Anahtar kelimeler: Veznesindeki Atıldığını Mahsus Aşağı Ekli Kambiyo İmzanın Başlandığını İmzaların Sunduğu

T.C.
İSTANBUL6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi TespitDAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... 19.İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasıyla müvekkili olduğu şirketin aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığını, ihtiyati haciz kararı alındığını, söz konusu dosyada ekli takip dayanağı kambiyo evrakı taraflarınca incelendiğinde imzanın müvekkili şirkete ait olmadığını sahte imza atıldığını ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, müvekkili adına sunduğu imzaların değerlendirilmesini, icra takibine ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmesini, davacının borçlu olmadığının tespitini, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bu nedenle davanın reddini, çekler üzerindeki ciro silsilesinin düzgün olduğunu, müvekkilinin çeklere takip yetkisini olduğunu, çeklerdeki cirantalar ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını iddia ettiğini davacının borçtan kurtulmak amacıyla çeki şirket yetkilisi olmayan birine imzalattığını, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını bu hususta ara karar tayin edilmesini, davacı tarafça teminat yatırılmadığını, ve icra veznesine davacı tarafça yatırılan bir borç ödemesi bulunmadığını, ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, Davacının en az %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Dava, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 19.İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, ticari defter kayıtları, ticari sicil kayıtları, çek aslı, imza örnekleri delil olarak değerlendirilmiştir.Uyuşmazlığın niteliği ile HMK'nın 200. maddesi uyarınca itibariyle taraf vekillerinin tanık dinletme taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.HMK'nın 171 ve 211. Maddeleri uyarınca davacı şirket yetkilisi ...'a ''Belirlenen gün ve saatte duruşmada hazır bulunmanız gerekmekte olup ekteki çekteki imzaya ilişkin beyanınızın alınacağı, geçerli ve haklı bir mazeretiniz olmaksızın duruşmaya katılmamanız halinde ise çekteki imzanın sizden sadır olduğunun kabul edileceği hususu tebliğ ve ihtar olunur'' şeklinde meşruhatı bulunan isticvap davetiyesinin usulüne uygun şekilde davacı şirket yetkilisine tebliğ edildiği, ancak davacı şirket yetkilisinin isticvaba ilişkin talimat duruşmasına mazeretsiz olarak katılmadığı anlaşılmakla dava konusu ... 19. İcra Dairesinin... takip sayılı dosyasında takip dayanağı çekte yer alan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'dan sadır olduğunun kabul edilmiş sayılmasına karar verilmiştir.Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).TMK'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir (Yargıtay HGK'nın █████/2006 tarih ve ... E., ...K. sayılı ilamı).Yukarıda yer verilen ilkeler ve bilgiler ışığında dava dilekçesi, cevap dilekçesi yazı cevapları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; █████/2025 tarihli celsenin 5 numaralı ara kararı ile HMK'nın 171 ve 211. maddeleri uyarınca davacı şirket yetkilisinin isticvabı amacıyla ilgiliye çek sureti ekli duruşma gün ve saatini bildirir meşruhatlı davetiye tebliğine karar verildiği ve HMK'nın 171 ve 211. Maddeleri uyarınca davacı şirket yetkilisi ...'a ''Belirlenen gün ve saatte duruşmada hazır bulunmanız gerekmekte olup ekteki çekteki imzaya ilişkin beyanınızın alınacağı, geçerli ve haklı bir mazeretiniz olmaksızın duruşmaya katılmamanız halinde ise çekteki imzanın sizden sadır olduğunun kabul edileceği hususu tebliğ ve ihtar olunur'' şeklinde meşruhatı bulunan isticvap davetiyesinin usulüne uygun şekilde davacı şirket yetkilisine tebliğ edildiği, ancak davacı şirket yetkilisinin isticvaba ilişkin talimat duruşmasına mazeretsiz olarak katılmadığı anlaşılmakla dava konusu ... 19. İcra Dairesinin... takip sayılı dosyasında takip dayanağı çekte yer alan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'dan sadır olduğunun kabul edilmiş sayılmasına, karar verilmiş olup, huzurdaki davada davacı tarafça dava dilekçesinde yalnızca dava konusu çekte davacı şirket yetkilisi adına atılı bulunan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olmadığı vakıasına dayanıldığı, davacı şirket yetkilisinin isticvabı amacıyla talimat yazıldığı, talimat dosyasının incelenmesinde usulüne uygun meşruhat içermesine ve usulüne uygun şekilde davacı şirket yetkilisi ...'a tebliğ edilmesine rağmen davacı şirket yetkilisinin mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığı tespit edildiğinden HMK'nın 171 ve 211. Maddeleri uyarınca dava konusu ... 19. İcra Dairesinin ...takip sayılı dosyasında takip dayanağı çekte yer alan imzanın davacı şirket yetkilisi ...'dan sadır olduğu değerlendirilerek, davacı tarafça menfi tespit talebine ilişkin başkaca vakıaya da dayanılmadığı gözetilerek davanın reddine, karar verilmiştir.İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması nedenleriyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü ile 316.428,08-TL'nin %20'si oranında 63.285,61-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,3-Davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği kabulü 316.428,08-TL'nin %20'si oranında 63.285,61-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 5.403,81-TL peşin harcın mahsubu ile artan 4.788,41-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 50.628,49-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,7-İstanbul Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,8-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*