Anahtar kelimeler: Mamülleri Matrah Tütün İhtirazi Anonim Süreci Yılları Artırımına Sanayi Oranının
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ... Tütün Mamülleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Davacının 7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 5. maddesi kapsamında kurumlar vergisi bakımından 2019 ve 2020 yılları için yaptığı matrah artırımına %15 oranının uygulanması gerektiği yönündeki ihtirazi kaydının kabul edilmemesi suretiyle adına %20 oranı üzerinden tahakkuk ettirilen ve ödenen kurumlar vergisinin fazlaya isabet eden kısmının kaldırılması ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: 7326 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, Kanun'un 5. maddesi kapsamında matrah artırımında bulunan mükelleflerin artırdıkları bu matraha %20 vergi oranı uygulanmak suretiyle vergilendirileceği ancak mükelleflerin arttırımda bulunmak istenilen yıla ait yıllık beyannamelerini kanuni süresinde vermiş olması, bu vergi türlerinden tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmiş olması ve bu vergi türleri için bu Kanunun 2. ve 3. maddeleri hükümlerinden yararlanılmamış olması şartıyla %15 vergi oranı uygulanmak suretiyle vergilendirileceğinin kurala bağlandığı, bu Kanuna dayanılarak çıkarılan 1 Seri No'lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 sayılı Kanun Genel Tebliğin "Gelir ve Kurumlar Vergisi Mükelleflerince Matrah Artırımı ve Matrah Beyanında Uygulanacak Vergi Oranları" başlıklı bölümünde, matrah artırımında bulunmak istedikleri yıllara ilişkin yıllık beyannamelerini kanuni süresinde veren ve bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilerin tamamını süresinde ödeyen mükelleflerin bu vergi türlerine ilişkin olarak herhangi bir dönem için Kanun'un 2. ve 3. maddeleri hükümlerinden yararlanmamış olmaları şartıyla, 5. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre artırdıkları matrahlara %20 yerine %15 vergi oranı uygulanmak suretiyle vergi hesaplanacağının düzenlendiği, davacının 2018 yılı için kurumlar vergisi, geçici vergi ve gelir (stopaj) vergisi ve bu vergilere ait vergi ziyaı cezaları için Kanun'un 3. maddesi hükmünden faydalandığının anlaşıldığı olayda, davalı idarece, dava konusu işlemin dayanağı olarak anılan Genel Tebliğ'de yer alan açıklamanın gösterildiği ancak Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, Genel Tebliğ'de yer alan "herhangi bir dönem için" ibaresine Kanun'da yer verilmediği gibi Kanun'un ruhundan da böyle bir anlamın çıkmadığı zira söz konusu hüküm ile ilgili yıla ilişkin beyannamelerini süresinde vermiş ve ödemelerini süresinde yapmış olan mükellefler ile elde ettiği geliri beyan dışı bırakan ve vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyen mükellefler arasında uygulanacak oran bakımından farklılaştırmaya gidildiği, kanun koyucu tarafından aynı vergi için hem düşük vergi oranı uygulamasından hem de Kanun'un 2 ve 3. maddeleri ile düzenlenen yapılandırma hükümlerinden yararlanılmasının amaçlanmadığı, Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin 2 ve 3. şartın ifade edildiği her iki cümlenin "vergi türleri..." ibaresiyle başladığı ve her iki cümlede de şartın gerçekleşmesi gereken vergilendirme dönemine ilişkin bir belirleme olmadığı, buna rağmen, "artırımda bulunmak istedikleri yıla ait" ibaresinin 2. şart bakımından uygulanıp, 3. şart bakımından uygulanmayacağı sonucuna varılabilmesi için bu durumun maddede açık bir biçimde belirtilmiş olması gerektiğinden yapılan tahakkukta hukuka uygunluk bulunmadığı, davacıdan fazla ve yersiz olarak tahsil edildiği sonucuna varılan verginin tecil faiziyle iadesi gerektiği gerekçesiyle fazladan tahakkuk eden vergi kaldırılarak ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine hükmedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı, █████/2021 tarihinde verdiği dilekçe ile 7326 sayılı Kanun'un 3. maddesi kasamında kurumlar vergisi ve buna ilişkin vergi ziyaı cezalarına ilişkin yapılandırma talebinde bulunduğundan aynı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi gereğince 2019 ve 2020 yıllarına ait matrah artırımlarının %15 oranında vergilendirilmeyeceği zira söz konusu madde hükmünden faydalanmanın şartlarının ilgili madde gereğince gelir vergisi ve kurumlar vergisi mükelleflerinin artırımda bulunmak istedikleri yıla ait yıllık beyannamelerini kanuni sürede vermeleri, bu vergi türlerinden tahakkuk eden vergilerini süresinde ödemeleri ve bu vergi türleri için 7326 sayılı Kanun'un 2. ve 3. madde hükümlerinden yararlanmamış olmaları gerektiğinin arandığı, yani ilk iki şart vergi türleri bakımından birbirine bağlı iken üçüncü şart için sadece vergi türü bakımından düzenleme yapılarak vergi dönemi vurgusundan kaçınıldığı, 1 Seri No'lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 sayılı Kanun Genel Tebliğin ilgili maddesinde de aynı yönde düzenleme yapıldığı, 213 sayılı Kanun'un 112. maddesinin 4. fıkrasında tecil faizi talep edilemeyeceği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: 1 Seri No'lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin 7326 sayılı Kanun Genel Tebliğ ile 7326 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin genişletildiği, bu durumun vergilerin yasallığı ilkesine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!