Anahtar kelimeler: İtirazname Merci İsparta Yolunun Delaletiyle Süreç Cezasıyla Sayı Eylemi Diş
Ceza Genel Kurulu         ███████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İtirazname No
    : ███████████
    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 1721-1126
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın, katılan ...'a yönelik eylemi nedeniyle taksirle yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 27/1. maddesi delaletiyle 89/1, 2-b-c, 62/1. maddeleri uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Isparta Asliye Ceza Mahkemesinin 22.12.2011 tarihli ve 206-659 sayılı kararına yönelik katılanlar vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesince 11.11.2013 tarih ve 4639-25082 sayı ile karara karşı itiraz yolunun açık olduğundan bahisle dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmiş, itiraz incelemesini yapan merci Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesince 03.01.2014 tarihli ve ███████ D.iş sayılı kararla itirazın reddine karar verilmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiştir.
    Katılanlar vekilinin 14.02.2014 tarihinde 6216 sayılı Kanun uyarınca yapmış olduğu bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli ve █████████ sayılı kararıyla; katılan ...'ın yaşam hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için gereği yapılmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
    Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının davanın nakline dair başvurusunu değerlendiren Yargıtay 5. Ceza Dairesince 19.04.2018 tarihli ve 4100-2989 sayılı kararla davanın Elazığ Asliye Ceza Mahkemesine nakline karar verilmiştir. Nakil kararı sonrasında, Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesince 16.06.2020 tarih ve 484-202 sayı ile sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturma ihtimali sebebiyle bahisle görevsizlik kararı verilmesi sonrasında dosyanın gönderildiği Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesince 14.09.2020 tarih ve 197-133 sayı ile karşı görevsizlik kararı verilmiş, olumsuz görev uyuşmazlığını inceleyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince 01.12.2020 tarih ve 3618-1833 sayı ile Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmıştır. Yargılama yapan Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesince 07.01.2022 tarih ve 35-9 sayı ile sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1, 86/3-d-e, 87/1-d-son, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir. Yeniden yargılama sonucu verilen bu hükmün ise katılanlar vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya üzerinden inceleme yapan Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 10.03.2022 tarih ve 303-494 sayı ile; "Suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, suçun işlenmesinde kullanılan araç, mağdurun birden fazla farklı bölgesinden yaralanması ve vücudunda kemik kırığı oluşması, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı birlikte gözetildiğinde, sanık hakkında silahla kasten yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken, TCK m.86/1 uyarınca temel ceza olarak zarar ve tehlikenin ağırlığına göre alt sınırla üst sınır arasında TCK m.3/1 gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı makul ve sonuca etkili olacak şekilde bir ceza belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde temel cezanın 2 yıl olarak belirlenmesi suretiyle sanığa eksik ceza tayini" isabetsizliğinden CMK’nın 280/1 ve 289/1. maddeleri uyarınca bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
    Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince 17.06.2022 tarih ve 165-227 sayı ile sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1, 86/3-d-e, 87/1-d-son, 62/1 ve 53. ve 53/5. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, ayrıca cezanın infazından sonra işlemek üzere 4 yıl süreyle polislik hak ve yetkilerini kullanmasından yasaklanmasına dair hükme yönelik sanık müdafii ile katılanlar vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 11.10.2023 tarih ve 1721-1126 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine oy çokluğuyla karar verilmiştir. Bu kararın da katılanlar vekili ile sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.09.2024 tarih ve 703-5353 sayı ile; "Gerekçe kısmında (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.10.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri hesap hatası nedeni ile yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği bozulmasına, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesi gereği, 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesinin uygulamasına ilişkin fıkradaki '6 yıl 3 ay' ibaresinin '5 yıl 15 ay' olarak değiştirilmesi" şeklinde temyiz istemlerinin düzeltilerek esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 11.11.2024 tarih ve 111780 sayı ile;
    "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılmadan, Anayasa Mahkemesinin ihlal ve yeniden yargılama kararı, ceza ve ceza yargılaması hukukuna hakim olan kurallara aykırı olarak, bir nevi bozma kararı veya denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmesi ve yükümlülüklere uygun davranmama hâli kabul edilerek, Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yeni bir mahkumiyet hükmü kurulması CMK'nın ██████. maddesi hükmüne açıkça aykırı olduğu gibi ceza yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan 'çifte yargılama yasağı' kuralına da aykırıdır." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur.
    CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.01.2025 tarih ve 6939-44 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında 22.12.2011 tarihinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 03.01.2014 tarihinde kesinleşmesinden sonra katılanlar vekilince yapılan bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli hak ihlali ve 6216 sayılı Kanun'un 50/1-2. maddeleri uyarınca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla "yeniden yargılama" yapılması kararına istinaden; sanık hakkında yapılan yeniden yargılama sırasında, kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun biçimde kaldırılmasına veya hükmün gerekçesinde belirtilmek suretiyle kaldırılmasına karar verilmeksizin yeni bir mahkûmiyet hükmü kurulup kurulamayacağının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince sanık hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan verilen temel cezanın teşdiden uygulanması gerektiğinden bahisle CMK'nın 280/1 ve 289/1 maddeleri uyarınca hükmün bozulmasına karar verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
    IV. ÖN SORUNA DAİR DOSYADAKİ BİLGİLER
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanık hakkında Isparta 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın usulüne uygun olarak kesinleştiği,
    Katılanın bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesinin hak ihlali ve bu ihlalin usuli sonuçlarının ortadan kaldırılması için 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca davanın katılanın mahkemeye erişim hakkının sağlanması suretiyle uygun bir mahkemeye naklinde ve yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan bahisle kararın Adalet Bakanlığına gönderildiği,
    Davanın Elazığ Asliye Ceza Mahkemesine nakline ilişkin Yargıtay 5. Ceza Dairesinin kararı üzerine Elazığ Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararıyla dosyanın gönderildiği Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan TCK’nın 86/1,86/3-d-e, 87/1-d-son maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, katılanlar vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince sanık hakkında teşdiden bir ceza belirlenmesi gerekirken eksik ceza tayin edildiği gerekçesiyle CMK’nın 280/1 ve 289/1. maddeleri uyarınca bozulmasına karar verildiği,
    Bozma üzerine yapılan yargılamada sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, bu hükme yönelik istinaf isteminin esastan reddine ve temyiz üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince verilen onama kararına istinaden hükmün kesinleştiği,
    UYAP sistemi üzerinden sanık hakkında ulaşılan güncel adli sicil kaydında, hem kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın hem de kesinleşen mahkûmiyet hükmünün varlığını koruduğu,
    Anlaşılmaktadır.
    V. GEREKÇE
    A. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
    Ceza Genel Kurulunun 28.05.2025 tarihli ve 388-238 sayılı kararında da belirtildiği üzere;
    Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK m. 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz kanun yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmıştır (CMK m. 288/1, 294/2).
    Bu hâliyle bölge adliye mahkemesi hem ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı bir denetim mercii hem de denetlediği hükmün hukuka aykırı olduğunu değerlendirdiğinde, hukuka aykırılığı ortadan kaldıracak ölçüde yeniden yargılama yapacak bir ikinci/üst derece mahkemesidir. Her iki halde de ilk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olduğunda kuşku yoktur. Bu tespitlerden çıkan sonuç şudur:
    a. Bölge adliye mahkemesi kural olarak bir ıslah mahkemesidir. Yani varsa ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlerdeki tüm hukuka aykırılıkları resen belirleyerek, yeniden yapacağı yargılama ile hükmü ıslah eder. Yoksa kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamaz.
    b. İlk derece mahkemelerine göre bir üst mahkeme olması itibarıyla gerek denetim gerekse yeniden yargılama fonksiyonunu icra etsin, her halûkârda taraflar açısından başlı başına bir teminat oluşturur.
    c. Bölge adliye mahkemesi, aleyhine kural olarak bir kanun yolu öngörülmeyen ve direnilemeyen (duruşmasız/evrak üzerinden verdiği) bozma kararı ile ne tarafları bir üst mahkemede yargılanma teminatından yoksun bırakabilir ne de olay mahkemesine vicdani kanaati rağmına bir sonuca ulaşmasını amir bir müdahalede bulunabilir.
    Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:
    1. İlk derece mahkemesinin kararında CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,
    2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.
    Hükmün bozulmasına karar verilen bu hâllerde bölge adliye mahkemesi ceza dairesi, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verecektir. Bu karara karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verme yetkisi bulunmadığı gibi tarafların da kanun yoluna başvurması mümkün değildir.
    Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.
    Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir.
    Nitekim Anayasa Mahkemesi, ██████████ sayılı ... başvurusu üzerine verdiği 09.01.2025 tarihli kararında özetle; İstinaf Dairesinin CMK'da açıkça ve sınırlı sayıda yazılı bulunan hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle adil yargılama hakkının ihlâl edildiğine hükmetmiştir.
    Keza, Yargıtay Ceza Daireleri de AYM kararına konu teşkil eden benzer olay ve bozma üzerine ilk derece mahkemesince tesis edilen hükümlerin, esas itibariyle bölge adliye mahkemesi tarafından verildiği (Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli ve 6371-1851 sayılı, 9. Ceza Dairesinin 22.06.2023 tarihli ve 2981-4580 sayılı, 5. Ceza Dairesinin 18.04.2024 tarihli ve 5322-4330 sayılı, 6. Ceza Dairesinin 03.07.2024 tarihli ve 2388-8319 sayılı, 11. Ceza Dairesinin 11.03.2024 tarihli ve 6519-3057 sayılı kararları vb.) ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin kararı ile bozma üzerine verilen ilk derece mahkemesi kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu (Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 24.04.2023 tarihli ve 12734-2067 sayılı ve 20.02.2024 tarihli ve 29761-2708 sayılı kararları vb.) gerekçeleriyle temyiz başvurularını esastan incelemişlerdir.
    Diğer taraftan bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermiştir. Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir (CMK m. 3). CMK'nın 7. maddesine göre de, "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür.".
    Şu hâle göre; bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, Kanun'da açıkça sayılmayan sebeplerle verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" olduklarının kabulü gerekir.
    B. Ön Soruna Dair Hukuki Nitelendirme
    Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu vermiş olduğu ihlâl kararı sonrasında, sanık hakkında önceden verilerek kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar kaldırılmaksızın, 6216 sayılı Kanun uyarınca yeniden yargılama yapan Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesince neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan 07.01.2022 tarihli ve 35-9 sayılı mahkûmiyet hükmünün, taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine her ne kadar Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 10.03.2022 tarih ve 303-494 sayı ile; CMK'nın 280/1 ve 289/1. maddeleri uyarınca bozulmasına, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de;
    Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesinin, "sanık hakkında TCK'nın 61. maddesine göre alt ve üst sınırlar arasında eksik ceza tayini isabetsizliği" şeklindeki gerekçeyle CMK'nın 2 80... . maddelerinde açıkça ve sınırlı sayıda yazılı olan bozma sebeplerinden birini oluşturmayan bir sebeple bozma kararı verme görev, hak ve yetkisi bulunmaması karşısında; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 10.03.2022 tarihli ve 303-494 sayılı bozma kararı ile iş bu karara istinaden tesis edilen Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin bozma üzerine verdiği 17.06.2022 tarihli ve 165-227 sayılı kararlarının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" oldukları,
    Öte yandan, işbu dosya kapsamında sanık hakkında katılana yönelik eylemi nedeniyle yapılan yargılama sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar ile yeniden yargılama sonucu kurulan mahkûmiyet hükmünün kesinleşerek adli sicil kayıtlarında hâlen hüküm ve sonuç doğurmaya devam etmesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazına konu edildiği anlaşılmakla;
    Bölge Adliye Mahkemesince, CMK'nın 280. maddesinde yazılı usule uygun şekilde; gerekirse duruşma açılması suretiyle İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılması, sanık hakkında önceden kesinleşen ve Anayasa Mahkemesince yaşam hakkının usuli boyutunun ihlaline neden olduğuna karar verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının akıbeti ve sanığın isnat edilen suçlamaya dair cezai sorumluluğu hakkında yeni bir hüküm kurulması ve istinaf isteminin esastan reddine veya düzeltilerek esastan reddine karar verilerek istinaf incelemesinin sonlandırılması gerekirken; sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde Kanun'da öngörülen alt ve üst sınırlar arasında TCK'nın 61. maddesine göre takdir edilen cezanın miktarı nedeniyle bozulmasına karar verilerek dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin onama ilamının kaldırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararın bozulmasına karar verilmelidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,
    2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 09.09.2024 tarihli ve 703-5353 sayılı temyiz isteminin reddi kararının KALDIRILMASINA,
    3- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 11.10.2023 tarihli ve 1721-1126 sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden ön sorun nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, gereği için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
    .

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!