Anahtar kelimeler: İtirazname Serik Mahsuba İnceleyen Süreç Cezasıyla Sayı İstismarı Dosyayı Hukukî
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İtirazname No
    : ███████████
    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 9. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza
    SAYISI
    : 63-111
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a, 103/4. ve 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 11.02.2015 tarihli ve 63-111 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.03.2024 tarih ve 7700-2168 sayı ile; ''...Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2015 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre İlk Derece Mahkemesi kararlarında temyiz süresinin bir hafta olduğu nazara alındığında; Mahkemece sanığın yüzüne karşı 11.02.2015 günü verilen hükme yönelik 16.02.2015 tarihli dilekçesinde temyiz iradesinin bulunmadığı, 16.03.2015 günlü temyiz dilekçesinin ise bir haftalık kanuni süreden sonra sunulduğu anlaşıldığından vâki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası da gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle reddine...'' karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 13.06.2024 tarih ve 265852 sayı ile; "...1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 310. maddesine göre 'Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir. Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu süre tebliğ tarihinden başlar'. Sanığın yüzüne karşı █████/2015 tarihinde verilen Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11.02.2015 tarih ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı hükmüne yönelik sanığın 'Mahkemeniz tarafından yedi yıl altı aylık cezamın gerekçeli kararının adresime gönderilmesini saygılarımla talep ederim" cümlesini içeren 16.02.2015 tarihli dilekçesi mahkemeye sunulmuştur. Dilekçede, sanığın hükmü temyiz ettiğine dair bir ifadeye açıkça yer verilmemiş ise de hükmü veren Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi tarafından dilekçenin 'Temyiz Defterine Kaydedilmek' üzere havale edildiği görülmektedir. Böylece hükmü veren hâkim tarafından dilekçe sahibinin temyiz iradesinin tespit edildiği ve aynı zamanda dilekçenin tutanak olarak onaylandığı belgelenmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 310. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmiştir. Bu nedenle, sanığın temyiz talebinin reddine dair karar hukuka aykırıdır.
    Öte yandan ilk derece mahkemesinin 11.02.2015 tarihli duruşma tutanağında ve gerekçeli kararında sanığın '... yüzüne karşı açıklanan kararın tefhim tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması ve beyanın tutanağa geçirilmesi' suretiyle hükmün temyiz edilebileceği belirtilerek sanığın yanıltılmış olması sebebiyle sanığın gerekçeli kararın tebliğinden sonra mahkemeye sunduğu 16.03.2015 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinin de süresinde verilmiş olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir...'' görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 17.12.2024 tarih ve 5233-11108 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar;
    1-Sanık tarafından 16.02.2015 tarihinde dosyaya sunulan dilekçenin temyiz iradesi taşıyıp taşımadığının,
    2- Taşımadığına karar verilmesi hâlinde mahkeme tarafından tefhim edilen hükmün sonunda yer verilen "...katılan sanıklar, katılan ile katılan vekilinin yüzüne karşı açıklanan kararın tefhim tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması ve beyanın tutanağa geçirilmesi sureti ile sanık ...'a verilen hapis cezası hükmü yönünden yargıtay temyiz yasa yolu açık...olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." ibarelerinin sanığı temyiz hakkının kullanımı hususunda yanıltıp yanıltmadığı ve sanık tarafından buna bağlı olarak 16.03.2015 tarihinde sunulan ikinci dilekçenin süresinde ve geçerli kabul edilip edilemeyeceğinin,
    Belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan Serik 2. Asliye Ceza Mahkemesince 11.02.2015 tarihinde 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla mahkûmiyetine karar verildiği, hükmün hazır bulunan sanığın yüzüne okunduğu ve temyiz hakkının kullanılma şartlarıyla ilgili bölümde ''tefhim ve tebliğ'' ifadelerine birlikte yer verildiği,
    Sanığın 16.02.2015 tarihinde ilk dilekçesini dosyaya sunduğu, hakim tarafından temyiz defterine kaydedildiği anlaşılan dilekçede yalnızca ''Gerekçeli Karar H.K. Mahkemeniz tarafından yedi yıl altı aylık cezamın gerekçeli kararının adresime gönderilmesini saygılarımla talep ederim'' ifadelerinin yer aldığı,
    Sanığın, gerekçeli kararın kendisine tebliği üzerine 16.03.2015 tarihinde dosyaya sunduğu ikinci dilekçesinde ise ''temyiz dilekçemdir'' ifadesinden sonra şüpheden sanık yararlanır ilkesine uyulmadığı, mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığı ve eksik incelemeyle karar verildiği şeklindeki gerekçelere yer verildiği,
    Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.03.2024 tarih ve 7700-2168 sayı ile; sanık tarafından dosyaya sunulan 16.02.2015 tarihli ilk dilekçenin temyiz iradesi taşımadığı, 16.03.2015 tarihli ikinci dilekçenin ise yasal süresinden sonra sunulduğu gerekçeleri ile sanığın temyiz talebinin reddine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.06.2024 tarih ve 265852 sayı ile; sanığın 16.02.2015 tarihli ilk dilekçesinin temyiz iradesi taşıdığının kabulünün gerektiği, kaldı ki hükmün, temyiz hakkının kullanılmasının şartlarının bildirildiği bölümünde temyiz süresinin başlangıcı ile ilgili olarak sanığın yanıltıldığı, bu nedenle 16.03.2015 tarihli ikinci temyiz dilekçesinin süresinde verildiği kabul edilerek temyiz isteminin değerlendirilmesi gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    V. GEREKÇE
    1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler
    Olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 310. maddesine göre iki şartın varlığı gereklidir. Bunlardan ilki istek, ikincisi ise süre şartıdır.
    Karar tarihi itibariyle uygulanması gereken CMUK'nın "Temyiz istidası ve ihtiva edeceği noktalar" başlığını taşıyan 313. maddesi;
    "Temyiz eden taraf hükmün hangi cihetine itiraz ve neden dolayı bozulmasını taleb etmekte olduğunu temyiz istidasında veya beyanında veyahut layihasında gösterir.
    Temyiz için istinad edilen sebeplerde muhakeme usulüne müteallik hukuki bir kaideye mi yoksa kanuni diğer hükümlere mi, muhalefet etmiş olmasından dolayı itiraz olunduğu gösterilir. Birinci hâlde kanuna muhalif olan vak’alar izah olunur." şeklinde düzenlenmiştir.
    CMUK’un, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince uygulanması gereken 310. maddesinde, temyiz isteminin yüze karşı verilen kararlarda hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla olacağı, bu takdirde, beyanın tutanağa geçirilerek hâkime tasdik ettirileceği, yoklukta verilen kararlarda ise temyiz süresinin tebliğle başlayacağı belirtilmiştir.
    Ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 04.06.1984 tarihli ve 2-196 sayılı kararında yer verildiği üzere, ilgili kişinin yüzüne karşı verilen bir hükme yönelik yasal temyiz süresi, tefhimle birlikte başlamakta olup sonradan yapılan karar tebliği, temyiz süresini yeniden başlatmayacaktır. Ancak, tefhim ile birlikte temyiz süresinin işlemeye başlaması için kanun yolu bildiriminin Kanun'un öngördüğü şekilde ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde yapılması gerekmektedir.
    2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2. maddesinde;
    "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." hükmüne yer verilmiş,
    Bu düzenlemeye paralel olarak CMK’nın 34/2. maddesinde;
    "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.",
    231/2. maddesinde;
    "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.",
    232/6. maddesinde ise;
    "Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve mercinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.",
    Şeklindeki emredici düzenlemeler yer almıştır. Anayasa’nın 40/2. maddesi ile CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça belirtilmesi zorunludur. Bu bildirimlerdeki temel amaç tarafların başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması ve bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Yanılgılı bildirim nedeniyle temyiz hakkının etkin kullanılmasının engellendiği hâllerde temyiz isteminde bulunanın bu yanılgısından faydalanması gerektiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
    Öte yandan mahkemeye erişim hakkı bağlamında kanun yoluna etkin başvuru imkanından faydalanabilmek, adil yargılanma hakkı kapsamında teminat altına alınmış temel haklardandır (Anayasa madde 36, İHAS madde 6, Ek Protokol madde 7). Genel olarak teminatın kapsamının, bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkûm edilen her kişinin, mahkûmiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olması oluşturur. Bu minvalde kanun yoluna etkin başvuru hakkının kısıtlanmasına ilişkin hükümlerin geniş yorumlanamayacağı da kabul edilmelidir.
    2. Hukuki Değerlendirme
    Sanığın süresi içerisinde dosyaya sunduğu 16.02.2015 tarihli "Mahkemeniz tarafından yedi yıl altı aylık cezamın gerekçeli kararının adresime gönderilmesini saygılarımla talep ederim" şeklindeki dilekçenin, Yerel Mahkemece cezalandırılmasına ilişkin verilen kararın gerekçesinin kendisine tebliğ edilmesine ilişkin olup bu hâli ile bir temyiz davasının varlığının şartlarından olan kanun yoluna başvurulmasına dair 'istek' şartını barındırmadığı, bu nedenle de temyiz iradesini taşıdığının kabulünün mümkün olmadığı açıktır. Ancak, sanığın yüzüne karşı tefhim olunan hükmün temyiz hakkının kullanılma yöntem ve koşullarının açıklandığı son bölümünde "...katılan sanıklar, katılan ile katılan vekilinin yüzüne karşı açıklanan kararın tefhim tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması ve beyanın tutanağa geçirilmesi sureti ile sanık ...'a verilen hapis cezası hükmü yönünden yargıtay temyiz yasa yolu açık...olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı." ifadelerine yer verilen kanun yolu bildiriminin, tefhim ve tebliğ ifadeleri birlikte kullanılmak suretiyle temyiz süresinin ne zaman başlayacağı hususunda sanığı yanıltabilecek şekilde yapıldığı, sanığın 16.03.2015 tarihinde kendisine tebliğ edilen kararı aynı gün gerekçeli dilekçe ile temyiz ettiğinin anlaşılması ve temyiz hakkının kullanılabileceği süreye ilişkin yapılan hatalı bildirimin temyiz süresini başlatmayacağı hususları hep birlikte dikkate alındığında, sanığın 16.02.20 15... .03.2015 tarihli dilekçelerinin ''istek ve süre'' koşullarını karşılayabilecek nitelikte geçerli birer temyiz talebi içerdiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2-Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 13.03.2024 tarihli ve 7700-2168 sayılı ret kararının KALDIRILMASINA,
    3-Dosyanın, temyiz denetimi yapılması için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!