Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Sinai Sınai Fikri Haklar Layihalar Marka İstenmiş Ankara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: █████████ - █████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptaliTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin ██████████ sayılı “...” ibareli marka başvurusunun davalı firmanın 2005 53111 ve 2020 168472 sayılı markalarına dayalı olarak karıştırılma ihtimali gerekçesiyle dosyaladığı itirazları neticesinde diğer davalı tarafından reddedildiğini, bu işlemin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının dava konusu olan “...” ibaresini esas/tek unsur olarak ihtiva eden, önceki tarihlerde tescile bağlanmış 2006 00745, 2010 49516, 2015 81883, 2016 09758, 2016 09766, 2016 09771, 2016 83865, 2017 65010, 2021 14588, 2021 14589 ve 2021 14591 sayılı markalarından gelen kazanılmış bir hakkının bulunduğunu, ayrıca taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, zira davalı firmanın redde mesnet alınan markalarında “...” ibaresinin ön planda olduğunu, dava konusu edilen markada ise “...” kelime öbeğinin bütünsel olarak algılandığını, markalarda ortak olarak geçen “...” ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ileri sürerek, 2022-M-12971 sayılı YİDK kararının iptaline ve ██████████ başvuru sayılı markanın tescil prosedürünün başvuru yapılan tüm mal ve hizmetler yönünden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, taraf markalarının birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, redde mesnet alınan markalarda geçen “...” ibaresinin davalının çatı markası olması itibariyle markaların karşılaştırılması esnasında geri planda ele alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı şirket vekili, dava konusu edilen markanın davalının önceki tarihlerde tescile bağlanmış ve tanınmış olan markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, davalının ayırt ediciliği yüksek “...” markasının dava konusu edilen markada aynen geçtiğini, davacının markasında kullanılmış olan “...” ibaresinin işarete markasal hüviyette bir ayırt edicilik kattığının söylenmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin “... ...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, zira bu markayı 2005 yılından beri yoğun ve ciddi bir biçimde kullandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanım ispatı talebi açısından somut uyuşmazlık ele alındığında, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, davalının markalarının tescili kapsamına giren emtia ile davacının markasının reddedildiği emtianın benzer olduğu, markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markalarından sadece 2006 00745 ve 2010 49516 sayılı markalarının en az beş yıllık tescilli olma kriteri ile uyumlu olduğu, bu markaların görsellerine bakıldığında, bu işaretlerin uyuşmazlık konusu markanın asli unsuru olan “...” ibaresini içermediği, “...” esas/tek unsurlu markalar oldukları, halbuki, dava konusu edilen markada esas himaye altına alınması istenilen ve davalının markalarıyla benzerlik yaratan unsurun, “...” ibaresi olduğu, davacının, “...” ibaresini içermeyen önceki tarihlerde tescile bağlanmış markalarına dayalı olarak “...”lı bir marka üzerinde “kazanılmış hak” iddia etmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, denetime elverişliliği bulunmayan bilirkişi raporu göz önünde bulundurularak karar verildiğini, kelimenin ayırt ediciliğinin düşük olmadığının belirlenmesinin yerinde bulunmadığını, "... ..." ibaresinin tanınmış marka da olmadığı sabitken ilk derece mahkemece "..." kelimesi üzerinde davalının bir tekel hakkı varmış gibi verilen kararın doğru olmadığını, müvekkilinin markası "..." ibaresini içermekte olup, davalı markası "... ..." ile ilgili tüketiciler nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil herhangi bir karıştırılmaya mahal vermeyeceğini, bilirkişi raporunda ise bu hususun göz ardı edildiğini, yalnızca "..." ibaresi değerlendirilerek işitsel olarak da benzerlik olduğu şeklinde gerçek dışı kanaat bildirildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının 2005 53111 sayılı markasının tescile bağlandığı tarih ile dava konusu edilen markanın başvuru tarihi arasında beş yıl geçmiş olduğundan, davalının bu markası yönünden ileri sürülen kullanım ispatı talebinin dinlenebilir olduğu, davalının 2005 53111 sayılı markasının, “kuruyemiş” emtiasında davalı firma tarafından 2016-2021 tarihleri aralığında yoğun ve ciddi bir biçimde kullanıldığının ispatlandığı, davalının redde mesnet alınan 2020 168472 sayılı markasının, davacının markasının reddedildiği 29. Sınıfa giren emtianın tamamı yönünden tescilli olduğu, somut uyuşmazlıkta, davacının markasının reddedildiği tüm emtia yönünden benzerlik şartının gerçekleşmiş olduğu, diğer yandan davacının "..." ibareli başvurusu ile davalının itirazına mesnet "... ..." ibareli tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, diğer yandan davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markalarından sadece 2006 00745 ve 2010 49516 sayılı markalarının en az beş yıllık tescilli olma kriteri ile uyumlu olduğu, bu markaların ise “...” ibaresini içermediği, davacının, “...” ibaresini içermeyen önceki tarihlerde tescile bağlanmış markalarına dayalı olarak “...”lı bir marka üzerinde “kazanılmış hak” iddia etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.