Anahtar kelimeler: İtirazname Mahsuba Terörle Açılarak İnceleyen Mücadele Çektirilmesine Süreç Sayı Rejimine

İtirazname No
: ██████████KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ
: 3. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: 3566-921I. HUKUKÎ SÜREÇSilahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.08.2018 tarihli ve 212-544 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 22.05.2019 tarih ve 3566-921 sayı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, bu hükmün de Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 09.10.2023 tarih ve 19654-6879 sayı ile eksik araştırmayla hüküm kurulduğundan bozulmasına karar verilmiştir.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 30.11.2023 tarih ve 78052 sayı ile; "...'Bölge Adliye Mahkemesi kararının 22.05.2019 tarihinde duruşmada tefhim edildiği, Cumhuriyet savcısının 22.05.2019 tarihinde gerekçeli temyiz sebeplerini içermeyen süre tutum dilekçesi vererek hükmü temyiz edeceğini gerekçeli kararın tebliğini talep ettiğini beyan ettiği, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının Cumhuriyet savcısına 31.05.2019 tarihinde UYAP'tan tebliğ edildiği ancak, Cumhuriyet savcısının CMK’nin 295/1. maddesinde öngörülen yasal süresi içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesi vermediği, yasal sürenin geçmesinden sonra 13.06.2019 tarihinde gerekçeli temyiz dilekçesi verdiği' anlaşılan somut olayda Cumhuriyet savcısının CMK'nın 291. maddesinde yazılı süresi içinde verdiği süre tutum (temyiz) dilekçesinde temyiz sebeplerinin bulunmadığı, gerekçeli kararın tebliğinden sonra CMK'nın 295/1. maddesinde yazılı yedi günlük süre geçtikten sonra verilen ve sebep içeren dilekçeye istinaden temyiz incelemesi yapılması imkanının olmadığı, zira ceza muhakemesinde yer alan diğer kişilere verilen eski hale getirme talebinden bulunma hakkının Cumhuriyet savcısına tanınmadığı" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 19.02.2024 tarih ve 22695-2149 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; süresi içinde verdiği temyiz dilekçesinde gerekçeli kararın tebliğini talep eden Cumhuriyet savcısına CMK’nın 295/1. maddesince temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğden itibaren yedi gün içerisinde verilmesi gerektiğinin bildirilmesinin zorunlu olup olmadığına, bu bağlamda ihtarat yapılmaması hâlinde yedi günlük süreden sonra verilen temyiz sebebi içerir ek dilekçe üzerine temyiz incelemesi yapılıp yapılamayacağının belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Şanlıurfa 6. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiği,Hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda sanığın yokluğunda, sanık müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yüzlerine karşı sanığın CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği, karara karşı kanun yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarına ilişkin olarak ''Verilen kararın hazır bulunanlar yönünden tefhim, yokluklarında karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren, 15 gün içerisinde, dairemize verilecek veya gönderilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyan tutanağa geçirilmek, yahut bulunulan ceza infaz kurumu aracılığıyla dairemize dilekçe gönderilmek suretiyle Yargıtay nezdinde temyiz edilebileceğine, Bu süre içinde temyiz edilmediğinde kararın kesinleştirilerek infazının sağlanacağının sanığa ihtarına (ihtar edilemedi)'' ibareleriyle kanun yoluna başvuru usulüne ilişkin ihtarın yapıldığı,Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının karar tarihinde yürürlükte olan CMK'nın 291/1. maddesinde belirtilen, hükmün açıklanmasından itibaren on beş günlük süre içerisinde sunduğu 22.05.2019 tarihli temyiz sebebi içermeyen süre tutum dilekçesi ile temyiz isteminde bulunduğu,UYAP sisteminden yapılan incelemede gerekçeli kararın onay işlemlerinin 31.05.2019 tarihinde tamamlanarak görüldü ekranına düşürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca gerekçeli temyiz dilekçesinin hüküm tarihinde yürürlükte olan CMK'nın 295. maddesinde belirtilen yedi günlük süreden sonra 13.06.2019 tarihinde sunulduğu,Özel Dairece "Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine göre, mahkeme kararlarında ilgili kişilerin kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, kanun yollarına başvurma olanağı var ise hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağı, süresi ve süre başlangıcı ile başvuru şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir biçimindeki açık ve buyurucu hükümleri ve 5271 sayılı CMK’nin 264/1. maddesinde yapılan yeni düzenleme ve bu düzenlemenin amacını açıklayıp kanun metniyle de uyum içeren gerekçesine göre 'kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz' buyurucu hükmünden Cumhuriyet savcılarının dahi yararlanmaları gerekmesi ve yargısal kararlarında bu yönde olması karşısında; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve █████████ esas, ████████ sayılı kararında, anılan konular açıkça gösterilmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının 11.06.2019 tarihli dilekçe ile yapmış olduğu temyiz istemi süresinde kabul edilerek" yapılan inceleme sonucunda eksik araştırmayla karar verilmesi isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verildiği,Anlaşılmaktadır.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin DeğerlendirmelerHukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesi yapılması, aksi hâlde ilgiliye yapılacak meşruhatlı tebligatla yedi günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceğinin ihtar edilmesi ve sonucuna göre esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerektiği pek çok Ceza Genel Kurulu kararında (02.06.2022 tarih ve 2021/3-397, 09.10.2024 tarih ve ████████-289, 26.02.2025 tarih ve ███████-92, 05.03.2025 tarih ve ████████-111 sayılı ilamları gibi) kabul edilegelmiştir.Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi günlük süreden sonra gerekçeli temyiz dilekçesi veren Cumhuriyet savcısı için de CMK'nın 295/1. maddesindeki ihtarın gerekip gerekmediği ve Cumhuriyet Başsavcılığının CMK’nın 40. maddesinde düzenlenen eski hâle getirme imkânından faydalanıp faydalanamayacağı husunun ise ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.Cumhuriyet Başsavcılığının kurumsal yapısı 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. 5235 sayılı Kanun'un "Cumhuriyet başsavcılığının kuruluşu" başlıklı 16. maddesinin birinci fıkrası; "Mahkeme kuruluşu bulunan her il merkezi ve ilçede o il veya ilçenin adı ile anılan bir Cumhuriyet başsavcılığı kurulur.","Cumhuriyet başsavcısının görevleri" başlıklı 18. maddesi;"Cumhuriyet başsavcısının görevleri şunlardır:1. Cumhuriyet başsavcılığını temsil etmek,2. Başsavcılığın verimli, uyumlu ve düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak, iş bölümünü yapmak,3. Gerektiğinde adlî göreve ilişkin işlemleri yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak,4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak. ...","Cumhuriyet savcısının görevleri" başlıklı 20. maddesi;"Cumhuriyet savcısının görevleri şunlardır:1. Adlî göreve ilişkin işlemleri yapmak, duruşmalara katılmak ve kanun yollarına başvurmak,2. Cumhuriyet başsavcısı tarafından verilen adlî ve idarî görevleri yerine getirmek,3. Gerektiğinde Cumhuriyet başsavcısına vekâlet etmek,4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak....'',''Duruşmalarda Cumhuriyet başsavcılığını temsil'' başlıklı 22. maddesi;"Kanunlarda Cumhuriyet savcılığının görev yapacağı belirtilen mahkemelerdeki duruşmalara, Cumhuriyet başsavcısı, görevlendireceği Cumhuriyet başsavcıvekili veya Cumhuriyet savcısı katılır. Gerektiğinde duruşmalara birden çok Cumhuriyet savcısı katılabilir.'',"Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı" başlıklı 30. maddesi;"Her bölge adliye mahkemesinde bir Cumhuriyet başsavcılığı bulunur. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet başsavcıvekili ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısından oluşur...""Cumhuriyet savcılarının görevleri" başlıklı 41. maddesi;"Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcılarının görevleri şunlardır:1. Bölge adliye mahkemesine gelen ceza davalarına ilişkin hüküm ve kararlara ait dosyaların duruşmalarına katılmak,2. Ceza daireleri kararlarına karşı gerektiğinde kanun yollarına başvurmak,3. Cumhuriyet başsavcısının vereceği diğer görevleri yapmak,4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak." şeklinde düzenlenmiştir.Bu düzenlemelere göre, duruşmalara katılmak ve verilen kararlara yönelik kanun yolu başvurusunda bulunmak Cumhuriyet savcılarının kanundan kaynaklanan görevleridir.Bunun yanında, CMK'nın tanımlar başlıklı 2. maddesinde şüpheli, sanık, müdafi, vekil, malen sorumlu kavramları tanımlanıp açıklandığı hâlde Cumhuriyet savcısı tanımlanmamış, bu kişiler arasında sayılmamıştır. Zira 5235 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddelerinde de açıklandığı üzere Cumhuriyet savcılığı; şüpheli, sanık, müdafi, vekil, malen sorumlu ya da CMK'da yer verilen kanuni temsilci gibi bir kişi değil, tıpkı yanında bulunduğu mahkemeler gibi kanunla kurulmuş ve düzenlenmiş bir kurumdur. CMK'nın 40. maddesinde ifadesini bulan eski hâle getirme kurumu temelde hastalık gibi kişisel durumlar için öngörülmüş bir imkândır. Cumhuriyet savcılığının kanuni yapısı ve kamu düzeninin sağlanmasındaki temel konumu gereğince olağan koşullar altında, kişilere benzer şekilde faaliyetlerinde herhangi bir kesinti ya da kısıtlanma öngörülebileceği kabul edilemez. Böyle bir durum, kamu hizmetlerinin görülmesindeki süreklilik ilkesiyle de bağdaşmayacaktır. Bu kıyaslamada CMK'nın 2. maddesine göre avukatların da CMK'nın 40. maddesi kapsamında kişi olduğuna kuşku yoktur, zira süreklilik ilkesi uyarınca Cumhuriyet savcılığı her durumda en az bir savcının görevlendirilebileceği bir makam iken avukatlar bu imkâna sahip değildir. Buna göre Cumhuriyet savcısının eski hâle getirme talebinde bulunma imkânı yoktur.Konuya ilişkin verilmiş 22.01.1962 tarihli ve 1-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı da, sorunun çözümüne katkı sunar ve ışık tutar niteliktedir. Bahse konu kararda; CMUK'un "Kanun yolunun tayininde hata" başlıklı 293. maddesinde (CMK'nın 264. maddesi) kanun yolu için nereye başvurulacağında yanılma hâlinin, başvurmanın hükümsüzlüğü sonucunu doğurmasını ve böylece kişilerin haksızlığa uğramasını önlemek için konulduğu, maddede sözü geçen yanılmanın, örneğin sanıklar veya davaya katılanlar yani kişiler için düşünülebileceği, ancak savcılar için söz konusu olmayacağına işaret edilmiştir. Karara göre; "Gerçekten ceza davasında savcı, kamu görevi yapan bir kimse olarak bir takım yetkilere sahiptir, fakat kişi olarak işle bir ilgisi yoktur. Savcının bir kararı temyiz etmesi veya etmemesi, şahsına ait bir takdir meselesi değildir. O, kamu yararına olacağı kanısına varınca, kanun yoluna başvurmak zorundadır. Bütün bunlar gösteriyor ki savcının halele uğrayacak hakları yoktur. O kanun yoluna doğru olarak başvurmazsa görevini yerine getirmemiş olur. Halbuki, gerek sanık, gerekse davaya katılan, kanun yoluna başvurup vurmamakta serbestirler ve bunlar, kamu yararını değil, kendi yararlarını düşünerek bu konularda bir karara varırlar ve uygun bulurlarsa, kendi aleyhlerine ve haksız olduğunu kesin olarak bildikleri bir karara dahi temyiz etmeyebilirler; onların bu işte kişiliklerini ilgilendiren hakları söz konusudur." Bu bağlamda, kanun yolundaki eksik bildirimin, kişiler yönünden eski hale getirme nedeni oluşturması ve kanun yoluna başvuru hak ve yetkisi bulunan kişilere mevcut eksikliği giderecek şekilde yeni bir tebligat yapılarak, eski hâle getirme yöntemiyle açılmış bir kanun yolu davasının incelenmesi mümkün ise de bir makam olan Cumhuriyet savcılığının bu haktan yararlanması olanaklı değildir.B. Somut Olayda Hukuki NitelendirmeBölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının karar tarihinde yürürlükte olan CMK'nın 291. maddesinde yazılı süresi içinde verdiği temyiz (süre tutum) dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verilmediği; gerekçeli kararın tebliğinden sonra yine karar tarihinde yürürlükte olan aynı Kanun'un 295/1. maddesinde yazılı yedi günlük süre geçtikten sonra verilen ve sebep içeren dilekçeye istinaden temyiz incelemesi yapılması imkânının bulunmadığı, zira ceza muhakemesinde yer alan diğer kişilere verilen eski hâle getirme hakkının Cumhuriyet savcısına tanınmadığı, süresinde sunulan ancak gerekçeli temyiz talebi bulunmayan bir dilekçeye dayanan temyiz davasında istemin CMK'nın 298. maddesi gereğince süresi içinde başvuruda bulunulmadığından dolayı reddedilmesi gerektiği kabul edilmelidir.Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2- Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 09.10.2023 tarihli ve 19654-6879 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,3- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 22.05.2019 tarihli ve 3566-921 sayılı hükmüne yönelik yasal süre içerisinde gerekçeli temyiz layihası vermeyen Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.