Anahtar kelimeler: Bam Alındıktan Esaskarar Görüşleri Başkan Yazim Konya Katip Üye Tesis

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI
: ........
VEKİLLERİ
: Av...... Av.....
İSTİNAF EDEN DAVALI
: ........
VEKİLLERİ
: Av......
DAVA
: Alacak
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında █████/2024 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı, tarafların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında █████/2015 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeye göre davalı şirketin ürettiği lokomotif ve yük vagonu parçalarının satış ve pazarlama faaliyetlerinin yapılması hususunda davacının tek yetkili olması hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin 2015 yılına kadar dışarıdan temin ettiği bu ürünlere ilişkin yurt dışındaki üreticiler ile yaptığı sözleşmeleri feshederek sadece davalı ile çalışmaya başladığını, sözleşmeye göre davalının ürettiği bu ürünler konusunda müvekkilin yurt içi ve yurt dışında tek yetkili satıcı haline geldiğini, davalının müvekkili dışında hiç bir kişi veya kuruma satış yapamayacağını, müvekkilin bu sözleşmeye güvenerek bir çok tanıtım, eğitim ve reklam faaliyetlerinde bulunduğunu, ancak davalı tarafın sözleşmeye sadık kalmadığını, siparişlere cevap vermediğini, bir kısım siparişleri süresinde teslim etmediği gibi bir kısım siparişlerin de ayıplı ve kalitesiz olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğratıldığını, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilin katıldığı ve kazandığı ihalelere ilişkin olarak teminat mektuplarının bir kısmının ilgili kurumlar tarafından irat kaydedildiğini, müvekkiline yüksek miktarlarda para cezaları uygulandığını, müvekkilin katılacağı ihaleye davalının bizzat kendi adına teklifler vermeye başladığını, müvekkil dışındaki başka şirketlerle de aynı ürünlere ilişkin ticaret yaptığının belirlendiği, davalının bu eylemleri nedeniyle müvekkilin maddi ve manevi zarara uğradığını beyan ederek, müvekkil tarafından davalı lehine yapılan tüm yatırım ve masraflar nedeniyle 50.000 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren, müvekkilin kâr kaybı nedeniyle de 50.000 TL'nin zararın doğduğu tarihten itibaren, portföy tazminatı olarak 50.000 TL'nin avans faiziyle birlikte ve müvekkil şirketin ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle de 300.000 TL manevi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı vekili █████/2021 tarihli duruşmada yatırım ve masraf taleplerine ilişkin 50.000 TL.'lik alacak (tazminat) taleplerini sözlü olarak ıslah ederek, "50.000 TL.'lik yatırım ve masraf zararı yerine, davacıya ait olduğu halde fiilen davalıda bulunan ........ Dikey Balans makinasının davalıdan aynen alınarak davacıya teslimine, aynen iadesinin mümkün değil ise teslim tarihindeki piyasa bedeli karşılığında 50.000 TL.'nin kendilerine ödenmesine" şeklinde beyanda bulunmuştur.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2015 yılından beri ticari ilişki olduğunu, müvekkilin ürettiği bir kısım ürünleri davacının değişik kurumların ihalelere katılmak suretiyle ilgili kurumlara teslim edip sattığını, davacı şirketin müvekkile olan borçlarının bir kısmının ödenmediğini, bir kısım ürünlerin hazır olduğu halde teslim alınmadığını, davacı tarafın sunduğu █████/2015 tarihli sözleşmedeki imzanın müvekkili adına müvekkil şirket temsilcisi tarafından atılmadığını, sözleşmeyi imzalayan dava dışı ........'nin müvekkil adına bir kısım işlemeleri takip etmek üzere vekaletinin bulunmasına rağmen vekaletnamesinde müvekkili şirket adına tek satıcılık sözleşmesi yapma konusunda yetkinin bulunmadığını, müvekkil şirketin bu sözleşmeden daha sonra haberdar olduğunu, sözleşmeyi imzalayan ........'nin müvekkili şirketten ayrılarak davalı şirketin yetkilisi ........'ın kızı ........ ile █████/2017 tarihinde ..... Şti.'ni kurduğunu, davacı şirket ile aynı alanda ticari faaliyet gösterdiklerini, taraflar arasında müvekkil şirketi bağlayan yazılı bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmenin varlığı konusunda mahkemenin aksi kanaatte olması halinde müvekkili aleyhine hükümler ihtiva eden sözleşmeye karşı hakimin sözleşmeye müdahale hakkının kullanılmasını talep ettiklerini, ayıplı ürün, teslim edilmeyen veya gecikmeli teslim edilen ürün iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, ayıp ve temerrüt ihtarında bulunulmadığını, taraflar arasında yıllık hesap mutabakatı yapıldığını, davacının 2016 ve 2017 yıllarında yapılan hesap mutabakatına ihtirazi kayıt koymadığını, müvekkilinin başka müşterilere mal vermesini engelleyen hukuki bir engel bulunmadığını, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: İlk derece mahkemesince; "....davacı vekili █████/2021 tarihli duruşmada yatırım ve masraf taleplerine ilişkin 50.000 TL.'lik alacak (tazminat) taleplerini sözlü olarak ıslah ederek, "50.000 TL.'lik yatırım ve masraf zararı yerine, davacıya ait olduğu halde fiilen davalıda bulunan ........ Dikey Balans makinasının davalıdan aynen alınarak davacıya teslimine, aynen iadesinin mümkün değil ise teslim tarihindeki piyasa bedeli karşılığında 50.000 TL.'nin kendilerine ödenmesine" şeklinde talepte bulunduklarını beyan etmiştir.
Yargıtay HGK'nun 15.06.2016 gün ve 2014/4-1193 E. ████████ K. sayılı emsal içtihadına göre, "kural olarak; dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usulüne ilişkin işlemlerin ıslah yoluyla düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür. Nitekim, HUMK’ nun 185. maddesinin 2. bendinde de davacının karşı tarafın rızası olmaksızın ıslah yoluyla davasının mahiyetini tebdil edebileceği kabul edilmiştir. Ne var ki, açıklanan tüm hükümler göstermektedir ki, ıslahla kastedilen dava konusu edilen hususların genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır."
Her ne kadar davacı tarafından yatırım ve masraflara ilişkin talep yerine sözlü ıslah yoluyla dikey balans makinasının aynen veya bedelinin ödenmesi istenilmiş ise de; yukarıda yazılı Yargıtay HGK'nin emsal içtihadında da belirtildiği üzere, kısmi ıslah yoluyla dava değerinin (bedel) artırılması mümkün ise de; dava dilekçesinde yer almayan bir talebin, kısmi ıslah yoluyla davaya dahil edilmesi mümkün olmadığından davacı tarafın usulüne uygun bir yazılı veya sözlü ıslahının bulunmadığı sonucuna varılarak bu konuda (dikey balans makinası hakkında) herhangi bir karar verilemeyeceği bildirilmiştir.
Konya BAM .... HD'nin █████████ E. █████████ K. sayılı gönderme kararında, "Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyaların sonucu doğrudan iş bu davayı ilgilendirdiğinden mahkemece ilgili dosyaların bekletici mesele yapılması gerektiği, dosyadaki belgelerden ve özellikle taraflar arasındaki mail yazışmaları ile ihale makamınca davacıya verilen para cezalarına ilişkin yazılardan, davalının üretimini yaparak davacıya tesliminden sorumlu olduğu bir kısım ürünlerin zamanında teslim edilmediğinin iddia edildiği, davalının ise savunmalarında ilgili ürünleri teslime hazır ettiğini ancak davacının teslim almadığını, davacının borçlarını ödememesi nedeniyle bir kısım ürünleri teslim etmediğini iddia ettiği görülmekle, zamanında teslim edilmeyen ürünlerin neler olduğu, ürünlerin hangi tarihte teslim edilmesi gerektiği, buna göre sözleşmenin bayilik sözleşmesi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, bayilik sözleşmesi olarak kabul edilecekse sözleşmeden sonra davalının başka firmalara da üretim ve satış yapıp yapmadığı, davalının edimlerini ifa edip etmediği, davalının malları teslime hazır edip etmediği, teslime hazır etmişse malların davacı tarafından teslim alınıp alınmadığı, davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı araştırılarak ve tarafların buna ilişkin delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" bildirilmiştir.
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2020 gün ve ... E. ... K. sayılı olup █████/2024 tarihinde kesinleşen ilamının incelenmesinde; ........ Ltd. Şti. tarafından ........ Ltd. Şti.'ye karşı, faturaya dayalı itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmış, davacının davasının kabulüne karar verildiği görülmüş, gerekçeli kararda "taraflar arasında █████/2015 tarihli bayilik sözleşmesi bulunduğu, sözleşme gereğince 2017 yılı sonuna kadar çeşitli ticari faaliyette bulundukları, █████/2018 tarihinde mutabakat yaptıklarının" yazılı olduğu görülmüştür.
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2020 gün ve ... E. ... K. sayılı olup, █████/2024 tarihinde kesinleşen ilamının incelenmesinde de; ........ Ltd. Şti. tarafından ........ Ltd. Şti.'ye karşı açılan ve ........ Ltd. Şti.'nin ihale kapsamında ödemek zorunda kaldığı para cezalardan ........ Ltd. Şti.'nin sorumlu olduğu gerekçesiyle bu para cezalarının ........ Ltd. Şti.'ye fatura edilmesine dayalı itirazın iptali davası olduğu, davanın reddine karar verildiği görülmüş, gerekçeli kararda "taraflar arasında █████/2018 tarihli mutabakat belgesinin ve taraflar arasında █████/2015 tarihli bayilik sözleşmesinin bulunduğunun" yazılı olduğu görülmüştür.
Her ne kadar, yukarıda yazılı ve kesinleşmiş Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin her iki ilamının gerekçesinde, taraflar arasında █████/2015 tarihli bayilik sözleşmesinin bulunduğundan bahsedilmiş ise de;
Yargıtay HGK'nun 06.11.2018 gün ve ███████-394 E. █████████ K. sayılı emsal içtihadına göre, "Kesin hüküm, hükmü veren mahkeme de dâhil bütün mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler; bu hâliyle kesin hüküm bir defi değil itirazdır. Bu bağlılık kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukuki ve mantıki tahlil ve istidlallerden (delillerden yargıya varma) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise istisnaen bu kısmın da kesin hükme dâhil olduğunu kabul etmek gerekir. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu her olayın özelliğine göre belirlenir (HGK'nın 06.05.2018 gün ve ███████-1628 E.-█████████ K. sayılı kararı)."
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda yazılı her iki kararının gerekçesindeki, taraflar arasında █████/2015 tarihli sözleşme bulunduğuna dair kabuller, bilirkişi raporundaki anlatımlara, bu sözleşmeye dayanan tarafın beyanlarına dayandırılmış ancak, karşı tarafın itirazına rağmen ilgili Mahkemece bu sözleşmenin neden benimsendiği belirtilmemiştir.
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin her iki kararının hüküm fıkraları, █████/2015 tarihli sözleşmeye göre değil, tarafların ticari defter ve belgeleri ile taraflar arasındaki █████/2018 tarihli yazılı mutabakata göre oluşturulmuş ve bu haliyle kesinleşmiştir.
Yukarıda yazılı Yargıtay HGK'nin emsal içtihadında belirtildiği üzere, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşen iki ayrı kararının hüküm fıkralarının içeriği, doğrudan Mahkememizdeki dava yönünden taraflar arasında █████/2015 tarihli tek satıcılık sözleşmesinin bulunduğunu kabule yeterli olmadığı gibi, yine aynı iki kararın gerekçelerindeki taraflar arasında █████/2015 tarihli sözleşmenin bulunduğuna dair kabuller de hüküm fıkrası ile ayrılmaz bir bütünlük teşkil etmediğinden mahkememiz açısından bağlayıcı görülmemiştir.
Yine Konya BAM .... HD'nin kaldırma kararı öncesi verdiğimiz kararda da açıklandığı üzere, davacı taraf, █████/2015 tarihli sözleşmenin davalı tarafı da bağlayacağını iddia etmiş ise de; Davalı şirketin bir dönem çalışanı olan ve daha sonra davalı şirketten ayrılarak █████/2017 tarihinde .....Şti. eşit hisseli ortak olarak kuran ........'nin, davalı şirkette çalıştığı dönemde davalı şirket tarafından verilen Konya .... Noterliğinin █████/2012 gün ve ........ yevmiye nolu vekaletnamesinin incelenmesinde; adi ortaklık sözleşmeleri imzalama konusunda yetkisinin bulunmasına rağmen, bayiilik veya tek satıcılık sözleşmesi imzalaması konusunda herhangi bir yetkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı şirketin, davalıdan ürün temin ederek katıldığı ihalelere ilişkin ilgili kurumlara █████/2015 tarihli bir sözleşmenin de sunulmadığı, sadece davacının ihale sonucu ilgili kurumlara sattığı ürünlerin davalı tarafından üretildiğine dair belgeler sunulduğu belirlenmiştir.
Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucu, davalı şirketin █████/2015 sözleşme tarihinden önce de sonra da demiryolu işine ilişkin üretim yapıp sattığı, davalı şirketin yıllardır bu sektörde olduğu ve davacı şirket ile birlikte başka dava dışı şirketlere de üretim yaparak satış gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafın dayandığı ve Konya BAM .... HD'nin kararında da belirtilen █████/2017 tarihli mailde, "davalı şirketin e-mail adresinden davacı şirketin email adresine, ilgili ürünlerin sadece ........ şirketine verebildikleri için yaklaşık 1 yıldır kalıpları kullanamadıklarını ve kalıp maliyetlerinin karşılanamadığı, ........ (........ San.A.Ş)'ın ihalelerine katılmak istedikleri, bu nedenle davalı şirkete teklif sunamayacakları" bildirilmiştir. Gerek doğrudan bu mailin içeriği, gerekse bu mail ile birlikte taraflar arasındaki █████/2018 tarihli yazılı mutabakat belgesi içeriği birlikte değerlendirildiğinde, bu mailin de taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesinin bulunduğunu ispata yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasında 2015 yılından █████/2018 tarihine kadar devam eden ve davalı şirketin davacı şirkete gönderdiği Konya .... Noterliği'nin █████/2018 gün ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile son bulan ticari ilişki ve sözlü anlaşmanın, bayiilik ve tek satıcılık sözleşmesine ilişkin olmadığı, davalının bedeli karşılığında dava dışı şirketlere olduğu gibi davacıya da bir kısım ürünleri üretip satması şeklinde sözlü anlaşmalarının bulunduğu, ödemeden kaynaklanan ihtilaflar sonucu söz konusu ihtarname ile davalı şirketin ticari ilişkiye son verdiği, bu ihtarname içeriğinden de taraflar arasında herhangi bir bayiilik veya tek satıcılık ilişkisinin belirlenemediği anlaşılmıştır.
Davacı tarafın açıkça yemin deliline dayanmadığı da belirlendiğinden, dava dışı ........ tarafından imzalanan █████/2015 tarihli sözleşmenin davalı taraf yetkilisinin bilgi ve rızası ile davalı adına imzalanmış olup olmadığı konusunda, davalı tarafa yemin teklif edilip edilmeyeceği davacı tarafa sorulmamıştır.
Taraflar arasındaki █████/2018 tarihli yazılı mutabakat belgesi de taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğunu gösteren bir belge olmadığı gibi bu mutabakat belgesinin Mahkememizdeki dava konusu talepleri kapsamadığı kabul edilmiştir.
█████/2016 tarihli sözleşmenin davalı adına davalı şirket çalışanı ........ tarafından imzalandığının anlaşılması, ........'nin yetkilerinin ise Konya .... Noterliği'nin █████/2012 gün ve ........ yevmiye nolu vekaletnamesinden belirlenmesi ve davalı şirket adına bayiilik (tek satıcılık) sözleşmesi imzalama yetkisinin bulunmaması, davalı tarafın sözleşmeyi kabul etmediği gibi fiilen de sözleşme öncesi ve sonrası davacı dışında başka şirketlere de aynı konuda üretim ve satış yapması, davacının yemin deliline dayanmaması ve diğer delillerle de aksini ispat edememesi karşısında, taraflar arasında davalının ürettiği ürünlerin davacıya satışı konusunda sözlü bir anlaşma olmasına rağmen, █████/2015 tarihli (adi yazılı) sözleşmenin davalı şirketi bağlamadığı ve taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Maddi tazminatlar yönünden yapılan değerlendirmede;
Taraflar arasında bayiilik veya tek satıcılık sözleşmesinin bulunmaması, █████/2015 tarihli sözleşmenin davalı şirketi bağlayıcı olmaması, taraflar arasındaki sözlü anlaşmanın ve buna bağlı ticari ilişkilerin Mahkememizce tek satıcılık olarak kabul edilmemesi karşısında, Konya BAM .... HD'nin kararında yazılı ve taraflar arasındaki ilişkinin bayilik sözleşmesi olarak kabulü halinde araştırılması gereken hususlar, taraflar arasında tek satıcılık (bayilik) sözleşmesinin bulunduğu kabul edilmediğinden usul ekonomisi gereğince ayrıca araştırılmamıştır.
Taraflar arasında yazılı veya sözlü bayilik (tek satıcılık) sözleşmesi bulunmadığından, davacının bu sözleşmeye dayalı olarak 50.000 TL.'lik yatırım ve masraflar zararı, 50.000 TL.'lik kâr kaybı zararı ve 50.000 TL.'lik portföy tazminatı talep edemeyeceği sonucuna varılarak davacı tarafın toplam 150.000 TL.'lik maddi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Sözlü ıslah talebi usulüne uygun bulunmadığından davacının davalıya karşı dikey balans makinasından dolayı ayrı bir talepte bulunma veya dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla, bu davanın konusu olmadığı sonucuna varılan dikey balans makinasına ilişkin olarak herhangi bir karar verilmemiştir.
Manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise;
█████/2015 tarihli sözleşme davalı yönünden geçerli değil ise de; taraflar arasında sözlü anlaşmaya dayalı bir ticaretin bulunduğu, davalının ürettiği demiryolu işletmesine ilişkin ürünlerin, davalı tarafın sunduğu üretim (ve garanti) belgesi ile davacının ihalelere katılması sonucu davacı tarafından ilgili kurumlara satıldığı, davacının davalıdan aldığı ürünlerin bedelini (ihtilaf olanlar hariç) ödediği, davacının ilgili kurumlara sattığı ürünlerin davalının garantisi altında satıldığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılından █████/2018 tarihine kadar bu şekilde devam ettiği ihtilafsızdır.
Davacının davalıdan temin ettiği ve ihale sonucu ilgili kurumlara sattığı bir kısım ürünlerden dolayı da teslimatta gecikme yaşandığı ve bir kısım ürünlerin istenilen nitelikte olmaması nedeniyle de ilgili kurumlarla aralarındaki sözleşmelere istinaden değişik seferlerde davalının toplam 467.702,10 TL. para cezası ödediği ve yazılı uyarılar aldığı belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında bayilik sözleşmesi niteliğinde değil ancak, sözlü satış sözleşmesi niteliğinde bir sözleşme (anlaşma) bulunduğu kabul edilmiştir. Bu anlaşmaya istinaden ve davalı tarafın yazılı garantisi ile ilgili kurumlara davacı tarafından satılan ürünlerin gecikmeli teslimi veya istenilen nitelikte olmaması nedeniyle, davacının maruz kaldığı, ilgili kurumların uyarıları ve para cezaları nedeniyle davacı şirketin itibar kaybına uğradığı ve manevi tazminat isteme hakkının doğduğu, Yargıtay 11. HD’nin █████/2021 gün ve ... E. ... K. emsal içtihadı gereğince davacı şirket lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin büyüklüğü, davacı şirkete yapılan ilgili kurum uyarıları ve uygulanan para cezalarının miktarı, bu uyarı ve para cezalarına sebebiyet veren davalı tarafın kusurlu davranışları, uyarı ve para cezalarının uygulandığı tarih, her iki şirketin ekonomik durumu, manevi tazminatın amacı birlikte değerlendirilerek davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000 TL. manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Dava dilekçesinde manevi tazminat yönünden herhangi bir faiz başlangıç tarihi belirtilmediğinden faize dava tarihinden itibaren hükmetmek gerekmiştir. Her iki tarafın tacir olması ve manevi tazminatı gerektiren olayın aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklanması nedeniyle manevi tazminata talep gibi avans faizi yürütülmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 100.000 TL. manevi tazminatın dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talepleri ile maddi tazminat taleplerinin tamamının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesi sonucu verilen karara uymadığını, sadece bekletici mesele yapılması gereken dosyaları bekletici mesele yaptığını, diğer hususlarda hiç bir araştırma yapmaksızın önceki hükmü tekrar verdiğini, mahkemenin maddi tazminata ilişkin talebin ret gerekçesi olarak taraflar arasında akdedilen sözleşmeyi imza eden ........ isimli şahsın dava konusu "Bayilik Sözleşmesi" akdetme yetkisi olmadığı gerekçesine dayandırdığını, bununla ilgili başka bir araştırma yapmadığını, Bayilik Sözleşmesi'nin hiç bir yasada tanımlanmış bir sözleşme olmadığını, bu nedenle özel şekli olmayıp özel yetki de gerektirmediğini, sözleşmeyi imza eden Genel Müdür ........'nin davalı şirketi tüm özel ve kamu kurumlarında temsil ettiğini, tüm bankalarda ve tüm müşteriler ile olan ilişkileri takip ettiğini, davalı aleyhine açılan davalarda işveren ya da işveren vekili olarak davaları takip ettiğini, davalı adına avukat görevlendirdiğini, hatta ceza davalarında işveren olarak yargılandığını ve hüküm giydiğini, davalı adına çek ve senet imzaladığını, vergi dairelerinde tüm işlemleri yaptığını, eleman alıp çıkardığını, alım satım vs tüm işleri takip ettiğini, davalı adına tüm taşınmaz, araç satışları da dahil olmak üzere satış işlemlerini yaptığını, adi ortaklık kurma, kredi kullanma, davalı adına sınırlandırma olmaksızın borçlandırıcı işlem yapma, çek imzalama, şirketi satma yetkisinin de bulunduğunu, bayilik sözleşmesinin taraflar arasında imza edildiğini ve gereğinin de karşılıklı olarak yerine getirildiğini, bir süre sonra davalının sözleşme şartlarına riayet etmediğini, yasada tanımı olmayan bir sözleşmeyi özel yetki ve şekil şartına bağlayarak ya da yetkisizlik nedeni ile geçersizlik tanımlaması yaparak değerlendirmenin yasal olmadığını, birçok yetkisi olan ........'nin bayilik sözleşmesi imzalama yetkisi yoktur demenin diğer yetkileri de inkar etmek anlamında olduğunu, dosyaya sunulan ve uygulanan bir sözleşme olduğunu, bu sözleşme kapsamında faturalar düzenlendiğini, beyannameler verildiğini, cari hesap açıldığını, davacı tarafından davalıya eğitim seminerleri verildiğini, makine teslim edildiğini, milyonlarca liralık ticari alış veriş yapıldığını, fiilen uygulanan sözleşmenin yok hükmünde sayılamayacağını, davalının kötü niyetle sözleşmeyi inkar ettiğini, davalı tarafın kamu kurum ve kuruluşlarına yetkilendirme belgesi verdiğini, yetkilendirme belgesinin bayilik sözleşmesinin hükümleri gereği yapıldığını, mahkemenin taktir ettiği manevi tazminat miktarının da çok düşük olduğunu, davacı şirketin ticari itibarını kaybettiğini ve bunun resmi belgesini dosyaya sunduklarını, resmi belge ile ispatlı manevi tazminatın tam olarak kabulü gerektiğini, manevi tazminat gerekçesi olan ve davacı şirketin puanının düşük kalması, ihalelere katılımının istenmemesi, geç teslim ve ayıplı teslim nedeni ile defalarca uyarı alması, yine geç teslim nedeni ile yüksek miktarlarda para cezası ödemek zorunda kalması hususlarının tamamı resmi belge ile ispat edilerek dosyaya sunulduğunu, bu durum karşısında 100.000 TL manevi tazminat öngörülmesinin de ayrı bir mağduriyete sebebiyet verdiğini, davalının teslim etmeyi taahhüt ettiği ürünleri taahhüde uygun teslim etmemesi nedeni ile maddi ve manevi zarar gördüğünü, bazı ihalelerde de davalının taahhüdü yerine getirilmeği için davacının teminatının gelir kaydedildiğini, ihaleye giren firmaların taahhüdünü yerine getiremeyerek teminatının gelir kaydedilmesinin büyük bir itibarsızlık nedeni olduğunu, müvekkilinin kurumlar nezdinde itibarlı güvenilir kaliteli tedarikçi imajı varken davalının tutumu nedeni ile müvekkilinin bu unvanı kaybettiğini, davacının yaşadığı bütün bu mağduriyetler için öngörülen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taleplerine sebep teşkil eden hukuki dayanağın, taraflar arasında imzalandığı iddia olunan tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, söz konusu sözleşmenin şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığından şirketi bağlayıcılığının söz konusu olmayacağını, mahkemece maddi ve manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmelerde çelişik ifadeler bulunduğunu, hem bu dosya hem de kesinleşen dosyaların yargılamaları neticesinde taraflar arasında herhangi bir tek satıcılık sözleşmesi ya da bayilik ilişkisinin olmadığının hüküm altına alındığını, bu nedenle maddi tazminat yönünden verilen red kararının manevi tazminat yönünden de verilmesi gerektiğini, taraflar arasında █████/2018 tarihinde hesap mutabakatı yapılmasına rağmen geçmişe yönelik tazminat taleplerinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, manevi tazminata ilişkin unsurların oluşmamasına rağmen hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek; ilk derece mahkemesi kararının maddi tazminat, portföy tazminatı, yatırım ve masraf talepleri yönünden onanması, manevi tazminat yönünden verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; bayilik sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı taraf, davalı ile aralarında █████/2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalının ürünlerinin satışını sağlamak için eğitim, tanıtım ve reklam çalışmaları yapmak üzere yatırım yaptığını, bu çalışmalar sonucu davalının geniş bir müşteri portföyüne ulaştığını, ancak davalının müvekkilinin tek satıcılık hakkını ihlal ederek başka firmalara da satış yaptığını, davacının katıldığı ihalelere kendisi adına teklif verdiğini, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davacının siparişlerini zamanında teslim etmediğini, teslim ettiği ürünlerin de ayıplı ve kalitesiz olduğunu, bu nedenle davacının ihale aldığı kurumlar tarafından para cezası uygulandığını, davacının ihale aldığı kurumlar nezdindeki itibarının sarsıldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmekte, davalı taraf ise taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir sözleşme imzalanmadığını, sözleşmeyi imzalayan ........'nin şirket adına bazı işlemleri yapmaya yetkisi varsa da bayilik sözleşmesi imzalanması konusunda bir yetkisi olmadığını, sözleşmeyi imzalayan şahıs ile davacı şirket yetkilisinin kızının ortak şirketleri olduğunu, sözleşmenin hayatın olağan akışına aykırı olarak tek taraflı yükümlülükler ihtiva ettiğini, davacıya ayıplı ürün tesliminin sözkonusu olmadığını, davacı tarafından herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının bir kısım borçlarını ödemediğini, davacının hesap mutabakatlarına ihtirazi kayıt koymadığını savunarak davanın reddini talep ettiği,
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya dahil edilmesinin mümkün olmadığı, dava konusu somut olayda davacının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle davalı lehine yapılan tüm yatırım ve masraflar nedeniyle 50.000 TL, kâr kaybı nedeniyle 50.000 TL, portföy tazminatı olarak 50.000 TL maddi tazminat ve ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle 300.000,00 TL manevi müvekkil şirketin ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle de 300.000 TL manevi tazminat talep ettiği, █████/2021 tarihli duruşmada yatırım ve masraf taleplerine ilişkin 50.000 TL'lik alacak (tazminat) taleplerini sözlü olarak ıslah ederek, "50.000 TL.'lik yatırım ve masraf zararı yerine, davacıya ait olduğu halde fiilen davalıda bulunan ........ Dikey Balans makinasının davalıdan aynen alınarak davacıya teslimine, aynen iadesinin mümkün değil ise teslim tarihindeki piyasa bedeli karşılığında 50.000 TL.'nin kendilerine ödenmesine" şeklinde talepte bulunduğu, yukarıda açıklandığı üzere başlangıçta dava konu edilmeyen Dikey Balans makinesine ilişkin talebin ıslah yoluyla davaya dahil edilmesi mümkün olmadığı, buna göre mahkemece davacının dikey balans makinesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı,
Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre;
-Taraflar arasında █████/2015 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığı, sözkonusu sözleşmeyi davalı şirket adına ........ isimli kişi tarafından imzalandığı,
-Davalı şirket tarafından ........'ye verilen Konya.....Noterliği'nin █████/2012 tarihli ........ yevmiye numaralı vekaletnamesine göre ........'nin davalı şirket adına her türlü gümrük işlemlerini yapma, resmi ve özel kuruluşlarca düzenlenen ihalelere katılma, adi ortaklık sözleşmelerini imzalama, ortak girişimde bulunma, şirket adına araç alıp satma, banka hesabı açma, hesaplardan para çekme, havale işlemi yapma, ticari senetleri tahsil etme, kredi başvurusu yapma, bankalardan çek alma, şirket adına çek keşide etme, şirket alacaklarını tahsil etme konularında yetkilendirildiği,
-Davalı şirket tarafından davacı şirketin katıldığı ihalelerde ihale makamına ibraz edilmek üzere █████/2015-█████/2016-15.02.2017- tarihli yazıların verildiği, sözkonusu yazılarda davacı ........ Ltd.Şti'nin davalı şirket tarafından üretilen tüm dövülmüş makine yedek parçalarını Türkiye'de kamu kuruluşlarına ve özel şirketlere teklif etme ve satma hususunda bir yıl süre ile yetkilendirildiğinin belirtildiği, █████/2015 tarihli yazının davacı şirket yetkilisi ........ tarafından, █████/2016 ve 15.02.2017 tarihli yazıların ........ tarafından imzalandığı,
6098 sayılı TBK'nın 547/1 maddesinde ticari temsilci, işletme sahibinin ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret ünvanı altında ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişi olarak tanımlandığı, yine 547/2 maddesinde ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğunun tescilin yapılmış olmasına bağlı olmadığı şeklinde düzenlemeye yer verilmiş ayrıca, aynı kanunun 548/1 maddesinde ticari temsilcinin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılacağının hükme bağlandığı, yukarıda belirtilen vekaletname içeriği gözetildiğinde, davalı şirket yetkilisi tarafından sözleşmeyi imzalayan ........'ye oldukça geniş yetkiler verildiği görülmekte olup, söz konusu vekaletname içeriği dikkate alındığında ........'nin davacı şirketin ticari temsilcisi olduğunun kabulü gerekeceği, buna göre ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin geçersiz olduğu yönündeki kabulü dosya kapsamına uygun olmadığı,
-Davacının bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle davalıdan tazminat talebinde bulunulabilmesi için sözleşmenin haksız olarak feshedilmiş olması gerekeceği,
Dava konusu somut olayda;
Taraflar arasında imzalanan Bayilik Sözleşmesinin 6.maddesinde "satıcı imalatçının ürettiği ürünlerin tanıtım pazarlama ve ihale sürecinde yaptığı masraf ve maliyetleri ile ilgili bir talepte bulunmayacaktır." hükmünün yer aldığı,
-Davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilen İzmir .....Noterliği'nin 21.12.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya taraflar arasında imzalanan 22.06.2015 tarihli sözleşme gereğince davacının katılacağı ihalelere katılmaması gerekirken sözleşmeye aykırı olarak ihaleye katıldığının tespit edildiği belirtilerek sözleşmeye aykırı fiillere son verilmesinin istendiği ve daha önce süresinde mal teslim edilmemesi nedeniyle ihale makamlarınca kesilen 726.311,00 TL cezanın ödenmesinin talep edildiği,
-Davalı tarafından davacıya gönderilen Konya.....Noterliği'nin █████/2017 tarihli ... no'lu ihtarnamesi ile davacının ihtarnamesinde belirtilen sözlşemenin davalı kayıtlarında yer almadığının, cezai şart talebinin nedeninin anlaşılamadığının davacıya bildirildiği,
-Davalı tarafından davacıya gönderilen Konya ..... Noterliği'nin 08.02.2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı tarafından düzenlenen 05.02.2018 tarih ve ... ... fatura no.lu 80,924,40 Euro (379.948,15 TL) bedelli, Dikey Balans Makinası açıklamalı e-fatura, 06.02.2018 tarih ve ... ... fatura no.lu 41.859,63 TL bedelli, Fren Müselleslerine alt boya ve çatlak kontrol bedeli açıklamalı e-fatura, 06.02.2018 tarih ve ... ... fatura no.lu 15.681,96 TL bedelli, ........ 254 Gün Gecikme açıklamalı e-faturanın iade edildiği, davacı ile olan tüm ticari ilişkilerin bitirildiğinin belirtildiği ve 302.939,49 TL bakiye alacağın ödenmesinin talep edildiği,
-Taraflarca imzalanmış olan 12.02.2018 tarihli hesap mutabakatına göre davacının 31.12.2017 tarihi itibariyle davalıya 302.939,49 TL borcu olduğu,
-Davalı tarafından Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine cari hesaptan kalan 302.939,49 TL alacağın tahsili için ilamsız takip yapıldığı, itiraz üzerine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda taraflar arasında imzalanan █████/2018 tarihli hesap mutabakatı gereğince davacının 302.938,95 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği,
-Davacı ........ Ltd.Şti tarafından Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 400.080,69 TL cari hesap alacağının tahsili için davalı ........ Ltd.Şti aleyhine icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine Konya ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının dayandığı faturaların taraflar arasında imzalanan █████/2018 mutabakat gereğince tarihli hesap mutabakatında belirtilen █████/2017 tarihinden önceki tarihli olduğu, hesap mutabakatında bu hususların da değerlendirildiğinin kabul edilmesi gerektiği, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, davacı tarafından davalıya yapılan herhangi bir ayıp veya gecikme ihtar ve ihbarının bulunmadığı, ihtilaf konusu faturalar kesildikten sonra taraflar arasında hesap mutabakatı yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın İstinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği tarih itibariyle davalının davacıdan alacaklı olduğu, hesap mutabakatından sonra taraflar arasında mal alış verişinin bulunmadığı, davacının gecikme cezası ve ayıplı mal satışı nedeniyle tazminat talep etme hakkının bulunmadığı hususlarının kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olması karşısında davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin kabulü gerekeceği, buna göre davacının maddi ve manevi tazminat talebinin bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken , davacının maddi tazminat talebinin farklı gerekçe ile reddedilmesi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından tarafların istinaf başvuru taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince davanın reddine ilişkin yeniden hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Tarafların istinaf başvuru taleplerinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
1-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
2-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 1.922,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile 50,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.219,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 7.684,88 TL harçtan, alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 7.069,48‬ TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince reddedilen maddi tazminat yönünden belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince reddedilen manevi tazminat yönünden belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından ilk istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-HMK'nın 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
C) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
D) Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
.....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!