Anahtar kelimeler: Davatalep İneceği Durağında Kapıdan Otobüsten Davadışı Yüzden Zmss Şoförü Dengesini

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı sigorta şirketi tarafından---- plakalı araç, ------ numaralı ZMSS poliçesi kapsamında 20.10.2021-20.10.2022 tarihleri arası dönem için sigortalandığını, 26.12.2021 günü ---- mevkiine yakın otobüs durağında ---- numaralı sigortalı otobüsün şoförü ----, davadışı-yolcu ---- otobüsten ineceği esnada bir anda hareket ettiğini, bu yüzden de yolcu ----- dengesini kaybederek kapıdan düştüğünü, düştüğü yerde başka bir araç bulunması sebebiyle sigortalı otobüs ve diğer araç arasında sıkışıp sol bacağını kırdığını, sigortalı otobüsün sürücüsü, yolcu henüz otobüsten inmeden hareket ederek işbu yaralanmalı kazaya sebebiyet vermiş, hemen akabinde olay yerini terk ettiğini, ayrıca kazada otobüs sürücüsü asli ve tam kusurlu olup bütün bu hususlar ----. Asliye Ceza Mahkemesi ----- sayılı dosya ile kanıtlandığını, bahsedilen ceza dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda, otobüs sürücüsünün kazayı kolluk kuvvetlerine bildirmeden olay yerinden firar ettiği tespit edildiğini, yine kusur bakımından bilirkişi raporunda sürücü----- 2918 sayılı Karayolları Trafik Yönetmeliğinin Madde 110/b-2 ve KTK 81/d gereği tamamen kusurlu olduğunu, yolcu ----- ise kurallara uygun olarak ------ otobüsünün açılan orta kapısından indiği için kusursuz olduğu tespit edildiğini, meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan ------ için davacı şirket tarafından 300.000,00 TL tazminat ödemesi gerçekleştirilmiştir. Kaza sırasında sigortalı aracı kullanan sürücünün olay yerini terk etmesi sebebiyle davacı şirketin ödemiş olduğu tazminatı sigortalı borçludan talep ve tahsil etme hakkı doğduğunu, ZMSS genel şartları B.4/f uyarınca; trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde; sigortacının, sigorta sözleşmesinin diğer tarafı olan sigorta ettirene Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B. 4. maddesinin (f) bendine dayanarak rücu hakkı mevcut olduğunu, güncel içtihatlar kapsamında olay yerinin terk edilmesi de açıkça rücu sebebi olarak ayrıca kabul edildiğini, 6102 sayılı TTK md.1472-1481 ve ZMSS genel şartları uyarınca müvekkil şirket ödemiş olduğu tazminat bedelini, sigortalısından talep etme hakkına sahip olduğunu, meydana gelen dava konusu tazminat ödemesinden davalı araç maliki sorumlu olduğunu, bu sebeple ödenen tazminat miktarının davalı borçludan rücu edilmesi maksadıyla öncelikle ----İcra Müdürlüğü ------. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takip davalının haksız itirazları nedeni ile durduğunu, konuya ilişkin başvurulan zorunlu arabuluculuk sürecinden de bir sonuç elde edilememiş olup, anlaşmazlık tutanağı ekte olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının takibe haksız itirazının iptali ve en az alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi için işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, açıklamaya çalışan sebeplerle fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak üzere; davanın kabulüne, davalının ----.İcra Müdürlüğü------. sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve sair giderlerin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 26.12.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında olay yerinin terkedildiği iddiası doğru olmadığını, alay günü davalının maliki olduğu Özel Halk otobüsü durakta yolcu indirirken sonra hareket ettiğini ve herhangi bir kaza olduğuna dair bir ihtar, bir bağırma sesi veya bir çarpma sesi duyulmadığından yola devam ettiğini, dolayısı ile kazanın olduğu fark edilmediğini, kazanın olduğu 3 gün sonra öğrenildiğini, olay yerinin bilerek ve isteyerek terk edilmesi söz konusu olmadığını, Yargıtay verdiği kararlarında bu konuda daha hakkaniyetli ve sigortalı lehine kararlar verdiğini, bu bakımdan Yargıtay içtihatlarında sadece olay yerini terk etti diye açılan rücu davalarının reddedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama harç ve gideri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, -----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, ----Asliye Ceza Mahkemesi'nin ----- Esas Sayılı Dosyası, ------ Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Poliçesi ve Hasar Dosyası, Banka Dekontları, ------- Müdürlüğü Müzekkere Cevabı, Tanık Beyanları, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.
TANIK (DAVALI TANIĞI) -----; ' ben bana sormuş olduğunuz ----- (daha sonra değişen ----) plakalı 12 metre uzunluğunda --- otobüs diye tabir edilen ----- otobüsünün şoförüyüm, bu araç şuanda huzurda bulunan ----- aittir, ancak ------- bünyesinde çalışmaktadır, ben yaklaşık 20 yıldır aynı şekilde şoför olarak çalışıyorum, halen de çalışmaya devam ediyorum, bana sormuş olduğunuz dava dilekçesinde anlatılan █████/2021 tarihli olayı hatırlamıyorum, kesinlikle benim kullandığım araçtan hiçbir yolcu düşmemiş ve yaralanmamıştır, böyle bir olay olsaydı zaten yolcular tepki gösterir ve olay yerini terketmeye izin vermezdi, benim de olay yerini terketmemi gerektirir bir husus söz konusu değildir çünkü aynı hattan gidip aynı yoldan geri gelmem gerektirmektedir, beni olay tarihi olarak gösterilen Aralık 2021 tarihinden 2-3 ay sonra bir polis arayarak bir kaza ile ilgili ifademin alınması gerektiğini söyledi ve bunun için bu hattı kullanan 4-5 aracı araştırdıklarını, bir yolcunun araçtan düşerek yaralandığını söyledi, şuanda hangi araçtan yolcunun düştüğünün belli olmadığını söyledi, ben böyle bir olayı hatırlamadığımı söyleyerek polisten ayrıldım, ceza mahkemesi tarafından ben çağrılmadan bana ceza verilmiş, bu ceza ertelendiği için uğraşmak istemedim, ben kesinlikle olay yerini terk etmedim, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVALI TANIĞI) -----; 'Ben davalı ----- müşterim olması nedeniyle tanırım, zira ben ----- ilçesinde ----- oto elektrik ustası olarak çalışırım, bu nedenle davalıya ait halk otobüsünü de zaman zaman tamir ettiğim için otobüsü biliyorum, beni kazadan 2 gün sonra ----- arayarak haklarında bir şikayet olduğunu söyledi, ben de o gün bir iş için otobüste bulunduğum için benden tanıklık yapmamı istemişti, ben daha önce hiçbir yerde tanıklık yapmadım, ilk defa burada tanıklık yapıyorum, ancak ben o gün otobüste seyahat ettiğim için otobüsün herhangi bir kazaya karıştığına şahit olmadım, otobüsten inerken yolcuların düşerek yaralanmış olsaydı bunu mutlaka yolcu olarak ben de görürdüm, ben olayın üzerinden çok zaman geçtiği için tarihi tam hatırlamıyorum, ben olay gününü mevsimsel olarak da hatırlamıyorum ancak benim seyahat ettiğim sıralar günün öğle saatlerinde idi, ben aracın plakasını da hatırlamıyorum, halk otobüsü olduğu için özel plaka takılmaktadır, ---- ve------kardeştirler, kendilerinde 4-5 tane araç vardır, aracın kime ait olduğunu bilmiyorum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. ' şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava , davacı sigorta şirketinin, davalı malik/işleten şirket adına kayıtlı dava dışı sürücü---- sevk ve idaresindeki --- plakalı ----- otobüsünün karıştığı/sebep olduğu yaralanmalı trafik kazası sonucunda zarar gören dava dışı kişiye (------) yaptığı ödemenin; ZMMS Genel Şartlarının B.4-f fıkrası uyarınca araç sürücüsünün olay yerini terk etmesine bağlı olarak 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri ve genel şartlar gereğince malik/işletenden ve sürücüden tahsili için başlatılan -----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına karşı yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında davalı yönünden açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince işbu davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek mevcut ve toplanan deliller nezdinde tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
Davanın temel yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: █████/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: █████/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:█████/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:█████/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde“ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK'nin 61.maddesi gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde sigortalısı araç malikine/işletene rücu nedeni olarak; ZMMS genel şartları B.4-f maddesi uyarınca, sigortalı araç sürücüsünün, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesine dayanmaktadır. Bu anlamda taraflar arasındaki uyuşmazlık temelde sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk edip etmediği ve bu kapsamda gerçekleşen rizikonun ve üçüncü kişiye ödenen zararın, sigortalı davalı işletenden rücuen tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.Sigortacının sigortalısına rücu hakkı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.6102 Sayılı TTK'nin 1409/2 maddesinde de ''Sigortacı ,sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.' düzenlemesi bulunmaktadır.
01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde ise "Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir.
Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:
a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,
b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,
c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,
ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,
d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,
e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,
f) Bedeni Hasara Neden Olan Trafik Kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,
Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Yukarıda rücu sebepleri arasında sayılan hususlardan olayımızı ilgilendirme ihtimali bulunanlar koyulaştırılmış durumdadır.Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince; █████/2021 tarihinde davalının malik işleteni olduğu dava dışı----- sevk ve idaresindeki ---- plakalı aracın ------ otobüsü olarak çalıştığı, otobüsün ----- durağında yolcu indirilmesi sırasında dava dışı yolcu ------ isimli kişinin geçici ve kalıcı maluliyet geçirecek şekilde yaralandığı özellikle ceza dosyası içeriği ve tüm kapsamından kesin olarak anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından kaza tarihinde otobüsün ZMMS sigortacısı olarak zarar gören üçüncü kişiye 300.000,00 TL ödeme yapıldığı da bedihidir. Davacı şirket tarafından ZMMS genel şartları B.4-f maddesi uyarınca, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle sözleşmenin tarafı olan davalıya rücu ettiği anlaşılmıştır. Mahkememizce bu kabulden hareketle taraf vekillerinin gösterdiği tüm deliller toplanmış ve resen getirtilmesi gereken bilgi, belge ve deliller de dosyaya kazandırılmıştır. Somut olayda davalının aracının kaza tarihi itibarıyla davacı sigorta şirketine ZMMS (trafik) sigortalı olduğu ve davacının dava dışı zarar görenlere tazminat ödemesi yaptığı ve tazminat miktarının da sabit olduğu tartışmasız bir gerçektir. Dava konusu olaya ilişkin olarak----. Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas ve---- Karar sayılı ilamına göre sürücü ----- TCK 89/1 maddesi gereğince taksirle bir kişinin yaralanmasına sebep olmak suçundan cezalandırıldığı ve hükmün █████/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Yargıtay ---- HD'nin ---- esas, ----- karar sayılı emsal kararında da belirtildiği üzere 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri nedeniyle maddi hasarlı trafik kazası sonucu zarar gören hak sahiplerine ödemede bulunan zorunlu trafik sigortacısının, kendi akidi olan sigortalısına karşı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4 maddesine göre olay yerini terk nedeniyle rücu davası açabileceği, rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükünün ise sigortalıda olduğu, sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4. maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacağı, somut olayda buna ilişkin bir savunma ve delil sunulmadığı gibi olaya ilişkin ---- Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas ve ------ Karar sayılı kesinleşen ilamına göre maddi olay ve olgular da kesinleşmiş durumdadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince, hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de ceza mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden ceza mahkemesi kararları ile bağlı olup ceza mahkmesi kararları taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2008 Tarih, ------ Kararı) Bu durumda ceza mahkemesince kabul edilen olayın meydana geliş biçimi ile ilgili maddi olgular hukuk mahkemesi içinde bağlayıcı olduğundan sürücünün kazaya karıştığı/ sebebiyet verdiği ve akabinde olay yerini terk ettiği konusunda bir tereddüt yoktur. Mamafih, davalı vekili tarafından sürücü tarafından kazanın olduğunun fark edilmediği, olayın üç gün sonra öğrenildiği, olay yerinin bilerek ve isteyerek terk edilmesinin söz konusu olmadığı ileri sürülse de; ceza dosyası içeriğinde bulunan bilirkişi kusur raporu ve işbu raporun kamera görüntülerine dayanması karşısında toplu taşıma işi yapan bir sürücünün yolcu inmeden hareket ettiği, herkesçe bilindiği üzere otobüs şoförünün aynalardan kapıları kontrol etmeden ve tüm yolcular inmeden hareket etmeyeceği, nitekim yolcu tam olarak inmeden hareket ettiği ve zarara sebebiyet verdiği gibi kendi kusuru gereği otobüsten düşen yolcuya rağmen yoluna umarsızca devam ettiği değerlendirilmiştir. (HMK,187/2,198) Bütün bunlara göre esasen davacı tarafından gösteriler zarar gören kişinin tanık olarak dinlenmesinin bir anlamı ve uyuşmazlığın çözümüne katkısı olmadığı gibi dinlenen tanık beyanlarının da yukarıda açıklanan ilkeler ve ispat kuralı gereği ulaşılan sonuca hiçbir etkisi görülmemiştir. Böylece tazminatı gerektiren işbu olayda araç sürücüsü genel şartlarda gösterilen sebepler dışında olay/kaza yerini terk ettiğinden sigortacı davacının üçüncü kişilere zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde ödediği tazminatı sözleşmenin tarafı (akidi) olan sigorta ettirene rücu edebilecektir. Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. ZMMS genel şartlarının B.4 maddesinde de teminat harici olan hususlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi de; olayda olduğu gibi sürücünün tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi hususudur. Somut olayda gerçekleşen bu durumun Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya B.4/f fıkrası gereğince rücu sebebi olduğu, davalının icra takibine yaptığı itirazda; haksız eyleme, doğan zarara, yapılan ödeme miktarına ilişkin somut bir itirazı bulunmadığı anlaşılmakla ödemenin kazaya bağlı başvuru ve resmi belge niteliğindeki belgelere dayanması, zararın ve ödemenin sabit olması, olayda kusur tartışması bulunmaması bir yana Mahkememizce de kusur yönünden benimsenen ceza dosyası içeriğine göre sürücünün tam ve asli kusurlu oluşu karşısında rücu koşullarının her yönüyle oluştuğu ve böylece davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde davasını ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi nazarında poliçe limiti, faiz tür ve oranı ile rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin dava konusu zarar nedeniyle üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin de ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekeceğinden (Yargıtay -----. HD █████/2016 tarih ve ------ - ödeme tarihinden itibaren tarafların tacir sıfatlarına göre avans faizi uygulanması hususu ile her halde takipte işletilen faiz miktarının dava dilekçesindeki sınırlandırılan ve harçlandırılan miktar doğrultusunda denetlenmesi ve gözetilmesi sonucunda davanın kabulü ile davalı-borçlunu---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaliyle icra takibinin asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmesi gerekmiştir. AY. 9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6, KTK. 3,83, 84, 85, 86, 88, 91,95/2, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1 ve B.4- f maddesi, TBK, 49, 50/1, 51/1 74/1 117/1,2, TTK,16/1, 18/2, 1401 vd,1409, 1459, 1461,1463, 1483 vd, İİK, 67, HMK, 25, 27,29, 30, 31, 33, 146, 187/1-2, 190, 194,198,)
2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacına göre yapılan inceleme sonucunda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın KABULÜNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun, ----- İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaliyle icra takibinin asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.893,54 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 3.870,88 TL peşin harç ile icra dosyasına yatırılan 1.602,51 TL harcın mahsubuyla bakiye 16.420,15‬ TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 3.870,88 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 596,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.955,78 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen toplam 51.280,44 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!