Anahtar kelimeler: Ankraj Fore Püskürtme Kazık İşçiliği Ofis Beton Feshetmiş Üstlenmiş Yapısı

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin hiçbir sebep göstermeksizin müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşmeyi haksız şekilde feshetmiş olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 11.03.2024 tarihinde "İstanbul İli ... İlçesi .... Sözleşmesi" imzalanmış olup sözleşme gereği müvekkili şirketin, uzman firma olarak sözleşme konusu olan İstanbul ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada 7 parselde yapılacak konut ve ofis yapısı için uygulama projesi, fore kazık, ankraj işçiliği ve malzemesi, püskürtme beton işçiliği gibi işleri üstlenmiş olduğunu, tarafların, müvekkili şirket tarafından hazırlanan ... Projesinin .... Üniversitesi İnşaat Fakültesi Dekanlığınca onaylanacağı hususunda anlaşmış olup müvekkili şirket tarafından hazırlanan Kazı Destek Sistemi İksa Uygulama Tasarımı Çizim Ve Hesap Raporlarının, 05.04.2024 tarihli Geoteknik Değerlendirme Raporu ile onaylanmış olduğunu, işbu rapor karşılığında müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeye ilişkin dekontun ekte sunulduğunu, görüldüğü üzere müvekkilinin; taraflar arasında yapılan anlaşma gereği tarafına düşen yükümlülüğü tam ve eksiksiz şekilde yerine getirmekte iken davalı şirketin, 24.06.2024 tarihinde müvekkili şirkete göndermiş olduğu yazı ile hiçbir sebep göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmiş olduğunu, dolayısıyla davalı şirketin gerçeğe aykırı olarak taraflar arasında gerekli mutabakat sağlanamadığından hareketle sözleşmenin feshedildiğine dair beyanının iyi niyet kuralına aykırı olduğunu, davalı şirketin işbu haksız fesih bildirimi sonrasında taraflarınca dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, ancak tarafların anlaşamamış olduklarını, davalı şirketçe yapılan haksız fesih nedeniyle müvekkili şirketin yoksun kalınan kar tazminatına hak kazandığının açık olduğunu, taraflar arasında imzalanan 11.03.2024 tarihli "İstanbul İli ... İlçesi ... Sözleşmesi'nin "İşe Ait Fiyat Cetveli Ve Yükümlülükler" başlıklı 6.4.1 maddesi ile Alternatif Proje-1 için KDV hariç 65.000.000,00-TL, Alternatif Proje-2 için KDV hariç 60.000.000,00-TL ödeneceği hususunda anlaşılmış olduğunu, fakat sözleşmenin davalı şirket tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkili şirkete ödeme yapılmamış olup müvekkili şirketin, kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek olan çoğalmadan mahrum kalmış olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin, dava konusu sözleşmenin ifa edileceğine duyduğu güven sebebiyle işbu sözleşmenin kapsadığı tarih aralığında farklı bir sözleşme akdedememiş olduğunu, bu sebeplerle müvekkili şirketin mahrum kalınan karını talep etme zarureti hasıl olduğunu, müvekkili şirketin, dava konusu sözleşme edimlerinin yerine getirileceğine güvenerek birtakım masraflar yapmış olup bu masrafların davalı şirketten tahsili gerektiğini, müvekkili şirketin, sözleşme edimlerinin yerine getirileceğine duyduğu güven ile hareket etmiş olup çalışanlarından ...'nin, Ocak 2024 - Nisan 2024 dönemi aralığında işbu dava konusu proje için istihdam edilmiş olduğunu, ayrıca müvekkili şirket tarafından ilave zemin etüdü yaptırılmış ve buna ilişkin masrafın müvekkili şirket tarafından karşılanmış olduğunu, müvekkili şirketin hak etmiş olduğu tazminata ilişkin hesaplama yapılırken müvekkili şirket tarafından işbu proje için halihazırda yapılmış olan masrafların da dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin, sözleşme gereği ceza koşulu ödemekle yükümlü olduğunu, taraflar arasında imzalanan 11.03.2025 tarihli protokolün "Taslak Sözleşme Koşullarının Geçerliliği" başlıklı 3. maddesinin 2. bendinin "Uzman firmanın hazırlamış olduğu projenin iptal edilmesi durumunda ... 1.000.000,00-TL (Bir milyon Türk Lirası) tazminat ödeyecektir." şeklinde olduğunu, bilindiği üzere tarafların, aralarında yapacakları bir sözleşme ile ceza koşulu miktarını serbestçe belirleyebileceği gibi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun "Ceza İle Zarar Arasındaki İlişki" başlıklı 180. maddesinin; "Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir." şeklinde olduğunu, somut olayda tarafların, 11.03.2025 tarihli protokol ile sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumundan bağımsız olarak müvekkili şirketin uzman firma sıfatıyla hazırlamış olduğu projenin iptal edilmesine rağmen işveren firma tarafından kullanılması halini ceza koşuluna bağlamış olup şartları oluşan ceza koşulunun davalı şirketten tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini beyanla; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; mahrum kalınan kar alacağı yönünden belirsiz alacak davası (HMK 107), masraf alacağı ve cezai şart tazminat alacağı yönünden kısmi dava (HMK 109) olmak üzere; 1.000,00 TL cezai şart tazminatının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduatı faizi ile birlikte, 1.000,00 TL masraf alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduatı faizi ile birlikte, 1.000,00 TL mahrum kalınan karın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduatı faizi ile birlikte fazlaya dair talep, hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 3.000,00-TL maddi tazminatın sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduatı faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle davanın esasına girilmeden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davada davacının; cezai şart tazminatı, masraf alacağı ve mahrum kalınan kar alacağı talepleri yönünden "fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla" belirterek belirsiz alacak davası olarak toplam 3.000,00 -TL maddi tazminat talep ederek alacak davasını ikame etmiş olduğunu, ancak kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının huzurdaki davada talep ettiği alacakların belirlenebilir nitelikte olduğunu, mahkememizin malumu olduğu üzere taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirlenen cezai şart bedelinin belirsiz alacak olarak açılmasının, davacının yaptığı masrafların miktar, bedelini ve ne kadar kar edebileceğini ve ne kadar kardan mahrum kaldığını bilebilecek durumda olduğunu, bu nedenle ödenmesi gereken harcın düşük hesaplanması ve haksız çıkacağını bilen davacının fazla ret vekalet ücreti ödemekten kaçınma amacıyla hukuka ve kanuna aykırı belirsiz alacak davası ikame edilmiş olduğunu, bu nedenle davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yarar bulunmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, taraflar arasında imzalanan İksa ve Zemin İyileştirme İşleri Sözleşmesinin 24. maddesi uyarınca taraflar arasındaki anlaşmazlıkların çözüm yeri olarak İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili kılınmış olup mahkememizce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul Asliye Ticaret Mahekemelerine gönderilmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan İksa ve Zemin İyileştirme Sözleşmesinin şartları davacı tarafından yerine getirilmediğinden müvekkili şirket tarafından yine aynı sözleşmeye uygun şekilde sözleşmenin feshedilmiş olup davacının haksız fesih iddialarının ve bu iddiaya dayanan masraf ve mahrum kalınan kar taleplerinin hukuka ve sözleşmeye aykırı olup reddi gerektiğini, nitekim davacı ile müvekkili şirketin proje sorumluları arasında sözleşmeye uygun şekilde proje çıkarılması ve sözleşme şartlarına uygun iş güvenliği sağlanması gerektiğinin bildirilmiş olduğunu, davacının iş profesyonelliğine yakışmayacak bir şekilde müvekkilinin projenin iş güvenliği ve işçi sağlığı açısından uygun hale getirilmesi işin süresinde yapılması taleplerine karşı cevap vermemiş ve sözleşmeyi defalarca ihlal etmiş olduğunu, davacının, müvekkili şirketin sözleşmeye uyulması yönündeki taleplerine uygun cevap verilmediğinden müvekkili tarafından sözleşmenin 19.2 numaralı işverenin fesih serbestliği ve sonuçları ile 21. maddede belirtilen fesih şartlarına uygun şekilde fesih bildiriminin davacıya bildirilmiş olduğunu, iş bu dilekçe ekinde sunulan sözleşme ve fesih bildirisi incelendiğinde ve tanıkları dinlendiğinde yukarıda bahsettikleri hususların doğruluğunun teyit edilmiş olacağını ve davacının davasındaki kötü niyetli ve haksız kazanç sağlama amacının ortaya çıkacak olduğunu, bu nedenle taraflar arasında imzalanan sözleşme müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğinden davacının haksız fesih nedeniyle talep ettiği mahrum kalınan kar ve masraf taleplerinin reddi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan İksa ve Zemin İyileştirme Sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedilmiş olduğunu, davacının dava dilekçesinde cezai şart talebini dayandırdığı protokolü dilekçesi ekinde sunmadığı gibi talebini dayandırdığı maddeyi de eksik belirtmiş olduğunu, bu nedenle davacıya ilgili protokolü sunması için kesin süre verilmesini talep ediyor olduklarını, davacının sözleşmesinin müvekkili tarafından projenin eksik, hatalı ve taleplerine yanıt alınamaması üzerine feshedilmiş olduğunu, taraflar arasında imzalanan 11.03.2024 tarihli ek protokolde "Projenin revizesinden sonra ek olarak alınacak üniversite onayında yukarıda belirtilen teknik gerekçeler sebebiyle tekrar projenin kabul görmemesi durumunda işveren sözleşmeyi gerekçe göstermeksizin feshetme hakkına sahiptir. Uzman firmanın hazırlamış olduğu projenin iptal edilmesi durumunda işveren projeyi kullanamayacak olup, kullanması durumunda 1.000.000,00 TL ( Bir Milyon Türk Lirası) tazminat ödeyecektir." ifadeleri ile davacının hazırladığı projenin müvekkili tarafından sözleşme feshedilmesine rağmen kullanılması halinde cezai şart ödeneceğinin belirtilmiş olduğunu, nitekim bu hususun davacının dilekçesinin 3. sayfasının son paragrafında "Somut olayda taraflar, 11.03.2025 tarihli protokol ile sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumundan bağımsız olarak müvekkil şirketin uzman firma sıfatıyla hazırlamış olduğu projenin iptal edilmesine rağmen işveren firma tarafından kullanılması halini ceza koşuluna bağlamış olup şartları oluşan ceza koşulunun davalı şirketten tahsili ile müvekkil şirkete ödenmesi gerekmektedir." şeklinde beyanıyla savunmalarını kanıtlamakta olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiş olup yeni bir proje yaptırmak zorunda kalmış, bu nedenle davacının projesinin kullanılmamasına rağmen ve bu konuda herhangi bir delil sunulmamasına rağmen böyle bir talepte bulunulmasının açıkça hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, bu nedenle davacının haksız ve kötü niyetli cezai şart talebinin reddi gerektiğini beyanla; İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olması nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesine, davacının haksız ve mesnetsiz davasının usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında imzalanan █████/2024 tarihli İksa ve Zemin İyileştirme İşleri Sözleşmesinin davalı şirket tarafından haksız şekilde feshedilmesi nedeniyle mahrum kalınan kar alacağı, masraf alacağı ve cezai şart tazminatı alacağı yönünden maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca BK'nın 73. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
6100 sayılı HMK'nun 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlenmesine yer verilmiştir. Kesin yetki durumunda yetki sözleşmesi yapılamaz. Nitekim HMK'nın 18.maddesinde açıkça; "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının dava dilekçesi ekinde, davalının ise cevap dilekçesi ekinde sunmuş oldukları, tarafların kaşe ve imzasını taşıyan İstanbul İli ... İlçesi .... İyileştirme İşleri Sözleşmesi kapsamında davacı tarafın davalı taraftan alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı taraf cevap dilekçesi ile birlikte yetki ilk itirazında bulunmuş, ekinde yer alan ve davacı tarafın kaşe ve imzasını taşıyan sözleşmede uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri'nin kararlaştırıldığını beyan etmiş, belirtilen sözleşme davacı tarafça inkar edilmemiş olup incelenmesinde de davacı şirketin kaşesinin yer aldığı ve imzalı olduğu görülmüştür.
Buna göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davanın ve dava konusu alacağa dayanak olan sözleşmenin taraflarının ticari şirket olmaları nedeniyle tüzel kişi tacir sıfatına haiz oldukları, 6100 sayılı HMK'nun 17. Maddesinde tacirler arasında yetki sözleşmesinin düzenlenmesine cevaz verildiği, her iki taraf da tacir olduğundan yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, somut uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle kesin yetki halinin mevcut olmadığı görülmektedir. Bu doğrultuda davacı tarafından iş bu davanın yalnızca yetki sözleşmesinde kararlaştırılan görevli ve yetkili İstanbul Ticaret Mahkemelerinde açılabileceği kanaatine varılarak, davaya bakmaya mahkememiz yetkili olmadığından HMK 114/1-ç ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Dava dilekçesinin yetki yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Yetkili Mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-Yetkisizlik kararının İstinaf yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda, kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; Mahkememizin yetkisizliğine dair kararın İstinaf yasa yolundan geçmek suretiyle kesinleşmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde (HMK 20. maddesi) Mahkememize başvurması halinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Süresinde müracaat edilmemesi halinde HMK 20/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, bu usuli kararın verilmesi ve bu kararla birlikte harç hususunun re'sen karara bağlanması hususlarının re'sen gözetilmesine; re'sen gözetilmesi gereken hususlar dışında kalan yönlerden ise gerekirse talebe bağlı olarak değerlendirme YAPILMASINA,
5-HMK' nın 330/2 maddesi gereğince harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yetkili mahkeme tarafından DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
¸
Hakim ....
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!