Anahtar kelimeler: Jeotermal Alaşehir İzleme Manisa Hudutları Valiliği Kaynak Uhdesinde Koordinasyon Yatırım
Danıştay 8. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Enerji Yatırımları Sanayi Anonim Şirketi
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Valiliği (... Başkanlığı)
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Manisa ili, Alaşehir ilçesi, ... Mahallesi hudutları dahilinde ve davacı şirket uhdesinde bulunan ... numaralı Jeotermal Kaynak İşletme Ruhsatının iptaline ve teminatın irat kaydedilmesine ilişkin Manisa Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin bildirilmesine ilişkin Manisa Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin ve bu işlemlere yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; işletme ruhsatı alındıktan sonra, ruhsat sahibince Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu kararı veya Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir karar belgesi alınarak, ruhsat alanı ve faaliyete ilişkin diğer meri mevzuattan kaynaklanan gerekli izinlerin alınması için ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları nezdinde en geç üç ay içinde girişimde bulunulması gerektiği, gerekli izinlerin 3 yılda alınamaması durumunda ruhsat iptal edilerek teminatın iade edileceği yönündeki Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 9. maddesinin 3. fıkrasının, gerekli olan işlem ve izinler için; idare, ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları nezdinde belirtilen süre içerisinde başvuru yapılması ancak 3 yıl içerisinde gerekli izinlerin alınamaması durumunda uygulanan bir yaptırım olduğu göz önüne alındığında işletme ruhsatının alındığı █████/2015 tarihinden itibaren en geç üç ay ve nihayetinde 3 yıl içinde ÇED başvurusu ve ilgili diğer izinler için başvuru yapmadığı anlaşılan (█████/2018 tarihinde ÇED için başvuru yapıldığı göz önüne alındığında) davacıya ilgili maddenin uygulanmasının söz konusu olmadığı, bu kapsamda uyuşmazlığın söz konusu Yönetmeliğin 9. maddesinin 5. fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği neticesine varıldığı, uyuşmazlıkta, davacı tarafından davalı idareye sunulan █████/2019 tarih ve █████/2019 tarihli dilekçeler ile ruhsat sahasında işletme ruhsatı aşamasında ilk etapta jeotermal ısıtmalı sera yalıtımı öngörüldüğü, sera inşaatının tamamlandığı, jeotermal kuyuda meydana gelen çökme nedeni ile istenen verimin alınmadığı, rehabilitasyon çalışma sürecinin devam ettiği, seranın verimli çalışması ve elektrik üretimi gibi planlanmakta olan diğer yatırımların kaynak güçlendirmesi ve ihtiyaç duyulan verimli kuyular için 2019 yılı Haziran ayında derin sondaj çalışmalarına başlanmasının planlandığı, bu amaçla █████/2018 tarihinde e-ÇED sistemi üzerinden ÇED Yönetmeliği kapsamında hazırlanan proje tanıtım dosyasının Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne sunulduğu, izin sürecinin tamamlanmasında DSİ'den kaynaklı gecikme yaşandığı belirtilmek suretiyle ÇED sürecinde kurumlarda geçen sürelerin beklenmedik hal kapsamında değerlendirilerek termin planına eklenmesi yönünde talepte bulunulduğu görülmekte ise de işletme ruhsatı alındıktan sonra, ruhsat sahibince Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu kararı veya Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir karar belgesi alınarak, ruhsat alanı ve faaliyete ilişkin diğer meri mevzuattan kaynaklanan gerekli izinlerin alınması için ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları nezdinde en geç üç ay içinde girişimde bulunulması gerektiği yönündeki ilgili Yönetmelik hükmü göz önüne alındığında yasal düzenleme ile öngörülen süreden çok sonra █████/2018 tarihinde ÇED için başvuru yapan davacı tarafından mevzuat hükümleri dairesinde süresi içerisinde mücbir sebep hali oluştuğundan bahisle davalı idareye başvuru yapılmadığı görülmekte olup ileri sürülen olan 5686 sayılı Kanunun 8. maddesi ile düzenleme altına alınan beklenmeyen hal kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, olayda, davacı adına düzenlenen işletme ruhsatının █████/2015 tarihinde düzenlendiği, söz konusu ruhsata dayanak Nisan 2015 tarihli işletme projesinde elde edilen 25 C sıcaklık ve 8 lt/sn debide akışkan ile kültür balıkçılığına yönelik havuzların kurulacağı beyan edilerek, termin planında söz konusu havuzların 2018 yılı Eylül ayında işletmeye alınacağının taahhüt edildiği, ancak davacı tarafından 2018 yılı Eylül ayına kadar akışkan işletmeye alınmadığı gibi Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu kararı veya Çevresel Etki Değerlendirilmesi Gerekli Değildir karar belgesi alınarak, ruhsat alanı ve faaliyete ilişkin diğer meri mevzuattan kaynaklanan gerekli izinlerin dahi davalı idareye sunulmadığı, davacı tarafından ÇED sürecinde kurumlarda geçen sürelerin beklenmedik hal kapsamında değerlendirilerek termin planına eklenmesi istemiyle yapılan başvurunun ise beklenmedik hal kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafından hukuken haklı ve makul kabul edilebilecek nedenler bulunmaksızın termin planındaki taahhütlerin yerine getirilmediği sonucuna ulaşıldığı, bu durumda, davacı şirketin durumuna uygun olarak, 5686 sayılı Kanun ve ilgili uygulama Yönetmeliği uyarınca ruhsatının iptal edilmesine ve teminatının irat kaydedilmesine dair dava konusu işlemlerde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, termin planına uymama durumunda doğrudan ruhsat iptali yoluna gidilmesine hukuken olanak bulunmadığı, 5686 sayılı Kanunda yer almayan termin planına uymama sebebine dayanılarak idari yaptırım uygulamasının Yönetmelikle getirilmiş olması ve Yönetmeliğe dayalı işlem tesisinde hukuka uygunluk bulunmadığı, projenin devamında yöreye ve Türkiye ekonomisine katkısı yönünden üstün kamu yararının bulunduğu, Tarım ve Orman Bakanlığı DSİ Jeoteknik Hizmetler ve YAS Dairesi Başkanlığı tarafından DSİ Bölge Müdürlüklerine yazılan ... tarih ve ... sayılı yazıdan da anlaşılacağı üzere idareler arasında farklı uygulamalar yapılmakta olup, ÇED sürecinde DSİ'nin görüş vermesi için Hidrojeolojik Etüt Raporunun DSİ tarafından onaylanması zorunluluğu bulunmadığı, bu noktada DSİ 2. Bölge Müdürlüğü tarafından ilgili Bakanlığın emir ve talimatlarına aykırı olarak davacıya ait projede Hidrojeolojik Etüt Raporunun DSİ tarafından onaylanması hususu arandığı halde, diğer projelerde bu aranmadığı, bu duruma örnek teşkil edebilecek projelerin isimleri, rakip şirketler olması ve ticari sır niteliğinde olması nedeniyle paylaşılmamış olup, Mahkemece ara kararı ile bu hususun araştırıldığında görüleceği, başka projelerde bunun aranmamış olmasının eşit davranma ilkesine aykırı nitelikte olup, termin planında neredeyse bir yıllık bir gecikmeye yol açtığı ve bu durumun davacıdan kaynaklanmayan nedenlerden olduğunun açık ve net olarak ortaya koyduğu, işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, kuyudaki çökme ile ile ilgili herhangi bir teknik raporun bulunmadığı, mücbir sebebin ortaya çıktığı tarihten itibaren 10 gün içerisinde idareye başvurulmadığı, yapılan ÇED başvurusunun sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyeti konulu olduğu, ruhsat sahasına ilişkin gerçekleştirilecek işletme faaliyetine ilişkin bir ÇED başvurusu olmadığı, davacı tarafından termin planına uymama fiilinin 5686 sayılı Kanunda yer almadığı iddia edilmekte ise de, 5686 sayılı Kanunun 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan hükümden projede belirtilen süre içerisinde işletmeye alınmaması durumunda ruhsatın iptal edileceği, teminatın irat kaydedileceği ve idarenin sahayı ihaleye çıkaracağının açık bir şekilde belirtildiği, ruhsat iptal edilmeden sahanın ihaleye çıkarılmasının düşünülemeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!