olduğu, projelerin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması gerektiği, projelerin entegrasyonunun yapılmadığı'' iddiası yönünden değerlendirme yapıldığında; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün █████/2021 tarih ve ... sayılı yazısı ekinde yer alan Madencilik Faaliyetlerinin ÇED Sürecinde ve Görüş Taleplerinde Uygulanacak Usul ve Esasların (Bakanlığın internet sitesinde yayımlanmaktadır.) 10. maddesinde; ''Aynı gerçek veya tüzel kişilere ait yapılan/yapılacak madencilik faaliyetlerinde; proje alanları bitişik olsa da ruhsat hukukları farklı olduğundan, her bir ruhsat sahası için ayrı başvuru yapılabileceği gibi; faaliyet sahibinin talep etmesi durumunda entegre proje olarak tek bir başvuru da yapılabilir." şeklinde ifade edildiği, gerek uygulamada, gerekse yargı kararlarında proje sahibi tarafından eş zamanlı olarak yapılması planlanan birden fazla projenin bulunması durumunda, söz konusu projelerin konu veya işlev bakımından birbirine hizmet eden yönlerinin bulunması durumunda entegre proje olarak değerlendirildiğinin anlaşıldığı, nitekim, █████/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde de; ÇED Yönetmeliğine tabi olan, faaliyet konuları veya işlevleri açısından birbirine bağlı ve tamamlayıcı nitelikteki birden fazla faaliyeti kapsayan projeler, entegre proje olarak tanımlanmak suretiyle benzer yönde bir değerlendirmenin yapıldığının görüldüğü, uyuşmazlıkta, dava konusu (... Projesi) ... ruhsat numaralı sahada belirlenmiş ÇED alanında yalnızca ocak üretiminin kapasite artışının gerçekleştirildiği, projede herhangi bir zenginleştirme tesisi kurulmasının söz konusu olmadığı, müdahil şirketin önceki bir diğer projesi olan Lapseki Projesinde yer alan zenginleştirme tesisinin kapasitesi yıllık 1.200.000 ton olup, bu kapasitenin üzerinde herhangi bir faaliyet gerçekleştirilmeyeceği, Şahinli Projesi kapsamında üretilen cevherin, Lapseki Projesinde bulunan zenginleştirme tesisine gönderileceği için, dava konusu proje kapsamında yapılan bütün değerlendirmelerin, bu projelerin kümülatif etkileri göz önüne alınarak yapıldığı, ÇED raporunun ilgili kısmında dava konusu Şahinli Projesinden çıkarılacak cevherin Lapseki Projesindeki ocak üretimine bağlı olarak gönderileceği, netice olarak zenginleştirme tesisine gönderilecek toplam cevher miktarının yıllık azami kapasite olan 1.200.000 tonu geçmeyeceği hususunun ifade edildiği, iki ayrı projenin yönetimini yapan müdahil şirketin yıllık cevher işleme kapasitesini, projelerden hangisine hangi oranda tahsis edeceğini işletim aşamasında değişen durumlara göre belirleyebileceği, yapılacak üretim ile elde edilecek ve depolanacak pasa miktarının bu çerçevede üretim kapasitesini aşmayacak ve ÇED raporunda belirtilen taahhütlere uyulacak şekilde yürütüleceği, işletme döneminde zenginleştirme tesisine hangi projeden ne oranda malzeme gönderileceğinin şimdiden tespit edilmesinin beklenemeyeceği, bu şekilde öngörülen yöntemle ilgili olarak bilirkişi raporlarında bilimsel yönden herhangi bir uygunsuzluk tespit edilmediği, Lapseki Altın-Gümüş Madeni ve Zenginleştirme Tesisi Projesi (Lapseki Projesi) için 2015 yılında verilen ÇED Olumlu kararının yargı denetiminden geçerek kesinleştiği, Lapseki Projesinin Şahinli Projesinin ruhsat sahası dışında bir ruhsat sahasında yer aldığı, yukarıda yer verilen usul ve esaslara göre, aynı gerçek veya tüzel kişilere ait yapılan/yapılacak madencilik faaliyetlerinde; proje alanları bitişik olsa da ruhsat hukukları farklı olduğundan, her bir ruhsat sahası için ayrı başvuru yapılabileceği gibi, faaliyet sahibinin talep etmesi durumunda entegre proje olarak tek bir başvuru da yapılabileceğinin görülmesi karşısında, müdahil şirketin dava konusu projeyi Lapseki Projesine entegre proje şeklinde hazırlayıp, bu kapsamda ÇED sürecine tabi tutmasını zorunlu kılan bir durumun varlığından söz edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, buna yönelik iddiaya itibar edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle, davacılardan ... ve ... yönünden dava dilekçesinin iptaline, diğer davacılar yönünden dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: Davacılar tarafından, dava konu proje ile Lapseki Altın Gümüş Madeni ve Zenginleştirme Tesisi projesinin entegre proje olduğu, nitekim her iki projede ortak zenginleştirme tesisinin kullanılacak olması nedeniyle ÇED raporunda yer verilen taahhüt ve planlamaların gerçekçi bir şekilde hayata geçirilebilmesi amacıyla projelerin entegre olarak değerlendirilmesi gerektiği, diğer taraftan, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ÇED raporuna atıf yapılmak suretiyle hazırlandığı, ÇED raporundaki taahhütlerin bilimsel olarak gerçekçi olup olmadığı hususuyla ilgili değerlendirme yapılmadığı, bu yönüyle yetersiz olan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, ayrıca ÇED raporunda yer alan taahhütlerin gerçekleştirilebilmesi bakımından ÇED raporunun belirsizlik içerdiği, hukuka aykırı olan Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: 1- Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların, temyiz sebeplerinden hiçbirine uymadığından temyize konu Mahkeme kararını bozulmasını gerektirici herhangi bir husus ihtiva etmediği belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.2- Davalı yanında müdahil tarafından, dava konusu proje ile Lapseki projesinin entegre proje olarak değerlendirilemeyeceği, nitekim dava konusu projenin başvurusunun mevzuata uygun yapıldığı, 2021 tarihli başvuru itibarıyla Yönetmelikte entegre projenin tanımının bulunmadığı, kaldı ki Lapseki Projesinin halihazırda yargısal denetimden geçerek hukuka uygun bulunması nedeniyle hayata geçirildiği ve bu projenin başka hiçbir projeye bağlı kalmaksızın tüvenan üretim kapasitesi ile maden ömrü sonuna kadar sürdürülebilir durumda olduğu, ayrıca cevher hazırlama tesisine ruhsat içinden veya dışından başka ocaklardan cevher beslenilmesinin yaygın bir madencilik uygulaması olduğu, bununla birlikte Lapseki Projesi de dahil olmak üzere etki alanındaki tüm işletmelerle kümülatif etki değerlendirmesinin yapıldığı, diğer taraftan ÇED raporunda, projenin orman üzerindeki etkilerinin değerlendirildiği ve projenin sona ermesiyle birlikte, yeraltı maden işletmesinin, açık ocak işletmesinin ve pasa depolama alanının rehabilite edileceği, proje sahasındaki yapıların ise faaliyetin sona ermesiyle söküleceği, ÇED raporunda cevherin nakliyesi ile ilgili gerekli değerlendirmelerin yapıldığı, projenin hidrojeoloji yönünden çevresel etkileri ile patlatmanın çevresel etkilerinin ÇED raporunda değerlendirildiği, ayrıca kirletici taşınım modellemesi yapılarak faaliyetten kaynaklı olarak havza içerisindeki kuyu ve su kaynakları üzerinde kirlilik riskinin bulunmadığının ortaya konulduğu, projenin çevre üzerindeki muhtemel etkilerine karşı ÇED raporunda gerekli önlemlere yer verildiği belirtilerek, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin kabulü ile dava konusu proje kapsamındaki cevherin, Lapseki Projesi kapsamında yer alan zenginleştirme tesisinde zenginleştirileceği dikkate alındığında, her iki projeyle ilgili ÇED süreçleri zamanlama bakımından farklı olsa da, Lapseki Projesinin ömrünün sona ermek üzere olduğu (dolayısıyla ilerleyen süreçte, dava konusu cevherin zenginleştirmesinin devam edebilmesi amacıyla bu defa Lapseki Projesi için yeni bir ÇED başvurusu yapılmasının gerekli olacağı) dikkate alındığında, bu aşamada her iki projenin entegre tesis olduğu kabul edilmek suretiyle tek ÇED başvuru dosyası ile başvuru yapılması gerektiği sonucuna varıldığından, Mahkeme kararının bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, işin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz istemlerinin reddine,2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:Dava; Çanakkale İli, Lapseki İlçesi, ... Köyü mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "... Ruhsat Numaralı Sahada Altın Gümüş Madeni Ocağı Kapasite Artışı'' projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen █████/2022 tarih ve 6931 sayılı ''ÇED Olumlu'' kararının iptali istemiyle açılmıştır.█████/2014 gün ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin (Mülga) 25. maddesinde; ÇED Yönetmeliğine tabi birden fazla projeyi kapsayan entegre projenin yapılmasının planlanması halinde entegre projenin ÇED Yönetmeliğinin Ek-1 veya Ek-2 listesine tabi olması durumuna göre tek ÇED başvuru dosyasının veya PTD'nin hazırlanmasının isteneceği açıkça düzenlenmiş ve "entegre proje"nin tanımına yer verilmemiş olmakla birlikte; █████/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ise; ÇED Yönetmeliğine tabi olan, faaliyet konuları veya işlevleri açısından birbirine bağlı ve tamamlayıcı nitelikteki birden fazla faaliyeti kapsayan projelerin, entegre proje olarak tanımlandığı görülmektedir.Dosyanın incelenmesinden, ilk olarak, Çanakkale İli, Lapseki İlçesi, ... Köyü, İR:... ruhsat no'lu sahada yapılması planlanan "Altın-Gümüş Maden Ocağı" projesi (Şahinli Projesi) ile ilgili █████/2013 tarih ve 2880 sayılı "ÇED Olumlu" kararının verildiği, öte yandan, Çanakkale İli, Lapseki İlçesi, ... ve ... Köyleri sınırları içinde ... ruhsat no'lu sahada işbu davada davalı yanında müdahil olan şirket tarafından yapılması planlanan "IV. Grup Maden (Altın) Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi" projesi (Lapseki Projesi) ile ilgili █████/2015 tarih ve 3969 sayılı "ÇED Olumlu" kararının verildiği, söz konusu ÇED Olumlu kararlarının yargısal denetimden geçerek hukuka uygun bulunduğu, son olarak davalı yanında müdahil tarafından, 68955 ruhsat no'lu sahada yapılması planlanan ''Altın Gümüş Madeni Ocağı Kapasite Artışı'' projesi ile ilgili olarak dava konusu ''ÇED Olumlu'' kararının verildiği, 2013 yılında ÇED Olumlu kararı verilen ve işbu davanın konusu olan kapasite artış projesine esas teşkil eden Altın-Gümüş Maden Ocağı projesinin işletme ömrünün 10 yıl olduğu, 2015 yılında ÇED Olumlu kararı verilen Lapseki Altın-Gümüş Madeni ve Zenginleştirme Tesisi projesinin ise; ÇED alanının 394,9 ha olduğu, arazi hazırlık ve inşaat süresinin iki yıl sürdükten sonra, ocaklardan altın ve gümüş madeni çıkarılarak 8 yıl süreyle faaliyetin devam edeceği ve Lapseki Projesinde ocak işletmeciliğinin yanı sıra cevher zenginleştirme faaliyetinin de söz konusu olduğu, dava konusu kapasite artış projesinde; ... ruhsat numaralı saha içerisinde 34,20 ha'lık mevcut ÇED alanına ilave yapılması sonucu 429 ha'lık ÇED alanı içerisinde yıllık 1.200.000 ton cevher üretiminin gerçekleştirilmesinin planlandığı, çıkartılacak cevherin, cevher stok alanında depolanacağı ve depolanan cevher zenginleştirme işlemi için kuş uçuşu 1,5 km mesafede bulunan müdahil şirkete ait Lapseki Zenginleştirme Tesisine gönderileceği anlaşılmaktadır.Uyuşmazlıkta; Lapseki Projesindeki zenginleştirme tesisinin kapasitesinin yıllık 1.200.000 ton olduğu, bunun üzerinde bir faaliyet gerçekleştirilemeyeceğinden dava konusu kapasite artış projesinden çıkarılacak cevherin, Lapseki Projesindeki ocak projesine bağlı olarak zenginleştirme tesisine (dava konusu projeye kuş uçuşu 1,5 km mesafede bulunan) gönderileceği, dava konusu kapasite artış projesinde yıllık 1.200.000 ton cevher üretiminin planlandığı, söz konusu miktarın aynı zamanda Lapseki zenginleştirme tesisinin yıllık kapasite miktarına tekabül ettiği, Şahinli Projesindeki cevher stok alanında cevher yığınının, yaklaşık 15 gün bekletileceği taahhüdüne dayalı olarak planlamanın yapıldığı, ÇED raporunda Şahinli Projesindeki cevherin ''Lapseki Projesindeki ocak üretimine bağlı olarak zenginleştirme tesisine gönderilecektir.'' ifadesine yer verildiği dikkate alındığında, zenginleştirme tesisini kullanım önceliğinin Lapseki Projesine verildiği anlamına gelip gelmediği, dolayısıyla Şahinli Projesi kapsamında çıkarılacak cevherin iş akış şemasının/ takviminin belirsizlik içerip içermediği, Lapseki Projesinin ömrü ile dava konusu Şahinli Projesinin ömrünün tam olarak örtüşmemesinin çevresel etkileri ile her iki projeyle ilgili ÇED süreçleri zamanlama bakımından farklı olsa da, gelinen aşamada, Lapseki Projesinin ömrü de gözetilerek, dava konusu Şahinli Projesinin Lapseki Projesi ile birlikte entegre bir proje olarak kabul edilip edilemeyeceği hususunun bilirkişilerce değerlendirilmesi gerekmektedir.Diğer taraftan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ayrıca ve açıkça projeyle ilgili değerlendirme yapılmak yerine, ÇED raporundan ilgili kısımlara yer verilmek suretiyle bilirkişi raporunun hazırlandığı görülmüş olup, gerek yukarıda belirtilen hususun, gerekse dava dilekçesinde ve temyiz dilekçesindeki diğer iddiaların şüpheden uzak bir biçimde açıklığa kavuşturulması amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak veya gerekirse yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığundan, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.