Anahtar kelimeler: Çekildiğini Yazildiği Şubesinde Bilgisi Hesabı Talimatı Ankara İlamda İstemi Milleti

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ █████████ Esas █████████ Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████TÜRK MİLLETİ ADINAKARARİNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVA
: AlacakDAVA TARİHİ
: █████/2014KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı banka şubesinde hesabı bulunduğunu, hesabından, bilgisi, talimatı ve istemi dışında banka çalışanı tarafından 39.000,00 TL para çekildiğini, davalının müvekkiliyle irtibata geçerek işlem hakkında bilgisine başvurduğunu, banka çalışanının müvekkili gibi başka mudilerin hesaplarını da boşalttığı ve bu zararların banka tarafından giderileceğinin kendisine belirtildiğini, diğer mudilerin paralarının davalı banka tarafından ödendiği öğrenilince müvekkilinin banka yetkilileriyle görüştüğünü, yetkililerin müvekkilinin parasının ödenmeyeceğini söylediğini belirterek 39.000,00 TL'nin vade sonunun doğduğu tarihe kadar işleyecek akdi faiziyle, oran kararlaştırılmamış ise bankanın o tür vadeli hesaplara uyguladığı akdi faiz oranı üzerinden ve bileşik faiz yöntemi ile hesaplama yapılarak müvekkilinin vade sonu itibarıyla asıl alacağının bulunmasına, bu tarihten dava tarihine kadar ve dava tarihinden itibaren alacağa avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 50.130,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili şeklinde ıslah etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, banka müfettişi tarafından incelemelerin yapıldığını, eski banka çalışanının ve davacının beyanlarından yola çıkılarak davacının 2011 yılından bu yana hesap işlemlerinden haberdar olmasına karşın banka çalışanının kendisine bu parayı ödeyeceğini söylemesi ve uzun süreli arkadaşlıklarından dolayı adı geçenin başının belaya girmemesi ve bu parayı eski personelden alacağı olarak görmesinden dolayı şikayetçi olmadığını, bu hali ile alacak borç ilişkisinin davacı ile personel arasında olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece, davalı banka, davacının yapılan işlemlerden haberdar olduğunu ileri sürmüş ise de, davacı ile banka çalışanının arkadaş olmasının tek başına bu yönde delil oluşturmayacağı, davacının beyanlarında 2011 yılı içinde yapılan işlemleri öğrendiğini ifade ettiği, usulsüz işlemlerin ise 2009 ve 2010 yıllarında yapıldığı, bu tarihlerde davacıya ekstre bildirimi yapılıp yapılmadığının davalı bankadan sorulduğu, ancak bildirim yapıldığına ilişkin evrak gönderilmediği, bu hali ile davacının yapılan işlemlere rıza gösterdiği ve bilgisi bulunduğuna ilişkin savunmaya itibar edilemeyeceği, banka çalışanı ...'nın davacı ile arasında alacak borç ilişkisi olduğunu kabul etmesinin ya da davacının öğrenmeden sonra bir süre şikayetçi olmayarak sessiz kalmasının haktan açıkça feragat ve örtülü rıza anlamına gelmeyeceği, davalı bankanın, çalışanının eyleminden kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince sorumlu olduğu, davacının hesap hareketleri ile çekilen paranın fon hesabında olması nedeni ile alınan bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmede, davacının hesabından 62.435,35 TL çekildiği, başka müşterilerin hesabından 21.650,00 TL aktarıldığı, aradaki farkı oluşturan yatırım fonu karşılığının 50.130,67 TL olduğu, davacının bu miktarı talep edebileceğinin tespit edildiği, raporun oluşa ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 50.130,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından davacının taleplerine itibar edilerek hüküm tesis edilmesinin hukuka uygunluk taşımadığını, bilirkişiler tarafından müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, müvekkili tarafından davacıya ödenmesine karar verilen tutarların hangi gerekçeyle kendisine ödenmesi gerektiğine dair bir gerekçe öne sürülmemişken, mahkeme tarafından bu raporlara istinaden hüküm tesis edildiğini, davacının müvekkilinin şubesinde çalışan ve usulsüz işlemleri nedeniyle iş akdi sonlandırılan çalışan ile olan ikili münasebeti nedeniyle uğramış olduğu zararlardan dolayı müvekkilini sorumlu tutmasının kabul edilebilir olmadığını, müvekkilinin eski personeli ... tarafından gerçekleştirilen usulsüz işlemlerinin Teftiş Kurulu Başkanlığınca incelemeye konu edildiğini, yapılan inceleme sonucunda düzenlenen teftiş raporunda, ... tarafından davacı ile şahsi münasebetlerinin ve dolayısıyla da aralarında alacak/borç ilişkisinin bulunduğunun kabul edildiğini, tediyelerin müşterinin rızası ve bilgisi dahilinde 13 işlemde 62.435,35 TL tutarında olduğunun tespit edildiğini, aynı raporda ...'nın müşteri hesaplarından 07.10.2009 - 16.12.2010 tarihleri arasında müşteri bilgisi dışında gerçekleştirmiş olduğu tediye işlemleri karşılığında 2009 sonlarından 2010 yılı Mart ayına kadar yapmış olduğu tahsilat toplamının 20.150 TL olduğunu, bu iade işlemlerinden sonra ...'nın uhdesinde kalanı tutarın 42.285,40 TL olduğunu, dolayısıyla 2010 yıl sonu itibariyle müşterinin hesabında bu tutarın bulunması gerektiğinin anlaşıldığını, raporda ifade edildiği üzere davacı tarafından dava açmadan öncesinde verdiği beyanda, 2010 yılı sonlarında hesaplarında 38.000 TL olduğunu, ancak 42.000- 44.000 TL tutarında olması gerektiğini hatırladığını, hesaplarından bilgisi dışında gerçekleşen işlemlerden haberdar olduğunu, ancak hesaplarından çekilen tutarların faizi ile beraber ... tarafından kendisine iade edileceğinin bildirilmesi ve kendisi ile olan uzun süreli tanışıklıklarından dolayı öncelikle şikayette bulunmadığını, sonrasında ilgili tutarların ... tarafından ödenmemesi üzere kendisinden talepte bulunduğunu ancak bir sonuç alamadığının ifade edildiğini, raporun davacıya ilişkin kısmında, yapılan değerlendirmeler sonucunda davacı ile ... arasında uzun süreli alacak/borç ilişkisinin bulunmasından dolayı müvekkilinin bu borç ilişkisinin varlığından dolayı sorumlu tutulamayacağını, borç ilişkisi ...'nın 07.02.2013 tarihindeki beyanlarında, “... ile borç alacak ilişkisine girdim” şeklindeki ifade ile de itirafa konu edildiğini, mahkeme tarafından, davanın kabul edilmemesi önünde davacının kendi ikrarlarının göz ardı edilerek karar verilmesinin hakkaniyet kurallarıyla bağdaşmadığını, davacı tarafından ... ile olan alacak/borç ilişkilerinden dolayı, ... tarafından hesaplarında yapılan işlemlerin bilgisi dahilinde olmasına rağmen herhangi bir şikayete konu edilmemesi ile örtülü kabulün gerçekleştirildiğini, davacının da tam bu duruma uygun şekilde, 4 yıl bir süre geçtikten sonrasında ...'dan olan alacağını tahsil edemeyecek olduğunu kabul ederek müvekkilinden bu tutarların ödenmesini talep ettiğini, davacının aradan geçen onca zamana ragmen, ... hakkında şikayette bulunmaması ve müvekkilinden bahse konu zaman zarfında herhangi bir talepte bulunmamasının, aralarındaki alacak/borç ilişkisine istinaden örtülü kabul gerçekleştirdiğini ortaya koyduğunu, davacının ikrarları dikkate alınmayarak, hükme dayanak bilirkişi raporlarında bilirkişiler tarafından, davacının, ... ile olan alacak / borç ilişkisinin hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, müvekkilinin taraf olmadığı bir hukuki ihtilaftan dolayı sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİDava; banka hesabında bulunan paranın banka personeli tarafından bilgi ve rıza dışında çekilmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;Davalı bankanın █████/2013 tarihli teftiş raporu, davacının teftiş kurulu başkanlığınca alınan █████/2013 tarihli beyanı, banka dekontları, hesap cüzdan suretleri, yargılama aşamasında bankacı ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan █████/2015 tarihli kök, █████/2016 tarihli birinci ek, █████/2019 tarihli ikinci ek, █████/2019 tarihli üçüncü ek, █████/2020 tarihli dördüncü ek, █████/2021tarihli beşinci ek rapor, grafolog bilirkişiden alınan █████/2018 tarihli rapor, grafolog bilirkişiden alınan █████/2018 tarihli rapor, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosya sureti dosya içerisinde yer almaktadır.Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosya sureti dosya içerisinde yer almakta olup, ceza yargılamasına esas iddianamede müştekiler arasında davacının isminin yer almadığı, davalı banka eski çalışanı ... hakkında resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık, zimmet suçundan yargılama yapıldığı görülmüştür.Davalı bankanın █████/2013 tarihli teftiş raporunda, eski personel olan ...'nın davacı hesaplarından gerçekleştirdiği █████/2009-█████/2010 tarihleri arasındaki 13 işleme ilişkin fiş üzerinde yer alan ad-soyad yazısı ile imzanın müşteri yazı ve imzasıyla benzeşmediğinin belirlendiği, toplam 62.435,35 TL'nin müşteri bilgi ve rızası dışında gerçekleştirilen tediye işlemleri olduğunun saptandığı, eski personelin diğer müşteri hesaplarından gerçekleştirdiği zimmet eylemlerinin karşılığında davacının vadesiz mevduat hesabına █████/2009-█████/2012 tarihleri arasında 5 kalemde toplam 21.650,00 TL yatırdığı, bu iade işlemlerinden sonra eski personelin uhdesinde kalan tutarın 42.285,40 TL olduğu, 2010 yıl sonu itibarıyla müşterinin hesabında bu tutarın bulunması gerektiği, davacının beyanlarından bilgisi dışında gerçekleşen işlemlerden 2011 yılının başından bu yana haberdar olmasına rağmen eski personelin kendisini bu parayı ödeyeceğini söylemesi ve uzun süreli arkadaşlıklarından dolayı adı geçenin başının belaya girmemesi, bu parayı eski personelden alacağı olarak görmesinden dolayı herhangi bir aksiyon almadığı, eski personelin usulsüz işlemler nedeniyle uhdesinde bulundurduğu tutarın eski personel ile müşteri arasındaki borç alacak ilişkisine dönüştüğü, bankadan alacaklı olduğu bir tutar bulunmadığı belirtilmiştir.Grafolog bilirkişiden alınan █████/2018 tarihli raporda, toplam 13 adet dekonttaki imzaların davacı elinden çıktığının kabulünün mümkün olmadığı, grafolog bilirkişiden alınan █████/2018 tarihli raporda da, toplam 13 adet dekontta davacı adına atılı imzaların davacı elinden çıkmadığı tespit edilmiştir.Yargılama aşamasında bankacı ve hukukçu bilirkişi heyetinden alınan kök, birinci ek, ikinci ek, üçüncü ek raporda, eksik belgeler belirtilmiş, eksik belgelerin ikmalinden sonra alınan dördüncü ek rapor ile anılan rapordaki görüşü tekrar eden beşinci ek raporda, davacının yatırım fonu hesabından yatırım fonlarının geri alış yapılarak toplam 62.435,35 TL'nin 13 adet sahte imzalı para çekme işlemi ile hesabından çekildiği, davacının hesabına başka müşteri hesaplarından toplam 21.650,00 TL'nin 5 adet dekontla aktarılarak yatırım fonu satışı yapıldığı, aradaki farkı oluşturan yatırım fonu adedinin karşılığının davalının davacıya iade etmesi gerektiği, davacının davalıdan dava tarihi itibarıyla 50.130,67 TL talep hakkına sahip bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.Davacı yan davalı bankada bulunan hesabından bilgisi ve onayı olmadan davalı banka personeli tarafından 13 adet dekontla para çekildiğini, para çekme dekontlarındaki imzalarının kendisine ait olmadığını, davalı bankanın çalışanının eyleminden sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise ileri sürülen alacak iddiasının eski personel ile davacı müşteri arasında borç alacak ilişkisine dönüştüğünü, bankadan talep edilebilecek bir tutar bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Taraflar arasında davacının davalı bankada hesabı bulunduğu, davacının hesabından 13 adet banka dekontu ile para çekildiği, bu hususların banka teftiş raporu ile de tespit edildiği, davalı tarafından davacıya yapılan bir ödeme bulunmadığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.Uyuşmazlık, davacının hesabından para çekilmesinde bilgi ve onayının olup olmadığı, bilgi ve onayı yok ise daha sonra davalı banka personeli ile aralarında yapılan görüşme sonucunda çekilen paralara ilişkin alacak borç ilişkisine dönüşen bir durum olup olmadığı, davacının dava tarihi itibarıyla davalıdan talep edebileceği bir alacak bulunup bulunmadığı, var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde; davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davalı bankadaki hesabından bilgisi ve rızası dışında banka personeli tarafından 13 adet dekont ile para çekme işlemi yapıldığını ileri sürmüştür. Yargılama aşamasında alınan grafolog bilirkişi raporları ile de, dekontlardaki imzanın davacı eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Nitekim davalı yan da davacı hesabından yapılan ve işbu dava konusu olan para çekme işlemlerinin davacı tarafından değil, banka personeli tarafından yapıldığını, ancak tarafların uzun süreli arkadaş olduklarını, çalışanın başının belaya girmemesi ve paranın eski personelden alacak olarak görülmesinden dolayı davacının bir aksiyon almadığını, eski personelin usulsüz işlemler sonucu uhdesinde bulunduğu tutarın davacı ile eski personel arasında borç alacak ilişkisine döndüğünü, bankanın alacaktan sorumlu olmadığını belirtmiştir.Davalı banka teftiş kurulu tarafından davacı ile dava dışı banka eski personelinin ifadeleri alınmış olup, davacının teftiş kuruluna verdiği ifadesinde, davalı bankaya ibra ettiğine dair açık bir anlatımı bulunmadığı gibi, davacının banka hesabında █████/2009-█████/2010 tarihleri arasında yapılan 13 adet işlemden sonra davalı bankaya başvurduğu, yapılan işlemlere icazet verdiği sonucu doğacak şekilde uzun süreli sessiz kalması da söz konusu olmadığından davalı banka adam çalıştıran sıfatı ile banka eski personelinin davacının bilgisi ve rızası dışında hesabından para çekilmesi nedeniyle oluşan davacı alacağından sorumludur.Yargılama aşamasında alınan bilirkişi dördüncü ve beşinci ek raporları ile de, davacının dava tarihi itibarıyla davalıdan alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir.Hal böyle olunca mahkemece, davacının hesabından davalı banka eski personeli tarafından bilgisi ve rızası dışında para çekildiği, davacının davalı bankayı açıkça ibra etmediği, davacı ile banka eski personeli arasındaki arkadaşlık ilişkisinin usulsüz çekilen paraların anılan taraflar arasında alacağa dönüşmesi sonucunu doğurmayacağı, dava konusu alacaktan davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu bulunduğu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti ek raporlarının ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Öte yandan, davalı banka eski personeli hakkında davalı banka müşteri hesaplarından usulsüz işlemler yaptığı iddiasıyla Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı ceza davası açılmış ise de, davacının iddianamede müştekiler arasında yer almadığı, diğer müşteki banka müşterileri ile sanık olan davalı banka eski personeli arasındaki eylemlere ilişkin maddi vakıa tespitinin somut olay üzerinde bir etkisinin olmayacağı anlaşıldığından mahkemece ceza yargılaması bekletici mesele yapılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmuştur.Tüm bu nedenlerle davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalıdan alınması gerekli olan 3.424,42 TL harçtan peşin alınan 857,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.567,42 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -