Anahtar kelimeler: Açılarak Karşiyaka Karşıyaka Yazim Toplantısına Üyesi Kurul İzmir Hmknın Olduklarını

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ███████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 25.02.2021
NUMARASI
: ████████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU
: Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ
: 26.05.2014
KARAR TARİHİ
: 17.10.2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: 17.10.2025
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.02.2021 tarih ████████ E. ███████ K. sayılı kararı hakkında Dairemizce verilen 14.01.2022 tarih ve ████████ E. - ███████ K. Sayılı kararı Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 27.11.2023 tarih █████████ E. - █████████ K. sayılı ilamı ile bozulması üzerine HMK'nın 356. maddesi uyarınca duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacılar vekili, davacıların davalı kooperatifin üyesi olduklarını, 26.04.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına davacıların davet edilmediklerini, toplantıdan tesadüfen haberdar olan ...'ın toplantıya katılarak alınan kararlara muhalif kaldığını, genel kuruldan yetki alınmadan ortaklığın giderilmesi davası açılamayacağını, 26.04.2014 tarihli genel kurul toplantısının toplantı ve karar nisabı gözetilmeksizin eksik üye katılımı ile yapıldığını, davalı kooperatifin üye sayısının 18 olduğunu, kooperatife ait gayrimenkulün satışı nedeniyle istenen toplu paraya ilişkin kararların ek ödeme niteliğinde olduğundan üyelerin en az 3/4 ünün toplantıya katılması gerektiğini, oysa ki toplantıya 10 kişinin katıldığını, kanunun emredici hükümlerine açıkça aykırı olan kararın yok hükmünde olup iptali gerektiğini, davet edilmeyen müvekkillerinin de toplantıya katılması halinde muhalif oy sayısının 9 olacağını, toplantıya katılan 10 kişiden 3'ünün yönetim kurulu üyesi, 2'sinin denetim kurulu üyesi olduğunu, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanununun 48. maddesi gereğince yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kendi faaliyet dönemi ile ilgili ibra oylamalarında oy kullanılamayacağını, 10 kişinin katıldığı bir toplantıda 4 kişinin oyu ile yönetim kurulunun ibra edilmesinin kanunen mümkün olmadığını, yine aynı nisapla yeni yönetim kurulunun oluşturulmasının da olanaksız olduğunu, bu şekilde oluşturulan yönetim kurulu kararların da yok hükmünde olduğunu, eski yönetim kurulu üyesi olan......'un 1163 Sayılı Kanuna açıkça aykırı olmasına rağmen yönetim kuruluna seçildiğini, aynı kanunun 56. maddesine göre aynı türde bir başka kooperatifin yönetim kurulu üyesi olmamak ve maddede belirtilen suçlardan mahkum olunmamasının gerektiğini, yönetim kurulu üyeliğine seçilen .....'un aynı zamanda ...... Kooperatifinin de yönetim kurulunda üye olduğunu, Menemen Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile de zimmetle görevi kötüye kullanma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmış olmasına rağmen yönetim kurulu üyeliğine devam ettiğini, davalı kooperatifin 1999 yılında kurulmuş olup amacının sonradan birinci derecede doğal sit ilan edilen ... köyü,...-.....-..... parselde kayıtlı arsaları bütünleştirerek hazineden sit olmayan muadil arsa ile takas etmek olduğunu, 2000 yılı genel kurulunun 06.04.2002 tarihinde yapıldığını, 2002 tarihli genel kurul tutanağının 4.8. Maddelerinde gayrimenkulü satın alma yetkisinin verildiğini ancak izale-i şuyu davası açılması hususunda kooperatif yönetimine yetki verilmediğini, bu tarihte üye sayısının 32 olduğunu, toplantıya 15 ortağın katıldığını, toplam üye sayısının 3/4 ü ile toplanıp karar alınması gerekirken toplantı ve karar nisabına uyulmadığından bu genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, 2002 yılı genel kurul tutanaklarının 4. maddesinde de dava açıldığının beyan edildiğini, ancak bir önceki genel kurulda izale-i şuyu davası açılması için yönetim kuruluna izin verilmediğini, bu genel kurul tutanağında denetçi .......'un imzasının olmadığını, gayrimenkulün satışı için gereken 3/4 toplantı ve karar nisabı sağlanmadığından müvekkillerine ait arsaların satılması için dava açılması yönündeki genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu, davalı kooperatifin yasal süresinin 2005 yılında bittiğini, 2010 yılına kadar süre uzatma işlemi yapmadığından 2005-2010 tarihleri arasındaki genel kurullarda yasaya ve yasanın emredici hükümlerine aykırı olarak gerekli toplantı ve karar nisapları aranmadan ve üyelere çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan aidat, gayrimenkul alım satımı, izale-i şuyu davası ile ilgili kararların yok hükmünde olduğunu, 2011 yılı genel kurul toplantısının 02.06.2012 tarihinde müvekkillerine çağrı yapılmadan toplandığını, 3/4 toplantı ve karar nisabı aranmadan yönetim kurulunun seçilip yetkilendirildiğini, buna rağmen dava konusu gayrimenkulün tamamını satın almak için ihaleye katılması konusunda yönetim kuruluna yetki veren genel kurul kararının yok hükmünde olduğunu, kooperatifin tasfiyesi için açtıkları davanın devam ettiğini, kooperatife yeni giren ortağın ilk girişte maddi sermayenin 1/4 ünü ödemek zorunda olduğunu, ayni sermaye konulması ve değerinin biçilmesinde özel hükümler bulunduğunu, müvekkillerinin ayni sermaye olarak arsalarının hiçbir bedel almadan davalı kooperatife devrettiğini, ancak davalı kooperatifin 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 21. maddesinin emredici hükmünü yerine getirmeyerek müvekkillerinin koymuş olduğu ayni sermayeyi göz ardı edip, kooperatifin malıymış gibi satış kararı aldığını, satış yetkisi olmadığı halde satış kararı almakla görevini kötüye kullandığını, üyelerin 3/4 oranında geçerli oyu alınmadan ek ödeme niteliğinde olan genel kurul kararının iptali gerektiğini, davalı kooperatifin yönetim kurulunun müvekkillerini istifaya zorlayarak arsalarını ellerinden almaya çalıştığını ileri sürerek, 1999 - 2000 - 2001 - 2011 yılı genel kurullarında dava konusu arsaların alımı ve satımı ile ilgili kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ile müvekkillerinin ayni sermaye olarak koyduğu arsanın değerinin tespitine ve aidat ödemelerine dahil edilmesine, davalının 2006 yılı (dahil) ile 2013 yılı (dahil) arasındaki tüm defter ve kayıtları incelenerek kasa mevcudunun saptanmasına, giderlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının karar defterleri de incelerek tespit edilmesine, akabinde yönetim kurulunun ibrası ve yeni yönetim kurulu seçimi, ek ödeme niteliğinde müvekkillerine yüklenen aylık 200,00 TL aidat ve 40.000,00 TL ek ödeme ve 1086 sayılı parseldeki satış ve ihale ile ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğundan iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili, Kooperatifler Yasasının 53. maddesine göre, genel kurul kararının iptali davalarının genel kurulu takip eden günden başlamak üzere 1 aylık süre içerisinde açılması gerektiğini, bu nedenle öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacı üyelere 11.03.2014 ve 21.03.2014 tarihlerinde olmak üzere iki defa genel kurul çağrısı yapıldığını, 1163 Sayılı Yasanın 56. maddesine aykırı olarak başka bir kooperatifte yönetim kurulu üyesi olan üyenin seçildiğinin ispatı gerektiğini, bu yönetim kurulu üyesinin almış olduğu mahkumiyet kararı olmadığını, davalı kooperatifin yasal süresi bittiğinden bahisle açılan tasfiye davasının reddedildiğini, ayrıca açılan tapu iptali ve tescil davasının da esastan reddedildiğini, her bir davacı yönünden müstakil dava açılması gerektiğinden davanın her bir davacı yönünden tefrik edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davacı ... yönünden davanın 18.11.2015 tarihli celsede takipsiz bırakıldığı ve aynı celsede adı geçen davacı yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, nihai karara kadar 3 aylık süre geçmesine rağmen taraflarca yenileme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan davanın HMK'nun 150. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği; Davacılar ..... ve ......'ın dava tarihi itibariyle ve halen davalı kooperatifin üyesi olmadıkları aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle bu davacılar tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği; Diğer davacılar ...... (ölümü ile ölümü ile mirasçıları ......, ......, ........., ......,......,.........., ....... ve .....), ...... (ölümü ile mirasçıları ....., ....., .....,.....) ve ..... tarafından açılan dava yönünden; davalı kooperatifin 1990, 2000 ve 2001 tarihli kararların butlan ile sakatlandırılmasını gerektirecek bir içeriğe sahip olmadığı, kanuna, ana sözleşmeye ve hukuka uygun olduğu, tesisinden ve uygulanmasından yaklaşık 15 yıl sonra kararların butlanının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, bu kararlara yönelik iddiaların yerinde olmadığı; 02.06.2012 tarihine gerçekleştirilen 2011 yılı olağan genel kurulunda alınan kararların (ibra, 1086 nolu parselin açık arttırma yolu ile yapılacak ihaleye katılma, aidat belirlemesi, huzur hakkı ödenmesi, yönetim kurulu ve denetçilerin seçilmesine ilişkin) yoklukla sakat olmadığı, kararın içeriğinin kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kişilik haklarına, kamu düzenine aykırı olmadığı, konusunun imkansız olmadığı, davacıların bu yöndeki iddialarının yerinde olmadığı; 26.04.2014 tarihli genel kurul toplantısı bakımından, usulsüz çağrı tek başına genel kurul kararının iptalini gerektirmese de, pek çok üye çağırılmadan genel kurulun toplanması butlan nedeni olarak kabul edilebileceği,.....mirasçıları,....., ..... ve ...'ın toplantıya usulüne uygun olarak çağırılmadıkları, davacı ...'ın toplantıyı öğrenerek toplantıya katıldığı, 3 üye ve 1 üyenin ölümü nedeniyle mirasçı olan 5 üyeye çağrı yapılmadığı, bu üyelerin, kooperatif yönetiminden farklı olarak, kooperatif adına 1086 nolu parselin tamamının satın alınması yerine, kooperatif adına kayıtlı hisselerin hak sahibi ortaklara dağıtılmasını isteyen üyeler olduğu, yönetim kurulunca toplantıya katılması istenmeyen ve önemli sayıda bazı ortaklara çağırı yapılmadan toplanan genel kurulda alınan kararların hukuken korunmamasının hakkaniyetin bir gereği olduğu, bu nedenle 26.04.2014 tarihli genel kurul kararlarının batıl olduğu, anılan genel kurulda alınan tüm kararların baştan beri geçersiz olduğu, hüküm ve sonuç doğurmadığı; Davacılar ..... (ölümü ile mirasçıları), .... mirasçıları ve .... tarafından, ayni sermaye olarak koydukları arsaların değerlerinin tespit edilerek aidat ödemesi olarak kabulü talebiyle ilgili olarak harçlandırılmış ve usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği; Kooperatife 2016 ila 2013 yıllarını kapsayan döneme ait tüm defter ve kayıtlarının incelenmesi suretiyle kasada bulunan para miktarının belirlenmesi; yine davalı kooperatifin karar defterini incelemesi suretiyle gelir ve giderlerin usulüne uygun olmadıklarının belirlenmesi taleplerinin müstakil dava konusu edilememesine, kooperatif-üye ilişkisi içerisinde özel prosedüre uyarak kooperatif defter kayıt ve belgelerinin üyenin inceleme imkanı bulunmasına göre, bu taleplerin de yerinde olmadığı gerekçesiyle; davacı ... tarafından açılan davanın HMK'nun 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına; davacılardan ..... ve.....tarafından açılan davaların aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle ayrı ayrı reddine, davacılar .....(ölümü ile mirasçıları....., .....,.........,...., ....., ..... .....,...... ve ....), .... mirasçıları (....., .....,....., .....), .... tarafından açılan dava yönünden, 1999, 2000, 2001 ve 2011 yıllarının genel kurullarınca alınmış olan, dava konusu arsaların alım satımı ile ilgili kararların yok hükmünde olduklarının tespiti talebinin reddine, ayni sermaye olarak koydukları arsaların değerlerinin tespit edilerek aidat ödemesi olarak kabulü talebi ile ilgili olarak harçlandırılmış ve usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 2006 ilâ 2013 yıllarını kapsayan döneme ait tüm defter ve kayıtların incelenmesi suretiyle kasada bulunan para miktarının belirlenmesi talebinin reddine, karar defterinin incelenmesi suretiyle gelir ve giderlerin usulüne uygun olup olmadıklarının belirlenmesi talebinin reddine, █████/2014 tarihli kooperatif genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.
DAİREMİZİN 14.01.2022 TARİH VE ████████ E. - ███████ K. SAYILI KARARININ ÖZETİ : Dairemizce; ''1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, oyunu kullanmasına haksız yere izin verilmemesi, çağrılmama, çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan veya tebliğ edilmemesi veya toplantıya ve karara yetkili olmayan kimselerin iştirak etmesi iddiaları dışında yasa, anasözleşme ve afaki iyiniyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin ret oyu vermesi ve karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirmesi ve davanın bu iddiaların tümü bakımından toplantıyı izleyen bir ayın içinde açılması gerekmektedir. Kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmaması halinin müeyyidesinin bu toplantıda alınan kararların yokluğu mu, yoksa iptal edilebilirliği mi olduğu hususu Türk ve yabancı doktrinde tartışmalı olup, çoğunluk düşüncesi, hukuki işlemlere güvenlik getirme amacı da dikkate alınarak bu nevi sakatlıkların müeyyidesinin iptal edilebilirlik olduğu yönündedir. Öte yandan, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2016 tarih █████████ E, █████████ K.) Bir hukuki işlem konusu (içeriği) itibariyle olduğu gibi meydana gelişi bakımından da emredici hukuk kurallarına aykırı bulunabilir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları hukuki işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyeti şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikte hükümlerdir ve bu özellikleriyle konuya (içeriğe) ilişkin olan maddi nitelikteki hükümlerden ayrılırlar. Öze ilişkin emredici hükümlere aykırılık halinde hukuki işlem şeklen mevcut ve meydana gelmiş olmakla beraber konusu bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı doğurmaz. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık halinde ise kurucu unsurların, örneğin irade beyanının veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukuki işlem şeklen meydana gelememektedir. İşte bu değişik özellikler gözönüne alınmak suretiyle öze ilişkin emredici hükümlere aykırılık halinde mutlak butlandan ve hukuki işlemin şekli unsurlarını tespit eden emredici hukuk kurallarına aykırılık sebebiyle hukuki işlemin mevcudiyet kazanamaması halinde ise hukuki işlemin yokluğundan söz edilmektedir. Yok hükmünde olan kararlar, baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların yok hükmünde olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu değildir. Sonradan icazetle dahi geçerli hale gelmezler. Yokluk halinde, hukuki işlem bir veya daha fazla unsurunun yokluğu nedeniyle şeklen dahi olsa mevcudiyet (varlık) kazanamamaktadır. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün değildir. Genel kurula katılıp da ret oyu vermeyen üyenin yokluk halinin tespitini istemesinin TMK'nın 2. maddesine aykırı düştüğünün kabulü gerekir. Batıl bir hukuki işlem unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla beraber konusu veya içeriği bakımından amaçlanan hukuki hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana getiremez; yani mutlak olarak hükümsüzdür. Bu mutlak hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez (ıslah edilemez) nitelikte olup, buna istinat etmekte hukuki yararı bulunan herkes tarafından ve bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir ve mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşulu ile Hakim tarafından da kendiliğinden (re'sen) gözönünde tutulur. Şeklen mevcut olan batıl bir hukuki işleme konversiyon (hukuki tahvil) yolu ile bir hukuki sonuç bağlanabilmesi mümkün olduğu gibi; bir hukuki işlemin butlanı da dürüstlük kuralına (TMK md. 2) aykırı olarak ileri sürülemez. Yokluk halinde bu hukuki imkanlar kesin olarak söz konusu değildir. İptali kabil kararlar ise, daha çok ortakların menfaatlerini koruyan düzenlemelere aykırılık teşkil eden, emredici kurallar dışında, yorumlayıcı ve şekle ilişkin kuralların ihlâl edildiği kararlardır. İptali gereken kararlar, baştan itibaren geçersiz olmadıklarından, iptal edilinceye kadar geçerli bir kararın hüküm ve sonuçlarını doğururlar. İptal edilebilir bir karar, şekil veya özü bakımından sakat olsa bile, iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Kararın alınmasından itibaren üç ay içerisinde dava açılmazsa veya bu süre içinde açılan dava kesin hükümle reddedilirse söz konusu ayrılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Türk Ticaret Kanunu'na göre Anonim Ortaklara Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 3. Bası, İstanbul, 2001, Sh. 18 vd.) 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda ve bu Kanun'un 98. madde uygulaması ile bazı hallerde uygulanması mümkün olan 6102 sayılı TTK'nın 447. maddesinde batıl sayılması gereken genel kurul kararlarına bazı örnekler verilmiş, madde gerekçesinde "butlan" teriminin tercih edildiği, bundan daha geniş olan "Hükümsüzlük" ve "Geçersizlik" terimlerinin tercih edilmediği vurgulanmıştır. Gerekçede "Tüm butlan hallerinin ve sebeplerinin kanunda gösterilmesi veya tanımlanması ise imkansızdır. Onun için batıl kararları iki kategoriye ayırmak, şekil yönünden batıl genel kurul kararlarını veya sebeplerini belirlemeyi içtihata ve öğretiye bırakmak, konu açısından batıl genel kurul kararlarına da sınırlayıcı olmamakla birlikte, örnekler göstererek-kesin çizgilerle işaret etmek en isabetli yol olarak değerlendirilmiştir. " açıklamasına yer verilmiştir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24.03.2014 tarih █████████E, █████████K). Kooperatifler Kanunun 45/4. maddesinde "toplantı nisabı anasözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantılarında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmüne, anılan yasanın 51/1. maddesinde "Kanun veya sözleşmede aykırı hüküm olmadıkça Genel Kurul kararlarında ve seçimlerde oyların yarıdan bir fazlasına itibar olunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılan yasal ve içtihatsal açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davacılar tarafından davalı kooperatifin 1999, 2000, 2001, 2011 yılı genel kurullarında kendilerinin paydaş oldukları ... İli,.... İlçesi, .... Köyü ....Mevkii ....,..... ve .... parsel sayılı taşınmazların alımı ve satımı ile ilgili kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ile davacıların ayni sermaye olarak koyduğu arsaların değerinin tespiti ve aidat ödemeleri dahil edilmesi, davalı kooperatifin 2006 ile 2013 yılları arasındaki tüm defter ve kayıtları incelenerek kasa mevcudunun saptanması, giderlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının karar defterleri de incelerek tespit edilmesi, 26.04.2014 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında alınan yönetim kurulunun ibrası ve yeni yönetim kurulu seçimi, ek ödeme niteliğinde davacılara yüklenen aylık 200,00 TL aidat ve 40.000,00 TL ek ödeme ve 1086 sayılı parseldeki satış ve ihale ile ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğundan iptali talep edilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi asıl ve ek raporlarının ve dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davalı kooperatifin 1999, 2000, 2001, 2011 yılı genel kurul toplantılarında toplantı ve karar yeter sayılarının sağlanmış olduğu, kararların yok hükmünde veya batıl sayılması gereken gerektiren bir neden bulunmadığı, alınan kararların emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine aykırı olmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince bu genel kurul toplantıları hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmuştur. Davacılar davacılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacıların ayni sermaye olarak koydukları arsaların değerlerinin tespit edilerek aidat ödemesi olarak kabulüna yönelik talepleri hakkında usulüne uygun olarak açılmış ve harçlandırılmış bir dava bulunmadığından ilk derece mahkemesince bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerinde olup; 2006 ile 2013 yılları arasındaki tüm defter ve kayıtlar incelenerek kasa mevcudunun saptanması, giderlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının tespiti hususlarının bu dönemlere ilişkin yapılan genel kurul toplantılarında gündeme alınıp değerlendirilen hususlara ilişkin olduğundan, ilk derece mahkemesince bu yöndeki talebin de reddi isabetli olup, davacılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 26.04.2014 tarihli genel kurul toplatısında alınan kararlara yönelik istemin incelenmesinde; genel kurul toplantısına 17 ortaktan 11 ortağın asaleten veya vekaleten katıldığı, toplantıya davacı ortaklardan ..... (vefat etmesi nedeniyle mirasçıları), ......, .... ve ...'ın toplantıya usulüne uygun şekilde çağrılmadıkları, davacılardan ...'ın toplantıyı öğrenerek toplantıya katıldığı ve yalnızca yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 4. numaralı gündem maddesine muhalefet şerhi koyduğu anlaşılmaktadır. Az yukarıda açıklandığı üzere, kooperatif genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmamaları ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum kararın yok sayılmasını gerektirir. Davalı kooperatif tarafından üç üye ve vefat eden bir üyenin mirasçıları toplantıya çağrılmamış, ancak bu üyelerden bir tanesi toplantıya kendiliğinden katılmış olup, böylece üç üye toplantıya çağrılmamış durumdadır. Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4. gündem maddesi yönünden yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ibrası oylamasına katılamayacaklarından, bu madde bakımından toplantıya 8 üyenin katıldığının kabulü gerekir. Kooperatiflerde genel kurulun toplanabilmesi için ortaklardan en az 1/4'ünün şahsen veya temsilci aracılığıyla bulunması gerekmekle, davalı kooperatifin 17 ortağı bulunduğundan toplantı yeter sayısının sağlandığı, ibra yönünde 7 geçerli kabul oyu bulunduğu, kanun veya sözleşmede aykırı hüküm olmadıkça genel kurul kararlarında ve seçimlerde yarıdan bir fazla oy ile karar verilmesi gerektiğinden karar yeter sayısının sağlandığı, toplantıya çağrılmayan üç üyenin toplantıya katıldıklarının varsayılması halinde toplantıya 11 üye katılmış olacağından ibra yönünde 7 geçerli kabul oyu bulunduğundan karar nisabının etkilenmeyeceği anlaşılmaktadır. Diğer gündem maddeleri yönünden de karar nisaplarının oy birliği ya da oy çokluğu ile sağlandığı anlaşılmaktadır. Böylece alınan kararların toplantı ve karar yeter sayıları yönünden yok hükmünde sayılmasını gerektiren bir husus bulunmamaktadır. Yine alınan kararların emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kişilik haklarına ve kamu düzenine aykırı olmadığı, batıl sayılmasını gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşılmakla; 26.04.2014 tarihli genel kurul toplatısında alınan kararların butlanının tespiti hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince █████/2014 tarihli kooperatif genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olması nedeniyle iptaline karar verilmesi doğru değildir. Davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde bulunmuştur.'' gerekçesiyle davacı ..... vekili ile davacılar..... ve ...... mirasçıları vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, davalı koopetarif vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar..... mirasçıları, .... mirasçıları, ....., ..... vekilleri, davacı ..... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ'NİN 27.11.2023 tarih █████████ ESAS █████████ KARAR SAYILI BOZMA İLAMI : Bozma ilamında; ''Yapı kooperatiflerinin amacı ortaklarının konut ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu amaçla bir araya gelen ortaklar emeklerini ve birikimlerini birleştirerek amaçlarını gerçekleştirirler. Dosyada bulunan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dava konusu ..... parsel ile diğer ....ve .... parselden hisse alanların ana taşınmazın SİT kapsamına alınması üzerine sahibi oldukları hisseleri Hazine arazileri ile takas etmek veya takasta kullanılan sertifikayı alabilmek için kooperatif çatısı altında bir araya geldikleri anlaşılmaktadır. Davacılar kooperatif üyesi oldukları belirtilerek dava konusu genel kurul kararlarının iptali için dava açmış olup gelinen aşamada davacılardan ......'ın .....parseldeki payının 27.04.2001 tarihinde kooperatife devredildiği ancak kooperatife ait üye defterlerinde ortaklık kaydına rastlanmadığından davacının kooperatif üyesi olmadığı kabulüyle ..... tarafından açılan davanın aktif dava ehliyet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davacı ......'ın aynı kooperatife karşı ihraç kararının iptali istemiyle açtığı dava sonucu Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla davacı hakkında yetkili organlarca verilmiş ihraç kararı bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ve karar temyiz edilmemesi üzerine kesinleşmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar değerlendirildiğinde her ne kadar mahkemece davacı ......'ın açtığı dava kooperatif üyesi olmadığı kabulüyle aktif dava ehliyet yokluğundan reddine karar verilmiş ise de davacının sahibi olduğu arsasını kooperatife devrettiği sabittir. Davacının ihraç kararının iptali için açtığı davanın ret gerekçesi ve bu gerekçenin kooperatifçe temyiz edilmediği dikkate alındığında kooperatifin onaysız defterlerinde ortaklık kaydı bulunmaması diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde davacı aleyhine yorumlanamayacaktır. Bu halde yapılacak iş adı geçen davacının kooperatif ortağı olduğunun kabulüyle işin esasına girilerek nisap durumu da bu davacının ortak olduğu gözetilerek değerlendirilmesi yönünden kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE
: Dava, davalı kooperatifin 1999, 2000, 2001 ve 2011 yılı genel kurullarında arsa alım satımı ile ilgili kararların yok hükmünde olduğunun tespiti, 26.04.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan yönetim kurulunun ibrası ve yeni yönetim kurulu seçimi, ek ödeme niteliğinde davacılara yüklenen aylık 200,00 TL aidat, 40.000,00 TL ek ödeme ve .... sayılı parseldeki satış ve ihale ile ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğundan iptali, davacıların ayni sermaye olarak koydukları arsaların değerlerinin tespit edilerek aidat ödemesi olarak kabulü, kooperatife ait 2006 yılı ile 2013 yılı arasındaki tüm defter ve kayıtlar incelenerek kasa mevcudunun saptanması, giderlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının karar defterleri de incelerek tespit edilmesi istemlerine ilişkindir.
Dairemizce, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 27.11.2023 tarih █████████ E. █████████ K. sayılı bozma ilamı doğrultusunda kooperatif bilirkişisinden alınan 02.06.2025 tarihli raporda, Kooperatifler Kanunu'nun 45. maddesine göre, genel kurul toplantılarının yapılabilmesi için gerekli olan yeter sayının anasözleşmede gösterilmesi gerektiği, ancak yapı kooperatiflerine ait genel kurul toplantılarının yapılabilmesi için kayıtlı ortaklardan en az 1/4'ünün her hâlükârda hazır bulunmasının zorunlu olduğu, davalı kooperatife ait ana sözleşmenin 33/1. maddesinde “Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuların görüşülebilmesi için kooperatife kayıtlı ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması şarttır. İlk ve müteakip toplantılarda aynı nisap aranır.” hükmünün bulunduğu, Kooperatifler Kanunu'nun 51. maddesine göre, kooperatifin dağılması veya başka bir kooperatif ile birleşmesi ve anasözleşme değişikliği ile ilgili kararlarda, fiilen kullanılan oyların 2/3 çoğunluğu gerekirken, diğer kararlarda, kanun ve anasözleşmede aykırı hüküm bulunmadıkça, genel kurul kararlarında ve seçimlerde, oyların yarıdan bir fazlasına itibar edilmesi gerektiği, davalı kooperatife ait ana sözleşmenin 33/2. maddesinde ise “Genel kurulda kararlar, ortakların en az 1/4'ünün hazır olması şartıyla oylama sırasında mevcudun yarıdan fazlasının oyu ile alınır. Ancak kooperatifin dağılması, diğer bir kooperatifle birleşmesi veya ana sözleşmede değişiklik yapılması ile ilgili kararlar ortaklar cetvelinde imzası bulunanların 2/3 çoğunluğu ile verilir.” hükmünün bulunduğu, bu oranlara göre yapılan değerlendirmede; davalı kooperatifin 06.05.2000 tarihinde yapılan 1999 yılı olağan genel kurul toplantısında kararların tamamının oy birliği ile alındığı, dolayısı ile bozma ilamında işaret edilen ortak .....'ın genel kurul toplantısına katılması ve olumsuz oy kullanmasının sonucu etkilemeyeceği, toplantıda genel kurulun yetkisinde olan, yasa ve ana sözleşme hükümleri ile iyi niyet esaslarına aykırı olmayan kararlar alındığı; 28.01.2001 tarihinde yapılan 2000 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesi ile 13. maddesindeki kararların oy çokluğu ile, diğer kararların oybirliği ile alındığı, 13. maddede alınan karar yönünden karar nisabının sağlanamadığı; 06.04.2002 tarihinde yapılan 2001 yılının olağan genel kurul toplantısında, 02.06.2012 tarihinde yapılan 2011 yılı olağan genel kurul toplantısında ve 26.04.2014 tarihinde yapılan 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan kararların tamamının oy birliği ile alındığı, dolayısı ile bozma ilamında işaret edilen ortak ...'ın genel kurul toplantısına katılması ve olumsuz oy kullanmasının sonucu etkilemeyeceği, toplantıda genel kurulun yetkisinde olan, yasa ve ana sözleşme hükümleri ile iyi niyet esaslarına aykırı olmayan kararlar alındığı tespit edilmiştir.
Davacılar tarafından iptali talep edilen genel kurul kararları yönünden yapılan değerlendirmede, bozma ilamında belirtilen davacı .....ın kooperatif ortağı olarak kabulünün, 28.01.2001 tarihinde yapılan 2000 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 13. maddesindeki karar dışındaki toplantı ve karar yeter sayılarına etkili olmadığı, sözü edilen kararın ise dava konusu yapılmadığı anlaşılmakla, davacı ... tarafından açılan davanın HMK'nun 150/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği ve bu kararın bozma kapsamı dışında kaldığı; davacılardan..... ve .....tarafından açılan davaların aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle ayrı ayrı reddine, davacılar .... (mirasçıları ....., . ... ., ..., ..., ...., ...., ...., .... ve ....), ....(mirasçıları ...., ....., ....., ....) ve .... tarafından açılan dava yönünden, 1999, 2000, 2001 ve 2011 yıllarının genel kurullarınca alınmış olan, dava konusu arsaların alım satımı ile ilgili kararların yok hükmünde olduklarının tespiti talebinin reddine, ayni sermaye olarak koydukları arsaların değerlerinin tespit edilerek aidat ödemesi olarak kabulü talebi ile ilgili olarak harçlandırılmış ve usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 2006 ilâ 2013 yıllarını kapsayan döneme ait tüm defter ve kayıtların incelenmesi suretiyle kasada bulunan para miktarının belirlenmesi talebinin reddine, karar defterinin incelenmesi suretiyle gelir ve giderlerin usulüne uygun olup olmadıklarının belirlenmesi talebinin reddine, █████/2014 tarihli kooperatif genel kurul toplantısında alınan tüm kararların batıl olması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ... tarafından açılan davanın HMK'nın 150/5 maddesi gereğince AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Davacılardan .... tarafından davalı kooperatif hakkında açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle REDDİNE,
3-Davacılar ..... (ölümü ile mirasçıları....., ....., ......, ....., ....., ...., ....., ..... ve.....), .... mirasçıları (....,....., ......, ....), ..... ve ..... tarafından;
a) 1999, 2000, 2001 ve 2011 yıllarına ait genel kurul toplantılarında alınmış olan, dava konusu arsaların alım satımı ile ilgili kararların yok hükmünde olduklarının tespiti talebinin REDDİNE,
b) Ayni sermaye olarak koydukları arsaların değerleri tespit edilerek, aidat ödemesi olarak kabulü talebi ile ilgili olarak harçlandırılmış ve usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından bu talep hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
c) 2006 ile 2013 yılları arasındaki tüm defter ve kayıtlar incelenerek kasa mevcudunun saptanması, giderlerin usulüne uygun yapılıp yapılmadığının tespiti talebinin REDDİNE,
d) 26.04.2014 tarihli kooperatif genel kurul toplantısında alınan, yönetim kurulunun ibrası ve yeni yönetim kurulu seçimi, ek ödeme niteliğinde davacılara yüklenen aylık 200,00 TL aidat, 40.000,00 TL ek ödeme ve 1086 sayılı parseldeki satış ve ihale ile ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğundan iptali isteminin REDDİNE,
4-Davacı ... yönünden, kanun gereği açılmamış sayılma tarihi 19.02.2016 itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gözetilerek alınması gerekli 29,20 TL karar ve ilam harcından 25,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,00 TL karar ve ilam harcının davacı ... mirasçıları olan dahili davacılar .....,......ve .....'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı ...... yönünden alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından 25,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 590,20 TL karar ve ilam harcının davacı .....'den alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacı ... mirasçıları olan dahili davacılar ....., ..... ve .....'dan alınarak davalı kooperatife verilmesine,
7-Davacı ..... (mirasçıları ....., ......,........ ....., ....., .........., .... ve ....) yönünden alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından 25,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 590,20 TL karar ve ilam harcının davacı .... mirasçılarından alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı ..... mirasçıları (...., ....., ......, ......) yönünden alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından 25,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 590,20 TL karar ve ilam harcının davacı .... mirasçılarından alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Davacı ..... yönünden alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından 25,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 590,20 TL karar ve ilam harcının davacı .....'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Davacı ..... yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 25,20 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 590,20 TL'nin davacı .....'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
11-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
12-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalı kooperatife verilmesine,
13-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvuru harcı olan istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
14-Gider avansından kullanılmayan kısmın yatıran taraflara iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 17.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!