Anahtar kelimeler: Talebiplerinin Nakden Malen Sicili İstemli Ödenmek Ttk Açmış Vermiş Paylarının

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı dava dilekçesiyle özetle; açmış oldukları davanın kabulü ile TTK m.531 uyarınca davalı ----- ŞİRKETİ 'nin feshedilerek tasfiyesine karar verilmesini ve yargılama neticesinde mahkemece fesih talebiplerinin uygun görülmemesi halinde, TTK m.531/2 uyarınca davalıların paylarının nakden veya malen ödenmek suretiyle davalıların ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmiş bir kısım davalılar vermiş oldukları dilekçeler ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce; ------ Ticaret Sicili Müdürlüğü'nden dava konusu şirketin tüm ticaret sicil kayıtları ile ------ Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı şirketin vergi kayıtları celp edilerek incelenmiştir.Dava, ----- ŞİRKETİ'nin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Davacılar vekili mahkememizin ----- Esas sayılı dosyasında, davalı ----- ŞİRKETİ'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı şirket ile birlikte yukarıda isimleri yazılı olan şirket ortaklarına da husumet yöneltmiştir.
Mahkememizin ------ Esas sayılı dosyasından verilen █████/2025 tarihli ara kararı doğrultusunda dava konusu şirket haricinde davalı olarak gösterilen gerçek kişiler yönünden dosyanın tefrikine karar verilmiş ve yeni esasa kayıt edilmiştir.Niteliği gereği davanın, münhasıran ilgili şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, şirket tüzel kişiliği dışında, şirket ortağı veya üçüncü şahısara husumet yöneltilmesi doğru değildir. Bu şekilde bir dava açılması halinde davanın pasif husumet ehliyeti olmadığından reddi gerekir.
Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulü hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûlü bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur.
Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
Somut olayda davacı tarafça fesih ve tasfiyesi istenilen şirketin davalı olarak gösterilmesi gerekmekte olup, davacı tarafça şirket yanında şirket hissedarlarına da husumet yöneltilerek dava açıldığı anlaşılmakla, diğer şirket ortaklarının davada pasif husumeti olmadığından gereksiz yere dava ve duruşmalara gelip gitmeleri usul ekonomisine aykırı olduğundan, bu davalılar yönünden verilen tefrik kararı gereği dava bu esasa kaydedilmiş yukarıda anlatılan gerekçelerle de davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Ayrıntıları ve gerekçesi yukarıda belirtildiği gibi;
1- Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Yasasına göre alınması gerekli 615,40 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kendilerini vekille temsil ettiren davalılar------- için karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 3/2 ve 7/2 md. uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalılara ödenmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!