Anahtar kelimeler: Satm Van İşlettiği Erzurum Alma Sunulmadığı Hastane Hizmeti Kesinlik Şartı
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili Kurum ile davalı şirket arasında 2007 yılında sağlık hizmeti satm alma sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'in ise davalı şirketin yönetiminde olduğunu, müvekkili Kurum tarafından davalı şirket hakkında yapılan soruşturma neticesinde düzenlenen 29.11.2013 tarihli inceleme raporunda, davalı şirketin işlettiği Hastane tarafından sağlık hizmeti sunulmadığı halde kasıtlı olarak 909 adet gerçek dışı muayene girişinin yapıldığının ve Kurumlarına fatura edildiğinin tespit edilerek toplam 358.761,68 TL işlem bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalılardan tahsiline karar verildiğini, Kurum tarafından verilen süre içerisinde ödeme yapılmaması nedeniyle, davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, davalıların icra takibine haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek; icra takibine yapılan itirazın iptalini ve davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; Van 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında konusu ve tarafları aynı olan davanın derdest olduğunu, ayrıca icra takibine konu cezai işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal davaları açıldığını, davaların Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E., Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. ve Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyalarında görüldüğünü ve Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. Sayılı dosyasında icra takibine konu Kurum işleminin iptaline karar verildiğini, icra takibine konu işlemlerin davalı Kurum ile sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalanmadan önce gerçekleştiğini, bu nedenle tüm işlemlere 2007 Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin uygulanamayacak olması nedeniyle de Kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin davalı Kurumdan fazla bedel tahsil edilmiş olabileceğini düşünerek 29.05.2012 tarihinde davalı Kurumun hesabına 500.000,00 TL yatırdığını, müvekkili ...'in cezai işlemden doğrudan sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2018 tarihli kararıyla; Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasının konusunun, işbu dava konusu ile aynı olduğu, davalılar vekilinin derdestlik itirazının yerinde bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2022 tarihli kararıyla; yargılamaya konu dava ile Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında görülen davanın konuları aynı olsada, eldeki davanın davalılarından biri olan ... Sağlık Eğitim Turizm San. Tic. A.Ş.nin Ankara'da görülen davada taraf olarak yer almaması nedeniyle derdestlik hususunun gerçekleşmediği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E., ███████ K. sayılı kararıyla; davaya konu zararın davalı şirket tarafından giderildiği, davalı ... yönünden ise ceza işleminin hukuka aykırı olduğunun kesin olarak tespit edildiği, kararın 12.03.2020 tarihinde kesinleştiği, davalıların aynı borçtan dolayı borçlu olmadıklarının derecattan geçerek kesinleşen Mahkeme kararı ile tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; huzurda görülen dava ile davalılar tarafından Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılan davaların aynı olduğunu, açılan davalarda verilen kararın kesinleşmesine müteakiben müvekkili Kurumca davaya konu icra takibine konu borcun iptal edilmesi nedeniyle, davanın konusuz kaldığını, bu nedenle Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Kurum müfettişi tarafından gerek yerinde hastane kayıtları üzerinden gerekse bahse konu hastalar ile hasta yakınları ile birebir yapılan görüşme ve alınan beyanları çerçevesinde davalı hastanenin hastalara gerçek anlamda sağlık hizmeti sunmadığı halde sunmuş gibi göstererek bedelini müvekkili Kuruma fatura ettiğinin tespit edildiğini, Mahkemece uyuşmazlığın kaynağı olan bahse konu müfettiş raporlarında yer verilen hususların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının ortaya konulması ve müfettiş raporu doğrultusunda açılan kamu davasına ilişkin dosyanın incelenerek alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor aldırılması gerekirken bu yönde herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir.
Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.
Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar olup, derdestlik ve kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında yer alır.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasında hukukî yararı olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114. maddesiyle derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir.
Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir. Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir.
Derdestlik anlamında görülmekte olan dava, yargılamanın başlaması anından hüküm verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreçte görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir.
6100 sayılı Kanun’un 303/1 maddesinde; “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK m. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, 6100 sayılı Kanun'un 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E., ████████ K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.
Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı, taraflar arasında imzalanan sağlık hizmeti satm alma sözleşmesine aykırılık nedeniyle davalı şirkete yersiz olarak ödenen 358.761,68 TL işlem bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalılar tarafından haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürmüş, davalılar ise Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında konusu ve tarafları aynı olan davanın derdest olduğunu, icra takibine konu cezai işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla açılan davada Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasında icra takibine konu Kurum işleminin iptaline karar verildiğini savunarak, derdestlik ve kesin hüküm itirazında bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş ise de; Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasında verilen kararın davalı ... yönünden kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılmakla, adı geçen davalı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esastan reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2. Bundan ayrı, davacı Kurum tarafından, eldeki dava ile talep edilen alacağa ilişkin olarak davalı şirket aleyhine ikame edilen ve Van 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında görülen itirazın iptali davasının, davalı şirket yönünden derdestlik teşkil ettiği gözetilmeksizin, davanın esastan reddine karar verilmesi de doğru değildir.
3. Bozma sebebine göre; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!