Anahtar kelimeler: Alansal Mermer Ocağı Çevresel Karamanlı Madencilik Hudutları Planlanan Muhtarlığı Kapasite
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ
: Av. ...
MÜDAHİL (DAVACI YANINDA)
: ... Köyü Muhtarlığı
KARŞI TARAF (DAVALI)
:... Bakanlığı
VEKİLİ
: Hukuk Müşaviri ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
: ... Mermer Sanayi Ticaret Limited Şirketi
(... Madencilik İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'ni devralan)
VEKİLLERİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Burdur ili, Karamanlı ilçesi, ... köyü hudutları içerisinde ... Madencilik İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "... (ER:...) Ruhsat Numaralı Mermer Ocağı Alansal Kapasite Artışı" projesi hakkında Çevresel Etki Değerlendirilmesi Olumlu kararı verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu Burdur ili, Karamanlı ilçesi, ... köyü hudutları içerisinde ... Madencilik İnşaat Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "... (ER:...) Ruhsat Numaralı Mermer Ocağı Alansal Kapasite Artışı" projesi için belirlenen ÇED Alanının 65.510,39 m2’lik kısmının açık işletme alanı, 98.077,58 m2'lik kısmının pasa döküm alanı, 12.612,29 m2'lik kısmının şantiye alanı, 13.924,02 m2'lik kısmının toprak depolama alanı olarak planlandığı, söz konusu proje alanında hâlihazırda mermer üretim faaliyetinin gerçekleştirildiği, alanın Antalya-Burdur-Isparta Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “Kayalık Taşlık Alan” kullanımında kaldığı, herhangi bir imar planı (1/5000 ve 1/1000 ölçekli) bulunmadığı, dava konusu işlemin kapasite artışı projesinin fiilen faaliyette olan bir projenin devamı niteliğinde olduğundan sürdürülebilirlik açısından uygun olduğu, dava konusu alan içerisinde herhangi bir akar ya da mevsimsel akışlı dere bulunmadığı, ayrıca planlanan proje alanı ve yakın çevresinde yeraltı su kaynağı, göl, sulak alan bulunmadığı, gereken tedbirlerin alınıp mevzuata uyulduğu sürece, proje kapsamında ortaya çıkabilecek atık suların bölgenin doğal yapısına zarar vermeyeceği, dava konusu kapasite artışı planlanan mermer üretim faaliyetinin Jeolojik, Hidrojeolojik ve Jeomorfolojik açıdan mevzuatlara uygun ve sınır değerleri içerisinde çalışılması koşuluyla doğaya ve çevreye zarar vermeyeceği, ruhsat sahibi şirketin bu risklere karşı gerekli önlemlerin alınacağına yönelik taahhütlerin verildiği, sahadan elde edilecek ekonomik fayda ile sahaya verilecek çevresel zararlar karşılaştırıldığında sahada mermer blok üretimi yapılmasında üstün kamu yararı olacağı, ÇED alanının Devlet ormanı sayılan yerlerden olduğu, proje sahasında mülkiyet sorunu bulunmadığı, ilgili kurumlarca dava konusu faaliyetinin ormancılık çalışmaları üzerinde olumsuz etkisinin olmayacağı yönünde olumlu görüş bildirildiği, proje sahasının; tohum meşcerelerini, gen koruma alanlarını ve muhafaza ormanlarını içermediği, ayrılmış veya ağaçlandırılan sahalar ile baraj havzalarında kalmadığı, sahada ağaç vasfında herhangi bir orman ağacı tür veya bireyine rastlanmadığı, endemik flora veya fauna türüne ait bir bulguya rastlanılmadığı, en yakın tarım arazisinin yaklaşık 672 m mesafede olduğu, bölgeye en yakın köyde yaklaşık 3300 adet büyükbaş ve 2935 adet küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapıldığı, taahhütlere uyulduğu takdirde madencilik faaliyetinin tarım alanlarına ve hayvan yetiştiriciliğine olumsuz etkisinin olmayacağı, doğrudan Karamanlı Baraj Gölüne herhangi bir yüzeysel akışın olmadığı, bölgenin göl, baraj gölü, dere, su kanalları olmak üzere yeraltı ve yerüstü su kaynakları bakımından oldukça zengin olmakla birlikte giderek söz konusu su kaynaklarının çeşitli nedenlerle kaybettiği, su kaynakları ve su kütlelerinin doğrudan dava konusu faaliyetler nedeniyle yüksek ya da orta risk altında bulunmadığı, Burdur İl Özel İdaresi, Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğünün ... tarihli ......sayılı yazısı ile İl Özel İdaresi’ne sunulan Ekosistem Değerlendirme Raporu doğrultusunda planlanan projenin uygulamasında Burdur İl Özel İdaresi, Su ve Kanal Hizmetleri Müdürlüğü’nün tesislerine zarar vermeyeceğinin ifade edildiği, müdahil şirket tarafından taahhüt edildiği şekilde yüzey akışı ve taşkın sularına karşı gerekli tedbirlerin alınması, faaliyet esnasında kuru dere dahi olsa dere akışına müdahale edilmemesi, dere ve dere yataklarına hiçbir şekilde, malzeme, pasa, yan ürün niteliğindeki taş, moloz, pasa vb. hafriyat artığı malzemelerin dökülmemesi, atık su deşarjı yapılmaması, dere yatağı kesitlerinin daraltılmaması, saha etki alanında yer alan su membaları ile hayvan içme suyu tesislerinin koruma bandı içerisine alınarak korunmasının sağlanması, içme ve sulama suyu membalarına doğrudan ya da dolaylı olarak iş makinesi marifetiyle müdahalede bulunulmaması, faaliyet esnasında bahse konu memba ve çevresinde patlayıcı madde kullanılmaması ve su kaynaklarının kullanılması ve korunmasına ilişkin mer’i mevzuata uyulması kaydıyla dava konusu faaliyetin içme suyu ve sulama amaçlı su kaynaklarına olumsuz etkisinin olmayacağı, dava konusu işleme esas teşkil eden Nihai ÇED raporunun tüm aşamalara uygun olarak hazırlandığı, ilgili 19 kurumdan olumlu görüş alındığı, işletmenin 2872 Sayılı Çevre Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlere uyma yükümlülüğünün bulunduğu ve bu hükümlere uyulacağının müdahil şirket tarafından beyan ve taahhüt edildiği anlaşıldığından, dava konusu "... (ER:...) Ruhsat Numaralı Mermer Ocağı Alansal Kapasite Artışı" projesi hakkında Çevresel Etki Değerlendirilmesi Olumlu kararı verilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Gürültü kirliliği, titreşim, toz ve halk sağlığı açısından ÇED Raporunun yetersiz, genel ve soyut ifadeler içerdiği, bilirkişi raporunda hidrojeoloji açısından dava konusu alanda akar ya da mevsimsel akışlı dere bulunmadığı, proje alanı ve yakın çevresinde yer altı su kaynağı, göl, sulak alan bulunmadığı, şeklinde gerçeğe aykırı bir tespit yapıldığı, ÇED Raporunda sunulan hidrojeoloji haritasında dahi mevsimsel dereler gösterilmişken bilirkişinin bu beyanının anlaşılamadığı, İnşaat Mühendisi tarafından yapılan tespitlerde dava konusu ruhsat sahasını drene eden derelerin doğrudan Karamanlı Baraj Gölü'ne boşaldığı görüldüğü, Karamanlı Barajı'nın sahadaki faaliyetten doğrudan etkileneceği kanaati hasıl olduğu değerlendirmesinde bulunulduğu, projenin etki alanında Karamanlı Barajı olduğu, buradan bırakılan suyun Karataş Gölü'ne ulaştığı, Avdan Pınarı'nın doğrudan alanın içinde olduğu, bunun gibi çeşitli mevsimsel dereler ve çeşmeler de mevcut olduğu, mevcut ve mevsimsel olarak yağmur ve kar sularıyla beslenecek derelerin yok sayılmasının taraflı bir bilirkişi raporunun düzenlendiğinin kanıtı olduğu, arazinin eğiminin Karamanlı Barajı'na doğru olduğu, ocakta oluşan kirin baraja doğru akacağı ve Karamanlı Barajı'nı kullanılamaz duruma getireceği, alanda yer altı sularının etkileneceği yönündeki iddialarının bilirkişi raporunda değerlendirilmediği, kapasite artışının tüm ocak alanını 3 katına çıkaracağı, faaliyetin geçirimli kireç yapısı aracılığıyla rüzgar, yağmur, kar ve sair etkilerle su kaynaklarına doğrudan zarar vereceği, raporda belirtilen önlemlerin ancak su kütlesinin bulunmadığı bir coğrafyada etkili olabileceği, bölgenin hidrojeolojik yapısı gereğince olumsuz etkilerin engellenmesinin mümkün olmadığı, taahhütlere aykırı işlem halinde kesilecek herhangi bir cezanın çevreye verilen telafisi imkansız zararın önüne geçemeyeceği, bilirkişi raporunda iklim değişikliği ve çölleşme açısından hiçbir inceleme yapılmadığı, dava konusu alanın birçok bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yaptığı, flora ve fauna açısından yeterli uzmanlıkta bilirkişiler seçilmediği, Çevre Mühendisi tarafından ayrıntılı inceleme ve değerlendirme yapılmamış olduğu, ÇED Raporundaki unsurların tekrar edildiği, proje sahasında 10 tür endemik bitki bulunduğu, kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadığı, tarım sulamasının ciddi ölçüde etkileneceği ve tarımsal verimliliğin düşeceği, bölgedeki Avdan Pınarı ve meraların yok olacağı, hayvanların otlatılmasının mümkün olmayacağı, keşifte Avdan Pınarı, mevsimsel dereler, hayvancılık alanları tespit edilmesine rağmen bilirkişi raporuna aktarılmadığı ve ÇED görüşü tekrarlandığı, söz konusu su kaynaklarının etkilenmemesi için koruma bantları konulmasının hiçbir anlamı ve etkisi olmayan bir önlem olduğu, toz oluşumunun alınacak önlemlerle izin verilen seviyenin altında tutulmasının mümkün olmadığı, katı, sıvı ve gaz atık risklerinin matbu olarak sayılmak suretiyle geçiştirildiği ve ayrıntılı bir inceleme yapılmadığı, dava konusu projenin çevreye, hayvanlara ve insanlara vereceği zarar düşünüldüğünde, yıllık net kardan veya projenin milli gelire katkısından çok daha büyük bir zararın meydana geleceği, halk sağlığı alanında uzman bir bilirkişinin de dahil olduğu yeni bir bilirkişi heyeti teşkil edilmesi gerektiği, belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
:
1-Davalı tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
2-Davalı yanında müdahil tarafından; Davalı tarafından; dava konusu kararın hukuka uygun olarak tesis edildiği, bilimsel ve teknik verilerle uyumlu olduğu, raporun bütünüyle uyumlu olduğu, faaliyet konusu sahadan geçen aktif bir akarsu niteliğinde akış olmadığı, mevsimsel olarak oluşabilecek çok küçük debili akıntılarda ise koruma bantları ve setlerle müdahale edildiği takdirde bir zarar oluşmayacağı görüşlerine yer verildiği, ÇED başvuru dosyasında bu önlemlerin detaylı olarak aktarıldığı, çevreye olası etkilere karşı tüm tedbirlerin alındığı, raporda proje sahasına özgü endemik flora ve fauna türüne ait bir bulguya rastlanmadığının belirtildiği, projenin yürütülmesi ile bölgedeki faunanın zarar görmeyeceği, projenin en yakın tarım arazilerine olan mesafesinin yeterli uzaklıkta olduğu, taahhütlere uyulduğu takdirde tarım alanlarına toz kaynaklı bir olumsuz etki oluşmayacağı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ
:...
DÜŞÜNCESİ
:Temyiz isteminin kabulü ile karşı oydaki gerekçe çerçevesinde İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY
:
ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.
Bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz eden hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince, Maden Mühendisi, Orman Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi, İnşaat Mühendisi ve Harita Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan ve karara esas alınan bilirkişi raporunda, jeolojik/hidrojeolojik değerlendirmelerde, ... dava konusu alanın ve civarının jeomorfolojik özelliklerinden (eğim, eğim yönü, yükseklik özellikleri) dikkate alındığında drenaj ağlarının yapılacak mühendislik çalışmalarından olumsuz etkilenmeyeceği, dava konusu alan içerisinde herhangi bir akar ya da mevsimsel akışlı dere bulunmadığı, ayrıca planlanan proje alanı ve yakın çevresinde yeraltı su kaynağı, göl, sulak alan bulunmadığı, planlanan proje alanının 6.6 km güneydoğusunda Karataş Gölü bulunduğu, dava konusu alanının 1.710 metre güneybatısında Karamanlı Baraj Gölü bulunduğu, proje alanı ve civarındaki morfolojik yapıdan kaynaklanan drenaj ağlarında ise mevsimsel yağışlara bağlı olarak kısa süreli akış gösterebildiği, Karamanlı ve Yeşilova ilçelerinde Dutdere kireçtaşı biriminde çok sayıda doğaltaş ocağı açıldığı, Ofiyolitik Melanj (Kızılcadağ melanjı) bünyesinde bulunan şist, kalkşist ve fillit gibi litolojik birimlerin akifer olabilme kapasitelerinin olmaması nedeniyle ‘Geçirimsiz birim’ olarak değerlendirildiği, ... inceleme alanının jeolojik yapısı dikkate alındığında, ruhsat alanı içerisinde mermer olarak işletilmesi planlanan kireçtaşları ‘Yarı Geçirimli birim-2’ olarak sınıflandırıldığı, Ruhsat alanı ve çevresinde karbonatlı kayaçlar (=kireçtaşları) topoğrafik olarak en üst seviyede bulunduğu, ... topoğrafik ve akifer özellikleri incelendiğinde havzadaki drenaj ağları vasıtasıyla yüzeysel akıştan sağlandığı, bu nedenle; mermer üretim faaliyetleri doğada açık bir şekilde çalışılmasından dolayı hava koşullarından etkilendiği, yağmur ve kar sularının süzülme sonucunda yeraltı suyunu kirletme riskine karşı, işletme faaliyetleri ile açığa çıkacak katı atık ve atık yağlar, ilgili yönetmeliklerde belirtildiği şekilde depolanarak ve ortamdan uzaklaştırılırsa çevre ve insan sağlığına zarar vermeyeceği, kapasite artışı planlanan faaliyet alanın da mevcutta ve planlanan dönemlerinde yeraltı su kaynaklarının su kalitesi ve miktarlarına olumsuz etkisinin olmaması amacıyla gerekli tüm önlemler faaliyet sahibi tarafından alınarak çevresel altyapı ve kirlenme kontrolü tedbirleri yerine getirilmesi gerektiği, yapılması planlanan faaliyetlerin çevreye, doğaya ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde yapılması gerektiği, kapasite artışı planlanan proje kapsamında yapılacak madencilik faaliyetlerinin jeolojik açıdan yeryüzü hareketliliğine sebep olmayacağı ve gereken tedbirlerin alınıp yasal mevzuata uyulduğu sürece, proje kapsamında ortaya çıkabilecek atık suların bölgenin doğal yapısına zarar vermeyeceği, dava konusu kapasite artışı planlanan mermer üretim faaliyetinin Jeolojik, Hidrojeolojik ve Jeomorfolojik açıdan mevzuatlara uygun ve sınır değerleri içerisinde çalışılması koşuluyla; doğanın ve çevrenin korunmasına bir zarar vermeyeceği, değerlendirmelerinde bulunulduğu, yine flora ve fauna yönünden yapılan değerlendirmelerde de, keşif mahallinde proje sahasının, tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanlarını içermediğinin tespit edildiği, gençleştirmeye ayrılmış veya ağaçlandırılan sahalar ile baraj havzalarında kalmadığı, proje sahasında, otsu ve odunsu bitki örtüsünün düşük yoğunluğu ve miktarı ile orman toprağı yüzeyinde biriken orman humusu (ölü örtü, ibre dal yaprak vb. yanıcı madde miktarı) miktarının sığ/az oluşu, sahanın yer yer taşlıklı ve kayalık yapıya sahip oluşu, sahadaki muhtemel orman yangını tehlikesini düşürdüğü, keşif mahallinde yapılan inceleme, gözlem ve tespitlerde sahada ağaç vasfında herhangi bir orman ağacı tür veya bireyine rastlanmadığı, proje sahasında gerçekleştirilecek faaliyetin, ülke ekonomisine sağlayacağı katkısı ile sahanın ekolojik yapısına/doğal dengesine verilebilecek sınırlı düzeydeki olumsuz etki ile kamu yararının dengeli olduğu, davalı şirket tarafından Orman İzin Kiralama ve Ağaçlandırma/rehabilitasyon bedeli olarak 3.654.816,19 TL taahhüdünde bulunulduğu, dava konusu saha ve çevresi, bitki örtüsü ve sıklığı bakımından, ekonomik bağlamda odun hammaddesi ve tali orman ürünü üretimine uygun olmadığı, bu hususun kamu yararı bağlamında sahanın yer altı kaynaklarından yararlanılmasını ön plana çıkardığı, bununla birlikte sahada gerçekleştirilecek faaliyet, saha ve çevresindeki köyler halkının kalkındırılmasına da katkı sağlayacağı, dava konusu ÇED sahası ve çevresi, bitki örtüsü (flora) bakımından incelendiğinde; seyrek ve alana serpili vaziyette dağılmış sınırlı sayıda; çalı formunda Alıç (Crategus sp.), otsu formda Kekik (Thymus sp.), Geven (Astragalus sp.), Küreçiçeği (Globularia orientalis), Adaçayı (Salvia psidica ) ve çayır otları (Cynodon dactylon) mevcut olduğu, proje sahasına özgü (dünyada sadece proje sahasında yetişen) endemik flora veya fauna türüne ait bir bulguya rastlanılmadığı, proje sahası, koruma statüsü içerisinde yer almadığı, içerisinde gerek flora (bitki türleri) ve fauna (hayvan türleri) sayısı/çeşitliliği, bunların yoğunluk oranı ve gerekse davaya konu proje alanın büyüklüğü, bu türlerin dünyadaki varlığını, sürdürülebilirliği ve biyolojik çeşitliliği ile doğal/ekolojik yapısını tehlike altına atacak derecede olmadığı, dolayısıyla ÇED sahası, Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi (IUCN) kapsamında değerlendirilecek sıklık ve yoğunluk ile değerlendirilme potansiyeline sahip olmadığı, sahadaki canlı türlerinin, korunması ve sürekliliği için proje kapsamında alınacak önlemlerin Orman Kanununun 16’ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliğinin 16’ncı maddesi ikinci fıkrasında yer alan rehabilitasyon projesinin uygulanacağının taahhüt edildiği, şeklinde tespitlerde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar temyize konu kararda, yukarıda belirtilen bilirkişi heyeti raporu hüküm kurmaya elverişli kabul edilerek, davanın reddine karar verilmiş ise de, alanın jeolojik/ hidrojeolojik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda ve söz konusu bilirkişi raporundaki tespitler incelendiğinde, raporun jeoloji ve hidrojeoloji tespitleri yönünden eksik teknik incelemelere dayalı olarak hazırlanmış olduğu, rapor içeriğinde birtakım alınması gerekli tedbirlerin alınması gerektiğinden bahsedildiği, belirtilen tedbirlerin alınması koşuluyla projenin doğanın ve çevrenin korunmasına bir zarar vermeyeceği değerlendirmelerinde bulunulduğu, ancak ÇED Raporunda söz konusu tedbirlerin alınmamasının ÇED raporunu kusurlandırıp kusurlandırmayacağı ve alınan önlemlerin çevreye olası olumsuz etkilerin kabul edilebilir seviyelere indirilmesi hususunda yeterli olup olamayacağına ilişkin teknik değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca; bilirkişi raporunu hazırlayan heyet içerisinde flora/fauna uzmanı bilirkişi bulunmadığı, alana ilişkin flora/fauna yönünden değerlendirmelerin bu konuda yeterli uzmanlığı bulunmayan Orman Mühendisi bilirkişi tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde, bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi ile bilirkişi raporlarının tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının önemli bir gereklilik olduğu dikkate alınarak, tarafların iddia ve savunmaları da incelenmek suretiyle, davaya konu projenin belirtilen alanda yapılmasının, sahada bulunan yer altı ve yer üstü su kaynaklarına etkileri yönünden uygun olup olmadığı, yer seçim kriterlerinin doğru uygulanıp uygulanmadığı, projenin su kaynaklarına olası olumsuz etkilerinin projeye ilişkin ÇED Raporunda yer alan taahhüt ve tedbirler ile kabul edilebilir seviyelere indirilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarında, çelişkiden uzak ve alanın hidrojeolojik yapısına ilişkin ayrıntılı bilimsel tespitleri de kapsar şekilde, teknik değerlendirmelerin yapıldığı, flora/fauna uzmanlığı bulunan bilirkişilerin de heyete dahil edilerek mahallinde yeniden bir keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak yukarıda belirtilen hususlar Mahkemece açıklığa kavuşturulduktan sonra, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda bu yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle, karara dayanak alınabilecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşü ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!