Anahtar kelimeler: Dışıait Davatalep Birleşik Promil Eylemden Tarafsız Kazaya Kasko Vadeli Alkollü

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /DAVA/TALEP ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıya ait ----- plakalı aracın davacı şirket nezdinde ------ no'lu ve █████/2022 - █████/2022 vadeli birleşik kasko sözleşme sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, 04.09.2022 tarihinde dava dışı-----ait ----- plakalı araç ile kazaya karıştığını, kaza sonucu karşılıklı maddi hasar meydana geldiğini, sigortalı araç sürücüsünün 2.97 promil alkollü ve 96100 kusurlu olduğunu, kaza sebebi ile dava dışı karşı araç üzerinde yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde 157.932,00 TL hasar tazminatı hesaplandığını, davalı tarafın ZMM sigortacısı ----. tarafından 24.10.2022 tarihinde 100.000 TL karşı araç malikine ödenmiş olup bakiye 57.932,00 TL hasar tazminatının ise davacı şirket tarafından 08.11.2022 tarihinde davalı sigortalı araç sürücüsünün ağır kusurlu ve alkollü olması nedeniyle rücu şartlarının doğduğunu, davacı şirketçe yapılmış olan değer kaybı ve hasar tazminatı ödemelerinin sigortalı davalıdan tazmini adına davalı -----. İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borca itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP /TALEP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ----- plakalı aracın kaza tarihinde ------ adlı şirkete kiralanmış olduğunu, işleten sıfatının söz konusu şirkete ait olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, cevap dilekçesi ekinde sunulan protokol ile bu durumun sabit olduğunu,----- işleten sıfatına sahip olduğuna ve tüm tehlikesi kendilerine ait olduğuna dair taahhütnamenin verildiğini, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araçların malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması, araç malikinin sorumlu tutulmaması gerektiğini, gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Ayrıca davalı tarafın isteği üzerine davanın; 6100 sayılı HMK'nin 61 vd. maddeleri gereğince kazaya ve zarara sebep olduğu ileri sürülen aracın kiracısı olan ----- Şirketine ihbarına karar verilmiştir. İhbar olunan şirket vekili tarafından vekaletname ibraz edilmiş ancak davaya herhangi bir beyan sunulmadığı gibi feri müdahale talebinde de bulunulmamış; yalnızca bilirkişi raporuna karşı bir kısım itirazlar öne sürülmüştür. Bu itirazlar diğer delillerle birlikte değerlendirilmiştir.DELİLLER
: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----. İcra Dairesinin --- Esas sayılı dosyası, ------ Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Kasko Sigorta Poliçesi ve Hasar Dosyası, Kaza Fotoğrafı, Ekspertiz Raporu. Fatura, Banka Dekontları, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :Dava , davacı sigorta şirketinin, davalı şirketin malik/işleteni olduğu dava dışı sürücü ----- sevk ve idaresindeki ----- plakalı hususi otomobilin ---- plakalı araca çarpması şeklinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası sonucunda zarar gören aracın hasarı için sigorta şirketine yaptığı yaptığı ödemenin; Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.55.maddesi uyarınca aracın Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması sırasında meydana geldiğinden bahisle malik/işletenden tahsili için başlatılan ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına karşı yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince işbu davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları, harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek mevcut ve toplanan deliller nezdinde tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.Davanın temel yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: █████/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: █████/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:█████/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:█████/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde“ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK'nin 61.maddesi gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.Sigortacının sigortalısına rücu hakkı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.6102 Sayılı TTK'nin 1409/2 maddesinde de ''Sigortacı ,sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.' düzenlemesi bulunmaktadır.2918 sayılı KTK'nin 48. maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeleri ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı " başlıklı 97/1 maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kazadaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5. maddesinde; Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigorta Genel Şartlarının A.5.5 maddesinde taşıtın karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların kasko poliçesi teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte Kasko Sigortası Genel şartlarının A.5.5.maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasagının getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulüde mümkün değildir. O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun 1281.maddesi hüküm gereğince sigortacıya düşmektedir.Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün onarımın doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleyip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve ----; YHGK.nun 7.4.2004 gün ve ----YHGK.nun 2.3.2005 gün ve -----YHGK.nun 14.12.2005 gün -----sayılı ilamları)Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince; █████/2022 tarihinde ------ Caddesi üzerinde davalı şirketin malik işleteni olduğu dava dışı ----- sevk ve idaresindeki ---- plakalı hususi otomobilin ----- plakalı araca çarpması şeklinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği tartışmasızdır. Davacı şirket tarafından zarar gören ---- plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle veren aracın ZMMS poliçesi ----. tarafından yapılan 100,000.TL ödemenin üzerinde kalan 57.932,00 TL ise sıralı sorumluluk ilkesi gereğince kasko sigorta poliçesi kapsamında ödenmiştir. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin haksız fiil niteliğindeki maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle zarara gören araç için ödenen bedelin sözleşemeye aykırılık nedeniyle davalıya rücu edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi suretiyle çözüleceği aşikardır. Bu kapsamda taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış ve uyuşmazlığın niteliği gereği resen getirtilmesi gereken bilgi ,belge ve kayıtlar dosyaya kazandırılmıştır. Mahkememizce bu kapsamda HMK'nin 266. maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden öncelikle kazada kusur ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti yönünden rapor düzenlenmesi için dosya ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen bir Adli Trafik, bir Nöroloji Uzmanı ve bir Nitelikli Hesaplamalar uzmanından (hukukçu) teşekkül ettirilen bilirkişilere tevdi ve teslim edilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi heyeti tarafından ortak düzenlenen █████/2025 tarihli raporda özetle;----plakalı otomobil sürücüsü ------ 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun, Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: başlıklı Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında; “l) Park için ayrılmış yerlerde veya taşıt yolu dışında kurallara uygun olarak park edilmiş araçlara çarpma,” Hallerinde asli kusurlu sayılırlar, maddesindeki kuralları ihlal ettiğinden ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı asli derecede kusurlu olduğu, yüzde yüz (%100), ----- plakalı park halindeki otomobilin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda ve Yönetmelikte belirtilen park etmeye ait kural ihlali tespit edilmediği ve kazaya sebebiyet vermediğinden dolayı kazada kusurunun olmadığı, 3------, 2.97 promil alkol ile yasal sınırı 6 kat aşmış, güvenli sürüş yeteneğini kaybetmiştir. Kazada tam ve asli kusurlu olduğundan, kazanın oluşumuna etki edecek, yol, hava durumu v.s gibi başkaca bir sebep de olmadığından, kazanın münhasıran alkol etkisinde olduğu, 4- Davacının 27.06.2024 takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacağının; 57.932,00 TL Asıl alacak +25.936,08 TL 08.11.2022 ödeme tarihi -27.06.2024 takip tarihi arası işlemiş avans faizi 83.868,08 TL olarak hesaplandığı yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliği edilerek beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Davalının temel itirazı aracın ihbar edilen şirkete uzun süreli olarak kiraya verildiği ve bu nedenle sorumluluğun kiracı şirket üzerinde olduğuna yöneliktir. Ne var ki, davacı sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye ödediği tazminatı sözleşmenin tarafı (akidi) olan sigorta ettiren davalıya rücu edebileceği açıktır. Zira bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigorta ettiren kiralayan ile kiracı arasındaki sözleşme iç ilişkiyi ve kira sözleşmesini ilgilendirir. Sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. Kasko Sigortası Genel şartlarının Teminat Dışında Kalan Zararlar Aşağıdaki hallerde araçta meydana gelen zararlar sigorta teminatının dışındadır: A.5.5.maddesine göre Aracın, uyuşturucu madde veya Karayolları Trafik Yönetmeliğinde belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar olarak gösterilmiştir. Böylece benimsenen bilirkişi raporunda kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği belirtildiği gibi bu durumun kazanın oluş şekline de uygun olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda gerçekleşen bu durumun rücu sebebi olduğu, davalının icra takibine yaptığı itirazda; haksız eyleme, doğan zarara, yapılan ödeme miktarına ilişkin somut bir itirazı bulunmadığı anlaşılmakla ödemenin kazaya bağlı başvuru ve delil niteliğindeki ekspertiz raporuna dayanması, aracın marka (----- ve modeline göre zararın ve ödemenin makul ve sabit olması, olayda sigortalı araç sürücünün tam ve asli kusurlu oluşu ve alkolün kazaya doğrudan etkisi karşısında rücu koşullarının her yönüyle oluştuğu ve böylece davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde davasını ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, sözleşmeye aykırılıktan neşet eden zararın varlığına göre rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin dava konusu zarar nedeniyle üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı şirket temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin de ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekeceğinden (Yargıtay --. HD █████/2016 tarih ve ----) - ödeme tarihinden itibaren tarafların tacir sıfatlarına göre avans faizi uygulanabileceği ve buna göre işlemiş faiz miktarı ve takip tarihinde yürürlükteki faiz oranının da denetlenmesi ve gözetilmesinin sonucunda davanın kabulü ile davalı-borçlunun ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmesi gerekmiştir. AY. 9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6, TBK, 49, 50/1, 51/1 74/1 117/1,2, TTK,16/1, 18/2, 1401 vd,1409, 1459, 1461,1463, 1483 vd, İİK, 67, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5.maddesi. ,KTK. 3, 48, 83, 84, 85, 86, 88, 91, Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 1.Maddesi, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5.maddesi,Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, █████, █████, HMK, 25, 27, 29, 30, 31, 33, 146, 187/1-2, 190,191,198, 266 vd, 281.282,)2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacına göre yapılan inceleme sonucunda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması, özellikle sürücüdeki alkolün kazaya etkisine göre davalının sorumluluğunun belirlenmesinin gerekmesi, sonuçta her halde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-)Davanın KABULÜNE,2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----. İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının tümüyle iptali ile icra takibinin aynen devamına,3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.957,33 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 590,56 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 398,78 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.967,99 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600.00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına,6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 590,56 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 18.000,00 TL bilirkişi ücreti, 137,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 19.216,46 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen toplam 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ve ihbar olunan vekillerinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.