Anahtar kelimeler: Celselerin Akhisar Celse Yaşından Müteakip Kapalı Süreç Sayı İstismarı Hukukî
Ceza Genel Kurulu         ███████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 9. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 1127-843
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Akhisar Ağır Ceza Mahkemesince verilen 08.09.2016 tarihli ve 428-299 sayılı hükmün, katılan mağdure vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 09.02.2017 tarih ve 50-273 sayı ile; "28.04.2016 celse itibariyle, sanıkların18 yaşından büyük oldukları ve duruşmaların kapalı yapılmasına dair herhangi bir karar alınmadan duruşmanın kapalı olarak yapılıp müteakip celselerin açık mı kapalı mı yapıldığı belirtilmemesi suretiyle CMK'nın 289/1-f maddesine aykırı davranılması,
    Kabule göre de;
    ...raporlar arasında çelişki oluştuğundan mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, bozulmuş ise hangi sanığın eylemi ile yada her ikisinin eylemi ile mi bozulduğu konusunda Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun15/f maddesi gereğince Adi Tıp Genel Kurulundan mütalaa alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozmaya uyan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesince 26.09.2017 tarih ve 79-218 sayı ile; sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin hükmün, katılan mağdure vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 19.04.2018 tarih ve 4-825 sayı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/2, 103/6, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 12... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
    Bu hükmün de katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 12.03.2019 tarih ve 8002-8133 sayı ile; "...Adli Tıp Genel Kurulunun 06.04.2017 tarihli raporunda mağdurda olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan (kaçınma ile giden travma sonrası stres bozukluğu) denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği, bu duruma ...'ın █████ 12... .07.2014-███████ tarihlerinde mağduru bulunduğu sanık ... ...’ın cinsel eylemlerine bağlı ruh sağlığının bozulduğu, sanık ...’nin cinsel eylemlerinin ise ruh sağlığındaki bozukluğu arttırdığının bildirilmesi karşısında, sanık ...'nın eyleminin mağdurenin ruh sağlığını ayrıca bozmadığı anlaşıldığından, hakkında 5237 sayılı TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde anılan maddenin tatbiki suretiyle cezanın arttırılması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 13.06.2019 tarih ve 1127-843 sayı ile; "...Kanun koyucu beden veya ruh sağlığındaki bozulmanın derecesini, az veya çok olmasını yada kalıcılığını aramamıştır. Kanun koyucu tarafından söz konusu bu kriterler aranmış olsaydı o takdirde Akıl hastası olan mağdurlara yönelik olarak gerçekleştirilen cinsel istismar eylemlerinden dolayı ruh sağlıklarında bir bozulma olmayacağı yada bir olay nedeniyle ruh sağlığı bozulan mağdurlara yönelik sonradan yapılan cinsel istismar eylemleri ile de mağdurların ruh sağlığında bir bozulma olmayacağı sonucu çıkacak olup, bu husus bu zamana kadar yapılan Yargıtay uygulama ve kararlarına tamamen terstir.
    Adli Tıp Genel Kurulu 06.04.2017 tarihli raporunda sanık ...’nin cinsel istismar eylemlerinin mağdurenin ruh sağlığındaki bozukluğu artırdığı mütalaası dikkate alınarak sanık hakkında TCK’nun 103/6. maddesinin uygulanması suretiyle yapılan mahkememiz uygulamasının usül ve yasaya uygun olduğu," şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.12.2019 tarihli ve 84540 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.12.2021 tarih ve 11041-10140 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
    Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Katılan mağdurenin, sanık ile tanıştıktan iki üç hafta sonra buluştuklarını, sanığın, arkadaşı olarak belirttiği birinin evine gittiklerini, evde yalnız olduklarını, sohbet ettiklerini, sanığın kendisine yanaşmaya başladığını, önce yanaklarından öptüğünü, "Olmaz.'' dediği sanığın "Beni kırma.'' dediğini, sanığa karşılık verdiğini, cinsel birlikteliklerinde sanığın cinsel organını anüsünden soktuğunu, sanığın ise katılan mağdureyle eve gittiklerini, ancak aralarında ilişki yaşanmadığını savunduğu,
    06.04.2017 tarihinde Adli Tıp Genel Kurulunca düzenlenen raporda; katılan mağdurede olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan travma sonrası stres bozukluğunun tespit edildiği, bu duruma göre; █████ 12... .07.2014-███████ tarihlerinde mağduru bulunduğu inceleme dışı sanık ...'nin cinsel eylemlerine bağlı ruh sağlığının bozulduğunun, sanığın cinsel eylemlerinin ise ruh sağlığındaki bozukluğu artırdığının mütalaa edildiği anlaşılmaktadır.
    IV. GEREKÇE
    1- İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 02.11.2022 tarihli ve 584-683 sayılı kararında açıklandığı üzere;
    TCK'da beden veya ruh sağlığının bozulması kavramlarının tanımına yer verilmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 26.02.2009 tarihli ve 96-34 sayılı kararında da belirtildiği üzere; kanun koyucu burada, mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlini cinsel istismar suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli olarak öngörmüş ve bu kavramın her somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesini ise uygulamaya bırakmıştır. Beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusu, mağdurların yaşı, bedensel gelişim derecesi, ruhsal, sosyal ve kültürel yapılarına göre göreceli bir nitelik taşıdığından, söz konusu durumun her somut olayda ilgili uzmanların raporlarıyla ortaya konulması gerekmektedir.
    Fakat özellikle belirtilmelidir ki, cinsel istismar oluşturan eylemin doğal olarak belli oranda ruh veya beden sağlığını da etkileyeceğinde kuşku yoktur. Bu netice mağdurun psişik hâli ile ilgili olabileceği gibi çevresel etkilerden de neş'et edebilir. Oysa normun altıncı fıkrasında öngörülen fiile bağlı netice sebebiyle ağırlaşmış hâlin gerçekleştiğinin kabulü için; cinsel istismar oluşturan eylem nedeniyle ruh veya beden sağlığının etkilenmesi yeterli olmadığı gibi beden veya ruh sağlığının münhasıran sanığın cinsel istismar oluşturan eyleminin neticesinde bozulmuş olması aranmalıdır.
    2- Hukuki Nitelendirme
    Sanığın katılan mağdureyle organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdiğine dair bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla bir isabetsizlik bulunmayan olayda;
    Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunda sanığın eylemiyle mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın arttığı mütalaa edilmiştir. Buna karşılık sanık ve inceleme dışı sanık ...'nin her birinin ayrı ayrı eylemlerinin mağdurenin ruh sağlığını müstakilen bozduğu yönünde bir tespit yapılmamıştır. Raporda sözü edilen ruh sağlığındaki bozulmayı artırma olgusu etkilenme mahiyetinde olup, TCK'nın 103/6. maddesinde bu husus cezayı ağırlaştıran bir nitelikli hâl olarak ayrıca düzenlenmemiştir. Dolayısıyla bu durumun sanığın aleyhine değerlendirilerek tek başına söz konusu neticeyi meydana getirmiş gibi yorumlanması Anayasa'nın 38 ve TCK'nın 2. maddesinde düzenlenen suçta ve cezada kanunîlik ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Açıklanan nedenlerle sanığın eylemi nedeniyle katılan mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu hususunun şüphede kalması ve bu şüphenin lehe değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, ancak ortaya çıkan zararın aynı Kanun'un 61. maddesi uyarınca cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi sırasında dikkate alınması gerektiği kabul edilmelidir.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 13.06.2019 tarihli ve 1127-843 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanık hakkında TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca bozma kararının içeriği doğrultusunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!