Anahtar kelimeler: Mücahir Önerler Çorlutekirdağ Katları Çorlu Tekirdağ Pafta Tapunun Bodrum İzninin

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: █████/2021
DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında █████/2017 tarihli Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süresinin █████/2017 tarihinden yapı kullanma izninin alındığı tarihe kadar geçen süre olduğunu, sözleşme ile yapı sahibi olan davalıya ait Tekirdağ ili Çorlu ilçesi Önerler Mücahir İstanbul Yolu Çorlu/Tekirdağ adresinde bulunan ve tapunun pafta ... ada, 1 parsel numarasında kayıtlı arsa üzerine yapılacak bodrum katları dahil 5 kat, toplam 5250 m2 inşaat alanına sahip yapının projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi hizmetini vereceğini, müvekkilinin sözleşme ile yükümlendiği edimlerini proje denetçisi mimar ve mühendisler vasıtası ile yerine getirmekte olduğunu, her bir mühendis ve mimarın denetim yapabileceği inşaat m2'sinin yapı denetim yasası ve yönetmeliği ile belirlendiğini, müvekkilleri sözleşme imzaladığında sözleşme konusu inşaatın denetimi için yeteri kadar mimar ve mühendis görevlendirip bu kişilerin maaş vs. giderlerini karşılamak zorunda olduğunu, davalının sözleşmelerin imzalanmasından sonra bu tarihe kadar inşaata başlamadığını, inşaata başlanmaması sebebiyle de müvekkillerine ücret ödenmediğini ancak müvekkilinin Denetim Kanunu ve yönetmelikleri uyarınca yasal zorunluluk sebebiyle sözleşme gereği yeteri kadar mimar ve mühendis görevlendirip bu kişilerin gider ve maaşlarını ödemek zorunda kaldığını, davalının sözleşmeye aykırı davranışı, inşaata başlayıp bitirmemesi sebebiyle müvekkilinin zararının oluştuğunu, bu zararın tazmin edilmesi gerektiğini beyan ederek kısmi dava olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.Davacı vekili ıslah dilekçesiyle; 40.881,97 TL alacağın sözleşme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; █████/2017 tarihinde yapı ruhsatı alan ve █████/2019 tarihine kadar inşaata başlamayan müvekkilinin sözleşmenin 3.maddesi gereğince sözleşme ile bağlı olmadığını, bu sebeple davacının sözleşmeye dayanarak talepte bulunamayacağını ancak sözleşmenin sona erme tarihine kadar yapılan işlemleri talep edebileceğini, sözleşmenin 3.maddesinde ruhsat alındıktan sonra iki yıl içinde inşaata başlanılmadığı takdirde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği düzenlenmiş ise de sona ermeye herhangi bir yaptırım yüklenmediğini, davacı sözleşmenin bu sona erme haline dayanarak işbu davayı açtığını, sözleşme bir tarafın haksız feshi ile sona ermediğini, davacının söz konusu talebi haksız olduğunu, sözleşmenin 5. Maddesinde yapı denetim hizmet bedelinin nasıl ödeneceği düzenlendiğini, buna göre, davacıya 1. Taksitte belirtilen "Ruhsat alınması aşamasında ödenecek olan proje bedeli" ödenmediğini, ancak ikinci taksitin muaccel hale gelebilmesi için davacının denetlemesi gereken bir inşaatın başlanmış olması şart olduğunu, İkinci taksit için kazı ve temel çalışması yapılmış olması gerektiğini, oysaki müvekkilleri söz konusu bölgeye inşaat yapmadığını, bu nedenle davacının talebi sözleşme ile de çeliştiğini, imzalanan sözleşmenin 9. Maddesinde de söz konusu personelin değişebileceği belirtilmiş, personelin değiştirilmesinin şartları gösterildiğini, bu nedenle davacının iddia ettiği gibi bir zararının olması mümkün olmadığını, İsim belirtilen personel çalışmaya fiilen başlamadığı gibi başka bir işte görevlendirilmesine engel bir durum da olmadığını, müvekkil şirket, servis müşteri sayısı ve iş yoğunluğundaki artışı karşılayabilmek amacıyla ilave bina yapmayı ve atölye ile yedek parça deposunu büyütmeyi planladığını, bu nedenle öncelikle belediyeden yapı ruhsatının alınması gerekli olduğunu, bu ruhsat başvurusunun ön koşulu da yapı denetim firması ile anlaşmak olduğunu, bu sebeple projeyi yapan mimarın referansı ile davacı ile anlaşıldığını, müvekkilleri şirketin beklediği büyümenin gerçekleşmediğini, araç piyasasındaki bedellerin yükselmesinin müvekkili şirketin işlerini de düşürdüğünü, müvekkili şirketin araç satışının geçen yılın aynı dönemine göre %50, servis araç girişlerinin de geçen yılın aynı dönemine göre %27 azaldığını, bu sebeple söz konusu projeye müvekkilleri şirketin ticari yaşantısının tehlikeye girmemesi adına gerek duyulmadığını, projeye mali durumlar nedeniyle başlayamadığını, davacının işbu dava tarihine kadar sözleşme gereğince tüm hakkedişleri ödediğini, herhangi bir zararı mevcut olmadığını, Yapı ruhsatı almak için yasal zorunluluk olan yapı denetim firması ile sözleşme akdedilmesinin müvekkilli şirkete yapıyı yapma yükümlülüğü yüklemeyeceğini beyan ederek haksız ve mesnetsiz iddialara dayalı davanın reddini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; ''...Davacı taraf █████/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile kısmi olarak 10.000,00 TL olarak belirtmiş olduğu alacağını ıslah etmiş ve toplam 40.881,97 TL üzerinden karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizin █████/2021 tarihli duruşmasında 3 no lu ara karar gereği davacı vekiline ıslah harcını yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, ıslah harcının süresi içerisinde █████/2021 tarihinde yatırıldığı anlaşılmıştır.Davacı taraf sözleşmenin davalı tarafça ifa edilmemesi nedeniyle menfi zararının giderilmesini talep etmektedir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, age., s. 427). Bu husus Borçlar Kanunu'nun 108. (6098 sayılı TBK'nın 125/son) maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Menfi zarar kavramına, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla (gönderilen şeyin kaybolması gibi) uğranılan zarar, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar ve dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, KİK payı, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve davalı şirket arasında █████/2017 tarihli yapı denetim hizmet sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme kapsamında yapı sahibi olan davalıya ait Tekirdağ ili Çorlu ilçesi Önerler Mücahir İstanbul yolu Çorlu Tekirdağ adresinde bulunan ve tapunun pafta ... ada, 1 parsel numarasında kayıtlı arsa üzerine yapılacak bodrum katları dahil 5 kat, toplam 5250 m2 inşaat alanına sahip yapının projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi hizmetinin davacı tarafça üstlenildiği, davaya konu sözleşme ile inşaat için, davacı yapı denetim firması tarafından mimar ve mühendis ... görevlendirilmiş olduğu, davaya konu inşaat için yapı ruhsatı alındığı, ruhsat öncesi projelerin incelenmesi hizmeti karşılığı Yapı Denetim Hizmet bedelinin %10 u ödendiği, yapı ruhsatı alınmasından itibaren davalının inşaata başlamadığı ve görevlendirdiği personellere maaş ve giderlerini ödemeye devam ettiği, bu nedenle yapılan masrafların davalı tarafça tahsilini talep ettiği, davacı tarafça talep edilen görevlendirdiği personel ve maaş giderleri davalı tarafça sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı ve davacı tarafça uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan menfi zarar kapsamında olduğu ve yapı ruhsatı alınmasına rağmen inşaatın başlanmaması halinde sorumluluğun iş sahibi olan davalı şirkette bulunduğu ve zararın davalı tarafından karşılanması gerektiği, dosyadaki delillerle uyumlu ve denetime elverişli bilirkişi raporunda ruhsatının hükümsüz kaldığı 11.04.2019 tarihi itibarı ile yapı denetim firmasının elemanlarına ödediği maaş ve diğer sosyal haklardan davalının payına düşen miktarın KDV dahil 40.811,97 TL olarak hesaplandığı, davalı tarafça görevlendirilen personellerin söz konusu dönemde başka işlerde çalışması durumunda masrafların istenemeyeceğine yönelik itirazda bulunmuşsa da bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere inşaat m2 hesabına göre personelin başka işlerde görevlendirmesinin mümkün olduğu, yapılan hesaplamada davalı inşaatında görevlendirilen süre ve m2 sine göre hesaplamasının yapıldığı düzenlenen raporun hükme ve denetime elverişli olduğundan davalı vekilinin rapora yönelik itirazlarının reddine karar verilmiş ve davacının davalıdan 40.811,97 TL sözleşmeden kaynaklı menfi zararının bulunduğu..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 30.811,97 TL'nin ıslah tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, sözleşmenin haksız feshi yada sözleşmeden dönme olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi haline ilişkin bir hüküm bulunmadığından mahkemece menfi zararların tazminine karar verilmesinin bir dayanağı bulunmadığını, davacının tamamladığı işlere istinaden ruhsat alınmasına kadar aşamada 1.taksit bedelinin ödendiğini, 2.taksitin ödenmesi için inşaata başlanmasının şart olduğunu, inşaata başlanmadığı için yapılmayan işlere ilişkin hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, inşaat başlamamışken teknik personelin görevlendirilmesi davacının riski olup bu işçilere yapılan ödemelerden müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, 4708 sayılı YDK 5. Maddesinde “Bu sözleşmede; taahhüt edilen hizmetin konusu, yeri, inşaat alanı, süresi, varsa yapı sahibi ile yapı müteahhidi arasında akdedilen sözleşmede yer alan yapının fizikî özellikleri, yapı denetimi hizmet bedeli, yapı denetiminde görev alacak teknik personel listesi ve diğer yükümlülükler yer alır.” hükmü düzenlendiğini, hükümde söz konusu personelin fiilen işe başlamasının şart olarak sunulmadığını sadece sözleşmede görev alacak teknik personelin listesinin yeterli olduğunu, bu durumda personel giderinden söz edilemeyeceğini, kaldı ki personelin başka bir projeye görevlendirilmesi noktasında bir yasak bulunmadığını, personelin başka bir işte görevlendirilmesi mümkün olduğundan menfi zarardan bahsedilemeyeceğini, personele yapılan ödemelerin müvekkilinin işi için özgülendiği, personelin başka bir işte çalışmadığı hususunda ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ancak ispatlanamadığını, sözleşmenin askıda beklediği sürede çalıştığı diğer firmalardan aldığı ödemelerin ticari defterinde görünecek olması ve yine bu firmalarda müvekkiline görevlendirdiğini iddia ettiği personelin çalıştığının tespit edilecek olması sebebiyle davacının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, tacir olan davacının ticari defterlerinin incelenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; taraflar arasında imzalanan yapı denetim hizmet sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Sözleşme;Taraflar arasında █████/2017 tarihinde Yapı Denetim Hizmet Sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı "yapı denetim kuruluşu", davalı "yapı sahibi" olarak anılmaktadır. İlgili hükümleri aşağıdaki şekildedir;Taahhüdün konusu, yeri miktarı başlıklı 2.maddesi; "Yapı sahibine ait Tekirdağ ili Çorlu ilçesi Önerler Mücahir İstanbul Yolu Çorlu/Tekirdağ adresinde bulunan ve tapunun ...pafta ... ada, 1 parsel numarasında kayıtlı arsa/arazi üzerine yapılacak bodrum katları dahil 5 kat, toplam 5250 m2 inşaat alanına sahip yapının yapı denetim kuruluşu tarafından projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi hizmetidir."Hizmetin süresi başlıklı 3.maddesi; "Hizmetin süresi, sözleşmenin imzalandığı █████/2017 tarihinden, yapı kullanma izninin alındığı tarihe kadar geçen süredir. Yapı ruhsatı alındıktan sonra iki yıl içinde inşaata başlanmadığı veya başlanıldığı halde, başlama müddeti ile birlikte beş yıl içinde bitirilmediği ve bu süre içerisinde ruhsat yenilenmediği takdirde, bu sözleşme başkaca bir bildirime gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Bu yapının bitirilmesi için öngörülen süre 12 aydır. Proje müelliflerince hazırlanan uygulama projelerinin ve hesaplarının, mühendislik ve mimarlık proje düzenleme esasları, imar planı, ilgili idarenin imar yönetmelikleri ile yürürlükte bulunan diğer yönetmelik, genelge, şartname ve standartlara uygunluğu, bu işte görev alan ve uygulama denetçisi mimar ve mühendisler tarafından, ...sür içerisinde incelenir."Sözleşmenin 4.maddesinde hizmet bedeli belirlenmiş, 5.maddesinde ise belirlenen hizmet bedelinin hangi aşamalarda ve oranda ödeneceği kararlaştırılmıştır. Buna göre 1.taksit ruhsat alınması aşamasında ödenecek olan sözleşme bedelinin %10'u kadar olan tutardır. Bu bedel davalı tarafça ödenmiş olup ihtilaf konusu değildir.
Yine sözleşmenin 9.maddesinde yapı denetim kuruluşunun görevlendireceği teknik personelin bilgilerine yer verilmiştir.Ayrıca dosya kapsamında yer alan yapı ruhsatı incelenmiş olup yapı ruhsatı █████/2017 tarihinde alınmış ve ruhsatın █████/2022 tarihine kadar geçerli olacağı belirtilmiştir. Ruhsat alınması akabinde ise inşaata başlanmadığı için 5.maddede belirtilen diğer ödeme aşamalarına geçilmemiş ve sözleşmenin 3.maddesi uyarınca inşaata başlanmadığı için süre sonunda yani █████/2019 itibariyle hizmet sona ermiştir. Bilirkişi raporu;1-Mahkemece inşaat mühendisi, muhasebeci ve hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten alınan raporda; taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca yapının birim maliyeti 750 TL olup, bir yıl için ödenecek Yapı Denetim Hizmet bedeli 59.850,00 TL olarak hesaplandığı, sözleşme uyarınca ruhsat öncesi projelerin incelenmesi hizmeti karşılığı Yapı Denetim Hizmet bedelinin %10'unun ödendiği, yapı ruhsatı alınmasından itibaren davalı İşveren inşaata başlamadığı için Yapı Ruhsatının düştüğü, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin de █████/2019 (sehven yazıldığı düşünülmektedir. Sözleşmeye göre █████/2019 tarihinde sona ermiştir) tarihinde otomatik olarak sona erdiği, Davacı yapı Denetim Kuruluşu, Proje ve Uygulama Denetçisi (Elek. Müh.), iki adet Proje ve Uygulama Denetçisi (Mak. Müh.), bir adet Proje ve Uygulama Denetçisi (Mimar), Proje ve Uygulama Denetçisi (İnş. Müh.),Uygulama Denetçisi (İnş. MÜh.) ve Kontrol Elemanı (Mimar) görevlendirdiği, bu elemanların işin devamı sırasınca davacı Yapı Denetim Şirketine maliyetinin; 2017 yılı 11,5 ay için toplam 11.090,28 TL, 2018 yılı 12 ay için toplam 12.403,13 TL, 2019 yılı 3 ay 11 gün için 4.175,72 TL olmak üzere toplam 27.669,13 TL olduğu, bu tutara (stopaj + genel gider + kar) toplamının %25'i olan 6.917,28 TL ilave edildiğinde 34.586,42 TL hesaplandığı ve %18 KDV eklenerek 40.811,97 TL bulunduğu,Yapı Ruhsatının hükümsüz kaldığı █████/2019 tarihi itibarı ile yapı Denetim Firmasının elemanlarına ödediği maaş ve diğer sosyal haklardan davalının payına düşen miktarın KDV dahil 40.811,97 TL olarak hesaplandığı, Yapı Ruhsatı alınmaması nedeniyle davacının hakediş düzenleyemediği ancak elemanları nedeniyle masraf yapmaya devam ettiği, sözleşmede bu konuda herhangi bir düzenleme yapılmadığı, diğer taraftan davacı Yapı Denetim Firmasının da bu konuda davalı İşvereni uyardığı hususunda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından davacı Yapı Denetim Şirketinin görevlendirdiği elemanlara yaptığı masrafın davalı İşveren payına düşen miktarı olan 40.811,97 TL'nin davacıya ödenip ödenmemesi veya bu miktardan herhangi bir indirim yapılması hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. 2-Aynı bilirkişi heyetinden alınan ek raporda; "Davacı Sözleşmenin imzalanması ile birlikte bu iş için “Proje ve Uygulama Denetçisi (Elek. Müh.), iki adet Proje ve Uygulama Denetçisi (Mak. Müh.), bir adet Proje ve Uygulama Denetçisi (Mimar), Proje ve Uygulama Denetçisi (İnş. Müh.),Uygulama Denetçisi (İnş. Müh.) ve Kontrol Elemanı (Mimar)” görevlendirmiştir. Davacı bu elemanları işin devamı sırasında görevli olarak bulundurmak zorundadır.Ayrılan bir eleman yerine en kısa sürede aynı nitelikte yeni eleman atanmaktadır. Bu elemanlar birden çok şantiyede görevlendirilebilirler. Yeter ki yasanın koyduğu kota aşılmasın.Örneğin “Proje ve Uygulama Denetçisi (Mimar)” için yasa 360.000 m2 inşaatı aynı anda kontrol etme imkanı tanırken “Kontrol Elemanı (Mimar veya İnş. Müh)” için bu sınır 30.000 m2 dir. Bu miktarların aşılması ile aynı görev için ikinci bir teknik eleman atanmaktadır.Davalı İş Sahibinin inşaata başlamamasına rağmen bu elemanlar davalının inşaatında da kontrol elemanı olarak görülmektedirler. Davacı Yapı Denetim şirketi bu elemanları davalının inşaatındaki görevlerinden alması halinde uygun bir sürede yeni eleman atamaması halinde yapı Ruhsatı kendiliğinden sona erer ve İş sahibi yeni bir yapı denetim kuruluşu ile sözleşme yapmak ve ruhsatı yenilemek zorunda kalmaktadır.Yapı Ruhsatı alınmasına rağmen inşaata başlamamak doğrudan İş Sahibinin sorumluluğundadır. Bu süre zarfında davacının kadrosunda olup ta bu iş ile ilgili olarak görevlendirilen elemanın maaşının bir kısmının (inşaat alanına göre) davalı tarafından karşılanması gerekir. Aksi takdirde örneğin “Kontrol Elemanı (Mimar veya İnş. Müh)” in görevlendirildiği bütün şantiyelerde inşaata başlanmaması halinde bu şantiyelerden hakediş alınamayacağı için kontrol elemanının bütün masrafının yapı Denetim Şirketi tarafından karşılanması gerekir ki bunun haksızlık olduğu açıktır.Yapı Denetim Şirketinin, davalının şantiyesi için görevlendirdiği elemanları başka şantiyelerde de görevlendirmesi, yapı denetim şirketinin başka işverenlerle de aynı anda sözleşme yapması mümkündür. Nitekim Dosyaya sunulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 02.04.2021 tarihli yazısı ekinde bir elemanın aynı anda birden çok şantiyede görevlendirildiği görülmektedir. Bu durumu ileri sürerek ödeme yapılmaması uygun bulunmamaktadır.İtiraz dilekçesinde sözleşmenin sona erdiği tarihten sonra da kontrol elemanları için hesaplama yapıldığı öne sürülmektedir. Sayın davalı vekili rapora dikkatle bakması halinde hesaplamanın 14.01.2017-11.04.2019 arası olduğunu görecektir. Bahsedildiği gibi 26.04.2019, 31.05.2019, 09.08.2019, 27.09.2019 tarihleri için hesaplama yapılmamıştır.Yukarıda yapılan inceleme ve tespitlere göre davalı vekilinin itirazları cevaplandırılmış olup, Kök rapordaki görüş ve kanaatimizi değiştirecek bir husus bulunmamaktadır." şeklinde kanaat bildirilmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ya da vaktinde ifa edilmemesinden doğan zarardır. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya ilişkin menfaatidir. Müspet zarar, edim, borçlu tarafından tam ve gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği durum ile halihazırda gösterdiği durum arasındaki farktır. Müspet zarar; fiili zarar ve yoksun kalınan kar olmak üzere iki kısma ayrılır (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s.2259). Borçlanılan edimin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının malvarlığının aktif kısmının azalmasına veya pasif kısmının çoğalmasına fiili zarar denir...Yoksun kalınan kar da müspet zararın bir parçasını oluşturur. Borca aykırı davranış olmasaydı, alacaklının malvarlığının göstereceği artışa yoksun kalınan kar denir. Burada sözleşmenin ihlali malvarlığında meydana gelecek muhtemel bir artışı engellemiş, önlemiştir... Yoksun kalınan kar ya malvarlığının aktif kısmının artmamasından yada pasif kısmının azalmamasından meydana gelir (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2261, 2262). Menfi zarar, sözleşmenin kurulamamasından veya geçersiz olmasından doğan zarardır. Burada sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan zarar söz konusudur. Başka bir deyişle menfi zarar, "...hüküm ifade etmeyen bir borç ilişkisinin hüküm ifade ettiğine ve hüküm ifade ediyormuş gibi sonuç doğuracağına güvenmekten doğan zarar"dır. Alacaklının malvarlığının halihazır durumu ile sözleşme yapılmamış olsaydı arz edeceği durum arasındaki fark, menfi zararı meydana getirir. Menfi zarar, alacaklının söz konusu sözleşmeyi yapmamasındaki menfaate tekabül eden zarardır. Menfi zararı oluşturan unsurların başında, sözleşmenin kurulması için yapılan giderler gelir. Özellikle noter veya resmi bir makamda yapılan sözleşmeler için ödenen resim, harç ve giderler yer alır. Alacaklının, borçlu tarafından yapılacak ifayı kabul için yaptığı giderler de menfi zarara dahildir... Yapılan sözleşmenin geçerliliğine güvenerek başka bir sözleşme yapmamak kaçırılan fırsatlar da menfi zararın bir türünü oluşturur. Menfi zararda kaçırılan fırsat, müspet zararda yoksun kalınan kara benzer (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2263, 2264). Müspet zarar (olumlu zarar) sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden ifa edilmemiş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki fark, menfi zarar ise yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zararlardır. Yani müspet zararın konusunu sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı doğmayacak zararlar oluşturmaktayken, menfi zararın konusunu ise sözleşme hiç yapılmamış olsaydı doğmayacak olan zararlar oluşturmaktadır. Menfi zarar kurulamayan veya geçerli olmayan bir sözleşmeden kaynaklanıyorken, müspet zarar borcun ifa edilmemesinden kaynaklanmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2023 tarihli 2021/(15)6-874 E. ████████ K. sayılı ilamında; "...Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur.Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir. Borcun ifa edilmemesi hâli, somut olayda sözleşme tarihinde yürürlükte olan TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112). Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar sayılmaz (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247).Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir.Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Müspet zarar kapsamında kâr kaybı, kârdan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır ve sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın mal varlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik mevcut olmaz. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482)." Somut dosyada, dava konusu talep menfi zarardır. Zira davacı, sözleşme gereğince inşaatın yapılacağı inancıyla bir kısım personel istihdam ettiğini ve sözleşme süresince istihdam etmeye devam ettiğini ancak davalının inşaata başlamamış olması sebebiyle ödenen personel giderleri açısından zarara uğradığını ileri sürmektedir. 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 1. maddesindeki tanımlamaya göre yapı denetiminin amacı; can ve mal güvenliğini teminen imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli bina yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamaktır.Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un, "Yapı Denetim Kuruluşları ve Görevleri" başlıklı 2.maddesinde; "Bu Kanun kapsamına giren her türlü yapı; Bakanlıktan aldığı izin belgesi ile çalışan ve münhasıran yapı denetimi ile uğraşan tüzel kişiliğe sahip yapı denetim kuruluşlarının denetimine tabidir. Yapı denetim hizmeti; yapı denetim kuruluşu ile yapı sahibi veya vekili arasında akdedilen hizmet sözleşmesi hükümlerine göre yürütülür. Yapı sahibi, yapım işi için anlaşma yaptığı yapı müteahhidini vekil tayin edemez." "Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmeleri" başlıklı 5.maddesinde; "(Değişik birinci fıkra:11/5/2018-███████ md.) Yapı denetim hizmet sözleşmeleri, yapı sahipleri ile Bakanlıkça yayımlanacak usul ve esaslara göre elektronik ortamda belirlenen yapı denetim kuruluşları arasında akdedilir. Bu sözleşmenin bir sureti taahhütname ekinde ilgili idareye verilir. Yapı denetim hizmet sözleşmeleri Bakanlıkça belirlenen haller dışında feshedilemez." hükümlerine yer verilmiştir.█████/2008 tarih ve 26778 sayılı Resmi Gazetede yayımlananan Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'nin "Teknik personelin denetim yetkisi" başlıklı 15.maddesi; "(1) Yapı denetim kuruluşunda görev alacak denetçi personelin unvanlarına göre denetim yetkisi sınırları ve görevleri aşağıda gösterilmiştir:a) Proje ve uygulama denetçisi mimar, mimari projenin ilgili mevzuata uygunluğunun ve yapının her safhasında bu projelere uygun yapılıp yapılmadığının denetimini yapar. Denetim yetkisi sınırı 360.000 m2 toplam inşaat alanıdır.b) Proje ve uygulama denetçisi inşaat mühendisi, zemin etüdü raporuyla birlikte yapı statiği, betonarme-çelik-ahşap-yığma yapı hesabı, projelerin ve yapının denetimi ile görevlidir. Denetim yetkisi sınırı 360.000 m2 toplam inşaat alanıdır.c) Uygulama denetçisi inşaat mühendisi, yapı denetimini yapar. Denetim yetkisi sınırı 120.000 m2’dir.ç) (Değişik:RG-5/2/2013-28550) Proje ve uygulama denetçisi makine mühendisi, proje ve yapı denetimini yapar. Denetim yetkisi sınırı 180.000 m2’dir.d ) (Değişik:RG-5/2/2013-28550) Proje ve uygulama denetçisi elektrik mühendisi, proje ve yapı denetimini yapar. Denetim yetkisi sınırı 180.000 m2’dir.....................(4) (Değişik:RG-█████/2018-30640) Yardımcı kontrol elemanı: Yapı denetim kuruluşunda görev alan yardımcı kontrol elemanı, denetçi mimar ve denetçi mühendisin sevk ve idaresi altında görev yapar. Görevlendirildikleri yapılarda denetçi mimar ve mühendislerin vereceği görevi yerine getirir ve sorumluluğu altında bulunan işlerden dolayı denetçi mimar ve mühendisler ile birlikte müteselsilen sorumludur. Teknik öğretmen, yüksek tekniker, tekniker ve teknisyenler her yıl Bakanlık tarafından yayımlanan Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğe göre III. Sınıf B Grubuna (dâhil) kadar olan ve inşaat alanı 13.500 m2’yi geçmeyen bir yapının denetimi üstlenildiğinde, yapı denetim kuruluşunda yardımcı kontrol elemanı olarak görevlendirilebilir. Denetim yetkisi sınırları, inşaat alanı itibarı ile aşağıdaki tabloda belirtilmiştir:..." şeklindedir. Tabloya göre yardımcı kontrol elemanı olarak görevlendirilen inşaat mühendisi ve mimar yönünden denetim yetkisi sınırı 30.000 m2 olarak belirlenmiştir. Yönetmeliğin 23.maddesinde "Sözleşmenin sona ermesine ilişkin esaslar" düzenlenmiştir. 23/1.maddesinde; "Yapı ruhsatı alındıktan sonra iki yıl içinde inşaata başlanmadığı veya başlandığı halde, başlama müddeti ile birlikte beş yıl içinde yapı bitirilemediği ve bu süre içerisinde ruhsat yenilenmediği takdirde, yapı sahibi ile yapı denetim kuruluşu arasında akdedilen sözleşme başkaca bir bildirime gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Bu durumdaki işler için ilgili idare tarafından onaylanmış seviye tespiti İl Yapı Denetim Komisyonuna gönderilir. Söz konusu işin inşaat alanı, yapı denetim kuruluşu ile birlikte, denetçi mimar ve mühendisleri ile yardımcı kontrol elemanlarının sorumluluğu altında bulunan inşaat alanından minha edilir. Yapı sahibi, yeni bir yapı denetim hizmet sözleşmesi imzalayarak işe devam edebilir." hükmüne yer verilmiştir. Bilirkişi raporunda hesaplamanın hangi esaslara göre yapıldığına dair bir açıklama yer almamakla birlikte, hesaplamanın Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği'nin 15.maddesine göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Yönetmeliğe göre her bir personelin yetkili olabileceği toplam m2 denetim yetkisi sınırı olarak belirlenmiştir.Bilirkişi raporunda 2017 yılına ilişkin bedel sözleşmenin imza tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren 11,5 ay olarak hesap edilmiş ise de, ruhsat alındığı aşamaya kadar yani █████/2017 tarihinde kadar yapılan işe yönelik davalı tarafından %10 hizmet bedelinin ödendiği, ödenen bu bedel içerisinde ise davacı tarafından yapılacak masrafların da dahil olduğu anlaşılmakla bu durumda 2017 yılı ücreti █████/2017 tarihinden itibaren hesap edilmesi gerekirken mevcut hesaplama dosya kapsamına uygun görülmemiş, 2017 yılı için hesaplamanın 8 ay 20 gün üzerinden yapılması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hesaplama yapılmıştır; Yapı denetim hizmet personeli M2 sınırı 2017 maaşı TL / m2Yapı m2Sözleşme ay Maaş bedeliProje ve uygulama denetçisi (mimar) 360.000 3.500,00 0,0097 4.725 8 ay 20 gün 397,19Proje ve uygulama denetçisi (inşaat müh.) 360.000 3.500,00 0,0097 4.725 8 ay 20 gün 397,19Proje ve uygulama denetçisi (elektrik müh.) 180.000 3.500,00 0,0194
4.725 8 ay 20 gün 794,39Proje ve uygulama denetçisi (makine müh.) 180.000 3.500,00 0,0194 4.725 8 ay 20 gün 794,39Uygulama denetçisi (inşaat müh.) 120.000 3.500,00 0,0292 4.725 8 ay 20 gün 1.195,74 Kontrol elemanı (mimar veya inş. müh) 30.000 3.500,00 0,1167 4.725 8 ay 20 gün 4.778,80 Toplam 8.357,70Bu durumda 8.357,70 TL (█████/2017'den itibaren 2017 yılı) + 12.403,13 TL (2018 yılı) + 4.175,72 (█████/2019'a kadar 2019 yılı) = 24.936,55 TL,Stopaj + Genel Gider + Kar personel bedelinin % 25'i oranında hesap edilerek = 6.234,13 TL, Olmak üzere; 24.936,55 TL + 6.234,13 TL = 31.170,68 TL bulunmuş ve 5.610,72 ( %18 KDV) eklendiğinden 36.781,40 TL zarar hesap edilmiştir.TBK'nın 114.maddesinde; "Borçlu, genel olarak her türlü kusurdan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin özel niteliğine göre belirlenir. İş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluk daha hafif olarak değerlendirilir. Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır."TBK'nın 50.maddesinde; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. "TBK'nın 51/1.maddesinde; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." hükmü yer almaktadır.Somut olayda, sözleşme █████/2017 tarihinde imzalanmış olup yapı ruhsatının alındığı tarih █████/2017 tarihidir. Sözleşme uyarınca, davacı tarafa ruhsat alınması aşamasında ödenmesi gereken % 10 bedel █████/2017 tarihli faturaya istinaden davalı tarafından ödenmiştir. Bu tarihten sonra ise inşaatın başlaması gerekirken ruhsat süresinin sona erdiği tarihe kadar bir işlem yapılmamıştır. Davacı, bu süre boyunca personelin istihdam edildiğini ileri sürmekte ise de; söz konusu personelin sözleşme ve denetim sınır yetkileri uyarınca istihdam edildiği, şayet inşaata devam edilmeyecek ise söz konusu projedeki yetkilerine son verilerek başka bir proje kapsamında değerlendirileceği hususları davalı tarafa ihtar edilerek, bu yönde bir işlem yapılması gerekirken, herhangi bir ihtar ve bildirim yapılmamış olması sebebiyle zararın oluşumunda davacının da müterafik kusurunun (%50) bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu durumda; davacının müterafik kusuru da değerlendirilerek 36.781,40 TL zararın yarısı olan 18.390,70 TL yönünden davanın kısmen kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan, davalı vekilinin istinaf talebi kabul edilerek HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M
:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2021 tarihli ████████ E. ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK;a-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, 10.000,00 TL'nin dava tarihi █████/2019 tarihinden itibaren, 8.390,70 TL'nin ıslah tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, b-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,c-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 1.256,26 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından 170,78 TL peşin harç ve 526,18 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 559,30 TL harcın davalı taraftan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,ç-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ve 526,18 TL ıslah harcı toplamı 741,36 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacı tarafından tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere yapılan toplam 2.612,60 TL yargılama giderinden, davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 1.177,29 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, e-Davalı tarafından yapılan 21,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 11,53 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, f-Davacı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 18.390,70 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,g-Davalı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesap edilen 22.421,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,ğ-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle arabuluculuk ücreti olarak suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'den, 725,19 TL'sinin davacıdan, kalan 594,81 TL'sinin ise davalıdan tahsili tahsili ile Hazineye gelir kaydına,h-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,2-İstinaf yargılaması giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcının, davalı tarafça yatırılan 697,00 TL'den mahsubu ile bakiye 81,60 TL harcın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, c-Davalı tarafından sarfedilen 777,50 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iade edilmesine,d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,e-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2025
ır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!