Anahtar kelimeler: Satımdan Sakarya Esaskarar Kocaeli Başkan Yazim Katip Etkili Üye Sonuca

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkil şirketin, davalı borçluya satmış olduğu mallar ile ilgili olarak faturadan kaynaklanan alacakları için Gölcük İcra Müdürlüğü █████████ Esas numarası ile takip açılmış olup, sonrasında davalı borçlu tarafından söz konusu borca haksız olarak itiraz edildiğini, söz konusu itirazın iptal edilerek takibe devam edilmesi gerektiğini, müvekkil firma, ticari ilişki vesilesiyle davalı şirkete mal verdiğini, bu sebeple dilekçe ekinde bulunan faturalar tanzim edildiğini, her ne kadar borçlu taraf, borca ilişkin olarak icra dairesine yaptığı itirazla borcu kabul etmese de belirtmek gerekir ki borçlu taraf, faturalarda belirtilen recorder tamiri, rezistans teli, kartuş ve sair işler davacı müvekkil tarafından yapıldığını, ancak bedeli tam olarak ödenmediğini, taraflar arasındaki fatura alacağı Amerikan Doları cinsinden olup, ödemenin de doğrudan Amerikan Doları olarak yahut, Amerikan Dolarının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olması gerekirken, borçlu şirket tarafından vadesinden çok sonra Türk Lirası olarak ödeme yapıldığını, borçlunun kısmi ödemeleri olsa da, bu ödemeler ana parayı karşılamamakla birlikte, ayrıca Amerikan Doları borcunun vadesinden çok sonra ödenmesi nedeniyle kur farkından kaynaklanan alacağı bulunduğunu, borçlu, tanzim edilen faturalar ile aldığı mal ve hizmetlerin bedelini müvekkilimize ödememiş olup borca ilişkin itirazlarında haksız olduğunu, davalının Gölcük İcra Müdürlüğü’nün █████████ Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz tüm itirazların iptali ile takibin devamına, borçlunun bu itiraz başvurusu bakımından kötü niyeti sabit olduğundan yasa gereği takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibi ve huzurdaki dava yetkisiz mahkemede açılmış olup yetki yönünden iş bu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin limited şirket şeklinde örgütlenmiş bir şirket olması sebebiyle, yerleşim yeri, merkezinin bulunduğu Bursa ili olduğunu, icra takibine ve davaya konu alacaklar zamanaşımına uğramış alacaklar olup dava bu yönüyle de reddedilmesi gerektiğini, takibe konu faturalara zamanaşımına uğramış faturalar olup bu anlamda faturalara konu alacaklar da zamanaşımına uğramış alacaklar olduğunu, müvekkil şirket tarafından davacıya bütün ödemeler yapılmış olup dava asıl alacak ve faizler yönünden tümden reddedilmesi gerektiğini, taraflar arasında bir dönem cari hesap ilişkisi kurulmuş ise de alacaklı olduğunu iddia eden davacı firma ile müvekkil firma arasında uzun süredir bir ticari işlem yapılmadığını, taraflar arasındaki ticari işler hem TL hem de USD cinsinden olup döviz cinsinden olacak alacaklar ödeme günündeki USD kurundan davacı firmaya ödendiğini, bu sebeple müvekkil firmanın davacı firmaya hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkil firma tarafından davacı firmaya ödemeler 2016 yılında Yapı Kredi Bankası Niltim Şubesi ve Ziraat Bankası Fevzi Çakmak Şubesinden, 2017 yılında Yapı Kredi Niltim Şubesinden, 2018 ve 2019 yıllarında Kuveyttürk Bankası Beşevler Şubesinden ödemeler yapıldığını, müvekkil firma tarafından ödemelerin bir kısmının çeklerle yapıldığını, davacının talep ettiği alacağın temeli kur farkı alacağına dayandığını, taraflar arasındaki faturalar incelendiğinde görüleceği üzere davacı tarafın kestiği faturalarda faturanın ne kadar süre içerisinde ödeneceği ve ödemedeki kur tutarı açıkça gösterildiğini, müvekkil tarafından bu faturada bahsedilen zamanlardan sonra faturaların ödenmesi suretiyle davacının kur farkı alacağının doğduğu kabul edilse bile bu hususta ne davacının kestiği kur farkı faturası bulunmakta ne de bu hususta davacının müvekkilden bir talep niteliğinde ihtarname veya bildirimi bulunmadığını, tarafların arasındaki ticari ilişkinin bitmesinden sonra herhangi bir ihtar ya da bildirim yapılmaksızın icra takibine geçilmesi sebebi ile işleyen faizler yönünden de alacaklı tarafın talepleri yerinde olmadığını, iddia edilen alacaklara işleyen faiz hususunda ödeme emrinde hesaplama ve faiz oranları ve açıklama yer almadığı için ödeme emrinin kanuna uygun olarak düzenlenmediğini, davaya konu alacak likit ve belirlenebilir olmayıp yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte olduğunu, bu sebeple davacının icra inkar tazminatı talebi şartlarını taşımadığı gerekçesiyle için reddedilmesi gerektiğini, davanın, yetkisiz mahkemede açılmış olması nedeniyle usulden reddine, talep edilen alacakların zamanaşımına uğramış olması sebebiyle zamanaşımı yönünden davanın reddine, esasa yönelik olarak dava konusu edilen tüm taleplerin esastan reddine, şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının kötü niyetli olarak iş bu davayı ikamet etmesi sebebiyle kötü niyet tazminatı ile cezalandırılmasına, vekalet ücreti ile tüm yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... Davacının açmış olduğu davanın REDDİNE, Davalının talep etmiş olduğu kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmaması nedeniyle REDDİNE ... " karar verilmiştir.
█████/2024 tarihli ek karar ile; Talebin KABULÜ ile; Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince hesaplanan 120.401,38 TL (2.870,81 TL ile, 27.362,51 USD'nin (karar tarihinde ki kur üzerinden TL karşılığı 818.959,92 TL) nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme ilk rapordaki eksik inceleme nedeniyle ortaya çıkan hata düzeltilerek, davacı şirketin kur farkından kaynaklanan alacağı hesaplanmış, 09.11.2023 tarihli üçüncü ve son raporda ise her ne kadar ikinci ve üçüncü raporda davacı şirketin, davalıdan, 1.760,56-TL ve 19.090,91-USD alacağı olduğu belirtilmiş ise de, davacı ve davalı tarafın ticari kayıtları ve dava dosyasına ibraz edilen faturalar ile ödeme makbuzları dikkate alınarak faturaların Türk Lirası, EURO ve USD değerleri ve döviz borcunun ödeme tarihindeki döviz satış kuru üzerinden değerleme yapıldığında, davacı şirketin davaya konu icra takibinde yazılı olan miktar kadar kur farkından kaynaklanan alacağı olmasına rağmen Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmesi yasaya ve usule aykırı olduğunu, bir diğer husus da, 09.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda, alacağın döviz cinsinden veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi gerektiğinin faturalarda belirtildiği tespit edildiği, bu durum davacının faturalarından anlaşılmasına rağmen davacı borcunu öderken vadesinden çok sonra, USD borcunu, TL olarak ödeme yapmış, bunun sonucunda ise müvekkilin kur farkından dolayı bir alacağı doğduğunu, davacı faturalarında açıkça belirtmesine rağmen fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden bir ödeme yapmamış, davacı bu durumu çok iyi bilmesine rağmen fazla para ödememek adına bu yolu izlediğinden kötü niyetli olduğu açıkça anlaşılmasına rağmen Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmesi yasaya ve usule aykırı olduğunu, Türk Borçlar Kanununda yabancı para birimiyle belirlenmiş alacaklarda ödemenin nasıl yapılacağı açıkça düzenlenmiş olup Yargıtay uygulamalarına da bakıldığında, Yerel Mahkemenin kararının yasaya ve usule aykırı olduğu ayrıca Mahkeme tarafından verilen ek karar da yasaya ve usule aykırı olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme gerekçeli kararının ve █████/2024 tarihli ek kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLER
: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; Davacı tarafından Gölcük İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas numaralı takip dosyası ile takip başlatıldığı, sonrasında davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz edildiği, alacak talebinin döviz cinsinden düzenlenen faturaların fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödenmemesinden kaynaklandığı, davacının özetle kur farkından kaynaklanan alacağını talep ettiği, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.
Davalı tarafından ödeme emrine itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilerek yetkili icra dairesinin Bursa İcra Daireleri olduğunun savunulduğu, ilk derece mahkemesince ön inceleme duruşmasında İcra Dairesinin yetkisine ilişkin bir kararın verilmediği görülmektedir.
İcra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmayıp, alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması halinde, icra dairesi kendiliğinden yetkisizliğini gözetemeyeceği için borçlunun itiraz yolu ile bunu ileri sürmesi gerekir. İtirazın iptali davalarında; icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi durumunda; İİK'nın 50. maddesi uyarınca; öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın HMK'nın 164. maddesi hükmü uyarınca; ön sorun olarak incelenmesi gerekir. İcra Dairesi'nin bu konuda re’sen inceleme yetkisi bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 114-(2) maddesi uyarınca, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı tutulmuş olup, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olması, itirazın iptali davasının, dava şartlarından biridir. HMK'nın 115-(2) maddesi; “Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir ancak dava şartı noksanlığı giderilmesi mümkün ise bunun giderilmesi için kesin süre verilir. Bu süre içerisinde dava şartı noksanlığı giderilmemiş ise davayı dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddeder" düzenlemesi karşısında icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği durumlarda mahkemece, İİK'nın 50. maddesi gözetilerek öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
İcra Dairesi'nin yetkisine yönelik itirazının incelemesi neticesi; mahkeme, icra dairesinin yetkili olduğuna karar verirse; borçlunun, icra dairesine yapmış olduğu yetki itirazı hakkında; Anayasa'nın 141/3 ve HMK'nın 27. maddesi uyarınca gerekçeli olarak icra dairesinin yetkisine vaki itirazın kaldırılmasına karar verilecektir ve bu kararını da taraflara tefhim veya tebliğ edecektir. Mahkeme yapmış olduğu inceleme neticesi; takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığına kanaat getirir ise, yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilecektir (YHGK. █████/2013 Tarih ve E:███████-372 Esas - K:█████████ sayılı kararı).
İlk derece Mahkemesi tarafından bu yönde alınmış bir ara karar bulunmadığından, davalının "yetki ve zamanaşımına itirazının reddine" ilişkin █████/2022 tarihli duruşmanın 5 nolu ara kararının, icra dairesinin yetkisine ilişkin bir değerlendirme içerip içermediğinin anlaşılamadığı, gerekçeli kararda da buna ilişkin bir değerlendirmenin yapılmadığı, bu nedenlerle icra dairesinin yetkisine itirazın değerlendirilmediği anlaşılmakla icra dairesinin yetkisine itiraz konusunda bir karar verilmesi için kararın kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.
Öte yandan; 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir.
Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır(Yargıtay 19. HD’nin █████/2018 tarihli ██████████ E, █████████ K. sayılı, █████/2017 tarihli ██████████ E, █████████ K. sayılı kararları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir(Yargıtay 19 HD'nin █████/2019 tarihli ████████ E, █████████ K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19. HD’nin █████/2016 tarihli ██████████ E, █████████ K. sayılı, █████/2013 tarihli ██████████ E, ██████████ K. sayılı kararları).
Mahkemece, düzenlenen faturaların döviz cinsinden düzenlendiği, bu kapsamda taraflar arasında döviz cinsinden bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından bu kapsamda kur farkından kaynaklı alacak talep edilebileceği, bu çerçevede bilirkişiden yeniden rapor alınarak cari hesap ilişkisine dayanak teşkil eden faturalar karşılığında çekle yapılan ödemelerin ayrıştırılması suretiyle kalan bakiye faturalar için kur farkının istenebileceği de gözetilerek varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi kararın kaldırılmasını gerektirmiştir (benzer nitelikte Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli, ██████████ - █████████ sayılı ilamı).
O halde Mahkemece yapılması gereken iş, icra dairesinin yetkisine davalının itirazı hakkında bir karar vermek, cari hesap ilişkisine dayanak teşkil eden faturalar karşılığında çekle yapılan ödemelerin ayrıştırılması suretiyle; kalan bakiye faturalar için kur farkının istenebileceği de gözetilerek bilirkişiden davacının talep edebileceği bedelin tespiti için rapor almak ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,
2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ███████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!