Anahtar kelimeler: Savrulması Çarpmanın Ağaca Önde Dönerek Sola Ktk Etkisiyle Durması Çarparak

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptaliDAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;İSTEM
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 05.10.2017 Tarihli kaza tespit tutanağına göre; ... plakalı araç ile .... caddesi istikametine doğru seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek sola doğru savrulması sonucu önde bulunan yaya kaldırımı üzerindeki ağaca çarparak çarpmanın çarpmanın etkisiyle dönerek durması sonucu maddi hasarlı/yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, sürücünün KTK 52/1-a ve KTK 48. maddesini ihlal ettiğinin bildirildiğini, raporun sonuç ve kanaat kısmında işbu kazanın oluşumunda trafik sigortalı araç sürücüsü ....'ün %100 kusurlu olduğunun belirtildiğini, şu hususu da belirtmek gerekir ki, araç sürücüsü alkollü olduğundan dolayı Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyada trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ötürü yargılanmıştır. yapılan yargılamada sürücü ...'ün 1,19 promil alkol aldığının tespit edilmiş ve ... karar sayılı ilam ile cezalandırıldığını, işbu kaza sonucu 10/... nolu hasar dosyası oluşturulduğunu, ZMSS kapsamında zarar gören üçüncü kişilerin zararının karşılanması maksadı ile yaralanan yolcu ...'e 32.141,63 TL ödeme yapıldığını, yapılan tazminat ödemesi asgari ücret üzerinden hesaplandığından ve yaralının aldığı maaşa göre hesaplama yapılması gerektiğinden dolayı ek olarak 40.378,42 TL daha ödeme yapıldığını, davalı araç maliki olduğundan dolayı sürücü ile birlikte doğan zarardan sorumlu olduğunu, sigorta tazminatını ödediğinde sigortalının halefi yerine geçtiğinden dolayı ödediği tutarların rücuen iadesini isteme hakkına haiz olduğunu, ZMSS kapsamında müvekkil şirket tarafından sigortalanan aracın trafik kazası sonucu gereken zararları karşılamış olduğunu, sigortalının kusurlu olması halinde sigorta şirketinin yapılan ödemeyi rücu edebilmesinin mümkün olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulünü, davalı/borçlu tarafından Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyada yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptalini ve takibin kaldığı yerden devamını, davalı/borçlu aleyhine, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.YANIT
:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Türk Borçlar Kanunu Ve Karayolları Trafik Kanunu gereğince; trafik kazalarından kaynaklanan maddi zararlara ilişkin tazminat taleplerinin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu kaza tarihinin 05.10.2017 olmakla birlikte davanın zamanaşımına uğradığını, davanın Büyükçekmece İcra Müdürlüğü dosyasındaki itirazın iptaline ilişkin olduğunu, yetkili mahkemenin Büyükçekmece mahkemeleri olmakla davanın yetkisiz mahkemede açılması sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili ile araç sürücüsü arasında kira ilişkisi bulunmakta olup meydana gelen kazada müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davanın araç sürücüsü ...'e ihbar edilmesi gerektiğini, müvekkiline ait aracın sigortalı olmakla birlikte akdedilen poliçe gereğince tüm sorumluluğun ... Sigorta Anonim Şirketi’nde olduğunu, hiçbir şekilde kabul etmemek kaydıyla şayet sorumlu olduğu düşünülse dahi müvekkilinin yalnızca araç sahibi olduğunu, araç işleteninin ... olduğunu, kaza tespit tutanağında kusur oranı belirlenmişse de gerçek kusurun tespit edilebilmesi için uzman bilirkişi tarafından kusur tespiti yapılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın araç sürücü ve işleteni durumunda olan doğukan ergün'e ihbar edilmesini, dava zamanaşımına uğradığından ve yetkili mahkemede açılmadığından davanın öncelikle usulden reddini, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.KANITLAR VE GEREKÇE
:-Dava, davacının ZMMS kapsamında sigortacısı, davalının maliki olduğu ... plakalı aracın dava dışı ...'e çarparak tek taraflı yaralamalı trafik kazasına sebebiyet verdiği, kaza anında davalıya ait araç sürücüsünü alkollü olduğu i,ddiası ile dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedelin rücuen tazminat istemine dayanılarak davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.-Mahkememizce hasar dosyası, icra dosyası, KABİS kayıtları ve kazaya ilişkin tutanaklar celp edilerek dosya arasına alınmış, taraf delilleri toplanmıştır.-2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.-İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).-Dava konusu uyuşmazlıkta çözümlenmesi gereken hukuki sorun, davalı araç malikinin dava konusu trafik kazası nedeniyle dava dışı 3. Kişilere ZMMS poliçesi uyarınca ödenen tazminattan sorumlu olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.-Sigortacının rücu hakkı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir.-Sigorta ettirene ödeme yapan sigorta şirketi halefi olarak zarar görenlerden ödediği tazminatı rücuen tahsilini talep edebilir. Rücu edilebilecek tazminat tutarı sigortalıya ödenen miktar olmayıp ancak zarar görenin gerçek zararı kadardır. Yine rücu edilebilecek tazminat miktarı tayin edilirken zarara sebep olanın kusuru da nazara alınmalıdır.-Hangi hâllerin sigortalıya rücu hakkı vereceği Genel Şartlar’ın “Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve İşletene Rücu Hakkı” başlıklı B.4. maddesinde düzenlenmiş ve bu madde ile de sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Bu maddede sayılan durumlardan herhangi biri mevcut değilse, sigorta şirketi rizikonun gerçekleşmesi sonucu meydana gelen zarara kendi katlanmak durumundadır.-2918 sayılı KTK'nın 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.-Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.-Öte yandan, davaya konu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak verildiği kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.-Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.d. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nın 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersizdir. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.-O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü, TTK'nın 1409. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.-Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir (YHGK 23.10.2002 gün ve ███████-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve ███████-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve ███████-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ve ███████-624-713; YHGK 10.12.2014 gün ve ███████-1199 E. █████████ K. sayılı ilamları).-Mahkememizce █████/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında dava dışı üçüncü kişiye ödenen b edelin dava konusu kazada meydana gelen yaralamaya, dönem asgari ücretine uygun olarak hesaplanıp hesaplanmadığı, dava konusu kazadaki kusur durumunun tespiti ve kazanın münhasıran alkol etkisinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi amacıyla, bir adli trafik, bir aktüerya ve bir nörolog bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek rapor alınmasına karar verilmiştir.-Yine aynı duruşmada bilirkişi delil avansı yönünden davacı vekiline kesin süre verilmiş, kesin sürenin sonuçları ilgili duruşmada ihtar edilmiştir.-Davacı tarafın kesin süre içerisinde bilirkişi delil avansını ikmal etmediği, kesin sürenin üzerinden yaklaşık 3 aylık bir sürenin geçmesi akabinde avansı ikmal ettiği görülmüştür.-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.-Bu haliyle davacı tarafın belirlenen kesin süre içerisinde eksik delil avansını ikmal etmediği, davacı tarafın rücuen tazminat talebine dayanak şartların oluşup oluşmadığı hususlarının ispat etmesi gerektiği, bu hususun şartlarının varlığının ancak teknik bilirkişilerce yapılacak inceleme sonunda tespit edilebileceği, bu hususlarının tespitinin teknik incelemeyi gerektirdiği, davacı tarafın talep ve iddialarını mevcut delillerle ispat edemediği kanaatine varıldığından, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİ ile;2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcının peşin harç olarak yatırılan 683,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye 67,70 TL harcın davacı yana iadesine,3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafça sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun .... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,7-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin (e-duruşma ortamında) ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ....e-imzalıdır