Anahtar kelimeler: Sezeryan Hamilelik Hamileliğin İlamla Doktorun Ölüme Ameliyatı Ameliyat Yaptırdığını Doğum

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 31.10.2024 tarihli ilamla Mahkeme kararının bozulmasına dair verilen kararın taraf vekillerince düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; davacı ...'ın eşi, diğer davacıların annesi ...'in hamilelik dönemindeki kontrollerini davalı hastanede kadın doğum uzmanı olarak görev yapan davalı ...'a yaptırdığını, hamileliğin sonunda davalı doktorun sezeryan ameliyatı ile doğum gerçekleştiğini, bu ameliyat sebebiyle de ...'in 21.05.2007 tarihinde vefat ettiğini, davalı doktor hakkında açılan taksirle ölüme neden olma suçundan yapılan yargılamada davalının kusurlu olduğuna hükmedildiğini ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, davalının hamilelik dönemindeki muayenelerinde kendisine ve eşine doğumun riskli olduğunu beyan ettiğini, tıp merkezlerinde ancak acil durumlarda ameliyat yapabileceğini, maktulün durumu aciliyet gerektirmediği halde davalının sırf bu tıp merkezinde ameliyat yapabilmek için evraka acil ibaresi koyduğunu ve bu ameliyatı yaptığını, ameliyat karşılığında ücret alabilmek için öleni daha donanımlı bir hastaneye sevk etmediğini, ameliyat sırasında yanlış uygulamalar yaptığını ileri sürerek fazlaya dair haklarının saklı tutarak davacılardan ... için 5.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, ... ve ... için ayrı ayrı 2.000,00'er TL maddi, 100.000,00'er TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalıların vekilleri; ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 12.01.2016 tarihli kararıyla; davalı doktorun kusursuz olduğu, görev yaptığı davalı hastanenin de sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarihli kararıyla; "1-... yargılama sırasında alınan Yüksek Sağlık Şurası raporu, Adli Tıp Kurumu İhtisas kurulundan alınan rapor ve ... Üniversitesi’nden alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında gebelikte plasenta previa tanısı olan hastada olabilecek komplikasyonları öngörmesine rağmen ameliyatı tıp merkezinde yapmasının doğru olmadığı belirtilmesine rağmen ameliyat sırasında tıp bilimine uygun işlemler yaptığı ve tam teşekküllü hastaneye sevk edilse bile komplikasyonun gelişebileceği tespiti bildirilmiştir. Ancak bilirkişi raporlarında yer alan ikinci kısım varsayıma dayalı olduğundan davalıların tam teşekküllü hastane yerine tıp merkezinde ameliyat yapılmasının doğru olmadığı, plasenta previa tanısı olan hastada bu durumları öngörüp sevk etmesi beklenebileceği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, davalı doktorun vekil olarak en hafif kusurundan dahi sorumlu olacağı değerlendirilerek sonuca uygun makul maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamında ...'in ölümünden dolayı davalıların en hafif kusurları nispetinde sorumlu olması gerektiğinin belirtildiği, davacıların talep edecekleri maddi tazminat miktarının Mahkemece en hafif ve makul kusur oranı olarak belirlenen %10 kusur oranı dikkate alınarak hesaplanabileceği, 01.02.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda davacılardan ...'ın 154.650,38 TL, ..., ...'in ve ...'ın ayrı ayrı 12.909,30'ar TL tazminat talep edebileceklerinin belirtildiği, müteveffa ...'in sezaryen ameliyatı sonrası 21.05.2007 tarihinde vefat ettiği, davalı ... hakkında Türk Ceza Kanununun 85/1 maddesi gereğince taksirle ölüme neden olma suçundan hükmün açıklamasının geri bırakılmasına karar verildiği, ceza zamanaşımı süresinin ...'in vefat ettiği 21.05.2007 tarihinden 15 yıl sonrasına tekabül eden 21.05.2022 tarihinde dolduğu, davalılar tarafından ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı defi ileri sürüldüğü, davacıların maddi tazminat talebinin ıslah dilekçesi ile talep edilen kısım yönünden zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacılardan ... için 5.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 2.000,00'er TL, ... için 1.000,00 TL maddi tazminatın 21.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, davalı doktorun Mahkemece kabul edilen % 10 orandaki kusurlu eylemi, davacıların yaşadıkları manevi zarar ve tarafların ekonomik sosyal durumları gözetilmek suretiyle davacılardan her biri için ayrı ayrı 20.000,00'er TL manevi tazminatın 21.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZDairece verilen 31.10.2024 tarihli ilamla; temyiz olunan kararın, uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde alınan bilirkişi raporu doğrultusunda verilmiş olduğu, ıslah dilekçesi ile talep edilen kısım yönünden talebin zamanaşımına uğradığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesi artık mümkün olmadığından tarafların sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, manevi tazminat miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, ölüm olayının davacılarda yarattığı elem ve ızdırabın derecesine göre uygun belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde az miktarda manevi tazminata karar verilmesinin doğru görülmediği, diğer taraftan, Mahkemece, Yargıtay bozma ilamında ...'in ölümünden dolayı davalıların en hafif kusurları nispetinde sorumlu olması gerektiğinin belirtildiği gerekçesiyle davalı doktora olay nedeniyle %10 kusur atfedilerek sonuca gidildiği, oysa ki mesleki iş gören vekilin özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumlu olması, doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurlarının hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmesi ve kusurun bölünemeyeceğinin gözetilmesi gerekirken takdiren belirlenen kusur oranı çerçevesinde maddi tazminatın miktarı belirlenmesinin doğru görülmediği ancak ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle sonuç değişmediği için sadece eleştiri konusu yapıldığı belirtilmek suretiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri karar düzeltme isteminde bulunmuştur.VI. KARAR DÜZELTMEA. Karar Düzeltme Sebepleri1.Davacılar vekili; zamanaşımını kesen sebepler ve uzamış zamanaşımı hususunun dikkate alınmadığını, ceza hukukunda dava zamanaşımı süresinin adli makamların yaptığı bazı işlemler nedeniyle kesileceğini, zamanaşımı süresinin kesildiği gün tüm olağan zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayacağını, ceza mahkemesinde sanık/davalı hakkında 26.05.2010 tarihinde mahkumiyet kararı verildiğini, bu tarih itibariyle tüm olağan zamanaşımı süresi yeniden başladığını, mahkumiyet hükmünden sonra zamanaşımını kesen başka bir sebep bulunmadığı kabul edilmiş olsa dahi ceza dava zamanaşımın 26.05.2010 tarihinden 15 yıl sonrasına tekabül eden 26.05.2025 tarihinde dolacağını, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığını, Mahkemenin bu hususları dikkate almadan ıslah edilen miktar yönünden zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bu sebeple de bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.2.Davalı ... vekili; davacının iddia ettiği zararın müvekkilin kusuru ile meydana gelmediğini, dosyada müvekkiline kusur atfeden ya da bu kusur ile zarar arasında illiyet bağı kuran hiçbir bilimsel veri yer almadığını, dava konusu olayda kusurun bulunmadığının bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, davacılara SGK tarafından yapılan ödemenin değerlendirme dışı bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının davacılar açısından zenginleşmeye yol açacağı gibi müvekkilinin ekonomik olarak yıkımına neden olacağını ileri sürerek; kararın düzeltilmesini talep etmiştir.3.Davalı Hastane vekili; müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, konulan sezaryen endikasyonun ve sonrasında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğunu, hastanın tıp merkezinde ameliyat edilmesi ile ölüm arasında illiyet bağı kurulamayacağının raporlarla sabit olduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, ceza yargılamasında zamanaşımını kesen nedenlerin hukuk yargılamasında uygulanamayacağının anlaşılmasına göre tarafların karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekir.VII.KARARAçıklanan sebeplerle;Taraf vekillerinin karar düzeltme istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE,Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcın karar düzeltme isteyenlere yükletilmesine,30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.