Anahtar kelimeler: Gebze Sakarya Esaskarar Başkan Yazim Katip Etkili Üye Sonuca Hmknın

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: █████████ Esas - █████████ Karar
DAVACI
: 1- ...
: 2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ... - Av. ... - Av. ...- ...
DAVA
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın Sarı Camii ve Çevresi Kentsel Tasarım Uygulama Projesi kapsamında █████/2020 - █████/2023 tarihli ... poliçe numaralı İnşaat All Risk Poliçesi ile anılan inşaat şantiyesini sigorta altına aldıklarını, █████/2021 tarihinde meydana gelen fırtına sebebi ile ölümlü ve yaralanmalı pek çok olumsuzluğun olduğunun bilindiği, anılan tarihte müvekkiline ait Sarı Camii şantiyesinde de fırtına sebebiyle çökme meydana geldiğini, camii içerisinde bulunan iskelenin fırtına sebebi ile çökmesi nedeniyle 7 işçinin yaralandığını ve çöken iskelenenin kullanılamaz hale geldiğini, konu ile ilgili savcılığa soruşturma açıldığını, hasarın meydana gelmesi akabinde davalı şirkete hasar ihbarında bulunulduğunu ve yöneticilerin bilgilendirildiğini, bunun üzerine davalı sigorta şirketince yönlendirilen eksper tarafından hasar gören kıymetlerin inceleme ve değerlendirmesinin yapıldığını, sigorta şirketinin hasarın tazmini taleplerini haksız yere reddettiğini, müvekkili şirketlere ait şantiyede meydana gelen doğa olayı neticesinde cami inşaatı içerisinde çöken kubbede kullanılan kereste, plywood, teleskobik demir direkler ve işçilik alacaklarının tahsili ve hasar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizinin davalı şirketinden tahsili adına huzurdaki davayı açtıklarını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, şimdilik 100.000,00-TL alacağın rizikonun gerçekleştiği tarih olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan hükmen tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinden bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın kanunda öngörülen zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmediğini, yeni TTK düzenlemesinde özel sigortalar için düzenlenmiş olan zamanaşımı sürelerinin, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıl ve her halde 6 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağının belirtildiğini, davacının yönelttiği olduğu taleplerinin, dava dilekçesinden de anlaşıldığı üzere belirsiz alacak davası olarak ileri sürdüğünü, ancak 6100 sayılı HMK madde 107 uyarınca, davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gerektiğini, belirleyememe halinin, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanması gerektiğini, açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamayacağını, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacağını, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemeyeceğini, hukuki yarar yokluğunun davacının sonradan tamamlayacağı bir dava şartı olmayıp davanın açıldığı tarihte mevcut olması gerektiğini ve bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçenin Gebze Belediye Başkanlığı adına tanzim edildiğini ve davacı tarafların ... numaralı İnşaat All Risk Poliçesi'nde sigorta ettiren olduğunu, bu nedenle sigorta ettirenin tazminat hakkı bulunmadığından davacıların davasının husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu uyuşmazlığı çözümle yetkili mahkemelerin, sigortacının merkezinin bulunduğu yer mahkemeleri olduğunu, müvekkili Türkiye Sigorta A.Ş.'nin genel merkezinin Şişli/İSTANBUL olduğunu, anılan nedenlerle huzurdaki dava yetkisiz mahkemede açılmış olmakla uyuşmazlığı çözmekle yetkili mahkemelerin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisizlik nedeniyle reddini talep ettiklerini, ilgili hasarı kapsayan ek teminatin poliçede bulunmadığını, sigorta tekniğine göre, şantiye tesis hasarlarının teminat kapsamı haricinde olduğunu, hasarın teminat kapsamında olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, poliçede tenzili muafiyet bulunduğunu, konu hasarın muafiyet altında kaldığını, teminata dair kabul anlamına gelmemekle birlikte, ilgili zarar miktarının eksper raporunda hesaplandığını, davacının talep ettiği meblağın fahiş olduğunu, ayrıca şantiye tesis hasarları olup şantiye tesis hasarlarının teminat dahilinde değerlendirilemeyeceğini, müvekkili şirket aleyhine tazminat hesaplaması yapılacaksa bile sigorta/eksik prim proporsiyonu yapılması gerektiğini, varsa hasarın miktarının tespiti için ve davacı yanın taleplerinin sigorta teminatı içinde olup olmadığı tespiti adına sigorta alanında uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacıların dava dilekçesinde fazlaya ilişkin talep ve haklarını saklı tutarak 10.000,00-TL talep ettiğini, ancak bu taleplerin temellendirilmediğini, davacının hangi tazminat türü başlığında ne kadar talep ettiğinin açıklanması için davacıya süre verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin işçilik alacaklarına ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, zira işçilik alacaklarına ilişkin bir teminatın poliçe kapsamında yer almadığını, müvekkili şirketin faiz ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115/2 maddeleri gereğince davacının aktif husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme gerekçesi aktif husumet yokluğu olduğu belirtilmiş ise de davanın bu gerekçe ile reddi doğru olmayıp, davacılar yargılama konusu █████/2020 - █████/2023 tarihli ... poliçe numaralı İnşaat All Risk Poliçesi ile anılan inşaat şantiyesini sigorta altına aldıkları ve bu itibarla sözleşmenin tarafı oldukları açık olmakla davacılar bu yönüyle sigorta sözleşmesinin tarafı bulunduklarını, yerel mahkemece işin esasına girilmeden ve sözleşme tarafı olma hususu hatalı değerlendirilmek suretiyle usul ve yasaya aykırı karar verildiğini beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf sıfatına haiz bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ilgili hasarı kapsayan ek teminat poliçede bulunmamakta, sigorta tekniğine göre, şantiye tesis hasarları teminat kapsamı haricinde bulunduğunu, ilgili hasarın teminat kapsamında olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, poliçede tenzili muafiyet olup konu hasar muafiyet altında kaldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla konu poliçede tenzili muafiyet bulunduğunu, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte; şirket aleyhine tazminat hesaplaması yapılacaksa bile sigorta/eksik prim proporsiyonu yapılması gerekmekte, varsa hasarın miktarının tespiti için ve davacı yanın taleplerinin sigorta teminatı içinde olup olmadığı tespiti adına sigorta alanında uzman bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin faiz ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin de reddi gerekmekle, müvekkil şirketin, dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığından; faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacağını beyan ederek, davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 Tarih - █████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; sigorta sözleşmesine dayalı olarak fırtına nedeniyle meydana gelen hasar dolayısıyla oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Davacıların, Sarı Camii ve Çevresi Kentsel Tasarım Uygulama Projesi kapsamında █████/2020 - █████/2023 tarihli ... poliçe numaralı İnşaat All Risk Poliçesi ile anılan inşaat şantiyesini sigorta altına aldıkları, █████/2021 tarihinde meydana gelen fırtına sebebi ile ölümlü ve yaralanmalı pek çok olumsuzluğun olduğunun bilindiği, davalı şirkete hasar ihbarında bulunulduğu ve yöneticilerin bilgilendirildiği, bunun üzerine davalı sigorta şirketince yönlendirilen eksper tarafından hasar gören kıymetlerin inceleme ve değerlendirmesinin yapıldığı, sigorta şirketinin hasarın tazmini taleplerini haksız yere reddettiği iddiasıyla eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.
Uyuşmazlık; davacının aktif husumet ehliyetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sıfat davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, S.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, S.612). Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatı, o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı (alacaklı) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir... Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin, bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.I, S.332, 333, 334).
6102 sayılı TTK'nın 1454. maddesi uyarınca; sigorta ettiren, üçüncü bir kişinin menfaatini, onun adını belirterek veya belirtmeyerek, sigorta ettirebilir. Sigorta sözleşmesinden doğan haklar sigortalıya aittir. Sigortalı, aksine sözleşme yoksa, sigorta tazminatının ödenmesini sigortacıdan isteyebilir ve onu dava edebilir. Madde hükmünden de anlaşılacağı gibi aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep hakkı sigortalıya aittir.
Öte yandan, dava tarihi itibarı ile yürürlükte olan 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nu Ek 6/2 maddeye göre tazminat alacağı, sadece hak sahibine veya avukatına ödenir ve birinci fıkrada belirtilen kişiler de dâhil olmak üzere hiç kimseye devredilemez.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; taraflar arasında düzenlenen "İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi"nde davacıların sigorta ettiren, dava dışı Gebze Belediye Başkanlığının ise sigortalı konumunda olduğu, yukarıda belirtilen düzenlemeler göz önüne alındığında aksine bir sözleşme kuralı yoksa sigorta tazminatını talep hakkı sigortalıya ait olup, dava konusu poliçede bu yönde (aksine) bir hüküm ve sigortalı dışında her hangi bir lehdarın sözleşmeye dahil edildiğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı; dava dışı sigortalı Gebze Belediye Başkanlığının açılan davaya muvafakat etmediği, bu durumda davacıların dava açmaya yönelik aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla; mahkemece sigorta ettiren davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmadığı kabul edilerek HMK 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin itirazının reddi gerekmiştir
(Aynı yönde Yargıtay 11.HD., █████/2024 T.,█████████ E., █████████ K.).
Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 187,80- TL istinaf karar harcının her iki davacı yönünden ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!