Anahtar kelimeler: Biyokütle Sahada Pafta Çarşamba Planlanan Şehircilik Valiliği Santrali Samsun Projesi

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACILAR)
: 1- ... 2- ... 3-... 4-...VEKİLİ
: Av. ...MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA)
: ...BaşkanlığıKARŞI TARAF (DAVALI)
: ... ValiliğiVEKİLİ
: Av. ...MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
: ... Üretimi Ticaret Anonim ŞirketiVEKİLLERİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Samsun ili, Çarşamba ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ..., ..., ..., ... sayılı parseller ile ... pafta, ... ve ... sayılı parsellerin bulunduğu sahada davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Samsun Çarşamba Biyokütle Enerji Santrali (27MWe/96,12MWt)" projesi hakkında Samsun Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen ... tarih ve E-... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: Dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2020 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2021 tarih ve E:█████████, K:██████████ sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2023 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında; yeniden mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konu tesisin bulunduğu alanın santral kurulmadan önce de tarım alanı olarak kullanılmadığı, projenin faaliyeti esnasında oluşacak külün bertarafı ve kullanımına yönelik planlamanın yapıldığı, su kullanımına yönelik olarak gerekli drenaj kanallarının inşa edildiği, atık yağların toplanması ve bertarafıyla ilgili gerekli önlemlerin alındığı, baca gazı emisyon değerlerinin ve azot dioksit emisyonu değerinin yasal sınırların altında olduğu, tesisin faaliyette bulunması sırasında ortaya çıkacak atıkların ilgili mevzuat hükümlerine göre bertaraf edildiği ve bu nedenle tarım arazileri, çevre ve hava üzerinde olumsuz etkilerin minimum düzeyde olmasının beklendiği, santralin hazırlık, inşaat ve işletme aşamalarında veya işletme sonrasında yüzeysel su kaynakları üzerinde herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağının tespit edildiği, tesis inşa edilmeden önce çevredeki kuyulardan temin edilen su örneklerinden elde edilen değerler ile tesisin inşasından sonra aynı su kuyularından alınan su örneklerine ilişkin değerlerin çok yakın sonuçlar verdiği, dolayısıyla tesisin su kaynaklarına olumsuz bir etkisinin varlığından söz edilemeyeceği, proje kapsamında kullanılacak hammaddenin niteliği dikkate alındığında, periyodik olarak atık toplamasının yapılacak olmasının tarımsal arazilerin temizliğinin gerçekleşmesini ve çevresel kirliliğinin önüne geçilmesini sağladığı, aynı zamanda tarımsal atıkların kullanılmasının yöre halkına da ekonomik olarak katkısının bulunduğu, proje sahası ve çevresinde kritik bir ekolojik öneme sahip alan ile endemik veya nadir bir türün bulunmadığı, tesisin çalıştığı dönem de dahil olmak üzere bitkiler üzerinde herhangi bir toz veya başkaca bir olumsuz durumun gözlemlenmediği, tesisin çalışması sırasında elde edilen belgeler, bulgular ve emisyon değerleri göz önüne alındığında, proje kapsamında verilen taahhütlerin uygulanması durumunda yürütülen faaliyetlerin insan ve çevre sağlığı açısından risk arz etmediği, tesiste yürütülen faaliyetlerin habitata olumsuz bir etkisinin olmadığı, fauna açısından tesisin inşaat aşamasında çevreye olası bir olumsuzluğunun olduğuna dair bir etkinin de görülmediği; dava konusu projenin çevresel üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının hukuka ve mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, projenin, insan ve her türlü canlı sağlığına olumsuz etkilerinin olmaması için sistematik biçimde önlem alınması gerekliliğinin vurgulandığı, buna karşın proje tanıtım dosyasında gürültü, toz, egzoz gazları hakkında ölçüm, hesaplama, vb. bilgilere yer verilmediği, bu kapsamda bilirkişi raporunun belirtilen kısmında çelişki bulunduğu, kümülatif etki değerlendirmesinin gerekli olduğu, keşif esnasında meteorolojik veriler değerlendirildiğinde, sadece sistemden takibin yapıldığına dair ekranın gösterildiği, ancak bu kapsamda alınan verilerin teslim edilmediği ve bunların bilirkişi raporunda değerlendirmeye tabi tutulmadığı, bilirkişi raporunda hidrojeoloji uzmanı tarafından su kaynaklarına yönelik yapılan değerlendirmelerin yerinde olmadığı, tarım arazisi olan ve çevresindeki parsellerde aktif tarım faaliyeti yürütülen projenin bu kapsamdaki etkilerine yönelik bilirkişi raporunda değerlendirme yapılmadığı; tozumaya yönelik önlemlerin alınmadığının keşif esnasında da gözlemlendiği, belirtilen nedenlerle davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: 1- Davalı idare tarafından; proje ilişkin "ÇED Gerekli Değildir" kararının verilmesi ile ilgili yapılan tüm işlemlerin ilgili mevzuata uygun yürütüldüğü, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerinin alındığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının teknik olarak yeterli ve uygun olduğu yönünde görüş bildirildiği ve dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.2- Davalı yanında müdahil tarafından; davacıların iddialarının somut veriye dayanmadığı, tozlanmaya ilişkin etkilerin tesisten kaynaklandığına dair hiçbir bilimsel verinin olmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davacıların temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin reddine,2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararının ONANMASINA,3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar olarak tanımlanmış, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.█████/2014 günlü, 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; ''Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun saptanması üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" olarak, "Çevresel Etki Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projelerin çevresel etkilerinin incelenerek, çevresel etkilerinin daha detaylı incelenmesi amacıyla Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının gerektiğini belirten Bakanlık kararı" olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmelik'in 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler için ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum ve kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdiklere taahhütlere uymakla yükümlüdürler... (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelere hiçbir teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez...' kuralına yer verilmiş olup; 7. maddesinde, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılmış, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler ile Seçme Eleme Kriterlerine tabi olup "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu; 15. maddesinde ise, Bu Yönetmeliğin EK-2 listesinde yer alan projeler ile kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi EK-2 listesinde belirtilen projelerin seçme, eleme kriterlerine tabi olduğu kurala bağlanmıştır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanunun "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir.Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü için, İdare Mahkemesince, Danıştay Altıncı Dairesinin █████/2023 tarih ve E:████████, K:█████████ sayılı kararıyla bozulması üzerine, Çevre Mühendisi, Kimya Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyolog (Flora Uzmanı), Biyolog (Fauna Uzmanı), Jeoloji Mühendisi (Hidrojeoloji Uzmanı), Meteoroloji Mühendisi, Halk Sağlığı Uzmanı ve Harita Mühendisinden oluşan bilirkişi heyeti ile mahallinde yaptırılan keşif sonucu hazırlanan ve görülmekte olan davada hükme esas alınan bilirkişi raporunun halk sağlığı uzmanı açısından değerlendirmeler içeren kısmında; "çevre ve insan sağlığına olumsuz etkileri önlemek üzere çok sayıda önlemin alınmış olduğu, hem proje tanıtım dosyasında, hem de keşif esnasında müşahade edildiği" şeklinde görüş bildirilmiş, bununla birlikte "işletme binasının dış yüzünde görülen toz birikiminin tesis içinde ortaya çıkan tozların dağılmasının yeterince önlenmediğini gösterdiği, tozun binanın üst katlarına kadar çıkmasının tozların tam olarak engellenemediğini ve bu durumun çevredeki bina, insan, bitki ve hayvanların etkilenebileceğini gösterdiği, bacalardan atılan hava kirleticilerin online kontrolünün mümkün olmasına karşın, tesis binasının üst katlarına kadar ulaşan tozların risk yaratacak düzeylere ulaşmaması için, sıkı denetim yapılması ve çevrenin kirlenmesinin önlenmesi için alınan önlemlerin uygulanması gerektiği, "sağlık koruma bandı" içinde kalan bu alanın toz açısından incelenerek ilgili mevzuata göre sınır değerlerin altında kaldığı belirtilmiş ise de, tüm tedbir ve önlemlerin titizilikle uygulanması ve denetlenmesi gerektiği, aksi halde insan ve çevre sağlığı açısından olumsuz etkiler görülebileceği; ayrıca biyokütlenin bulunduğu alanda kırma işlemi yapılmamasının önem arz ettiği, aksi durumda proje alanı dışında hammadde kırma işlemi esnasında oluşan gürültü, toz ve egzoz gazlarının tesis dışında bir engelle karşılaşmasının (tesis içinde olanların tesis içindeki duvar ile önlenebilirken) söz konusu olmayacağı, proje tanıtım dosyasında belirtilen işlem sırasında gürültü, toz, egzoz gazları için herhangi bir ölçüm, hesaplama, vb. bilgiye ve önleme yer verilmediği, hammadde kırma işleminin yapıldığı alanda kirliliğin çevreye (bina, insan, hayvan, bitki, akarsu, vb. ortamlara) kontrolsüz biçimde ve kolayca yayılabileceği, bu sorun konusunda bilgi, ölçüm, hesaplama ve önlemlerin alınması gerektiği; sonuç olarak belirtilen sorunların başta insanlar olmak üzere tüm canlıların sağlığı üzerine kısa veya uzun vadede olumsuz etkiler oluşturabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerektiği, halk sağlığı açısından proje tanıtım dosyasında belirtilen taahhüt ve önlemlere mutlak surette uyulması, bilirkişi tarafından belirtilen tüm önerilerin yerine getirilmesi ve ilgili kurumlar tarafından tesisin içi ve dışındaki kontrollerin yapılarak tesisten kaynaklı bir sorun olmaması kaydıyla projenin uygun olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmekte ise de; yukarıda belirtilen ve bilirkişi tarafından belirtilen ve yerine getirilmesi gerektiği bildirilen önerilerin, proje tanıtım dosyası ve eklerinde yer verilen bilgi, taahhüt ve önlemler arasında yer alıp almadığının önem arz ettiği, belirtilen önerilerin proje sahibi açısından bağlayıcı nitelik taşıması ve bilirkişi tarafından belirtildiği üzere denetimlerin yapılmasında kriter olarak belirlenebilmesi için proje tanıtım dosyası ve eklerinde yer alan taahhütlere bağlı olmasının bir zorunluluk olduğu gözetildiğinde; yukarıda belirtilen ve bilirkişi tarafından yapılan önerilerin öncelikle proje tanıtım dosyası ve eklerinde hangi ölçüde yer aldığının değerlendirilmesi, söz konusu öneriler proje tanıtım dosyası kapsamında değerlendirilmemiş ise, belirtilen hususların önemli bir eksiklik teşkil edip etmeyeceği, başka bir ifadeyle, bu durumun, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararı ile dayanağı proje tanıtım dosyasını sakatlar mahiyette olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunun çevre mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında; tesis etki alanında yapılan hava kalitesi ölçümlerinde ilgili mevzuatta öngörülen sınır değerlerin aşılmadığı ve modelleme sonuçlarının hava kalitesi sınır değerlerini sağladığının görüldüğü, bu tür tesislerin işletilmesi sırasında bölgede yaşayan insanlar için nasıl etki oluşup oluşmadığına yönelik kesin hüküm ve sonuç vermenin çok mümkün olmadığı, ancak dosyaya sunulan ve tesis işletmedeyken 1 yılı kapsayan ekosistem raporu ve bulguları ile verilerin incelenmesinden, kısa vadede herhangi bir olumsuz etkinin olmadığı şeklinde görüş bildirildiği; keşif sırasında araçların yollardan geçerken tozumaya neden olduğuna dair köylülerin beyanının olduğu, ancak keşif gününde havanın yağışlı olması nedeniyle bu durumun gözlemlenmediği, ayrıca proje tanıtım dosyası ve ekosistem raporunda verilen taahhütlere uyulması durumunda tozumanın minimum boyutlarda ve kabul edilebilir sınırlarda kalacağı, tesisin çevresel açıdan tedbir ve önlemlerinin yeterli olduğu, analiz ve hesaplamalara göre tüm değerlerin ilgili mevzuatta öngörülen sınır değerlerin altında ve kabul edilebilir seviyede olduğu şeklinde görüş bildirildiği; bu kapsamda anılan disiplin açısından özellikle "tesislerin işletilmesi sırasında bölgede yaşayan insanlar için nasıl etki oluşup oluşmadığına yönelik kesin hüküm ve sonuç vermenin çok mümkün olmadığı" şeklinde yapılan değerlendirmenin açıklığa kavuşturulması gerektiği, bu kapsamda projenin yeri, mahiyeti ve proje tanıtım dosyasında alınması taahhüt edilen önlemlerin yeterliliği bağlamında konunun ele alınması ve taahhüt edilen tüm önlemlerin alınması durumunda projenin yeri itibarıyla uzun vadede işletme sırasında bölgede yaşayan insanlar üzerinde etkilerin olup olmayacağı konusunda tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.Diğer taraftan; hükme esas alınan bilirkişi raporunun meteoroloji mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında; proje tanıtım dosyası ve dört mevsimi kapsayan ekosistem değerlendirme raporunun incelenmesi sonucunda, meteorolojik parametreler ve atmosferik olayların detaylı biçimde incelendiği ve sunulan bilgilerin genel bir değerlendirme açısından yeterli olduğu; gerek modelleme çalışmaları, gerek mevcutta yapılan değerlendirmeler neticesinde, ilgili mevzuatta öngörülen emisyon sınır değerlerinin aşılmadığı, bu nedenle kirletici parametrelerin izleniyor olmasının önem arz ettiği, sınır değerlerinin aşılmadığı göz önüne alındığında, meteorolojik veriler ne olursa olsun çevresi için hava kalitesi açısından olumsuzluğun meydana gelmeyeceği, sonuç olarak dava konusu projenin meteoroloji mühendisliği disiplini açısından uygun ve yeterli olduğu yolunda görüş bildirildiği görülmekle birlikte; davacılar tarafından projenin 365 gün 24 saat esasına göre kesintisiz olarak çalışacağı, kesintisiz çalışacak tesiste çeşitli enverziyon durumularında yakın yerleşim yerlerine getirilecek etki ve risk oluşturan durumların önceden öngörülerek, elektrik üretiminin durdurulmasının gerekebileceği, ancak bu durumun bilirkişi raporunda tartışılmadığı iddiasına yer verildiği; belirtilen iddiaya yönelik daha kapsamlı ve enverziyon durumunda kesintinin gerekliliğinin bulunup bulunmadığı hususunun projenin yeri ve mahiyeti de göz önüne alınarak tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca sınır değerlerinin aşılmadığı, bu nedenle meteorolojik veriler ne olursa olsun çevresi için hava kalitesi açısından olumsuzluğun meydana gelmeyeceği şeklinde yapılan değerlendirmenin; yukarıda yer verilen iddiaların tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta karşılanması açısından yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır.Bu durumda, bilirkişi raporunun özellikle yukarıda yer verilen disiplinler açısından değerlendirme içeren kısımlarının bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi ve yukarıda yer verilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla, (gerekirse yerinde yeniden keşif yaptırılmak suretiyle) ek bilirkişi raporu alınması ve buna göre uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden; davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanmasına ilişkin Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.