Anahtar kelimeler: Fuzulen Msi Sarıyer Caddesi Mevkiinde Unvan İşgal Valiliği Baz Anonim
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Valiliği
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI)
: ... Anonim Şirketi
(Eski Unvan
: ... Anonim Şirketi)
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN_KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: İstanbul İli, Sarıyer İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi mevkiinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı ve tamamı Hazineye ait 8.871,88 m² yüzölçümlü taşınmazın 5,00' m²'si üzerinde baz istasyonu yapılmak suretiyle fuzulen işgal edildiğinden bahisle █████/2011-█████/2015 tarihleri arasındaki dönem için 251.466,45-TL tutarında ecrimisil tahakkuk ettirilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; tasarrufu kamu idaresine ait taşınmazın, kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere bir başka idareye tahsisinin yapılması ve kendisine tahsis yapılan idare ile üçüncü kişiler arasında tahsisi yapılan taşınmazın kullanımına yönelik sözleşme, protokol veya benzeri başka bir hukuki ilişkinin varlığının bu ilişkiye istinaden taşınmazı kullanan kişi veya kişilerin fuzuli şagil olarak nitelendirilmesine imkan vermeyeceği, bu itibarla davacı şirket ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol uyarınca dava konusu taşınmaz üzerine baz istasyonu kurulduğu, taşınmazın zilyetliğini elinde bulunduran kurum tarafından davacı şirkete kullandırıldığı anlaşıldığından, bu haliyle fuzuli şagil olarak nitelendirilemeyecek davacıdan ecrimisil istenilmesine ilişkin olarak tanzim edilen dava konusu ecrimisil ihbarnamesinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı tarafından, işgale konu taşınmazın tahsisli bir taşınmaz olduğu, taşınmaz maliki olan idareye bilgi verilmeden tahsis amacı dışında protokol yapılmasının malik olan idare yönünden geçersiz olduğu, tahsisli idareyle yapılan yazışma sonucunda kira geliri olarak değil bağış olarak bir gelir elde edildiğinin anlaşıldığı, davacının fuzuli şagil olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY(X)
:
Dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti Hazineye ait İstanbul İli, ... Mahallesi, ... Caddesi mevkiinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, Maliye Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı yazısında "█████/1983 onanlı, 1/1000 ölçekli Boğaziçi Öngörünüm Uygulama İmar Planında kalmakta olduğu, Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon Kurulunun ... gün ve ... sayılı kararı ve eki plan tadilatında Emniyet Mensupları Eğitim Tesisleri Sahası olarak ayrıldığı bildirildiğinden tahsisinde bir sakınca bulunmamaktadır." denilerek İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne" tahsis edildiği, tahsisli taşınmazda Emniyet Genel Müdürlüğü ile davacı şirket arasında ise 28.04.2003 tarihinde VPN sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye istinaden 28.04.2003 tarihinde yapılan protokol uyarınca işleme konu baz istasyonunun Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Baltalimanı Polis Moral Eğitim Merkezi binasına kurulmasına ve işletilmesine izin verildiği, yapılan bu protokol uyarınca dava konusu baz istasyonunun kurulduğunun tespit edilmesi üzerine davalı idare tarafından davacı şirketten dava konusu işlem ile 251.466,45-TL ecrimisil istenildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, işgale konu taşınmazın mülkiyetinin Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, yukarıda belirtilen uygulama imar planı ve tahsis uyarınca taşınmaz üzerinde inşa edilen yapıların tahsis amacıyla sınırlı olarak Emniyet Genel Müdürlüğünce kullanılabileceği, amacı aşan kullanım halinde taşınmazın asıl maliki olan Hazine'nin mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkilerini kullanmasına hukuki bir engel bulunmadığı, dolayısıyla taşınmaz malikinin bilgisi dışında tahsisli idare ile davacı arasında yapılan protokol kapsamında kurulup kullanılan baz istasyonu nedeniyle davacı şirketin fuzuli şagil olduğu açıktır.
Bu itibarla, maddi gerçeğin ortaya konulabilmesi, davacı tarafından fuzulen işgal edilen alanla, idare tarafından yapılan tespitlerin uyumlu olup olmadığı ve davacının fahişlik iddiasının somut olarak ortaya konulabilmesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulması gerektiği görüşü ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!