Anahtar kelimeler: Azli Denetçi Müdürünün Yazildiği Başkan Katip Tayini Üye Ankara İlamda

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ ████████ Esas █████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVA
: Şirket Müdürünün Azli ve Özel Denetçi Tayini
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli ve özel denetçi tayini istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %25, diğer davalının ise %75 hisseye sahip olduğunu, diğer davalının aynı zamanda şirketin yetkili müdürü sıfatı bulunduğunu, davalı şirket müdürünün █████/2018 tarihinde 4.500.000 TL bedelle davalı şirket adına satın aldığı taşınmazla ilgili açıklayıcı bilgi ve belge paylaşmadığını, taşınmazın rayiç değerinin çok üzerinde satın alındığının öğrenildiğini, şirketin içinin boşaltılmasının amaçlandığını, şirket müdürü olan davalının kasten şirketi zarara uğrattığını, şirketin davalının oyu ile uzun yıllardır kar dağıtmadığını, şirketin atıl durumda tutularak ihalelere girilmediğini, davalıya maaş olarak yüksek ücret ödendiğini, davalıya ait taşınmazların şirkete kiralanarak davalıya yüksek kira bedeli ödendiğini, lüks araç alınarak davalı müdüre tahsis edildiğini, davalının █████/2014'de yapılan genel kurulda tek başına aldığı kararlarla şirket müdürünün rekabet yasağını kaldırdığını, davalı şirketin taşeron olduğu Hacettepe Üniversitesindeki ihalede usulsüzlük yapıldığının Sayıştay'ca tespit edildiğini, davalının usulsüz işlemleri sonucu davalı şirket hakkında yüksek miktarlı vergi cezasının uygulandığını, şirket müdürü olan davalının özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, şirketi zarara uğrattığını belirterek şirkete özel denetçi atanmasına, şirket müdürünün azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; özel denetim isteme ve özel denetçi atanması usulü hakkında yasal düzenleme gereği davacı tarafından yerine getirilmediğini, davacının müvekkili şirket müdüründen hiçbir zaman açıklama ve bilgi talebinde bulunmadığını, davacıya müvekkili şirkette sahip olduğu hissenin annelerinin arzu ve isteği üzerine bedelsiz olarak verildiğini, davacının hakkı olmayandan daha fazlasını istediğini, asılsız ve kurgusal suçlamalarla müvekkilleri aleyhine dava açmaya başladığını, açılan dava sonrasında muhasebe servisinde yapılan incelemede davacının daha önce görevli olduğu dönemde sorumlu olduğu şantiye ve imalat sahalarında teslim alınan malzeme faturalarının köşelerine attığı paraf kısmını yırttığı ve karaladığının tespit edildiğini, şirket muhasebesinden inceleyip geri getireceğini söyleyerek müvekkili şirkete ait karar defterini aldığını, defalarca istenmesine rağmen geri vermediğini, davacının suçlamaları ile yaptığı şikayet nedeniyle yapılan genel inceleme sonrası maliye denetiminde teslim alınan malzemelerin bir kısmının müvekkili şirket tarafından taahhüt edilerek yapılan işlerin bağlı olduğu idare talebiyle bedelsiz kaydıyla yapılan imalatlarda kullanılan kısmının kabul edilmemesi nedeniyle müvekkiline ilave faiz yüküyle beraber 6.490.174,00 TL vergi cezası kesildiğini, vergi cezasına itiraz edilerek dava açıldığını, davacının asılsız iddialarıyla ihbar yapmamış olması halinde müvekkilinin vergi cezasıyla muhatap olmayacağını, davacının ortağı olduğu şirketin hak edişlerinde fazla ödeme aldığını, ihale aşamasında usulsüz işlemler yapıldığını ileri sürmesi ile idare bünyesinde inceleme başlatıldığını, davacının karanlık ilişkileri nedeniyle haksız raporlara imza atıldığını, Sayıştay Temyiz Kurulu kararı ve sonucunun beklendiğini, davacının yaptığı şikayetler ile şirketi zarara uğrattığını, şirketin yeni iş alamayacak duruma düşmesine sebep olduğunu, müvekkili şirket adına yatırım amacıyla alınan taşınmazın imarlı konut arsası olup, arsanın alım bedelinin yüksek olmadığını, davacının yaptığı şikayetler nedeniyle müvekkili şirketin ödeme riskleriyle karşı karşıya kaldığını, bu nedenle kar payı dağıtılamadığını, ödenen kira bedellerinin rayiç bedellere uygun olduğunu, şirket müdürünün maaşında herhangi bir artış yapılmadığını, araç alım ve satımlarında şirketin zararı bulunmadığını, araçların şirket envanterine kayıtlı olduğunu bildirerek davanın davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı şirketin %25 hissesinin davacıya, %75 hissesinin davalıya ait olduğu, davalı ortağın aynı zamanda şirket müdürü sıfatı bulunduğu, davacının davalı şirketin █████/2019 tarihinde yapılan 2018 yılı olağan genel kuruluna katıldığı, şirkete özel denetçi atanmasına yönelik talebinin reddedildiği, akabinde 3 aylık hak düşürücü sürede bu davayı açtığı, bilirkişi incelemesinde tespit edildiği üzere, davalı şirketin dönem olarak 1.846.818,08 TL net dönem karının olduğu, giderlerinin hizmet üretim maliyeti, inşaat onarım maliyeti ve personel gideri ağırlıkta olduğu, şirketin kar dağıtımı yaptığı, davalı şirket tarafından █████/2018 tarihinde taşınmazın 4.500.000 TL bedelle satın alındığı, taşınmazın imar parseli olduğu, konut alanı olarak planlandığı, taşınmazın rapor tarihindeki değerinin emsallere nazaran 4.659.200 TL satış tarihine indirgendiğinde 2.912.000 TL olduğu, buna göre davacının taşınmazın rayiç değerinin üzerinde satın alındığı iddiası dışındaki iddialarının, şirketin kötü yönetildiğinin, suistimal yapıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı, davacının yaptığı şikayetler üzerine yapılan soruşturma sonunda KYOK verildiği, şirkete uygulanan vergi cezalarının vergi mahkemesi kararı ile iptal olunduğu, şirketin kar dağıtımı yaptığı, faaliyetler sonunda karlı durumda olduğu, şirketçe satın alınan taşınmazın değerinin, davacının davalı şirketten haklı sebeple çıkması talepli açtığı davada çıkma payının hesaplanmasına yönelik satın alma değerinin üzerinde hesaplandığı, davacı tarafın o davada taşınmazın değerinin daha yüksek olduğu yönünde itirazının bulunduğu, davalı şirketin faaliyet alanında inşaatında olması sebebi ile imar parselinde olan, konut alanı olarak planlanan bölgede bulunan taşınmazın lokasyonu itibariyle kıymetli yerde olduğu, dosyaya sunulan taşınmazın emsallerinin değerinin farklılık gösterdiği, taşınmazın değerinden daha yüksek fiyatla satın alındığı yönündeki bilirkişi tespitine itibar edilmediği, davalı şirket müdürünün azli ve şirkete özel denetçi atanmasına yönelik davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 30.03.2019 tarihli 2018 yılı olağan genel kurul toplantısında TTK'nun 438. maddesi kapsamında özel denetçi atanması talebinin reddi sebebiyle TTK'nun 439. maddesi çerçevesinde özel denetçi atanması ve devamla davalı şirketin müdürü olarak atanmış olan ...’in idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması ile ihtiyati tedbir kararı verilmek sureti ile dava sonuna kadar şirkete mali denetim kayyumu atanmasını talep ettiklerini, mahkemenin bilirkişi raporlarının aksi yönünde yaptığı değerlendirme ile kurduğu hükmü gerekçelendirmediğini, taraflarınca şirketin 2018 yılı bilanço ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde, 06.02.2018 tarihinde tarla vasfındaki arazinin 4.500.000 TL bedelle şirket adına satın alındığının tespit edildiğini, olağan genel kurul toplantısında, bu arazinin hangi amaçla alındığının sorulduğunu, ancak davalı şirket müdürünün açıklayıcı bilgi ve belge paylaşmaktan kaçındığını, nitekim yatırım amacıyla ve rezidans, iş merkezi, konut projesi yapılması düşüncesiyle alındığının iddia edildiğini, ancak bu hususta somut hiçbir adım atılmadığını, müvekkilinin genel kurul esnasında, şirketin kurulduğu günden bu yana soğutma sistemleri kurum ve montaj taahhütleri üstlendiğini, ihale usulüyle çalıştığını, söz konusu yatırım alanında hiçbir faaliyetinin bulunmadığını, inşaat sektöründeki daralma ve kriz gözetildiğinde bu yatırımın asla akılcı olmadığını belirttiğini, ancak buna rağmen davalının hiçbir açıklama gereği duymadığını, müvekkilinin taşınmazın rayiç fiyatını araştırdığında tapuda gösterilen bedelden çok düşük olduğunu anladığını, oluşan bu farklılığın gerçeğe uygunluğunu denetlemek maksadıyla gayri menkul değerleme uzmanlarına başvurduğunu, spk lisanlı değerleme uzmanları tarafından düzenlenen nisan 2019 tarih ve ███████/0038 sayılı kapsamlı değerleme raporunda şirket adına alınan söz konusu taşınmazın rayiç bedelinin gerçekte 2.700.000 TL olduğunun tespit edildiğini, diğer yandan mahkeme tarafından dosya bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş olup, gerek kök gerekse de ek bilirkişi raporlarında, davalı şirket müdürünün gerçek rayiç değeri 2.970.240 TL olan taşınmazı 4.500.000 TL'ye satın alarak şirketi 1.529.760 TL zarara uğrattığı tespit edilerek sabit hale geldiğini, taraflarınca alınan değerleme raporunda rayiç bedelin 2.700.000 TL olarak belirlendiği de değerlendirildiğinde davalı şirket müdürünün şirketi fahiş oranda zararlandırdığını, diğer bir durumun ise taşınmaz bedelinin 3.100.000 TL'sinin nakit olarak ödenmiş olması olduğunu, şirketlerin şeffaf yönetimi ve basiretli tacir hükümleri değerlendirildiğinde ödemelerin banka kanalı ile yapılması gerektiğini, söz konusu nakit ödemenin taşınmaz malikine yapılıp yapılmadığının dahi şüpheli olduğunu, bu dahi söz konusu arsanın satın alınırken şirketten dolayısıyla davacı müvekkilden mal kaçırmak kastı ile hareket edildiğinin en açık göstergesi olduğunu, taşınmazın gerçek değerinin neredeyse 1,5 katı bedelle satın alınmış olmasının açık ve ağır yönetim kusuru ve davalı şirket müdürünün sorumluluğu olduğunu, söz konusu satın alma ile şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini, mahkemenin tüm bu hususları gözardı ederek bölgedeki taşınmaz rayiçlerinin değişkenlik gösterdiğinden ve Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında taşınmazın değerinin 5.125.120 TL olarak takdir edildiğinden bahisle taşınmaz rayicine itibar etmeyerek davanın reddine karar verdiğini, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında taşınmazın değerinin söz konusu dava ortaklıktan çıkma davası olup çıkma payı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinden yapıldığını, bu itibarla taşınmazın şirket müdürü tarafından alındığı iddia edilen ve ticari kayıtlara işlenen bedel üzerinden hesaplama yapıldığını, şirketin aktif ve pasif değerleri bir bütün olup birim değer olarak kabul edilmesi gerektiğini, taşınmaz için şirket kasasında şirket müdürünün beyan ettiği bedel yerine taşınmazın ticari kayıtlara geçen tutarının hesaplamaya dahil edildiğini, şirket müdürü taşınmazı bilirkişilerce belirlenen rayice uygun bedelde almış olsaydı hesaplamanın bu bedel üzerinden yapılacağını, şirket kasasında da nakit 1.529.760 TL bulunacağını, çıkma akçesi hesabına bu bedelin de dahil edileceğini, bunda herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, taşınmazın aradan geçen süre zarfında değerlenmiş olabileceğini, burada üzerinden durulması gereken hususun 2018 yılındaki rayiç olup bu da 2.970.240 TL olarak tespit edildiğini, edinme tarihinde taşınmazın rayiç değerinin çok üzerinde alınarak şirketin zarara uğratıldığı hususunun tartışmasız olduğunu, bu iki dava ve süreci birbirinden bu anlamda ayrıştığını, hem bilirkişi raporlarına hem de dosyaya kazandırılan spk lisanslı değerleme uzmanlarınca düzenlenen raporlara rağmen hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın taşınmaz rayicinin davalı şirket müdürünün beyan ettiği tutarda olduğuna kanaat getirerek fahiş bir hata yapıldığını, teknik bilgiyi gerektiren bir hususta mahkemenin bu yöndeki dayanaksız tespitinin kabul edilemeyeceğini, davalı şirket müdürünün tek yetkili olduğu ve yine müvekkili ile birlikte ortak oldukları ... Ltd. Şti’ye, davalının usulsüz işlemleri sebebiyle milyonlarca liralık vergi cezası düzenlendiğini, şirkete uygulanan vergi cezalarının vergi mahkemesi kararı ile iptal olunduğu yönündeki tespitin hatalı olduğunu, söz konusu vergi davalarının Danıştay'da temyiz aşamasında bozulduğunu, vergi cezalarının karar düzeltme talebinin reddedilmesi halinde muaccel hale gelerek şirketleri ve ortaklarını büyük bir borç yükünün altına sokacağını, bu dahi şirket müdürünün ihmali ve keyfi işlemleri ile bir yöneticiden beklenen profesyonellikten uzak kararlar vererek şirketleri zararlandırmaya devam ettiğinin en somut delillerinden biri olduğunu, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermediği sürece müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacağını, haklı nedenler yeterli görülmez ise, davalı şirketten genel kurul karar tutanağının talep edilmesi gerektiğini, eğer davacı ortağın iddiası doğru ise yapılan fiil, şirketin feshi için çok önemli sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini, davalı ortak hem hakim ortak hem de şirket müdürü olduğu şirkette her türlü ticari sırlara sahip olduğu için bu bilgileri tek başına kurduğu ... Yapı’da kullandığını, faaliyetlerini kurduğu şirket üzerinden yürüttüğünü, davalı şirketlerin 2013 yılından itibaren yeni iş alamamasının da bunun bir sonucu olarak görülebileceğini, davalı ... tek başına ... Yapı Şirketini kurarak faaliyetlerini bu şirket üzerinden yürüttüğünü, davalı şirketi bu kapsamda da zarara uğrattığını, şirketin 14 milyon TL kâr elde ettiği halde, 6 yılda müvekkiline sadece 195 bin TL gibi komik bir kâr payı dağıtıldığını, davalı şirket müdürü, şirketteki hisse oranının verdiği yetkiyi kötüye kullanarak müvekkilinin yasal hakkını elinden aldığını, dosyaya kazandırılan hukuki mütalaada da kar payı dağıtılmaması halinde somut ve makul gerekçe olması gerektiğini, şirket yönünden halihazırda bir sebebin varlığından bahsedilemeyeceği dolayısıyla müvekkilinin kanunen müktesep hakkının elinden alındığının değerlendirildiğini, şirketin büyük ortağı ve davalı şirket müdürü ...’e sadece 2018 yılı için 708.976,36 TL ücret ödendiğini, davalı ...’in 1 yılda şirketten aldığı maaş miktarının 6 yıldır dağıtılan tüm kardan bile fazla olduğunu, davalının şirket müdürü ve tek yetkilisi olduğu ... Tur. İnş. Tic. Ve San. Ltd. Şti., Hacettepe Üniversitesi ██████████ ikn’lu “onkoloji hastanesi eksik işlerin tamamlanması ve 1. kısım tadilat ve büyük onarımları işi” ihalesinde alt yüklenici olarak işi yaptığını, söz konusu ihale süreciyle ilgili Sayıştay denetimi yapılmış olup söz konusu şirket ile ilgili usulsüzlüklerin tespit edildiğini, dosyaya sunulan 10.09.2020 ve 12.05.2021 tarihli beyan dilekçesi içeriği ve ekinde yer verilen bilgi belge ile davalı şirket müdürünün sahte evrak düzenlemek sureti ile ihale yeterliği sağladığı hususunda hiçbir tereddüt bulunmadığını, davalı şirket müdürü hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ███████████ nolu dosya üzerinden resmi belgede sahtecilik ihaleye fesat karıştırma suçları yönünden başlatılan soruşturmanın devam ettiğini, Sayıştay denetçi raporunda davalının sahte noter belgeleri ile ihale yeterliği sağlayarak ... Ltd. Şti’nin ihale aldığının sabit olduğunu, Hacettepe Üniversitesi iç denetim birimi başkanlığı raporlarında da yer aldığını, ...'in sevk ve idaresindeki şirketlerin Hacettepe Üniversitesi nezdinde gerçekleştirdiği işlerde ihaleye katılım için gerekli olan iş deneyim belgesi, iş bitirme belgesi, alt yüklenici-iş bitirme belgesi gibi pek çok belgenin gerçek dışı veya makamlarınca onaylanmamış geçersiz belgeler olduğunun tespit edildiğini, iç denetim raporlarında davalı şirketlerin Hacettepe Üniversitesi nezdinde gerçekleştirilen işlerde yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilen imalatların ihale şartnamesi, mahal listeleri, projeleri, hak ediş belgeleri, sözleşmeleri ışığında teknik elemanlarca yerinde incelenerek tespiti ve bu suretle kamu zararının belirlenmesi gerektiği sonucuna varıldığının görüldüğünü, Somut Ltd. Şti.'nin almış olduğu iş bitirme belgesinde ve bu belgeyi almak için kullandığı belgelerde usulsüzlük yapıldığını, (sahte noter belgeleri ve bu belgeler sayesinde alınan iş bitirme belgeleri, usülsüz olarak hazırlanan iş deneyim güncelleştirme ve değerlendirme formu) “Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi eksik işlerin tamamlanması ve ı. kısmının tadilat ve büyük onarım işi” ihalesinde usulsüzlük yapıldığı hususlarının gerek ihale makamı idare tarafından gerekse de Sayıştay tarafından tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edildiğini, şirket ortağının açıkça suç işlediğini, şirketin ticari itibarını ağır şekilde zedeleyerek ihalelerden yasaklı hale getirdiğini, şirket müdürü görev ve sorumluluğuna aykırı hareket ederek şirketin ekonomik mahvına sebep olacak iş ve eylemlerde bulunduğunu, resmi belgede sahtecilik yaparak kamu kurum ve kuruluşlarından haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, bu yolda da davalı ... Ltd. Şti’yi kullanarak ticari itibarını, piyasa güvenirliğini ortadan kaldırdığını, hal böyle iken mahkemenin bu hususları gözardı ederek davanın reddine karar verdiğini, davalı şirket müdürünün kasıtlı eylem ve işlemleriyle şirketi zarara uğrattığını, müvekkilinden mal kaçırma amacıyla hareket ettiğinin sabit hale geldiğini, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olan dava kapsamında hesaplanan çıkma akçelerinin kararın kesinleşmesi halinde muaccel hale geleceğini, istinaf ve temyiz aşamaları da gözetildiğinde asgari 3-4 yıl içinde müvekkilinin çıkma akçesine kavuşamayacağının değerlendirildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; haklı nedenle limited şirket müdürünün azli ve şirkete özel denetçi atanması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Sayıştay 2. Dairesinin █████/2018 ilam tarihli 147 ilam numaralı karar sureti ile █████/2019 ilam tarihli 179 ilam numaralı ek ilamı, vergi ceza ihbarnameleri, dava dışı ... Yapı ... Ltd. Şti.'ne ilişkin TTSG ilanları, mali müşavir analiz raporu, gayri menkul değerleme uzmanı, sorumlu değerleme uzmanı bilirkişi heyetinden alınan █████/2019 tarihli ekspertiz raporu, davalı şirket bilanço, gelir tablosu ve mizanı, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ███████ Karar sayılı karar sureti, anılan karara ilişkin Dairemizin ████████ Esas ████████ Karar sayılı karar sureti, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan hukuki ve mali mütalaa, davacı tarafından sunulan hukukçu, muhasebe finansman ABD öğrenim üyesi bilirkişi heyetinden alınan █████/2019 tarihli uzman görüşü, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ sr. sayılı dosyasının Uyap sureti, taşınmaz resmi senedi, Kamu İhale Kurumu müzekkere cevabı, mali müşavir, emlakçı, hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan █████/2020 tarihli bilirkişi heyeti kök, █████/2021 tarihli ek rapor, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, emsal taşınmaz rayiç değerlerine ilişkin ilan örnekleri dosya içerisinde yer almaktadır.
Maliye Bakanlığı tarafından davalı şirket adına 2013 sayılı VUK 341. maddede yazılı hallerle vergi ziyaına sebebiyet vermek eylemi nedeniyle vergi ceza ihbarnameleri düzenlendiği görülmüştür.
Sayıştay 2. Dairesinin █████/2018 ilam tarihli 147 ilam numaralı karar sureti ile █████/2019 ilam tarihli 179 ilam numaralı ek ilamının konusunun dava dışı Hacettepe Üniversitesi ile davalı şirket arasında düzenlenen sözleşmeye göre yürütülen Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Hastanesi eksik işlerin tamamlanması ve birinci kısmın tadilat ve büyük onarımları işinde yapılması öngörülen bazı imalatların yüklenici olan davalı şirket tarafından yapılmamasına rağmen bunlara ilişkin tutarların yükleniciye ödenmesine ilişkin olduğu dosya içeriğinden anlaşılmıştır.
Dava dışı ... Yapı ... Ltd. Şti.'ne ilişkin █████/2014 tarihli TTSG ilanından, davalı ...'in anılan şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğu görülmüştür.
Mali müşavir analiz raporunda (█████/2017-█████/2018 dönemi) işletmenin dönem içi işlemlerinin mali olayların genelinin yansıtıldığı bilanço ve gelir tablosu gibi tablolara yansıyan sonuçlar arasında bazı hususlarda tereddüt hasıl olduğu ve açıklama gerektirdiği belirtilmiştir.
Ekspertiz raporunda, davalı şirket adına kayıtlı bulunan taşınmazın bulunduğu bölgede imar planlarının hazırlandığı, askı sürecinin devam ettiği, planın kesinleşmediği, günümüz ekonomik koşullarında yasal değerinin 2.700.000,00 TL olacağı tespit edilmiştir.
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ███████ Karar sayılı kararıyla, ... tarafından ..., ... ... Ltd. Şti. ve ... ... Ltd. Şti aleyhine şirket ortaklığından çıkma, aksi kanaat halinde davalı şirketin feshi ve tasfiyesi, kar payı alacağının tahsili talebiyle açılan davada davalı ... yönünden aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davalı şirketlerin fesih talebinin reddine, davacının davalı şirket ortaklıklarından çıkarılmasına, çıkma payı alacağının tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan hukuki ve mali mütalaada, dosyadaki tüm bilirkişi raporlarında davalı ...'in davalı şirketleri kötü yönettiği, sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiği, davacı ortağa ve şirketlere zarar verdiği sonucuna varıldığı, şirket ilişkisinin sürdürülmesinin pay sahibinden beklenemeyeceği, davalı ortağın fesih yerine davacının ortaklıktan çıkarılması tedbirinin uygulanmasını kabul ederek bir anlamda haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğunu kabul ettiği yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı tarafından sunulan hukukçu, muhasebe finansman ABD öğrenim üyesi bilirkişi heyetinden alınan uzman görüşünde, davacının özel denetçi talebi için şekli ve maddi koşulların gerçekleştiği tespit edilmiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ sr. sayılı dosyasında, Sayıştay Başkanlığı ihbar eden, davacı ... müşteki, hazine suçtan zarar gören, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü, davalı ...'in şüpheliler arasında olduğu ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, resmi belgede sahtecilik suçundan yapılan ceza soruşturması sonunda delil yetersizliği nedeniyle takipsizlik kararı verildiği görülmüştür.
Davalı şirket adına kayıtlı bulunan Ankara ili Gölbaşı ilçesindeki taşınmaza ilişkin resmi senetten davalı şirketi temsilen davalı ... tarafından taşınmazın █████/2018 tarihinde dava dışı ...'tan 4.500.000,00 TL bedelle satın alındığı anlaşılmıştır.
Kamu İhale Kurumu müzekkere cevabında, davalı şirketin aktif yasaklılık kaydının bulunmadığı, iki adet sona ermiş (pasif) yasaklılık kaydı bulunduğu, Ankara 17. İdare mahkemesinin █████/2019 tarih ████████ Esas sayılı kararıyla Hacettepe Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı ihalesi nedeniyle tüm ihalelerden yasaklılık kararının kaldırıldığı bildirilmiştir.
Yargılama aşamasında bilirkişi heyetinden alınan ve davalı şirket defterelir üzerine yapılan inceleme ile hazırlanan kök raporda, şirket defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, davalı şirkette davacının %25, davalı ...'in %75 hissedar olduğu, anılan davalının davalı şirketin tek yetkili müdürü sıfatı bulunduğu, taraflar kardeş olup, davalı şirketin aile şirketi olduğu, davalı şirket müdürü tarafından █████/2018 tarihinde davalı şirket adına alınan taşınmazın şirket kayıtlarına göre 4.500.000,00 TL'ye satın alındığı, taşınmaz bedelinin 3.100.000,00 TL'si nakit olarak 1.400.000,00 TL'si davalı şirkete ait hesaptan eft yoluyla ödendiğinin ticari defterlerde kayıtlı bulunduğu, taşınmazın satın alma tarihinde gerçek rayiç bedelinin 2.970.240,00 TL olduğu, buna göre 1.529.760,00 TL şirket zararına hareket edildiğinin düşünüldüğü, şirkette kar dağıtımı yapılmadığı, tüm karın dağıtılmasının gerekmediği, şirketin borca batık olmadığı, 2018 yılında satış karı elde etmese de faiz geliri nedeniyle 1.846.818,08 TL dönem net karı elde ettiğinin belirlendiği, davalı müdürün kasıtlı olarak girebileceği hangi ihalelere girmediği hususunda bir açıklama ve belge bulunmadığından inceleme yapmanın mümkün olmadığı, aynı yerde faaliyet gösterdiği iddia edilen dava dışı ... ... Ltd. Şti.'nin davalının alt yüklenicisi olup, tarafların bu şirkete de ortak olduğu, anılan şirketin rakip şirket olmadığı, davalının kurduğu belirtilen ... Yapı ... Ltd. Şti'ne ilişkin somut iddia bulunmadığından incelemenin mümkün olmadığı, █████/2014 tarihli genel kuruldan rekabet yasağının kaldırılması kararı alındığına göre bu karar iptal edilmeden rekabet yasağı ihlali iddiasının incelenemeyeceği, davalı şirket müdürünün Sayıştay Başkanlığının raporundaki usulsüzlükle ilgili mahkumiyetine dair ceza mahkemesi kararı olmadığı, azil ve özel denetçi tayini noktasında takdirin mahkemede olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Alınan ek raporda kök rapordaki görüş tekrar edildikten sonra davalı şirket müdürünün davalı şirket adına aldığı taşınmazın █████/2018 satış tarihi itibarıyla değerinin 2.912.000,00 TL olduğu, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda davacının █████/2020 tarihi itibarıyla çıkma payı hesaplanırken dava konusu taşınmazın rayiç değerinin 5.125.120,00 TL olarak hesaplandığı, anılan rapor tarihi olan 2020 yılında taşınmazın güncel değerinin heyetlerince 4.659.200,00 TL olarak belirlendiği, █████/2018 satış tarihindeki rayiç değerin ise 2.970.240,00 TL olduğu, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundaki 2020 rayiç bedel ile heyetlerince belirlenen 2020 rayiç bedeli arasında 465.920,00 TL fark bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacı yan davalı şirkette %25, diğer davalının %75 oranında hissedar olduğunu, diğer davalının davalı şirketin münferit temsile yetkili müdürü sıfatı bulunduğunu, davalı şirket müdürünün şirketle haksız rekabet içinde olduğunu, şirketi zarara uğratan eylemler içinde bulunduğunu, şirketin içini boşalttığını, şirket adına satın alınan taşınmaz için rayiç değer üzerinde ödeme yapıldığını, taşınmazlarını şirkete yüksek miktarlar ile kiraya verdiğini, lüks araç aldığını, kendisine tahsis ettiğini, davalı şirketin taşeron olduğu ihaleyle ilgili usulsüzlük yapıldığının Sayıştay tarafından tespit edildiğini, şirketin yüksek miktarlı vergi cezasına maruz kaldığını, davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, haklı sebeple limited şirket müdürünün azli koşulunun oluştuğunu, davalı şirkete özel denetçi atanması talebinin genel kurulda reddedildiğini, şirkete özel denetçi atanması gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise davacı iddialarının yerinde olmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin özel denetçi tayinine ilişkin davanın reddi kararına yönelik istinaf itirazı incelendiğinde, 6102 sayılı TTK'nun 438. maddesinde, her pay sahibinin pay sahipliği haklarının kullanılabilmesi için gerekli olduğu taktirde ve bilgi alma veya inceleme hakkı daha önce kullanılmışsa, belirli olayların özel bir denetimle açıklığa kavuşturulmasının gündemde yer almasa bile genel kuruldan isteyebileceğini, aynı kanunun 439. maddesinde ise, genel kurulunun özel denetim istemini reddetmesi halinde sermayenin en az onda birine halka açık anonim şirketlerde ise yirmide birini oluşturan pay sahipleri veya payların itibarı değeri toplamı en az 1.000.000,00 TL olan pay sahiplerinin şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde üç ay içinde özen denetçi atanmasını isteyebilecekleri aynı yasanın 440/2. maddesinde ise, mahkemece verilen kararın kesin olduğu belirtilmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2017 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).
Bu durumda, ilk derece mahkemesince özel denetçi tayinine ilişkin davanın reddi kararı TTK'nun 440/2. maddesi uyarınca kesin olduğundan Dairemizce davacı vekilinin anılan karara ilişkin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin limited şirket müdürünün haklı nedenle azli talebi yönünden davanın reddine ilişkin karara karşı istinaf başvurusuna gelindiğinde;
Taraflar arasında davalı şirkette %25 hissesinin davacıya, %75 hissenin ise diğer davalıya ait bulunduğu, davalı ...'in davalı şirketi münferiden temsile yetkili müdürü olduğu hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, limited şirket müdürü olan davalının şirket müdürlüğünden azline ilişkin haklı sebep koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususundan kaynaklanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilir. Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacının, öncelikle şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2018 tarih ██████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).
Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı davalı şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
Davacı yan davalı şirket müdürünün şirketle haksız rekabet içinde olduğu, şirketi zarara uğratan eylemler içinde bulunduğu, şirketin içini boşalttığı, şirket adına satın alınan taşınmaz için rayiç değer üzerinde ödeme yapıldığı, taşınmazlarını şirkete yüksek miktarlar ile kiraya verdiği, lüks araç aldığı, kendisine tahsis ettiği, davalı şirketin taşeron olduğu ihaleyle ilgili usulsüzlük yapıldığının Sayıştay tarafından tespit edildiği, şirketin yüksek miktarlı vergi cezasına maruz kaldığı, şirketin ihalelere girmediği, atıl halde bırakıldığı, davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasıyla davalının şirket müdürlüğünden azlini talep etmiştir.
Yargılama alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, davalı müdürün kasıtlı olarak girebileceği hangi ihalelere girmediğine ilişkin bir açıklama ve belge bulunmadığı, davalı şirket müdürünün kurduğu belirtilen şirkete ilişkin somut iddiaların ileri sürülmediği, genel kurulda rekabet yasağının kaldırılması kararı alındığından karar iptal edilmeden rekabet yasağı ihlali iddiasının incelenemeyeceği, davalı şirket müdürünün Sayıştay raporundaki usulsüzlükle ilgili mahkumiyetine ilişkin bir ceza mahkemesi kararı bulunmadığı, tüm karın dağıtılması gerekmediği, şirketin borca batık olmadığı, şirket müdürü tarafından davalı şirket adına alınan taşınmazın satın alma tarihindeki rayiç bedelinin 2.970.240,00 TL olduğu, taşınmaz için ise 4.500.000,00 TL bedel ödendiği tespit edilmiştir.
Davacı yan dava dilekçesinde ve aşamalarda davalı şirket müdürünün şirketle haksız rekabet içinde olduğu, şirketi zarara uğratan eylemler içinde bulunduğu, şirketin içini boşalttığı, taşınmazlarını şirkete yüksek miktarlar ile kiraya verdiği, lüks araç aldığı, kendisine tahsis ettiği, davalı şirketin taşeron olduğu ihaleyle ilgili usulsüzlük yapıldığının Sayıştay tarafından tespit edildiği, şirketin yüksek miktarlı vergi cezasına maruz kaldığı, şirketin ihalelere girmediği, atıl halde bıraktığı, şirketi kötü yönettiğini ileri sürmüş ise de, anılan iddialara ilişkin somut bir delil dosyaya ibraz edilmediği gibi, davacının şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturması sonunda delil yetersizliği nedeniyle davalı şirket müdürü hakkında takipsizlik kararı verildiği, davalı şirket adına Maliye Bakanlığı tarafından tahakkuk ettirilen vergi cezalarının da vergi mahkemeleri tarafından iptal edildiği, alınan bilirkişi raporları ile davalı şirketin borca batık olmadığı, kar eden bir şirket olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan, davalı şirket adına davalı şirket müdürü tarafından satın alınan taşınmazın satın alma tarihindeki rayiç değeri bilirkişi tarafından 2.970.240,00 TL olarak tespit edilmiş, taşınmazın ise davalı şirket tarafından 4.500.000,00 TL bedel ile satın alındığı anlaşılmıştır. Mahkemece davacı tarafından davalı şirket ortaklığından çıkma talebi ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde ████████ esas sayılı davayı açtığı, anılan yargılama sırasında bilirkişi tarafından taşınmazın 2020 yılındaki değeri 5.125.120,00 TL olarak tespit edildiği, davacının ise anılan davada taşınmazın değerinin daha yüksek olduğu yönünde itirazda bulunduğu, taşınmazın lokasyonu itibarıyla kıymetli olduğu, sunulan taşınmaz emsallerinin değerinin farklılık göstermesi karşısında taşınmazın değerinden daha yüksek fiyatla satın alındığı yönündeki bilirkişi tespitinin yerinde görülmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece davacının 6102 sayılı TTK'nun 630/2. maddesi uyarınca davalı şirket müdürünün azlini gerektirir haklı sebebin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında haklı nedenle şirket müdürünün azline ilişkin davanın reddi yönünden herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin anılan karara karşı istinaf başvurusunun esastan reddine, özel denetçi tayinine ilişkin davanın reddi kararı kesin olduğundan davacı vekilinin anılan karara yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin özel denetçi tayini talebinin reddine yönelik karara karşı istinaf isteminin ilk derece mahkemesince verilen özel denetçi tayini talebinin reddi kararı TTK'nun 440/2. maddesi uyarınca kesin olduğundan HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin hakıl nedenle şirket müdürünün azli talebinin reddine yönelik karara karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcın peşin alınan 59,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...
... ... ... ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!